ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
  
Offline
Mesaj Sayısı: 1127
|
 |
« : 16 Haziran 2010, 12:09:53 » |
|
Ukab Nedir? Sancak-ı Şerif
Sözlükte "kartal ve karakuş" anlamına gelen ukab, Peygamberimizin savaşlarda kullandığı bayrak veya sancağın adıdır. Hz. Peygamberin bayrak ve sancaklarının siyah ve beyaz olduğu hakkında rivâyetler vardır. Beyaz sancağın üzerinde kelime-i tevhid yazılı idi. (İ.U.)
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) hicretin ikinci yılında Ubeyde b. Haris b. Abdülmuttalib b. Abdümenâf’ı bir seriyye’nin başında gönderdi ve kendisine bir râye bağladı. (çektirdi, verdi), İbn İshak şöyle der:
“Bize ulaştığı kadarıyla bu, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) Müslümanlardan biri için bağladığı ilk râyedir.” Yine ikinci yılda Hamza b. Abdülmuttalib'i başka bir tarafa gönderdi. Bazıları bunun ilk verilen râye olduğunu söylerler. Bu iki seriyyenin gönderilmesinin birbirine yakın zamanlarda olduğu düşünülerek iki görüşün uzlaştırılması ihtimal dâhilindedir.
Râye’nin Ebadı
İshak b. İbrahim er-Remlî Şâm bâdıyesı hadislerinden olarak Haram b. Abdurrahman el-Has'amî yoluyla Ebû Zur'a el-Fezaî es-Sümâlî den şu tahricde bulunur:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ona râye olarak bir arşına (zira=90 cm) bir arşın ebadında beyaz bir kumaş parçası verdi." Hz. Peygamber ona râye'yi verdikten sonra "Ey Ebû Zur'a, kavmine gît ve içlerinde kim Ebû Zur'a'nın râyesi altına girerse emniyettedir' diye ilanda bulun" buyurdu. Ebû Zur'a, ben de öyle yaptım, der. Râyelerde Hilâl Şekli İbn Hacer el-İsâbe’de Sa'd b. Mâlik el-Ezdî'nin tercümei hâlini vererek İbn Yunus'tan şu bilgiyi nakleder:
Sa'd b. Mâlik, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve sellem) elçi olarak geldi, Rasülullah ona kavmi için siyah bir râye verdi. Râye' de beyaz bir hilal vardı. Sa'd b. Mâlik Mısır fethine katılmış olup orada soyundan kimseler bulunmaktadır. İslâmî râye’deki hilal şeklinin menşei de böylece anlaşılmış olmaktadır.
Allah Resulümün Liva (sancak) Ve Râyelerinîn Renkleri, Râye'sînîn Adı Ve Beyaz Liva’sına Yazılan Yazı. İbn İshak şöyle der:
Beyaz: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) Büyük Bedir Gazvesinde livâ yı Musab b.Umeyr’e verdi. İbn Hişâm, bu liva' nın beyaz olduğunu söyler. Nesâi ve Ebû Davud'un Sünenlerinde Cibir’den şu rivayet nakledilir "Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'ye girdiği günkü livası beyazdı."
Sarı: Ebû Davud'un Sünen'inde, Simâk b. Harb'den, onun kendi kavminden bir adamdan, onun da bir başkasından yaptığı şu rivayet zikredilir: "Hz. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve sellem) râye’sini sarı gördüm"
Toz Rengi: İbn Cemea Muhtasara's-siyer'de Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) silâhı babında şöyle der: Onun toz rengi bir livâsı vardı.
Siyah: İbn İshak Bedir Gazvesi'yle ilgili haberde şöyle der: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) önünde iki siyah râye vardı; biri Ali b. Ebî Tâlib'de, diğeri de Ensârdan birindeydi. Abdullah b. Hayyân el-Isfahânî Ahlâku'n-Nebî'de Hasan'dan şu rivayeti nakleder: Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve sellem) râye’si siyah olup adı ‘Ukâb’ idi. Buhâri'nin Târîh'inde Haris b. Hassân'dan şu rivayet nakledilir, “Mescide girdim, Hz. Peygamberi (Sallallahu aleyhi ve sellem) minberde ayakta hutbe okurken gördüm. Falan da kılıç kuşanmış olarak ayaktaydı, orada siyah râye’ler sallanıyordu. "Nedir bu?" dedim, Amr b. Âs'm Zâtü's-selâsil ordusundan döndüğünü söylediler.” Yün Râye Kudâi el-Inbâ'da şöyle der: Resulullah'ın (sav) Ukâb’ adlı, siyah yünden bir râye’si vardı. Siyah-Beyaz Çizgili Kumaştan (Nemire) Râye Nemire, yünden çizgili kumaş demektir. Bu kumaşta "hilâl" desenleri olduğu da söylenir. el-Muhkem'de şu bilgi verilir: Nemire, hangi renkten olursa olsun nokta (benek) demektir. el-Enmer, içinde siyah ve beyaz nokta olan şeydir. Nemire ise siyah ve beyaz çizgileri bulunan kumaş demektir. îbn Cemâa Muhtasaru's-siyer'de şöyle der:
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) el-Ukâb denilen, çizgili (benekli, noktalı) kadifeden siyah renkli dörtgen bir râye’si vardı. Livâ’da Ne Yazılı Olduğu Abdullah b. Muhammed b. Hayyân el-Isfahâni ‘Ahlâku'n-Nebî’ adlı kitabında Büreyde'den şu rivayeti nakleder: "Allah Resulü’nün (Sallallahu aleyhi ve sellem) râye'si (bayrağı) siyah, liva’sı (sancağı) ise beyazdı."Liva’sının üstünde "Lâ ilahe illellâh Muhammedün rasûlullâh" yazılı idi.
Allah Resulü’nün Râye'sinin Adı
Sancaklar arasında bir sancak vardır ki taşıdığı anlam ile ve önem ile diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslam'ın sembolü olan bu sancak kutlu Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v)'in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifi'dir. Hz. Peygamber her katıldığı savaşa Ukab ile girmiştir.
Arap kabileleri arasında sancağın yere düşmesi yenilmek anlamına geliyordu. Böyle bir şey olduğunda askerler mağlubiyeti kabul ederek dağılırlardı. Bu yüzden sancağı taşıyan kişi yaralandığında veya öldüğünde onu taşıyacak sonraki kişi belliydi ve hemen sancağı devralırdı.
Resullullah (s.a.v) kullanılacak sancakların hep beyaz olmasını emretmişti, ancak Ukab siyah renkli idi. Bu Sancak'ın diğerlerinden başka bir farkı da yünlü bir kumaştan yapılmış olmasıydı.
İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet'in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Peygamber Efendimiz (sav)'in bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancak daha vardı ama Başkomutanlığa özel olan sancak Ukab'tı. İslamiyet'in yayılmasından ve Hz. Peygamber (s.a.v)'in vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Resmi kayıtlara göre daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, Moğallar'ın Bağdat'ı işgal etmesiyle Abbasi Halifesi tarafından Mısır'a götürüldü. Ukab, Yavuz Sultan Selim Han tarafından Mısır'ın alınmasıyla da Osmanlılara geçmiştir. Yavuz Sultan Selim, Mısır dönüşü sancağı İstanbul'a getirmiş ve o tarihten itibaren Peygamberimiz (sav)'in emaneti olan Ukab, İstanbul'da bulunmaktadır.
Sancak-ı Şerif Osmanlı'ya geçtikten sonra savaşlarda kullanılması adet olmuştu. Ordunun savaş alanına çıkmasından bir süre önce Sancak-ı Şerif bulunduğu yerden çıkarılır ve hazırlık yapılırdı. Bu sancak, savaş alanlarına muhafazası ile birlikte götürülür ve sancaktarlar tarafından korunurdu. Sancak-ı Şerif'in ordu ile beraber olması çok büyük bir şevk unsuru olarak kabul edilirdi.
Yüzyıllarca, İslam ahlakının bayraktarlığını yapan Osmanlı imparatorluğu, Sancak-ı Şerif'in İstanbul'a gelmesi ile büyük bir onura erişmiştir.
Kasım b. Sabit es-Serakustî, ‘ed-Delail’de şöyle der: "Allah Resulü'nün (Sallallahü aleyhi ve sellem) râyesinin adı el-Ukâb idi." Ayrıca Fethu'I-Bârî'de şu bilgi verilir: Denildiğine göre Hz. Peygamber'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) el-Ukâb adlı dörtgen siyah bir râye’si ile “Rây’e” adlı beyaz ve muhtemelen biraz siyahı bulunan bir râye’si vardı.
Ensârın Râye’sinin Rengi
İbn Hacer el-İsâbe'de, Mezîde el-Asariyye'nin özgeçmişini vererek, Ebû Nuaym’da onu anarak kendisinden şu tahricde bulunur: "Resulullah (sav) Ensara râyeler bağladı (çektirdi) ve onları sarı renkte yap­tı." İbn Sa'd'ın Tabakât'ında şu bilgi verilir: Süleym kabilesinin elçi heyeti Hz, Peygamber'e (sav) geldiğinde "bizim liva’mızı kırmızı ve parolamızı da 'öncü' yap dediler” o da öyle yaptı.
|