Tasavvufta: Edep, Adap, Usûl
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
24 Mayıs 2012, 07:22:50
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Tasavvufta: Edep, Adap, Usûl 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Tasavvufta: Edep, Adap, Usûl  (Okunma Sayısı 885 defa)
Sâre
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 108



WWW
« : 24 Mayıs 2009, 16:24:12 »


Nakşibendi büyükleri, Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin öğrettiği hem zâhir hem de bâtıni edeplere sımsıkı sarılmışlardır.

Seyri sülük esnasındaki sohbet, vird, hatme ve diğer zikirler zâhirî edepler içine girer.

Kalbin gaflet ve kötülüklerden temizlenmesi, nefsin terbiye edilmesi ve ruhun ilahi huzura yükselecek hâle getirilmesi de bâtınî edepler içine girer.

Edeb, her şeyi gereğince ve yerince yapmaktır. Bunun yolu da, bütün fikir ve fiillerde edeb abidesi, peygamberlerin imamı Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize uymaktır. Bütün Allah dostları, Hak yolunda ne elde etmiş iseler, Efendimizin edebine uyarak elde etmişlerdir.

Büyük veli Seriy es-Sakati: (k.s):

"Edeb, aklın tercümanıdır."8 demiştir. Demek ki herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, şerefi kadar kıymetlidir.

Edebine göre yapılmayan şeyler ne kadar çok olursa olsun fayda sağlamaz. İnsan bir işin usulüne göre gitmez ise o işte ömrünü verse hayırlı bir sonuç alamaz.

Allah’ın yeryüzündeki şahidi ve hâlifesi olan ariflere hürmet kalpteki takvadan ileri gelir. Onlara karşı edebi koruyamayan kimsenin tasavvuf yolunda hiç bir nasibi olmaz.9

Arifler: "Önce usul, sonra vusul" demişlerdir. Yani, maksadına ulaşmak isteyen kimse, önce o işin usulüne göre yola çıkarsa, hedefine varır, yoksa yolda kalır.

Büyük alim Abdullah b. Mubarek (r.a) ne güzel söylemiş:

"Bizler daha çok ilme değil, daha fazla edebe muhtacız."10

Hak yoluna giren talip için ana sermaye edeptir. Edebi olmayanın Allah yolunda elde edeceği hiç bir şeyi yoktur.

Edeb, kalbte, sözde ve fiilde olur

Kalbin edebi, niyette ihlas ve samimiyettir. Bunların sonucu, Allah için sevmek, Allah için vermek, Allah için yermek ve Allah için menetmektir. Bu hâl, imanın en yüksek zirvesidir ve kâmil insan olmanın alametidir. O, Allahu Tealanın sevdiği kullarına bir hediyesidir. Büyükler, bu ahlakın ihsan mertebesi olduğunu ve onun vücuda ancak zati zikir sayesinde yerleşeceğini belirtiyorlar. Zati zikir; her yerde, her işte, her hâlde kalb, ruh, sır ve diğer latifelerle Allahu Teala’yı zikretmekten ibarettir.

Gavs-ı Bilvanisî Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s) zikir ve edep hakkındaki bir sohbetinde şöyle buyurmuştur:

"Bakınız, bu milletin başına ne geldiyse gafletten geldi. Şah-ı Hazne (k.s): "gaflet kadar hiçbir kötü hâl yoktur" derdi. Kimin başına ne geldiyse nefsinin hilelerinden gafil kaldığı için gelmiştir. Bir kişi kendi kuvveti ile gafleti terk edemiyorsa edebe sarılsın. Şöyle ki, Rabbim her an her yerde beni görüyor diye düşünsün ve o konuda nefsini zorlasın. Açık ve gizli edeplere uymakla insanın kalbi uyanır. Böylece gaflet yok olur."11

Sözün edebi, makama uygun söylenmesidir. Her makam, ayrı bir tarz ve tavır ister. Her söz yerinde, zamanında, gereği kadar söylenirse değerli ve geçerlidir. Söz, hacet kadar sarf edilmelidir. Sözde yalan ve yapmacık olmamalıdır. Söz sahibinin sözü ile özü, içi ile dışı aynı olmalıdır. Mürşide ve müminlere karşı samimiyet ancak böyle mümkün olur.

Fiilin/işin edebi, makama uygun davranmaktır. Her şahsın, her makamın, her ibadet ve taatın kendine has edebi vardır. Bütün edepler, sünnet-i seniyyede öğretilmiştir. Edep, Hakka ve halka karşı nasıl davranacağını bilmektir. Kısaca güzel ahlaktır. Bu edepleri, tek tek öğrenmeli ve güç nisbetinde yapmalıdır.

İlim edeple güzel olur. Hak yolcusu ancak edeple yol alır. Zikir, edeple fayda verir. İbadet edeple yapılırsa Allah’a yükselir. Tövbe, edeple kabul edilir. Bunun için Allah dostları talebelerinden her işte edep ister, edep bekler. Tasavvuf yolunda, bütün menzil ve makamlarda insanın önüne tek levha çıkar:

"Edep Yâ Hû!"
Logged

ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 24 Mayıs 2009, 18:42:05 »

"İlim meclislerinde aradım kıldım talep, ilim en geride imiş, illa edep illa edep"
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
smeyra
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 370



WWW
« Yanıtla #2 : 25 Mayıs 2009, 11:21:38 »

Rahman razı ola..
Logged

Dertleri zevk edinmektir Alemde hüner,
Gamu_u şadi felek böyle gelmiş, böyle gider...
haticekubra
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34

"İnsanlar uykudadır, ölünce uyanacaklar"


« Yanıtla #3 : 04 AÄŸustos 2009, 11:16:21 »

"Güzel ahlâkın öğrenildiği, öğretildiği yerler dergâhlar, tasavvufî merkezler... Oralarda edeb öğrenecek, erkân öğrenecek, güzel huy öğrenecek; sabrı öğrenecek, nefsi öğrenecek, şeytanı öğrenecek, şükrü öğrenecek, merhameti öğrenecek... Leyyin olmayı, heyyin olmayı, sehl olmayı, yumuşak, sokulgan olmayı, geçimli olmayı öğrenecek.
(DOĞRU İNANÇ VE GÜZEL KULLUK-M.Es'ad COŞAN (r.a))"
Allah razı olsun kardeşim..
Logged

"Dervişlik, ölüme hazır olma sanatıdır."
            M.Es'ad CoÅŸan(r.a)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #4 : 21 Mart 2010, 21:19:24 »

Erenlerin ifadesiyle  ;

"Elin tek, dilin pek,belin berk tut!"


Edep kelimesi; e (eline) , d (diline) , b (beline) harflerinden müteşekkildir ve tam manasıyla insanın uyması gereken düsturların remzidir.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #5 : 23 Mart 2010, 13:53:24 »

Bazı meşayih demişlerdir ki:

"Eğer mürid hem nefsi hazlarını tatmin etmek istiyor,hem de müridlik davası güdüyorsa bilin ki o yalancıdır.Kalbini muhafaza etmeyen,hal ve tavırlarına dikkat etmeyen,lakayd yaşayan,bununla beraber marifete erme davasında bulunan kimse de yalancıdır.yine halkın övmesini ve yermesini,kabul etmesini ve etmemesini eşit görmeyen,bununla beraber marifete erme sevdasında bulunan kimse de yalancıdır."


Cüneyd Bağdadi kuddise sirruh demiştir ki:

"Eğer bir takım alametler bulunmasa idi herkes tarikate girmek ister veya sufilik iddiasında bulunurdu."

Halbuki Allah Teala:

"Onları yüzlerindeki alametlerden tanırsın Ey Rasulüm! Onları bozuk,tatsız, kof sözlerinden anlarsın."   (Kıtal Suresi/30)  buyurmuÅŸtur.   


Adab-el-Hani
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Tasavvufta: Edep, Adap, Usûl « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: