Tasavvufi Bakışla Fatiha Suresi
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Åžubat 2012, 11:59:43
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Tasavvufi Bakışla Fatiha Suresi 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Tasavvufi Bakışla Fatiha Suresi  (Okunma Sayısı 719 defa)
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« : 04 Ocak 2009, 21:46:56 »

Bismillahirrahmanirrahim

Allahın selamı, ihsanı ve ikramı, lutfu ve keremi, inayeti ve hidayeti, affı ve mağfireti, O nun marifeti ilahiyesine talip olanların ve müminlerin üzerine olsun.

Hamd insanı en güzel bir surette yaratan, ilmi marifete mülaki kılan, nimetlerini bilmekte ve saymakta acze düşülen, ariflerin mertebelerini marifetlerine göre yükselten, her ilim sahibinin fevkınde alim sıfatı ile tecelli edip duran, sevdiği seçtiği o razı olduğu kullarına kendi zatından ve rızasından başka bir gaye göstermemekle onları diğer insanlara üstün kılan celal ve cemal sahibi rahman ve rahim olan Allah'a mahsustur. Ki o kendini sena ettiği gibidir.

Tesbih ve tenzihde mülk ve melekut alemlerinin hükümranı olan, ilmi ile her şeyi ihata edip kuşatan, ehli ile arasından perdeleri kaldırıp onları kesretten vahdete suluk ettiren, varlığı ile ehlinin gönüllerini aşka garkeden, kalpleri itminana erdirmekle saliklerin gözüne maşuka sürmesi çeken, bir tene iki can gömen, bizleri irşad alemleri davet için efendimiz hz muhammed mustafayı s.a.v. gönderen arşı azimin rabbinedir.

Salat ve dahi selam ise yaratılmışların en ÅŸereflisi olan, sebebi mevcudat, tabibi kulubuna, efdalul beÅŸer, enbiyanın sertacı, asfiyanın burhanı  hatemen nebiyyin vel mürselin hz muhammed mustafa s.a.v. efendimize, onun ehli beytine, alu ashabına, kıyamete dek onların izinden gideceklere, cümle mümin ve müminelere ve hasseten efendimizin irÅŸad sancağını kıyamete dek dalgalandıracak olan ulemayı kirama ve evliyayı mukarrebun ve mürÅŸidi kamilin büyüklerimizin üzerine olsun.



FATİHA
[/B]


euzubillahimineÅŸÅŸeytanirracim
[/B]

Sığınırım Allah'a, ilahi huzurdan kovulup sonsuza değin rahmetten mahrum kalacak ve inananları Allaha kulluktan alı koymaya çalışacak olan şeytanın şerrinden "Araf 16. İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."

Sığınırım Allah'a, O nun mülkünde büyüklük taslamaktan "Araf 13. Allah: Öyle ise, "İn oradan!" Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! çünkü sen aşağılıklardansın! buyurdu.

Sığınırım Allah'a, nefsime hoÅŸ gelecek ÅŸeylerden ötürü,zelil ve hakir olana uyup Allah'tan gafil olmaya,  "Araf 17. "Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, saÄŸlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!" dedi.

Sığınırım Allah'a, bildiğim ve bilmediğim tüm kötü huylarımdan.

Evet cenab-ı Allah bizlerin yaratılış nedeni olarak "Zariyat 56 insanları ve cinleri yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım." olarak açıklamaktadır.

Kulluk makamı, ariflerin ve aşıkların kamil manada abid olmak için ulaşabilecekleri son noktadır.

Kulluk makamına ulaşmak, bilmekle orantılıdır. Bu bilgi ise Allah bilgisidir. Bu nedenle fatiha suresinin ilk ayetleri allahı bilme onu tanıma ve ona itaatle alakalıdır.

Daha sonraki ayetleri ise bu tanımayla oluşan kulluk bilincinin ifadesidir. Bu bilgi ve anlayışın önündeki ilk ve en büyük engel ise işte kendisinden Allaha sığındığımız şeytan ve şeytanın taraftarlarıdır.

Rabbimiz o engin lutfunun büyüklüğünden bizlere ilk önce kendisinin sığınılacak ilk ve tek merci olduğunu, düşmanımızıda tanıtarak göstermektedir.

Hedef Allah'a vasıl olmak. Vesile kulluğun gerekleri. Engel ilahi huzurdan kovulan. Sığınılacak olan O.


Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla.
[/B]

Besmele ile ilgili bilginlerimiz çok söz söylemişlerdir. Ben ise sığınma konusu ile ilgili olarak şöyle devam edeceğim. İşte Allah'u teala burada ilmi marifetin ilk basamağını bizlere göstermektedir.

Daha kur'anın en başında ilmi marifete suluk edenler için bir burhan olsun diye bizlere kendisini, sığınılacak olan Allah'ı tanıtmaya başlıyor ve tevbe suresi hariç bütün surelerin başında bulunan besmele bizlerin Allah'a yakınlaşmamız aşamasındaki ilk basamağımız olarak kendisini gösteriyor.

Her işimize Allah'ın adıyla başlarız, demekki bütün hayatımız ve yaptıklarımızın neticesi olarak ya bu dünya hayatında veya ahirette onu tanıyacağız. Nasıl? İşte O Allah rahman ve rahimdir. İşte bu temel iki sıfatı ile Allah kendisini bizlere tanıtmaya başlıyor. Bu iki ismin anlamlarını sonraki ayetlere bırakalım.


Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

İşte bu ayettende anlıyoruzki övme ve övülme yalnızca Rabbimiz olan Allah'a mahsustur. Tabi burada şuna dikkat etmemiz gerekir. Bilinmeyen övülemez. Öyleyse ilk önce Allah'ı bilmemiz gerekmektedir ve işte onun için ilk öncede Allah bizlere kendisini tanıtmaya başlamıştır. Salikin enfüs ve afaktaki seyri hep bu aşamanın tezahürüdür. Rabbine olan teslimiyeti hep burada başlar, gönlündeki muhabbetullah tohumu hep burada yeşerir, köklenip filizlenir. Artık kalp Rabbine mülaki olmuştur.
"Rad 28. Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."

Yine seyri enfusi ve seyri afakiden sonra seyri ilallah aşamasına gelen kişi Rab ismi ile karşılaşmış bulunmaktadır. Yegane terbiye edicinin merhametine iltica etmiştir. Tüm kainatın Rabbine teslim olmuştur.

Artık şunu anlamıştırki beşeri ilmi ile Allah'ı tam olarak anlamasıda mümkün değildir. Acziyet içerisinde gönlünden diline akseden şu cümleler hakikati ifade eder. "ben seni sena etmekte acizim sen seni sena ettiğin gibisin"


O rahmandır ve rahimdir.

Evet O nu bilmeye yarayan temel iki isim bir defa daha burada karşımıza çıkıyor. Allahu teal hazretleri sürekli bizlere kendisini tanıtıyor. Bu iki ismin anlamlarına kısaca değinecek olursak

Rahman: İster inansın ister inanmasın var edilen herşeyin bu yaşamda ihtiyacını gideren.

Rahim: Ahirette yalnızca inananlara lutuf ve ikramlarda bulunan.

İşte hayat denklemi ve işte Allah'ı tanımaya bilmeye giden yol.

Rahman ismini tefekkür ettiğimizde aslında bu ismin tecellisi ile alemlerin hayat bulduğunu ve yaratılışa işaret edildiğini görmekteyiz. "Taha 5 Rahman arşa istiva etti." "Secde 4. Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız? bu ayetlerdede geçtiği gibi Rahman isminin tecellisi ile alemlerde yaşam başlamıştır.

Bu dünya hayatında bu sıfatı idrak edemeyenlerin ahirette rahim sıfatıyla karşılanmaları ne kadarda imkansızdır?


Din gününün sahibidir.

Nedir din günü? Müminlere ikramların inanmayanlara cezanın olduÄŸu bir yermidir? Evet bu yönü elbette var fakat baÅŸka bir yönüde bu dünya hayatında Allah'ı tanımayanların, bilmeyenlerin, ondan gaflette olanların O'nu  artık zoraki tanıyacakları andır.
Buradan şunuda anlıyoruzki marifeti ilahiyenin ölümle son bulmadığını ahirettede bunun devam edeceğini fakat bu dünya hayatında "şehadet ederimki Allah'tan başka ilah yoktur ve hz muhammed s.a.v onun kulu ve rasulüdür" diyerek bu yola girenlerin Allah'ı bilmeleri ile orantılı olarak gerçekleştirdikleri itaat lerine göre ikramlara mazhar olacaklarını bu idrake dünya hayatında vakıf olmayanların Allah'ı bilmemelerinden O'nu tanımamalarından dolayı cezaya maruz kalacaklarını anlamaktayız.
İşte bu ayeti kerimelere kadar cenabı mevla bizlere temel noktalardan kendisini tanıttı ve bu idrake ulaşanların Allah'a münacatları başladı.

(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Allah'ı bilen bir kulun yakarışıdır bu. Kulluk safında muhammedül mustafa s.a.v. efendimizin arkasında saf tutanın nidasıdır bu.
İşte kul olmak isteyen burada bildiki Allahın yardımı olmadan kendisinin O'nu bilmesi zordur. Bilse bile bilgisinin doğruluğu ne olur? Allah'ı doğru bir şekilde bilmek için, O'na güzel bir şekilde itaat edip kul olabilmek için ve bu yoldaki engellere karşı yardım alabileceği tek varlık varedendir.

Bunun için ilk önce ona sığındık şimdi ise yardım istedik. O'nun yardımı olmadan marifeti ilahiyede yol almak ne mümkün "Araf 143. Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr'a) gelip de Rabbi onunla konuşunca "Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!" dedi. (Rabbi): "Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!" buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim. İlahi bir tecelliye dağ dayanamamış hz musa dayanamamış Allah'ın yardımı olmazsa salik nasıl dayanır?

Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

Yine münacata devam ediyor ve bir yolu talep ediyor. Kimlerin yolu? Peygamberlerin, salihlerin, sıddıkların, evliyaların, muttakilerin ve müminlerin yolunu. Ki bu kişiler Allah hakkında doğru bir bilgiye sahip oldular.

Hangi yolu istemedik? Allahı bilmeyen ve tanımayıp gafil olanların tuttuğu yolu.

İşte salih lerin yoluna vasıl olmak ve gafillerin yolundan uzak durmak için Allah'tan yardım istemekten ve O'na sığınmaktan başka yapacağımız ne varki?

Cenabı Allah cümlemize imanı kamil nasip eylesin.

amin.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
nakÅŸi
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 16 Ocak 2010, 10:44:24 »


teşekkürler
Logged
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Tasavvufi Bakışla Fatiha Suresi « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: