Takva ve Tasavvuf
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
24 Mayıs 2012, 07:14:26
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Takva ve Tasavvuf 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Takva ve Tasavvuf  (Okunma Sayısı 1273 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« : 19 Ağustos 2009, 01:01:01 »

TAKVA VE TASAVVUF-1

Kur’an-ı Kerim’in bize öğrettiği en mühim işlerden birisi takvadır. Tasavvufun en mühim konularından birisi de takvadır.
Takva ne demek? Muttaki kul olmak ne demek? Sakınarak, çekinerek, düşünerek, taşınarak güzel iş yapmak duygusuna sahip olmak demek… Yani gelişi güzel yaşayarak hiç düşünmeden, hiç çalışmadan, hiç bilgilenmeden yaşamak değil; Aman Allah beni sevsin, aman Allah’ın gazabına uğramayayım, Allah’ın sevmediği bir duruma düşmeyeyim diye korkmak lazım…
Bu korku olmayınca, bu takva duygusu olmayınca; insan o zaman işte eğlenceyle vaktini geçiriyor, gafletle, günahla vaktini geçiriyor. En mühim duygulardan birisi takva duygusudur. Allah’tan korkacak, cenneti kaybederim, gazabına uğrarım diye korkacak insan.
Kur’an-ı Kerimde en çok öğretilen, tavsiye edilen Takva… Bu da işte tasavvufun en mühim konusudur. Hatta tasavvufa kısaca deniliyor ki; takva yoludur o yolda yürürsen en iyi mutasavvıf olursun!
En iyi mutasavvıflar kimlerdir? En takvalı  insanlardır. Onun için takvayı öğrenmek ve uygulamak gerekir, yani korku üzere, ihtiyatlı, tedbirli, dikkatli, titiz ve itinalı Müslüman olmak demek… Takvaya ulaşabilmek için, insanın nefsini terbiye etmesi lazım, bu da ancak tasavvuf yolu ve metodu ile gerçekleşir. Nefis azgın bir hayvandır. Âlimlerimize göre bu azgın hayvan üç şeyle uslanabilir.
1- Yiyeceğini azaltmak, meşru olmayan isteklerini reddetmek suretiyle. Zira bu azgın hayvan, ancak yeminde kısıntı yapılmak suretiyle uysallaşır.
2-Ağır yük yüklemek, yani çok ibadet etmek suretiyle. Zira azgın hayvana az yem verilir, çok yük yüklenirse uysallaşır.
3-Nefsi uslandırma yolunda Allah’tan yardım etmesini talep etmek lazımdır. Eğer bu üç esası tatbik edersen, Allah’ın izniyle nefsin sana itaat edecek.
Takva aziz bir hazinedir. Sahip olabilirsen onda neler, neler olduğunu göreceksin… Mücevherler, kıymetli taşlar, sanki dünya ve ahiret saadetini temin eden ne kadar faydalı iyi şey varsa hepsi bu hazinede toplanmış. Takva hazinesine sahip olanlara nice hayırlar nice mükâfat ve sevaplar, nice saadetler verileceği Kur’anda beyan ediliyor. Burada 12 tanesini sayalım.
1- Takva sahibi olanlar övülüyor:
“Eğer sabreder, takva sahibi olursanız şüphesiz bu, hadiselere karşı gösterilen bir azimdendir.” Al-i İmran suresi Ayet 186.
2- Düşmandan korunacakları garanti ediliyor.
“Eğer göğüs gerer, takva sahibi olursanız, düşmanlarınızın hilekârlıkları size hiç bir şeyle zarar veremez.” Al-i İmran suresi Ayet 120.
3- Allah’ın yardımına mazhar olacakları vaat ediliyor.
“Şüphesiz Allah, takva sahipleri ve iyilik  edenlerle beraberdir.” Nahl suresi Ayet 128.
4- Sıkıntılardan kurtarılacakları ve helalinden rızıklandırılacakları ifa ediliyor.

“Allah, takva sahiplerinin dostudur.” Casiye suresi Ayet 19.
“Kim Allah’tan korkarsa, O, ona bir kurtuluş yeri verir. Onu hayaline gelmeyecek bir cihetten rızıklandırır. Allah’a güvenirse o kendisine kâfidir.” Talak suresi Ayet 2-3.
5- Amellerin ıslah edileceği vaadediliyor:
“Ey iman edenler, Allahtan korkun ve sözün doğrusunu söyleyin ki işlerinizi düzeltip iyiye götürsün.” Ahzab suresi Ayet 70-71.

“Ey! İman edenler, takva sahibi olun, sözün doğrusunu söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltip yargılasın.” Ahzab suresi Ayet 70-71.
7- Allah (c.c) ın sevgilisi oldukları beyan ediliyor:
Kur’an’da birçok ayetlerde Allah (c.c) takva sahiplerini sever.
8- Amellerin kabul edileceği bildiriliyor:
“Allah ancak takva sahiplerininkini kabul eder.” Maide suresi Ayet 22.
9- Allah yanında en yüksek değere sahip oldukları ifade ediliyor:
“Şüphesiz, sizin Allah yanında en şerefliniz takvaca en ileri olanınızdır.” Hucurat suresi Ayet:13.

10- Dünya ve ahirette esenlikle müjdeleniyorlar:
“Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır. Dünya hayatında da ahiret hayatında da onlar için müjde vardır.” Yunus suresi Ayet: 61-64
11- Cehennem azabından azad edilecekleri vaadediliyor:
“Sonra takvaya erenleri kurtaracağız.” Leyl suresi Ayet:17

“Takva sahipleri cehennemden uzaklaştırılacak” Meryem suresi ayet:72
12- Cennet vaadediliyor:
“Cennet takva sahipleri için hazırlandı.” Ali İmran suresi Ayet:133
Bütün bunlar gösteriyor ki dünya ve ahiret saadeti, takva denilen hazinede gizlidir. Ey insanoğlu, takvadan nasibini al. İbadetin sonuca ulaşabilmesi için gerekli olan üç şart da takva da vardır.

   * Birincisi: İbadete başlayabilmek için Allah’ın vereceği muvaffakiyet. Kur’anda buyrulur: “Allah takva sahipleriyle beraberdir.”
   * İkincisi: İbadetlerin ıslahatı ve kusursuz olması. Allah buyurur: “Takva sahibi olun. Allah amellerinizi ıslah eder.”
   * Üçüncüsü: Yapılan ibadetlerin makbul olması. Allah buyurur: “Allah, ancak takva sahiplerininkini kabul eder.”

İşte yapılan ibadetler bu 3 merhaleden geçtikten sonra değer kazanır.
Önce Allahın tevfiki, sonra kusursuz ibadet, tamam olunca da kabulü.


Abidler bu 3 şey için Allah’a yalvarırlar:
“Ey rabbimiz! Sana itaat etmemiz için bize muvaffakiyet ver. İbadetlerimizi kusursuz tamamlattır; kabul et.” Allah, takva sahipleri için bu 3 şeyi vaadetmiştir. İstesinler veya istemesinler verir.
Ey! kişi, sen de Rabbine itaat etmek, dünya ve ahiret saadetine kavuşmak istiyorsan tavka sahibi ol. Bak birisi ne güzel söylemiş:
“Kim Allahtan korkarsa, yani mahlûkatı incitmekten kaçınırsa yani takva sahibi olursa, o alışverişinde daima karlıdır.”
Diğer biri:
“Kişinin kabrine kendisiyle beraber takva ve yaptığı iyi işlerden başka hiç bir şey gitmez.”
Başka biri de şöyle söyler
“Kim Allah’ı tanır da bu kendisini tatmin etmezse o kimse bedbahttır. Kişi zenginliğin verdiği görünüşteki efendilikle ne yapabilir?”
Efendilik, tümüyle takva sahiplerinin hakkıdır. Allah yolunda olanlara, bu yolda karşılaştıkları tehlikelerin gerçekte bir zararı yoktur.
Takvadan başka hiçbir azık yoktur. İster al, ister alma. Üzerinde durulması gereken bir husus daha var farz etki çalıştın, didindin, bütün ömrünü ibadetle geçirdin. Bütün mesele kabul olmasında değil mi? Hâlbuki Kur’anda Allah ancak takva sahiplerinin ibadetini kabul eder. O halde tüm mesele dönüp dolaşarak takvada düğümleniyor.


Hz. Aişe validemiz der ki :
“Resulullah, dünyada takva ve takva sahiplerinden başka hiçbir şeye taaccüb etmezdi.”
Birisi, büyüklerden birine:
Bana nasihat eder misin? demiş. O büyük:
Sana, Allahın gelmiş geçmiş bütün insanlara yaptığı nasihati yapıyorum demiş ve” and olsun ki biz, sizden önce kendilerine kitap verilenlere de size de hep (Takva sahibi olun) diye tavsiye etmişizdir.” mealindeki ayeti okumuş.
(Nisa suresi ayet: 131.)
Allah, kul için daha iyi olanı herkesten daha iyi bilmez mi? O, merhametlerin en merhametlisi, şefkatlilerin en şefkatlisi değil mi? Eğer dünyada kulları için takvadan daha iyi, daha faydalı ve daha değerli bir şey olsaydı, muhakkak onu tavsiye eder, onun yapılmasını emrederdi. Mademki ilk insanlardan bugüne kadar herkese ısrarla takvayı tavsiye etti. O halde bunun içinde her türlü kurtarıcı öğütler, dünya ve ahiret saadetini temin edecek esaslar var demektir. Hakikati görebilen bu izahattan takvanın önemini anlar. Tevfik ve hidayet Allah’tandır.

Takvanın önemi anlaşıldı. Şimdi takvanın öneminin tarifini yaparak hangi manalara geldiğini ve tatbikatta nasıl olacağını anlatalım. Âlimlerimizce takva günahlardan kalbini temiz tutmaktır. Çünkü her bir günahta kalbe bir siyah nokta konur ve günahlarla kalp kararız kirlenir ve hiç bir şeyin farkına varamaz.
Buna göre insanın, kalbinin günahlardan korumasına (Takva) bu kimseye de (Muttaki) denir. Takva Kur’anda başlıca 3 manada kullanılmaktadır;
1-Korkmak manasında.

Allah (cc) buyurur:
“Benden korkunuz.” (Bakara suresi ayet :41)
“Öyle bir günden korkunuz ki o gün Allaha döndürüleceksiniz.” (Bakara suresi ayet 281)
2-İtaat ve ibadet manasında:
“Ey! İman edenler. Allaha nasıl ibadet etmek lazımsa öylece ibadet edin.” (Ali İmran suresi ayet: 102)
3-Kalbi Kalbi günahlardan temiz tutmak manasında:

Takvada esas olan budur. Yani hiç günah işlememek suretiyle kalbi kirletmemektir. Allah buyurur:
“Allah ancak takva sahibi olanlarınkini kabul eder.” Görüldüğü gibi bu ayette önce itaat sonra haşşiyet- korkmak- daha sonra da takva geçmektedir. Bundan anlaşıldığına göre (Takva) itaat ve korkmaktan başka şeydir ki o da kalbi günahlardan temiz tutmaktır.
Takvanın bu 3 derecesi Kur’anda ayrı bir ay
ette geçmektedir:

“İman edip salih amellere de bulunanlara, takvalı oldukları, Allah’ın emrine uygun yaşadıkları, günahlardan sakındıkları ve hakkıyla iman edip salih amellere devam ettikleri, yine takvalı olup kesin inandıkları nihayet takva ile beraber güzel ve hayırlı harekette bulundukları sürece (Haram olunmadan önce) yiyip içtikleri şeylerden dolayı bir günah yoktur. Allah iyilikte ve güzel harekette bulunanları sever.” (Maide suresi ayet 93.)

Bu ayette geçen birinci takva şirkten, yani Allaha ortak tanımaktan kaçmak, korunmaktır. Kâinatta tek tasarruf sahibi Allah’tır. O’nun iradesi ve dileği olmadan hiçbir canlı hiçbir şey yapamaz. Bu birinci takvanın yanında geçen imandan maksat ise (Tevhid) yani Allah (cc)’ın tasarrufta tekliğidir.
İkinci takva, İslama aykırı inanç ve amellerden (Takvadır)
Burada geçen imandan murat ehlisünnet itikadının tasdikidir.
Üçüncü takva, önemsenmez sayılan günahlardan kalbi temiz tutmaktır. Burada takvanın yanında geçen iyilikten maksat ise, ibadet, itaat ve doğruluktur. Nitekim peygamberimizden nakledilen bir haberde: Muttakiler çok kere mahsurlu bir şeyi yapmış olmamak için işlenmesi helal olan şeyleri de terk ederler. Bunun için onlara muttaki denmiştir. Takva dinin esaslarına zarar verecek her esastan kaçınmaktır. Bunu, perhiz etmekte olan bir hastanın durumuna benzetebiliriz. Perhizlinin hastalığına zarar veren her çeşit yiyecekten sakındığı gibi insanda dinine halel getiren her türlü davranıştan kaçınırsa takva sahibi olur.
Nefsimizi takvaya nasıl alıştırabiliriz?
Nefsi takvaya alıştırmak onu bütün gücünle dinin esaslarına aykırı olan şeyleri işlemekten men etmekle olur. Eğer böyle kuvvetli bir azimle nefsini durdurabilirsen takva sahibi olmuş, gözünü, kulağını, dilini, kalbini, mideni ve tüm azanı korumuş, onu takva gemi ile gemlemiş olursun.
Bir kimse takva sahibi olmak isterse göz, kulak, dil, kalp ve mideden ibaret 5 uzvuna sahip olsun. Bütün gücüyle onları korusun. Çünkü dinin esaslarını çiğneyen hareketler bu 5 azadan gelmektedir.  ALINTI
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #1 : 29 Ağustos 2009, 12:06:36 »

Takva ve Tasavvuf-2
Bu mevzuda bilinmesi gereken çok mühim bir esas daha vardır. İbadetler iki kısımdır:
1- Yapılması gerekenler,
2- Terkedilmesi , kaçınılması gerekenler.
Her türlü ibadetler, yapılması gerekenler;  günahlar ise kaçınılması gerekenlerdir. Günahlardan kaçınmak TAKVA’dır. İkinci kısım ibadetler başta gelir. Yani bir kimsenin önce günahları terk etmesi lazımdır. Henüz dinin esaslarına iyice nüfus edemeyenler, ibadetin birinci kısmına sarılırlar. Onlar için gündüz oruç tutup gece namaz kılmak çok büyük  şey sayılır. Bu çok hatalı bir anlayıştır. Dini derinliğine anlayabilenler ise her şeyden önce bütün güçleriyle birinci ve ikinci kısım ibadetleri yerine getirirler.
Onlar, bütün gayretleriyle kalplerinin Allah’tan başkasına meyletmesine engel olurlar. Midelerini oburluktan, dillerini kötü ve boş söz söylemekten,  gözlerini harama ve faydasız şeylere bakmaktan korurlar.
Görülüyor ki,  ibadetin ikinci kısmı olan kötülüklerden el çekmek daha mühimdir. Eğer bir kimse her iki kısmı da kendinde toplaya bilirse, yapabilirse işi tamamdır. Muradına ermiş, selamet bulmuş, ganimete konmuş demektir.  Bu iki çeşit ibadetten sadece birini yapabilen kimse, ikinci kısım ibadeti, yani kötülüklerden el çekmeyi yapmış olsun. Böylece ganimete konmazsa hiç olmazsa başını kurtarır. Gecesi namazla, gündüzü oruçla geçen bir kimse, bir taraftan başkalarını incitmekte devam ediyorsa, onun ne namazı ve ne de orucu ona fayda vermez. Bu böyle biline…
İbrahim Edhem  hazretleri şöyle öğütler:
1- Çok yiyen ibadetten zevk almaz.
2- Çok uyuyan ömrünün bereketini göremez.
3- İnsanların hoşnutluğunu ön plana alan Rabbini hoşnut edemez.
4- Çok gıybet eden, malayani konuşan, dünyadan müslüman olarak göçmez.
Mutluluğun dört şeye bağlı olduğu söylenir:
1- Çok yememek, 2- Boş konuşmamak, 3- Halkın kötü fiillerine karışmamak, 4- Gecelerini ihya etmek.
Bazıları da (açlık sermayemizdir) derler. Bunun manası şudur.
Sıhhat, selamet, ibadet, ilim tahsili, hayırlı ameller, hasılı mutluluğumuzu sağlayan her şey az yemekle olur.
İnsanların en kuvvetlisi olmak istiyen Allah(c.c) ye tevekkül etsin.
Allah yanında en sevimli olmak isteyen takva sahibi olsun.
En zengin olmak isteyen kendi elindekinden çok Allah’ın vereceği rızkına razı olsun.
Takva Kur’anda defalarca öğülen bir sıfattır. Allah(c.c) nin indinde insanların taşıyacakları en yüksek şeref payesidir. Kur’an insanın tekamül usulünü ortaya koymuştur. Manen yükselmeyi dileyen için başka usül yoktur. Korkuya verilen ehemmiyetin sebebi, neticesinin takva mertebesi oluşundandır,  takvanın ehemmiyetindendir.

İnsan hayra da şerre de meyyal olarak yaratılmıştır. İnsan bu hayır ve şer kutuplarının ortasında her ikisine de gidebilecek güç ve  kabiliyettedir. İmtihan da bu noktadadır. Kur’anı Kerim hayır kutbuna takva, şer kutbuna fucur ismini verir. Allah yanında yüksek derecelere nail olmak istiyenler takvaya sarılmalıdır. Dünyanın şerefi zenginlik, ahiretin şerefi  takvadır. Takva bütün faziletlerden ilerdedir.
İlimden de ilerdedir, çünkü o ilmin meyvesidir.

Takvanın da mertebeleri vardır. Takva 3 mertebe üzerine zikrolunduğunu görürüz.


Birincisi, ebedi olarak cehenneme girme tehlikesinden korunmak için şirkten ittika edip imana sarılmaktır. İkincisi, büyük günahları işlemekten ve küçük günahlarda israr etmekten kendini alıkoyarak bunların cezasını cehennem azabı ile çekme tehlikesine karşı farz ibadetleri yerine getirip korunmaktır. Üçünçüsü, kalbi meşgul eden her şeyden temizleyip bütün varlığı ile Allah’a yönelip bağlanmaktır.
Mü’min önce şirkten ittika eder sonra günahlardan ittika ederek yüksele yüksele kalbi meşgul edecek her şeyden uzaklaşıp gönlünü yanlız Allah’a tahsis eder, tam huzur  ve güvene erer.  İşte gerçek takva sahipleri bunlardır. Resulullah(s.a.v) hadisinde işaret edilen bu mertebedir. Kul , vicdanı rahatsız eden şeyi terk etmeyince, takvanın hakikatine eremez.

Takva bir batın işi ve kalp olayı olduğuna göre bunun öğrenilmesi ve insanlara intikali nasıl olacaktır?

Yani hallerinde bir eğitimi düşünülebilir mi? Bu sorunun cevabını da bizzat Kur’anı Kerim vermektedir: “Ey! mü’minler Allah’tan korkarak sadık ve salih kimselerle beraber olun.” (Tevbe suresi 9/ 119 )

Diğer bazı ayetlerde şöyledir:

“Takva üzere olunuz ki Allah size öğretsin” (Bakara suresi 2/282)
“Eğer takva üzre olursanız Allah size Furkan ve Nur verir” (Enfal suresi 8/139)
“Allah’tan korkun ve Rasulüne inanın ki Allah size Rahmetinden bir pay ayırsın, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur ortaya koysun.”(El Hadid 28/57)


Bu ayetlerde geçen furkan, rahmet ve nur gibi şeyler, aslında bir bakıma insanda meydana gelen, gönül aydınlanması sayesinde ortaya çıkan vehbi ilim diyebileceğimiz keşf ve ilhamlardır.
Öğrendiği ile amel edene Allah Teala bilmediklerini öğretir. Kırk gün süreyle Allah’a ihlasla amel edenin kalbinden lisanına hikmet pınarları akmaya başlar.
Hayatımızın gayesi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bu dünyaya imtihan için geldiğimizi biliyoruz. Allah’a itaat edersek, emirlerini tutar yasaklarından kaçınırsak, Allah’ın lütfuna ereceğimizi cennetiyle cemaliyle taltif olunacağımızı biliyoruz. Biz bu gayeyi,” İlahi ente maksudi ve ridake matlubi” cümlesiyle ifade ediyoruz. Bizim gayemiz Allah’u Teala  hazretleridir. Maksudumuz, muradımız, arzumuz odur.
Allah’ın sevdiği kul olmak o hale gelmek…İşte bu gayeyi elde etmek için yapılan  çalışmalar, tasavvufi çalışmalardır.
Logged

enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2009, 13:09:17 »

Teşekkürler faydalı bilgiler için. Allah ağzımızdan girene ve ağzımızdan çıkana dikkat edebilmeyi nasibetsin.
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Takva ve Tasavvuf « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: