Takva örnekleri...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:28:09
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Takva örnekleri... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
Gönderen Konu: Takva örnekleri...  (Okunma Sayısı 11478 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #15 : 28 Temmuz 2009, 14:16:30 »

Hazreti Fatih'in de hocası olan Akşemseddin hazretlerinin 12 oğlu vardı. Bir gün 12 oğlunuda yanına toplayıp uzun uzun onları seyrettikten sonra

-" Allah'ım Sana Hamd ü Senalar olsun."

diye dua etti.

Akşemseddin Hazretlerinin oğulları babalarına kendilerini verdiği için Allah'a hamdediyor sandılar.


Akşemseddin Hazretlerinin meçzûp bir müridi vardı.

Şeyhine;

- Ben Senin niçin hamdettiğini biliyorum."

dedi.

Hazreti Şeyh,

-"neden?"

diye sorduğunda, şöyle dedi:

-"Sen, Allah (c.c.) sana 12 evlat verdiği halde hiç birisinin sevgisi, senin kalbini Allah'a olan muhabbetinden ayırmadığı için hamdediyorsun."
Logged

haticekubra
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34

"İnsanlar uykudadır, ölünce uyanacaklar"


« Yanıtla #16 : 28 Temmuz 2009, 16:46:50 »

BİZİM TATTIĞIMIZI TADARSAN

İstanbul'un fethinden sonra, Fâtih Sultan Mehmed Han, hocasını ziyârete gitmişti. Sohbet esnâsında;

"Muhterem hocam! Elhamdülillah büyük yardımlarınızla İstanbul'u fethettik. Artık beni talebeliğe, dervişliğe kabûl buyurmanızı istirhâm ediyorum." dedi. Akşemseddîn hazretleri;

"Sultânım, sen bizim tattığımız lezzeti tadacak olursan, saltanâtı bırakırsın. Devlet işlerini tam yapamazsın. Dîn-i İslâmı yayma işi yarım kalır. Müslümanların rahat ve huzûr içinde yaşıyabilmeleri için, devletin ayakta kalması şarttır. Talebelikle pâdişâhlığın bir arada yürütülmesi çok güçtür. Seni talebeliğe kabûl edersem, düzen bozulabilir, halkımız perişân olabilir. Bunun vebâli büyüktür. Allahü teâlânın gazâbına mâruz kalabiliriz." diyerek, teklifini reddetti. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed Han, hocasına iki bin altın hediye etmek istemiş ise de, bunu da kabûl etmedi
.
Logged

"Dervişlik, ölüme hazır olma sanatıdır."
            M.Es'ad Coşan(r.a)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #17 : 29 Temmuz 2009, 09:34:11 »


Yavuz Sultan Selîm Han Ridâniye Seferinde Şam'a geldi.
Kendisine Muhammed Bedahşî'den söz edilince, daha önce duyduğunu ve pek yakında ziyâretine gideceğini söyledi.
Yavuz Sultan Selîm Han zâten uğradığı her memlekette, mukaddes makamları,
ilim adamlarını ziyâret etmeyi, tasavvuf büyükleriyle görüşmeyi,
duâlarını almayı ihmâl etmezdi.

Şam'da kaldığı süre içinde, Şeyh Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin kabrini yaptırdı. Medreselere uğrayıp, talebeye yardımda bulundu.

Bu arada Emeviye Câmiine gitti.
O civarda yaşayan ve herkes tarafından büyük hürmet gösterilen Muhammed Bedahşî'nin iki defâ evine giderek ziyârette bulundu.
Yavuz Sultan Selîm Hanın Muhammed Bedahşî'yi ilk ziyâretlerinde,
aralarında hiç konuşma olmadı.
Sultan onun büyük bir velî olduğunu anlayıp, huzûrunda edeple oturdu.
Orada bir sükûnet başladı. Bir saatten fazla oturmalarına rağmen,
tek kelime konuşmadan ayrıldılar.

İkinci defâ ziyâretlerinde,
önce Muhammed Bedahşî konuşmaya başladı ve buyurdu ki:
"Sultânım, ikimiz de Allahü teâlânın seçkin kulları arasında bulunuyoruz. Boynumuzda kulluk halkası vardır. Allahü teâlânın huzûrunda sorumluyuz.

Ahzâb sûresi 72. âyetinde meâlen;
"Biz emâneti (Allah'a itâat ve ibâdetleri) göklere, yere ve dağlara teklif ettik de, onlar bunu yüklenmekten çekindiler, ondan korktular da
onu insan yüklendi.
İnsan (bu emânetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zâlim, çok câhil bulunuyor[/b]." buyrulduğu üzere,
emâneti ve mesûliyeti gökler ve yer yüklenmekten kaçındıkları hâlde, biz onu yüklendik. Omuzlarımıza ağır bir mesûliyet aldık.
Siz ise Sultânım, yükünüzü biraz daha ağırlaştırdınız.
Saltanat yükü üzerine, bir de hilâfeti yüklenerek taşınması güç bir yük altına gireceksiniz.

Allahü teâlâya şükürler olsun ki, benim yüküm sizinkine nisbetle çok hafiftir. Diyebilirim ki, sizin yüklendiğinizi, dağlar ve taşlar yüklenip çekemez.
İnsanlar da bu yükü taşıyamaz. Ama sizin bir de mânevî gücünüz vardır, ondan yeteri kadar faydalanıyorsunuz.
Resûlullah efendimizin; "Hepiniz bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evlerinizde ve emirleriniz altında olanları
Cehennem'den korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmelisiniz!
Öğretmez iseniz mesûl olacaksınız." mübârek sözleri sizin rehberinizdir.
Çok meşakkatli, külfetli bir yolda bulunuyorsunuz.
Allahü teâlâ yardımcınız olsun."

Yavuz Sultan Selîm Han, Allahü teâlânın bu velî kulunu büyük bir dikkatle dinledi
ve tek kelime olsun karşılık vermedi.
Sükût ve edeb ile huzûrundan ayrıldı.
Bunun üzerine, mecliste hazır bulunanlardan birisi;
"Sultânım, hiç konuşmadınız, hep dinlediniz?" diye sorunca,
Yavuz Sultan Selim Han,
"Büyük velîlerin meclis ve mahfelinde onlar konuşurlarken,
başkasının konuşması edeb dışı sayılır.
Bulunduğumuz makam edeb makâmı idi, bize sâdece dinlemek düşerdi.
Nitekim biz de öyle yaptık.
O esrâr ve hikmet meclisinde, ben sâdece bir zerre sayılırdım.
Benim konuşmamı lâyık görmüş olsaydı, elbetteki böyle bir işârette bulunurdu.
" buyurdu.
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #18 : 29 Temmuz 2009, 09:56:54 »

«— Vasiyet ederim sana ey oğul ki, bütün hallerinde ilim, edep ve takva üzerinde olasın!. Geçmişlerin eserlerini oku ve sünnet ve cemaat yolundan git! Fıkıh ve hadis öğren ve cahil sofilerden bucak bucak kaç! Namazlarını mutlaka cemaatle kıl!..
 
Hace Abdulhalik Gucdevani k.s. - Reşahat Aynel Hayat (Can Damlaları)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #19 : 05 Ağustos 2009, 18:45:56 »

Birgün mürîdleri Şâh-ı Nakşibend Hazretleri nden kerâmet istemişlerdi. Buyurdular ki:
"- Bizim kerâmetimiz açıktır. İşte bakınız; omuzlarımızdaki bunca günah yüküne rağmen ayakta durabiliyor ve yeryüzünde yürüyebiliyoruz. Bundan daha büyük keramet mi olur?.."
Ardından tasavvufta mühim olan hususun kerâmet değil istikâmet olduğunu bir kez daha hatırlatarak şöyle buyurdular:
"- Bir kimse bir bahçeye girse ve orada her ağacın yaprak yaprak dile gelip: "Ey Allâh ın velîsi merhabâ!" diye seslendiğini duysa, zâhiren de bâtınen de bu sese aslâ iltifât etmemeli! Bilâkis kulluktaki gayret ve azmi daha da ziyâdeleşmelidir."
Bunun üzerine bazı müridleri:
"- Efendim, ne kadar üzerini örtseniz de sizden de zaman zaman kerâmet zâhir olmakta!.." dediler.
O büyük tevâzû âbidesi:
"- O müşâhede ettikleriniz, mürîdlerimin kerâmetleridir." buyurdu.
Çünkü o öyle bir mahfiyet (hâlini gizleme) içerisindeydi ki, hayatta iken söz ve kerâmetlerini yazmak isteyen mürîdi Hüsâmeddîn Hâce Yûsuf a müsâade etmemişti.
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #20 : 06 Ağustos 2009, 09:58:16 »


bu güzel menkıbe için teşekkürler.
 
1996 yılında merhum hocamız Prf Dr Mahmud Esad COŞAN Hoca Efendi, bizlerinde olduğu bir ortamda "bir kişi büyüklerimizden bir menkıbe anlatsın" demişti. Etrafta hareket olmayınca bizde bu menkıbeyi anlatmıştık. Hoca Efendi ise şöyle buyurmuştu:
 
-Bir kul allaha veli olursa, mutlaka onun sevabı günahından fazladır. Eğer bir kulun günahı sevabından çoksa, o velayete erişemez. Şubat 1996 İskenderpaşa Camii
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #21 : 06 Ağustos 2009, 10:29:17 »

rica ederim. beğendiğinize sevindim...
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #22 : 06 Ağustos 2009, 11:39:13 »

asıl bizleri böyle güzel menkıbelerle tanıştırdığınız için biz seviniyoruz.

allaha emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #23 : 13 Ağustos 2009, 14:33:12 »

Hazreti Hasan ile Hüseyin (R. Anhüma) hastalanmışlardı. Hazreti ALİ ve Fatıma validemiz, çocuklarıın iyileşmesi halinde üçgün oruç tutmayı adadılar. Çok geçmedi hastalar şifaya kavuştu, baba ve anne de oruçlarına başladılar.

Birinci gün sahura kalkıp niyet ettiler ve akşama arpa ekmeginden iftarlarını hazırladılar. Akşam oldu, tam iftar edecekleri sırada, bir fakir gelip:

- Allah için bana bir yiyecek verin. Acım, dedi.

Onlar yemeye hazırlandıkları yemeklerini hiç başlamadan tamamını o fakire verdiler. Tabii bu durumda gece yiyecekleri bir şey bile kalmamıştı. Akşam birşey yemedikleri gibi, sahura da kalkmadan uruçlarına devam ettiler. Sabahtan akşama kadar iftarlık birşeyler hazırlamışlar ve iftara hazırlanıyorlardı. Bu sefer de bir yetim gelip:

- Şey'en lillah - Allah için bir şey, dedi.

Onlar yine ağızlarına almadan önündekilerinin tamamını yetime verip, su ile iftar ettiler.

İftarsız sahursuz oruçlarına devam ediyorlardı.

Üçüncü günün akşamı olup yine iftara hazırlandıkları bir sırada bu sefer de bir esir geldi. O da aç olduğunu söyleyip onlardan bir miktar yiyecek istedi. Hazreti Ali ve Fatıma validemiz, yiyeceklerden bir lokma bile almadan tamamını saile verip gönderdiler. İftarlarını yine su ile yapmışlardı ama, oruçları da bitmişti artık.

Onların bu hali, yani yokluk içinde cömert olmaları Cenab-ı Allah'IN çok hoşuna gitti.

Haklarında ayet inzal ederek Hak Teala onlardan Razı olduğunu bildirdi.

Kaynak: Büyük Dini HİKAYELER
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #24 : 13 Ağustos 2009, 14:36:15 »

Hazret-i Râbia, çok oruç tutardı. Bir defâsında bir hafta hiç yiyecek bulamadı.
Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi.
Nefsine eziyet ettiğini düşünürken birisi kapıyı çaldı.
Bir tabak yemek getirdi, o da yemeği alıp, yere koydu.
Mum getirmeğe gitti, gelince bir kedinin yemeğini dökmüş olduğunu gördü.
Su bardağını almaya gitti. Mum söndü.
Su içmek isterken bardak düşüp kırıldı.
O da;
"Yâ Rabbî! Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun,
fakat âcizliğimden sabredemiyorum." diyerek bir âh çekti.
Bu âhtan neredeyse ev yanacaktı.
Bir ses duyuldu:
"Ey Râbia, istersen dünyâ nîmetlerini üstüne saçayım.
İstersen, üzerindeki dert ve belâları kaldırayım.
Fakat bu dertler, belâlar ile dünyâ bir arada bulunmaz."
Bu sözü işitince;
"Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle ve senden alıkoyacak işlere bulaştırma."
diye duâ etti.
Bundan sonra dünyâ zevklerinden öyle kesildi ki; kıldığı namazı;
"Bu benim son namazımdır." diye huşû ile kılar,
hep Allahü teâlâ ile meşgûl olurdu.
Hattâ birisi gelip kendisini Allahü teâlâ ile meşgûliyetten alıkoyar korkusuyla;
"Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle de, kimse senden alıkoymasın."
diye duâ ederdi.

Logged

halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #25 : 15 Ağustos 2009, 17:17:36 »

Müttaki, Ebu Yezid ks gibi olur: Bir kere Hemedan'da Usfur tohumu satın almış, tohum biraz fazla gelmiş,Hemedan'dan Bistam'a geldiği zaman tohumla beraber iki karıncanın da geldiğini görmüş, bunun üzerine (karıncayı yurdundan ayırmış olmamak için) Hemedan'a geri gelmiş ve karıncayı yerine bırakmış..
                   
                                                                         Kuşeyri Risalesi, syf 202

         
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #26 : 16 Ağustos 2009, 18:04:53 »

Derler ki: Beyazid (k.s) bir arkadaşı ile birlikte sahrada elbisesini yıkamıştı. Arkadaşı: İzin verirseniz elbisenizi şu bağın duvarına asayım, dedi. Beyazid (k.s) "Olmaz! Başkasına ait birinin duvarına kazık çakılmaz." dedi. Peki şu ağaca asayım,dedi Beyazıd (k.s) yine "Olmaz, dalı kırılır." dedi. Peki şu izhir otunun üzerine sereyim, dedi. Beyazıd (k.s) yine "Olmaz, o hayvanların gıdasıdır, üzerini örtmek doğru değildir." dedi. Sonra sırtını güneşe çevirdi ve elbisesini de sırtına serdi, bir tarafı kuruyunca elbisesinin öbür yüzünü çevirdi ve bu yüzünü de kuruttu.

                                                                     Kuşeyri Risalesi, syf 202
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #27 : 17 Ağustos 2009, 13:11:47 »

Naklederler ki, Beyazid ks bir kere bir camiye girmiş ve asasını yere çakmıştı, asası devrildi ve orada bulunan bir ihtiyarın dikili bulunan bastonunu da yere düşürdü. İhtiyar eğildi, bastonunu aldı ve evine gitti. Beyazid ks ihtiyarın evine gitti. ve "Hakkını helal et" dedi ve ilave etti: "Çünkü bastonunu eğilerek alma ihtiyacı duymanızın sebebi benim asamı hatalı bir şekilde yere dikmem idi.
Kuşeyri Risalesi, syf 202
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #28 : 18 Ağustos 2009, 16:51:35 »

çok güzel takva örnekleri.
ALLAHrazı olsun bistami kardeşim...
Logged

halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #29 : 18 Ağustos 2009, 17:56:17 »

ecmain olsun selma ablacım
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Takva örnekleri... « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: