Takva örnekleri...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:24:07
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Takva örnekleri... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Gönderen Konu: Takva örnekleri...  (Okunma Sayısı 11477 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« : 20 Temmuz 2009, 22:17:20 »

Ebubekir Hazretleri çok zaman korkudan sesini kısar sessiz konuşurdu efendimizle sallellahü aleyhi vesellem..
ne dedin ya ebabekr demese bazen dedigini anlayamazdı....
bunun sebebi hucurat suresindeki Rabbimizin tehtidi idi....

bismillahirrahmanirrahim...
2 - Ey iman edenler!Seslerinizi Peygamber'in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.

cenab-ı Hak cümlemize böyle bir takva nasip etsin..
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #1 : 20 Temmuz 2009, 22:18:48 »

ibrahim edhem hazretleri buyurur ki...
"bir gün bagdaş kurmuş oturmuştum...
kulagıma bilmedigim yerden bir ses geldi....
ey ibrahim sultanın önünde böyle de oturulur mu?

öyle utandım ki bir daha ömrüm boyunca bagdaş kurmadım."





sufyan-i servi hazretleri...


"İşledigim günahtan dolayı beş ay gece ibadetinden
mahrum kaldım" buyurdu...

sordular "günahın neydi" diye...

"BİR KİŞİYİ AGLARKEN GÖRMÜŞTÜM DE
BU ADAM SAMİMİ DEGİLDİR RİYA YAPIYOR
DİYE AKLIMDAN GEÇİRMİŞTİM.."buyurdu..
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #2 : 21 Temmuz 2009, 10:26:21 »

Gerçekten takdiri şayan bir konu olmuş, büyüklerin anılıp yad edildiği yere rahmet inermiş, bu yüzdendirki Rab Müteal Kur'an-ı Hakiminde "kitapta ibrahimide an, kitapta eyyübüde an, kitapta meryemide an" diye bize bir örnek olarak bu atmosferi sunmuştur.

Büyükler demişlerki, "dikenli bir yolda, yalın ayak yürürken, dikenlere basmaktan nasıl sakınılırsa, muttakide, allahın koyduğu hududları ihlal etmekten öylece sakınır"
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #3 : 21 Temmuz 2009, 18:02:20 »

Fetvadan Takvaya...
Pazar yerinde gezerken İmam-ı Azam hazretleri
tırnak büyüklügünde birçamur elbisesine sıçrar.
büyük imam hemen o çamuru yıkamaya başlar.
ya imam derler yanındakiler...
belli bir miktarda necasete bize ruhsat vermiştiniz
ama bakıyoruz ki bize söylediginizin çok daha
küçügü için siz hemen temizlik yapıyorsunuz..
İmam-ı AZAM Ebu Hanife hazretleri dinledikten
sonra yanındakileri şu cevabı verdi..
"EVET ÖYLEDİR...
SİZE SÖYLEDİGİM FETVA...YAPTIGIM İSE TAKVADIR.."

Rabbimiz bizleri de fetvadan takvaya ulaştırsın inşa...[/i]
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #4 : 22 Temmuz 2009, 07:47:37 »

imam-ı Azam hazretleri bir cenaze vesilesi ile
bir mahalleye gider.
güneş tam tepede öyle yakar ki
adeta insanların beyinleri kaynar.
herkez kendine göre bir gölgelik bulur
kalan sadece bir duvardır.
gel derler sen de buraya sıgın...
gelmez imam-ı Azam hazretleri..
neden derler cevap şudur:
" O DUVARIN SAHİBİ BANA BORCU OLAN BİRİDİR.
BORÇLU OLANIN HAKLARINDAN İSTİFADE ETME
VE ONDAN YARARLANMA FAİZDİR VE HARAMDIR.
BEYNİM KAYNASA BİLE O DUVARIN GÖLGESİNE GİRMEM."


Hazreti Ömer efendimiz R.A
selman-ı farisi efendimizi sıkıştırmış soruyordu...
sen bilirsin benim ayıplarımı söyle..

"efendim dedi. sofranıza iki katık koydugunuzu
ve biri gece biri gündüz iki elbiseniz oldugunu duymuştum.
bundan başka hakkınızda bir ayıbınıza rastlamadım dedi.

bunun üzerine bir Elhamdülillah çeken Ömer efendimiz.
"Onları terk edeli bayagı oldu"
Diyerek çok için için sevindi
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #5 : 23 Temmuz 2009, 08:23:35 »

Korkarım ki toprak beni kabul etmez
Sırrı Sekati hazretleri bir gün sohbeti anında talebelerine, (30 yıl önce dediğim bir elhamdülillah yüzünden, 30 yıldır tevbe istiğfar ediyorum) deyince, talebeler şaşırdı, (Efendim bu nasıl olur?) diye sordular. Şöyle anlattı:
Dükkanların bulunduğu çarşıda yangın çıkmış, bütün dükkanlar; terlikçiler, örücüler, elbiseciler nerdeyse tamamen yanmış. Bunu bana gelip haber verdiklerinde, senin dükkana bir şey olmamış dediler. Ben de gayri ihtiyari (elhamdülillah) dedim. Sonra kendi kendime, din kardeşlerinin malı mülkü yansın, seninki kurtuldu diye sen hamd et, bu nasıl Müslümanlık diyerek çok üzüldüm, ağlayıp çok tevbe ettim. Dükkanları yanan din kardeşlerime benzemek için, dükkanımdaki bütün malları fakir fukaraya dağıttım. 30 yıldır da tevbe ediyorum, hâlâ vicdan azabından kurtulamadım. Ben ölünce beni ıssız bir yere gömün, korkarım ki toprak beni kabul etmez, dostlarım arasında utanırım.
Logged

enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #6 : 23 Temmuz 2009, 12:49:35 »

İMAM-I AZAMIN BABASI
   Mezheb imamı İmam-ı Azam Hazretlerinin babası Sabit Hazretleri gençliğinde bir gün dere kenarında abdest alıyormuş. Tam abdest almaya başlayacağı zaman dere sularına kapılıp gelen bir elma görmüş, Elmayı nereden geldiğini ve haram veya helal olup olmadığını düşünmeden bir defa ısırmış. Hikmeti ilahi, o ana kadar elmanın ne olduğunu düşünmeyen Sabit hemen hata ettiğini ve mutlaka elmanın sahibini bulup helal ettirmesi lazım geldiğini düşünmüş. Abdestini tamamlayıp namazını da eda ettikleri sonra suyun geldiği tarafa doğru gitmeye başlamış. Elma elinde olduğu halde araya araya, elmanın düştüğü bahçeyi ve sahibini bulmuş.
   Bahçenin sahibine meseleyi anlatıp, elmayı yanlışlıkla ısırdığını ve hakkını helal etmesini istemiş. İmam-ı Azam Hazretlerinin babasının bu hareketi elma sahibinin dikkatini çekmiş. Hakkını helal edemeyeceğini, hakkını helal etmesi için bazı şartlan olduğunu söylemiş. Sabit hazretleri ne isterse yapacağını, yeterki hakkını helal etmesini isteyip şartının ne olduğunu sormuş. Elma sahibi de, hakkını helal etmesi için iki sene (7 senede olabilir) bahçesinde çalışması lazım geldiğini ve kendisine iki yıl hizmet etmesinin şan olduğunu söyleyince Sabit Hazretleri çaresiz kalmış, Âhirette ceza çekmektense, bu dünyada bir şahsa iki sene hizmet etmek daha iyidir diye düşünmüş. Ve şartlarını kabul ettiğini söylemiş.
   Sabit hazretleri, bir elmayı yanlışlıkla ısırdığı için elmanın sahibine iki sene hizmet etmiş ve adamın işinde canla başla çalışmış. İki sene dolduktan sonra ada­ma, zamanının dolduğunu ve artık hakkını helal etmesini söyleyince, adanı:
   " Yine helal etmiyorum. Benim bir kızım var. Onunla evlenirsen ancak o zaman helal ederim " demiş. Hazreti Sabit:
   " Olur "demiş. Adam yalnız kızının kusurlu olduğunu; elinin çolak, gözünün kör. ayağının topal, dilsiz ve kulağının sağır olduğunu söyleyip, iyi düşünmesini ve sonra pişman olmamasını söylemiş. Hazreti Sabit yine düşünmüş taşınmış. "Âhirette ceza çekmekten iyidir" deyip bu kızla evlenmeyi kabul etmiş...
Meğer Adam, Hazreti Sabit'e kızını vermek için büyümesini beklemiş. Düğün yapılmış. Nikah kıyılmış. Zifaf gecesi Hazreti Sabit'e gelinin olduğu odayı göstermişler. Sabit Hazretleri içeriye girip, içerde kendisine söylenen evsafla bir kızının bulunmadığını görünce bir yanlışlık olduğunu zannederek hemen dışarı fırlamış. Ve durumu oradakilere anlatmış. Çünkü içerde kayınpederinin söylediğinin aksine her azası yerinde genç ve güzel bir kız bulunuyormuş.
   Kayınpederi bir yanlışlık olmadığını söyleyerek, meseleyi şöyle anlatmış: "Benim kızım kördür, çünkü  bu güne kadar hiçbir erkeğe  bakmamıştır. Sağırdır; çünkü haram şeylere kulak vermemiştir. Topaldır, çünkü gayri meşru yolda yürümemiştir." diye sayıp, "Senin hanımın o içerde bekleyendir. Allah mesul etsin evladım " demiş.
   Daha sonra seneler geçip bu evlilikten Numan ibni Sabit İmamı Azam Hazret­leri dünyaya gelmiş. Annesi, İmamı Azam'ı hocaya okuması için teslim etmiş. O zaman henüz  3 yaşında bulunan Numan üç günde Kur'an-ı Kerimi hatmettiği zaman annesi :
"Ah oğlum! Baban o elmayı ısırmasa idi. sen daha az zamanda hatmederdin" buyurmuş.               




   Allah c.c bizleri de takva kullarından eylesin...Amin
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #7 : 24 Temmuz 2009, 01:18:02 »


Ali Râmitenî hazretlerine,

"Azîzân" denmesinin sebebi ise şöyle anlatılır:

Bir zaman Ali Râmitenî'nin evinde iki-üç gün yiyecek
bir şey bulunmadı. Evdekiler açlık sebebiyle çok üzülüyorlardı.
Gelen misâfire de evde ikrâm edecek bir şey yoktu.
O sırada Ali Râmitenî hazretlerinin talebelerinden
yiyecek satan bir genç, pirinç doldurulmuş
bir horoz hediye getirdi.

"Bu yemeği, sizin ve yakınlarınız için hazırladım.
Eğer hediyemizi kabûl buyurursanız, bizi memnun edersiniz."
diyerek yalvardı. Bu nâzik anda gelen yemekten
son derece hoşnud olup, o talebesine iltifâtlarda bulundu.
Bu yemeği, misâfirine ikrâm ederek ağırladı.
Misâfir gittikten sonra o talebesini çağırtarak;

"Getirdiğin bu yemek, sıkıntılı bir ânımızda imdâda yetişti.
Sen de bizden her ne murâdın var ise iste!
Çünkü hâcet kapısı şu ânda açıktır." buyurdu.
Genç de; "İlimde ve evliyâlık makâmında size
benzemekten başka bir arzum yoktur.
Beni bu hâle kavuşturmanızı istirhâm ediyorum efendim!"
dedi.

Ali Ramîtenî hazretleri;
"Çok zor ve yü
kü ağır bir iş arzû ettin.
Bunun yükünü kaldıramazsın.
Üzerimizdeki yük, senin omuzlarına çökecek olursa ezilirsin.
İstersen başka bir dilekte bulun." buyurdu.
Genç ise; "Dünyâda tek murâdım, aynen sizin gibi olmaktır.
Size benzemekten başka bir şey beni tesellî etmez.
Buna rağmen,
siz nasıl arzu buyurursanız, ona râzıyım efendim." dedi.
Bunun üzerine Ali Râmîtenî hazretleri;
"Pekâlâ" buyurup, elinden tutarak berâberce
husûsî halvethânesine girdiler.
Yüzyüze oturarak, o şahsa teveccüh etmeye başladı.
O genç, bir müddet sonra zâhir ve bâtında
Allahü teâlânın izniyle Ali Râmitenî'nin derecelerine kavuştu.
Fakat aşktan sarhoş olup, kendinden geçti.
Öylece kırk gün daha yaşayıp vefât etti.
Ona bir anda kendi makamlarını verip,
kendisi gibi yaptığı için, iki azîz mânâsında,
hazret-i üstâdın ismi
"Azîzân" olarak kaldı
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #8 : 24 Temmuz 2009, 11:40:19 »

Eyvallah, bir keresinde bu menakıpla ilgili bir soruya muhatap kalmıştım. Soru şu olmuştu:

Burada şeyh efendi metodu neticesinde bu gencin ölümüne sebebiyet vermemişmidir?

Cevaben demiştikki; Kitap ve sünnete göre ömür kazayı mutlaktır, mukadderattır, vakti zamanı belirlidir, yani bu genç şeyh efendinin o teveccühüne muhatap olmasada o saat ve günde ölecekti, bu bilgiler ışığında gencin ölüm nedeni şeyh efendiyle arasında geçen değildir, burada belki şuna dikkat etmek gerekir, Rab müteal bu gence ömrünün son demlerinde öyle bir hal nasip ettiki, o halin aynısı ancak Ali Ramiteni hazretlerinde mevcuttu, bu genç bu teveccühe ise, azizan hazretlerine beslediği hüsnü zan ve ikramat (yemek), dardaki bir mümini kamile yardım neticesinde nail olmuştur.

Allah cümlesinin derecesini ala eylesin.

Not: Aslında konuya mukabelede bulunacaktım, son metni okuyunca böyle bir katkımız olsun istedik, sürçü lisan ve terki edep ettiysek affola.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #9 : 25 Temmuz 2009, 11:38:27 »


Coşkun Tasavvufi yaşantısıyla meşhur abid Beyazid-i Bistami hazretleri bir rüya görür, rüyasında ölmüş ve gömülmüştür, münker ve nekir melekleri gelir ve onu hesaba çekmeye başlarlar:

Melekler- Ey Tayfur ibni İsa (Beyazid) Rabbin kimdir?

Beyazid- Bunu bana değil O (c.c)'na sorun.

Melekler- Nasıl yani! Biz Allaha böyle bir şeyi nasıl sorarız?

Beyazid- Ben sizlere ne kadar Rabbim Allah desem ne olacak? Rabbim bana "kulum" demedikten sonra!!!
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #10 : 25 Temmuz 2009, 11:43:45 »

çok güzelmiş  meczub kardeşim.
Rabbim cümlemizi kulum dediklerinden etsin.amin
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #11 : 25 Temmuz 2009, 18:23:04 »

Ebu Talha Hazretleri Medine'de kendine ait
hurma bahçesinde namaz kılarken
kuş sesleri ve cıvıl cıvıl bahçedeki manzara,
bir an kendisini gaflete düşürür.
ve namazın kaçıncı rekatında oldugunu şaşırtır.

namaz sonunda Talha Hazretleri efendimiz
s.a.v. gelerek
"YA RASÜLELLAH...! S.A.V.
ben hurma bahçemi sadaka ediyorum.
çünkü beni namazımda oyaladı ve gaflete düşürdü.
onu istediginiz yere sarfediniz efendim."
buyurmuştur.




[I]
Ebul Hasan-elHarkani hazretleri..

vefatına yaklaştıgı günlerde vasiyetinde
şunları söylemiştir.

"Kabrimi derin kazın.yatacagım yer
hocam Beyazıd-i Bistaminin mezarından
daha asagıda bulunsun."
Logged

ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #12 : 25 Temmuz 2009, 18:43:14 »

Hamd yalnız Allah'a mahsustur. Salat ve selam, kendi­sinden sonra bir daha peygamber gelmeyecek olan Rasulullah'a (s.a.v.) olsun.

Bütün hamdü sena Allah içindir. O'ndan yardım isteriz ve O'ndan mağfiret dileriz. Nefislerimizden gelecek şerler den ve işleyeceğimiz kötü amellerden Allah'a sığınırız. Al­lah'ın hidayete erdirdiğini, hiç kimse ayırıp da dalalete sevkedemez. Yine, dalalete sevkettiğini de hiç kimse çekip hidayete getiremez.

Şehadet ederiz ki, Allah'tan başka bir ilah yoktur. O, tek­dir ve bir ortağı yoktur. Yine şehadet ederiz ki, Muhammed (s.a.v.), O'nun kulu ve Rasulü'dür. Allah (c.c.) O'na ve aline salatü selam etsin.

Bundan sonra, şu gelecekteki arzedeceğim açıklamalar, kalpler hakkındaki amellerle ilgili bir takım kısa ve özlü söz­lerden ibarettir. Bu kalp amellerine makamlar ve haller de denilir.

Bu ameller imanın Özünden ve dinin temellerinden sayı­lırlar. Bunlar, mesela; Allah ve Rasulü'ne muhabbet, Allah'a tevekkül, O'nun için dini ihlas, şükür; hüküm ve takdirine sabır; O'ndan her halükarda korkar olmak, her hususta O'ndan ümid duygusu taşımak ve benzeri gibi. Allah'ın iman sahiplerine olan hakkını onlara vacip gören bazı alim­ler, şu sayılan esasları da kullara vacip kabul etmişlerdir. Ne var ki, hepimiz onlara karşı umursamaz ve ihmalkarız.

Ben derim ki: Şu amellerin hepsi, din büyüklerinin imam­ların ittifakıyla, dinin asıllarıyla emredilmiş bütün insanlara (mü'minlere) vacipdir. İnsanlar ise bu amellerde-beden-le ilgili amellerde de olduğu gibi- "Üç derece" halinde bu­lunmaktadırlar:

1- Nefsine zulüm ve haksızlık eden,

2- Mu'tedil hareket eden (muktesid),

3- Hayırlara koşan (sabikun bi'l-hayrat).

1- Nefsine zulüm ve haksızlık eden: Emirleri terketmek ve yasakları işlemek suretiyle Allah'a asi durumunda olan kimsedir.

2- Mu'tedil hareket eden: Vacip (farz emirler)i yerine ge­tirip haramları işlemeyenlerdir.

3- Hayırlara koşan: Gücünün yettiği vacip (farz emirler) ve müstehab (sünnet gibi, diğer nafileler gibi güzel) fiille­re yönelen, haram ve mekruh (dince nahoş) fiilleri de terkeden kimsedir. Fakat bununla beraber, "mu'tedil hareket eden" ve "hayırlara koşan" diye isimlendirilen bu iki züm­renin günahları, ya tevbe ile yok edilir. Nitekim, ayet-i ke­rime'de

"Şüphesiz ki, Allah işledikleri kötülüklere çok tevbe edenleri ve onlardan iyice temizlenenleri sever"

(Bakara: 2/222)

Ya o günahı mahvedici bir takım iyilik (hasenat) ile yok edilir; ya keffaret sayılacak bazı musibetlerle, ya da bunla­ra benzer şeylerle yok edilir.

Bu iki zümre yani, mu'tedil hareket edenlerle hayırlara koşanlar, Allah'ın Kitabı'nda şu tarzda zikrettiği evliyadan­dırlar:

"Haberiniz olsun ki, Allah dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de"  (Yunus: 10/62)

Bu duruma göre, "Evliya"nın tarifi yapılacak olursa: Mü'min ve muttaki kimseler demek olmaktadır.

TAKVA RİSALESİ - ŞEYHÜL İSLAM İBNİ TEYMİYE - TEVHİT YAYINLARI
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #13 : 26 Temmuz 2009, 18:52:00 »


Ebul Hasan Harkani k.s. derki:
"Dilini, Allahü teâlâdan başkası hakkında konuşmamak için mühürle! Kalbini, Allahü teâlâdan başkasını düşünmemek için mühürle! İhlâssız bir iş yapmaman ve helâl olmayan bir şeyi yememen için de, davranışlarına, dudaklarına ve dişlerine aynı şekilde mühür vur!"

"Dünyâ, peşinden koştuğun sürede senin pâdişâhındır. Ondan yüz çevirince, sen ona sultan olursun."
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #14 : 27 Temmuz 2009, 00:45:43 »


Mısır defterdarlığından emekliye ayrılan
Dehânîzâde'nin babası Kâtip Mehmed Çelebi anlattı:
"Sünbül Sinân Efendi benim hocamdı.
O vefât ettikten sonra üç sene,
halîfesi olan Merkez Efendiye hiç gitmemiştim.
Bir gece rüyâmda hocam Sünbül Efendiyi gördüm.
Buyurdu ki:
"Mehmed Efendi! Niçin gaflet edip Merkez Efendiye
teslim olmazsın? O benden daha üstündür.
Hemen var, eksik kalan eğitimini tamamla!"

Sabahleyin Merkez Efendinin huzûruna gittim.
Beni görünce;
"Ismarlamayınca gelmezsin.
Fakat benden üstündür deyince gelirsin.
Hâlbuki hocamızın benden üstündür demesinin sebebi,
senin hakkımdaki kötü zannını bertaraf etmek içindir.
Yoksa kıyâmet gününde yüksek hocamızın sancağı altında haşrolmayı ümîd ederiz." dedi.

Şaşırdım kaldım ve tövbe edip talebesi oldum."
[/b]
Logged

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Takva örnekleri... « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: