Seyyid Emir Külâl Hazretleri...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Åžubat 2012, 11:32:02
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Yazılar  |  Seyyid Emir Külâl Hazretleri... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: Seyyid Emir Külâl Hazretleri...  (Okunma Sayısı 3138 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #15 : 27 Haziran 2010, 11:09:48 »

EĞER EVLİYÂ OLSAYDI

Nakledilir ki, Emîr Külâl hazretleri bir imâret yaptırmakta idi. Bu binânın inşâsı için pekçok kimse toplanmış çalışıyordu. Bir gün Emîr Külâl, âniden evine gitti. O gidince, orada çalışanlar dediler ki:

"Emîr Külâl gerçekten velî ise, bizim her birimize birer sıcak ekmek verir. Bir müddet sonra Emîr Külâl geldi. Yanında hiçbir şey yoktu. Yerine oturunca, binânın inşâsında çalışanlardan bâzıları bir birine;

"Eğer velî olsaydı, bizim arzu ettiğimiz şeyi getirirdi." diyerek, aralarında konuşmaya başladılar.

Daha sonra onlar böyle konuşurlarken, Emîr Külâl hemen ayağa kalkıp; "Ey tahammülsüzler, işte istediğiniz!" diyerek, elini koltuğunun altına sokup, herbirine sıcak bir ekmek çıkarıp verdi. Onlar da söyledikleri sözlerden dolayı pişman olup, tövbe ettiler. Bundan sonra, Emîr Külâl hazretleri onlara buyurdu ki:

"Ey dostlarım, biz arzu ederiz ki, siz bizden âhireti, âhirette kurtulmayı taleb ediniz. Nefsinizin istekelrini terkediniz ki, âhirette utanıp, mahcûb olmayasanız. Eğer şükrederseniz, Alahü teâlâ size her istediğinizi ihsân eder. Bu dünyâda ne yaparsak âhirette onun karşılığını bulacağız. Ey dostlar, dikkat ediniz ve uyanık olunuz! Bir kimse hevâ ve hevesinden vazgeçmedikçe, tuzağına av düşmeyen ve eli boş kalan avcı gibidir. Eğer insan, Allahü teâlâyı unutur, gaflete dalarsa, belâya ve musîbete düşer. Ne yazık ki, ömür bitmek üzere olduğu hâlde, insan dünyâlıklara dalmış, nefsinin esîri olmuş ve âhiret yolculuğunu unutmuş, ihmâl etmiştir.

"Ey ömrünü câhillikle rüzgâra veren!
Sen ömrünün kıymetini nasıl bilirsin?
Yarın toprak altında yalnız kalınca,
Tövbe edeyim dersin, ama yapamazsın!"

devamı var inşaallah...
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #16 : 30 Haziran 2010, 09:51:48 »

TÎMÛR HAN

Bu dünyânın en büyük, devlet adamlarından,
Âlim ve evliyânın, dostu idi Timûr Han.

Seyyid Emir Külâl'in sohbetinde bulundu,
Mânevî evlâtlığa, hem de kabûl olundu.

Bir ara Smerkand'a, yerleşince Timûr Han,
Buhâra'ya gitmeği, arzû etti bir zaman.

Seyyid Emîr Külâl'e, gönderdi şu haberi;
"Buhârâ'ya gelmeme, var mı müsâdeleri?

EÄŸer izin yok ise, oraya gelmemize,
Lütfedip kendileri, gelsinler ülkemize,

Hocamızı görmeği, çok arzû ediyoruz,
Nasıl uygun olursa, tâlimat bekliyoruz."


Hazret-i Emîr Külâl, bu haber üzerine,
Oğlu Emîr Ömer'i, göndermişti yerine,

Buyurdu ki: Ey oğlum, git söyle Timûr Hâna,
Biz râzıyız kendinden, duâcıyız çok ona.

Lâkin onun gelmesi, uygun değil bu yere,
Mümkün değil bizim de, gitmemiz o yerlere.

Alah'ın rızâsını, istiyorsa Timûr Hân,
Temhib et, ayrılmasın, adâlet ve takvâdan.

Eğer bu tembîhimi, yaparsa iyi olur,
Kıyâmette azaptan, ancak böyle kurtulur.

Eğer dünyâ malına, meyl ederse kendisi,
Bizim duâmızın da, hiç olmaz fâidesi."


Bu haberi alınca, hocasından Timûr Han,

Oğlu Emir Ömer'e, şöyle dedi o zaman:

"Söyleyin benden taraf, lütfen pederinize,
Buhârâ'nın mülkünü, vereyim emrinize."


Emir Ömer cevâben dedi: "İzin yok buna."
timûr Hân bu sefer de, şöyle söyledi ona:

"Öyleyse filân şehiri, size bağışlayayım.
İnşaallah bu teklifi, kabul eder üstadım.


Emir Ömer dedi ki: "Bunu da kabûl etmez,
Babam, dünyâ malına, bir zerre kıymet vermez."


Timûr Han bu sefer de, dedi bulunduğunuz,
Köyü bağışlıyayım, budur son umudumuz.


Emir Ömer cevaben dedi: "Tahmin ederim,
Bu teklifinizi de, kabûl etmez pederim.

O bana demişti ki, ayrılırken oradan,
"Bizleri memnun etmek, istiyorsa Timûr Han,

Adâletten, takvâdan, ayrılmasın herhâlde,
Ancak böyle kurtulur, azaptan Kıyâmette."

DEVAMI VAR İNŞAALLAH.
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #17 : 10 Temmuz 2010, 20:30:11 »

AĞRIYAN DİŞ

Emîr Külâl kendine âit bir yerde dergâh inşâ ettiriyordu. Çalışanlardan biri, kendi kendisine; "Hiç kimse bir şey getirmiyor." dedi. Henüz aradan az bir zaman geçmişti ki, bir adam geldi. Çok miktarda ekmek ve üzüm getirdi. Emîr Külâl hazretlerinin huzûruna varıp, gece gündüz diş ağrısı çekmekteyim. Sizin duânızı almak için geldim, bana yardımcı olunuz, tâkadım kalmadı dedi.

Emîr Külâl, gelen adama; "Yanıma yaklaş bakayım, hangi dişin ağrıyor?" dedi. Adam yaklaştı. Emîr Külâl parmağını ağzına sokup, ağrıyan dişinin üzerine koydu. Sonra İhlâs sûserisini okudu. Gelen kişinin diş ağrısı kesilip, hiç hastalanmamış gibi oldu. Bundan sonra Emîr Külâl hazretleri buyurdu ki:

"Ey dostlar! İlâslı olunuz. Her işinizi Allah rızâsı için yaparsanız, kurtulursunuz. İhlâssız yapılan amel, üzerinde pâdişâhın mührü bulunmayan para gibidir. Üzerinde pâdişâhın sikkesi bulunmayan parayı kimse almaz. Üzerine mühür vurulanı ise herkes alır. İhlâs ile yapılan az amel, Allahü teâlâ indinde çok amel gibidir. İhlâssız yapılan çok amelin ise, Hak katında kıymeti yoktur. Yaptığınız her ibâdeti ve işi, ihlâs ile yapınız. Böylece Allahü teâlâya yakın ve rızâsını kazananlardan olursunuz.

Ey dostalrım! İhlâs ile amel yaprasanız korkmayınız, bu size âhirette îtibâr ve şereftir. Eğer tamâ sâhibi olup dünyâya düşkün değilsen, sonunda varacağın yeri düşün. Merd o kimsedir ki, önce iyice düşünür, sonra amel etmeye başlar. Böylece, sonunda yaptığı işten utananlardan olmaz."
devamı var inşaallah.
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #18 : 29 AÄŸustos 2010, 14:57:57 »

HEM DOÄžUDA, HEM BATIDA

Bir gün Emîr Külâl hazretleri, talebeleri ile oturmuş sohbet ediyordu. Bu sırada içeriye güzel yüzlü bir genç girdi. Hiçbir rşey söylemeden oturdu. Orada bulunananlar, onu hiç tanımıyorlardı. Bir ara Emîr Külâl hazretleri ona bakıp;

"Tamâm oldu mu?" dedi. Gelen genç de;

 "Bir açıklık kalmıştı, o da tamamlandı." dedi.

 Gelen genç biraz oturup, gitmek üzere kalktı, bir ÅŸey söylemeden kapıya doÄŸru yürüdü. Orada bulunanlardan bir kısmı, gencin yanına koÅŸup, yakalayıp konuÅŸmak istediler. .

Sen kimsin? Gelince bir şey söylemedin ve giderken müsâade istemedin. Emîr Külâl'e; "Bir yer kalmıştı, o da tamamlandı." dedin. Bu hâlin ne ve bu sözün mânâsı nedir? Bunları bize açıkla ve kendini tanıt." dediler
.

Bunun üzerine genç, "Ben, Rûm vilâyetindenim ve Emîr Külâl'in talebelerindenim. Bizim memleketimizde bir câmi yapılıyordu ve bu câmi inşâsı ile Emîr Külâl hazretleri ilgileniyordu. Bitince haber vermemizi emretti. Câmi tamamlandı, ben de haber vermek üzere geldim." dedi.

Bunları dinleyince, çok şaşırıp; "Nasıl olur? Biz onun talebeleriyiz ve hocamız Rûm diyârına gitmedi." dediler.

Gelen genç; "Ben de onun talebesiyim, her gün arkasında namaz kılarım. Bizim memleketimizde çok talebesi ve tanıyıp seveni vardır." dedi.
"Peki girince neden selâm vermedin ve giderken neden izin istemedin?" dediklerinde;

"Bunları kalben söyledi." dedi. Ayrılırken de; "Bizim karşımıza mühim bir riş çıktığı zaman, Emîr Külâl hazretleri gelir. Bizim memleketimizde, sizin burada olduğundan daha meşhûr ve daha çok tanınıp sevilmiştir." dedi.

 Bunları dinleyen talebeleri, Emîr Külâl hazretlerinin tasavvuftaki derecesinin yüksekliÄŸini ve tasarrufunun çokluÄŸunu görüp, ona sevgi ve baÄŸlılıkları kat kat arttı.
Devamı var inşaallah.
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #19 : 08 Eylül 2010, 09:25:46 »

EVLİYÂYI ÜZMEK

Seyyid Emîr Külâl'le, bir gün talebeleri,
Ziyârete giderken, birlikte kabirleri,

Yolda, koca bir aslan, çıktı karşılarına,
Talebeler korkarak, çekildiler bir yana.

Ve lâkin Emîr Külâl, korkmadı zerre kadar,
Buyurdu ki: "Korkmayın, o bize yapmaz zarar."

Sonra ona yaklaşıp, tutunca yelesini
Başını yere koyup, çıkarmadı sesini.

Hürmet gösterir gibi, hareketler yaparak,
Ayrılıp gitti, geri, sanki mahcûb olarak.

Talebeler bu hâle, taaccüb ettiler hep,
Dediler ki: "Efendim, bu nasıl iş ki acep,

Aslanın size karşı, olan bu hareketi,
Çok hayret verdi bize, nedir bunun hikmeti?

Aslan sizi görünce, mahcûb oldu âdetâ,
Bir vahşî hayvan iken, sizden korktu o hattâ."

Buyurdu: "KardeÅŸlerim, kim korkarsa Allah'tan,
O'nun mahlûkları da, çekinir, korkar ondan.

Aksine, bir insan ki, Allah'tan korkmaz ise,
Mahlûklara karşı da, korkak olur o kimse."

Bir gün talebesiyle, câmiye giderlerken,
Bir çocukla, babası, geliyordu ilerden.

Çocuk, Emîr Külâl'i, görünce sevdi onu,
Ve sordu babasına, onun kim olduğunu.

O ise sevmiyordu, "Seyyid Emîr Külâl'i,
Hattâ onun hakkında, konuştu lâübâli.

Emîr Külâl işitip, buyurdu ki adama;
"Bana deÄŸil, kendine, zarar verdin sen ama.

Bir Allah hadamına kimse ederse hakâret.
İflâh etmez o artık, fecîdir ona gâyet."

Çok zaman geçmedi ki, uyuz oldu o kimse,
Bir çâre bulmadı, her kime gitti ise.

Nereden geldiğini, anladı bu illetin,
Dedi: "Emîr Külâl'e, çabuk beni iletin."

Giderek arz ettiler, bunu Emîr Külâl'e,
Buyurdu ki: "Mâlesef, o dönmez iyi hâle.

Hakkını ona helâl, etse de Emîr Külâl,
Önceki evliyâlar, kat'iyyen etmez helâl.

O, büyük insanlardan, ok'u yedi bir defâ,
Ona çâre bulmaz, gitse de ne tarafa."

Oradan ayrılarak, gidiyorken evine,
Düşüp öldü, bir çâre, bulamadan derdine.

Buyurdu: "Ey insanlar, sevmeyin bu dünyâyı,
Ve aslâ unutmayın, Allahü teâlâyı.

Bir günah karşısında, korkun ki O'ndan gâyet,
Bundan daha kıymetli, yoktur başka ibâdet.

Kim Alah'tan korkarsa, siz dahî korkun ondan,
Ve lâkin hiç korkmayın, Allah'tan korkmayandan.

Bir günah işlerseniz, âcilen tövbe edin,
Tövbe etmek, başıdır zîrâ her ibâdetin.

Her namazı kılınca, tövbe edin siz yine,
Zîrâ güvenmemeli, bir kul ibâdetine.

Öyle düşünmeli ki, kul kendi günahını,
Görmemeli kat'iyyen, başkasının aybını.

Siz her hangi bir iÅŸi, getirirken yerine,
Bakın ki, uygun mudur, o iş dînin emrine?

Eğer uygun değilse, vaz geçin siz o işten,
Zîrâ kul böylelikle, halâs olur ateşten."


Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #20 : 08 Eylül 2010, 09:35:16 »

BaÅŸtan beri aktardığımız konunun  kaynakları;
1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (49. Baskı) s. 1074
2) Agâhî Seyyid Emîr Külâl (Mevlân Şihâbüddîn)
3) Reşehât; s.42
4) Nefehât-ül;Üns; s.415
5) Hadîkat-ülVerdiyye; s.123
6) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.1, s.363
7) Rehber Ansiklopedisi; c.5, s.108
Karizmatik Hadîkat-ül-Evliyâ; s.41
9) Umdet-ül-Makâmât; s.61
10) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.11, s.20


arkadaşlar bir tasavvuf büyüğümüz olan Seyyid Emir Külal Hazretlerinin hayatınıda acizane sizlere aktarmaya çaılştık.Rabbim O büyüklerin yolundan gitmeyi ve hayatından örnek almayı nasip etsin,bizleri şefaatlerine nail eylesin.AMİN.
Başka bir tasavvuf büyüğümüzün hayatında buluşmak dileğiyle Allaha emanet olunuz.
Logged

Sayfa: 1 [2]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Yazılar  |  Seyyid Emir Külâl Hazretleri... « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: