İrşat Faaliyetleriİnsan üstü sıkıntılar görmesine rağmen, bir an olsun ders vermekten, halaka-ı zikir kurmaktan geri kalmamış, eşi Bedriye Hanım’ı kaybetmiş, çocukları öksüz kalmış, maddi sıkıntılar son haddine varmış ama yine de Rabbine, Rasulüne, Pirine, Şeyhine sadık kalmış, Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)’in sıhhat ve selameti, İslâm’ın bidat ve hurafelerden muhafazası için göğüs germiş, malından, canından fedakârlık yaparak din-i İslâm-ı mübine hizmet etmiştir. Kayseri, İstanbul, Ankara, Kars, Isparta, Trabzon, Konya ve kısaca şarkta ve garpta sayılamayacak kadar çok ihvanı olmuş, ders halkaları kurulmuştur. Yani cihan-şümul bir mürşid-i kâmil idi.
Bilinen Halifeleri1. Zü’l-Cenâheyn, Şeyh Seyyid Abdullah Trabzonî (Demircioğlu)
2. Şeyh Seyyid Mustafa Hayri
3. Şeyh Niyazi Malatyevî (merhum)
4. Şeyh Mustafa Sivasî
5. Şeyh Muhammed Salim Kemalî (merhum)
6. Şeyh Abdulkerim Ercişî (merhum)
7. Şeyh Hüseyin Malatyevî
8. Şeyh Seyyid Mustafa Yaşar Göletderevî
9. Şeyh Mustafa Karsî (Özgür)
Hayatından Birkaç SatırHayri Baba, bir müridi ile Tarsus'a gider. Orada bir zat, Hayri Baba’nın yanındaki müride Hayri baba hakkında ileri geri sözler eder. Hayri Baba, yanına gelen müridine: “Ne oldu?” deyince mürid anlatır. Hayri Baba, “ O, dışta olanı bilir, içte olanı bilmez.” der.
O zat murakabeye dalar ve birden Hayri Baba’nın yanına koşup, ağlayarak ellerine sarılıp, özür diler.
Hayri Baba:
-Evladım! biz kimiz ki? diye kendini gizlemeye çalışır. O zat şöyle der:
-Efendim, çok meşayıh-ı kiram gördüm, takıldığım manevi mertebeyi geçebilmek için gerekli feyiz ve himmeti alamadım. Rasullah Efendimiz (s.a.v.)’e müracaat ettim Rüyamda bana buyurdu ki: “Oğlum MUSTAFA HAYRİ gelecek, o zaman feyziyâb olursun.” Ben de 37 yıldır o emre uyarak gelmenizi bekledim. Neredeyse galip olup, bu beklediğim zamanı zayi etmiş olacaktım. Gece gündüz yolunuzu gözlüyorum.
Bunun üzerine Hayri Baba mübarek nazarını, ismi Ahmet Efendi olan bu zata çevirerek himmet buyurur. O kıymetli teveccüh ile Ahmet Efendi maksuduna vasıl olur.
Yakın zaman evvel vefat eden bu zat, Hayri Baba Hazretleri için: “Şeyh hazretlerinin âliliklerini vasfetmem mümkün değildir” diyerek her seferinde minnettarlığını dile getirmiştir.
Sultan Abdülhamit Han’ın Şeyhülislam Şurası azalarından Hüseyin Efendi, Hayri Baba hazretlerine mürid olur. Manen ileri haller sahibi bu zat, Hz. Peygamber (s.a.v.)’le rabıta yoluyla görüşmektedir. Hayri Baba Hazretlerinin oğlu Abdulkadir Efendi, bir gün bu zata soru sorar:
-Siz rabıtada Rasulullah Efendimiz (s.a.v.)’le görüşüyorsunuz. Babama ne ihtiyacınız var?
Bunun üzerine Hüseyin Efendi, bir sayha atar ve ağlayarak şöyle cevap verir:
-Babana nasıl ihtiyacım olmaz, Ben Rasul-i Zişan Efendimiz (s.a.v.)’in, babana “Bizim Hayri” buyurduğunu işittim, demiştir.
Anlayana bu kadar yeterlidir. Bunlar deryadan damlalardır.
Tasavvufi Görüşlerinden Bir Demet“Bu iş kılık kıyafetle olmaz. Allah (c.c.)’ın nurunu elbisede aramayın” buyururdu. Kendiside halktan farklı giyinmezdi.
Keramet konusunda çok hassastı.
“Bir doğruluk, bin kerametten üstündür. Bin keramet insana bir hasene, sevap yazdırmaz ama bir doğruluk sayısız sevap kazandırır” buyurmuşlardır. Bu yolda bin menzil vardır, ilki keramettir, buyururdu.
Kendisinden her zaman sayısız kerametler zuhur ettiği halde O, bunları şöyle değerlendirirdi: “Emrolunduğum gibi icra ederim, her şeye hâkim olan Allah’tır.”
Çok mütevazı idi. Yaşlılık döneminde dahi misafirlerine kendi hizmet eder, tasavvufî hayatı, yaşantısı ile kalplere işlerdi.
“Eliniz karda, gönlünüz Yarda olsun” buyururlardı.
Her anı Allah (c.c.)’ı zikir ile geçerdi. Manevi hallerini maharetle gizler ve, “Hz. Allah (c.c.)’ın Settâr ismine büründüm” buyururlardı. Halk içinde Hakk (c.c.) ile olmayı telkin ederdi.
O’nun (k.s.) hayatı ciltlere sığmaz. Hulasa, yüce ceddi Kainatın Efendisi (s.a.v)’nin ahlakı, kendisinde kemaliyle tecelli etmişti.
VefatıHer anı kutsal, çile dolu, hizmet dolu, ibadet dolu, sevgi dolu 84 senelik ömür sonunda 17 Eylül 1979’da Pazartesi günü 10:30’da Suâdiye’deki evinde Hakk’a yürüdü. Ardında binlerce derviş, serzakir, naib, nekib ve ismi yukarıda yazılı çok kıymetli halifeler bırakarak vazifesini tamamlamıştır. Son sözü;
اللهم اغـفـرلى وارحمنى والـحـقـنى بالرفـيق الاعلى
“Allah’ım beni affet, bana acı ve beni en yüce makama ulaştır”idi.
Kabri şerifleri, Trabzon – Akçaabat’ta şehitlik tepesindeki türbesindedir. Ziyaret edilmekte feyiz ve bereketlerine kavuşulmaktadır.
Ruhu şad olsun, himmeti hazır olsun… Allah(c.c.) sırrının kudsiyetini artırsın. Esas kabri sevenlerinin gönüllerindedir.
Rahmetullahi Aleyh…
www.muridan.com dan alıntıdır.