ŞEMS 9 A'LA 14 AYETLERİN TEFSİRLERİ
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 21:03:58
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Kur'an-ı Kerim  |  Yazılar  |  ŞEMS 9 A'LA 14 AYETLERİN TEFSİRLERİ 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: ŞEMS 9 A'LA 14 AYETLERİN TEFSİRLERİ  (Okunma Sayısı 1168 defa)
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« : 13 Haziran 2009, 11:00:40 »

Şems 7. Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, 8. Sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, 9. Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir, 10. Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.

Ala 14 "Kendini tezkiye eden mutluluğa ermiştir."


Seyit Kutub: Bir de insanın benliğinde gizli olan ve doğuştan gelme yeteneklerinin yanında sağ duyu vardır ki, bu güç insanın benliğinde onu yönlendirir. İşte insan bu güce göre sorumluluk taşır. Kim bunu kendini arıtıp temizlemede, kendisindeki yeteneklerini geliştirmede kullanırsa, o kişi kurtuluşa ermiştir. Kim de bunu karartır, köreltir ve cılızlaştırırsa, ziyana uğramıştır. “Şems suresi”

Ayet-i kerimede geçen teskiye her tür pislik ve kirden arınmaktır. Yüce Allah arınan ve Rabbinin adını anan, kalbine O'nun yüceliğini yerleştirip "namaz kılan". Evet İşte bu arınan, öğüt alan ve namaz kılan insanın "kurtulduğunu" kesin biçimde açıklıyor. Hem bu dünyada kurtulmuş hem de diri bir kalb ile Rabbine bağlı bir halde yaşayarak hatırlamanın tatlılığını ve sıcaklığını hissederek kurtulmuştur, hem de ahirette kurtulmuştur. (ala suresi)

Ebul Ala Mevdudi: "Tezkiye"nin manası temizlemek, yetişmektir. Siyak ve sibaktan da anlaşılıyor ki, kim nefsini fücurdan temizler, takvaya yükselir ve içinde iyilik geliştirirse o kişi kurtuluşa ulaşır. Bunun karşısında "dessâhâ" kelimesi kullanılmıştır. Bu kelimenin mastarı "tedessiye"dir. Manası bastırmak, örtmek, kaçırmak ve saptırmaktır. Siyak ve sibakına göre anlamı şöyle olur: Nefsinin iyilik eğilimlerini bastıran ve nefsini kötülük eğilimlerine çeken kişi. Fücura o kadar destek verir ki, takvayı bastırır ve tıpkı toprağın ölüyü saklaması gibi takvayı saklar. Bu kişi hüsrana uğrayacaktır. (şems suresi)

Tezekkâ kelimesi ile, küfür ve şirkten vazgeçerek İslâm'ı kabul etmek, kötü ahlâkı bırakarak güzel ahlâk edinmek ve kötü amelleri terkederek iyi ameller işlemek kastedilmiştir. Felah kelimesi ile de, dünyadaki değil, ahiretteki kastedilmektedir. İnsanın bu dünyada fakir ya da zengin olması önemli değildir. Buradaki zikr ifadesi, Allah'ı hem kalple hem de lisanla zikretmek şeklinde iki anlama da gelebilir. (ala suresi)

Ömer Nasuhi Bilmen: Evet.. Andolsun ki: (Nefsini temizlemiş olan) günahlardan kaçınan, fâideli bilgiler ile, sâlih ameller ile uğraşmakta bulunan kimse (şüphe yok ki: kurtuluşa ermiştir.) bütün güzel maksatlarına erişmiştir. Ebedî selâmet ve saadete aday bulunmaktadır. İşte bu ilâhî beyan, yukarıdaki yeminlerin cevabıdır. Bu kurtuluş ve selâmetin tecellî edeceğini kat'î surette beyan ve bu hususa dikkat nazarlarını çekmek içindir ki, öyle birçok yeminler yapılmıştır. (şems suresi)

(Muhakkak o kimse felaha) kurtuluşa, muradına (ermiştir ki, temizlenmiştir.) İmânı sayesinde küfür pisliğinden kurtularak manevî bir temizliğe kavuşmuştur. Veya zekâtını vermiştir. Veyahut namaz için abdest alıp tertemiz bir hâlde yaşamıştır. (Ve) O zât (Rab'binin) mukaddes (ismini) kalbiyle ve I i s ân iyi e (zikredip de namaz kılmıştır.) Beş vakit namazını kılmaya devam etmiştir. İşte kurtuluşa eren bu gibi samimi mü'mîn kullardır… (ala suresi)

Muhammed Ali Es Sabuni: Bu, yedi şeye yapılan yeminlerin cevabıdır. Yani,Allah'a itaat ederek nefsini temizleyen ve onu isyan ve günah kirinden arındıran, kesinlikle kurtulmuştur. (şems suresi)

İman etmek suretiyle kendini temizleyen ve sırf Allah için amel eden kurtuluşa ermiştir.Rabbinin büyüklük ve yüceliğini anan O'na boyun eğerek ve emrine sarılmak için ibadet eden kurtulmuştur. (ala suresi)

İmam Kurtubi: "Onu temizleyen" yani yüce Allah'ın itaat ile nefsini arındırdığı kimse "muhakkak felah bulmuştur. Onu örten kimse de muhakkak ziyana uğramıştır." Yüce Allah'ın masiyet ile örttüğü nefis ziyana uğramıştır, demektir. İbn Abbas da şöyle demiştir: Saptırdığı ve azdırdığı bir nefis hüsrana uğramıştır. Bir diğer açıklama da şöyledir: Allah'a itaat etmek ve salih ameller işlemek suretiyle kendisini (nefsini) arındıran kimse kurtuluşa ermiş, buna karşılık masiyetlerle nefsini örten kimse de hüsrana uğramıştır. Bu açıklamayı da Katade ve başkaları yapmıştır. (şems suresi)

Yani cennette ebediliğe kavuşur. Burada kasıt, iman etmek suretiyle şirkten arınıp, temizlenen kimselerdir. Bu açıklamayı İbn Abbas, Ata ve İkrime yapmıştır. El-Hasen ve er-Rabi' de: Ameli tertemiz ve artıp duran kimsedir, diye açıklamışlardır. Mamer, Katade'den, "iyice temizlenen" salih ameliyle (iyice arınan) diye açıkladığını rivayet etmiştir. Yine Katade'den, Ata ve Ebu'l-Aliye'den nakledildiğine göre buyruk, fitır sadakası hakkında inmiştir. (ala suresi)

Fahreddini Razi: "O (nefsi) tertemiz yapan kişi, muhakkak felaha ermiştir" (Şems, 9).
Bil ki "tezkiye", temizlemek, yahut da eğitip büyütmek, yetiştirmek demektir. Ayetle ilgili olarak iki izah yapılabilir:
1) Taatta bulunmak ve günahlardan uzak durmak suretiyle, nefsini günahlardan arındırarak, kendisini tezkiye eden, tertemiz yapanlar, felaha erer, umduğunu elde eder.
2) Bu, "Allah'ın tezkiye ettiği nefisler-kimseler felaha ermiştir" demektir. Kâdî bu manayı tercih ederek şöyle der: "Bundan maksad, Allah Teâlâ'nın bu nefislerin tezkiyesine (tertemiz olduğuna) hükmetmesi ve onları bu şekilde saymasıdır. Bu tıpkı, örfümüzdeki, "Falanca falancayı tezkiye ediyor" denilmesi gibidir. Kâdî daha sonra şöyle der: "Birinci mana doğruya daha yakındır. Çünkü "nefs" kelimesi, ayette daha önce açıkça yer almıştır. Binâenaleyh buradaki "O" zamirini, nefse raci kılmak, zikredilmediği halde zikredilmiş hükmünde olan bir şeye, (yani Allah'a) hamletmekten daha evladır. (şems suresi)

"Muhakkak ki iyi temizlenen kimse umduğuna erişmiştir" (A'la, 14)
Ayeti hakkında şu iki izah yapılabilir:
1) Allah Teâlâ, Kendisinin delilleri hususunda, tefekkür ve teemmülden yüz çevirenlerle ilgili olarak vaid ve tehdidine yer verince, bunun peşinden de, şirk pisliklerinden temizlenenler ve arınanlar için söz konusu olan va'dini getirmiştir.
2)  Zeccâc'ın görüşüne göre “tezekkâ” kelimesinin manası, "takvasını artıranlar" şeklindedir. Çünkü “Ez-zaki” kelimesinin anlamı, "artıran, çoğaltan" demektir. Bu mana, ''Namazlarında huşu sahibi olan mü'minler... felaha..." (Mü'minûn 23/,1-2) ayetleri ile de desteklenir. Çünkü Cenâb-ı Hak, "felah"ın işte bu hasletleri birlikte bulunduran kimseler için olacağını söylemiştir. Bakara Sûresinin başındaki “Ulaike humu’l-muflihun” (Bakara, 2/5) ifadesi de bunu göstermektedir. Birinci mana da, şu iki hususla kuvvet kazanır:
1) Allah Teâlâ, ayette, neden arınılması gerektiğini belirtmeyince, biz, kastedilenin, ayetten önce bahsi geçen şeyden temizlenme olduğunu anlamış oluyoruz. Ki, bahsi geçen şey de küfürdür. Böylece biz, burada kastedilen mananın, "Bu ayetten önce bahsi geçen o küfürden arınanlar, muhakkak ki felah buldular" şeklinde olduğunu anlamış bulunuyoruz.
2) Mutlak isim, kemaline sarf edilir. Tezkiye çeşitlerinin en mükemmeli ise, kalbi, küfür zulmetlerinden tezkiyedir. Binâenaleyh, bu mutlak ifadeyi, işte bu manaya hamletmek gerekir. Bu tevil ve tefsir, İbn Abbas'tan rivayet edilen, “tezekkâ” nın manası, "Lâ ilahe illallah..." kelime-i tevhididir..." şeklindeki rivayet ile de kuvvet kazanır (Ala Suresi)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır: İşte bu anlatılan zahiri aydınlatmaları yaratan ve onlarla beraber daha birçok nimeti içinde bulunduran göğü bina eden ve yeri döşeyen ve bunları, kendini, iyi ve kötüyü idrak edecek ilham alabilen nefsi yaratıp düzene koyarak ona iç nuruyla kötülük ve takvasını ilham eden yüce Allah'a yemin olsun ki o nefsi temizleyen kimse yani günahlardan temizleyip takva ile terbiye etmek ve geliştirmek suretiyle feyizlendiren kimseler; başka bir mânâ ile, Allah'ın böyle temizlediği, ilham almış temiz nefis, gerçek kurtuluşu buldu. "Gir kullarımın içine, gir cennetime."(Fecr, 89/29-30) hitabına nail olarak kurtulup muradına erdi. (şems suresi)

Muhakkak felah buldu, kendini fenalıklardan kurtarıp murada erdi temizlenen, vaaz ve öğüdü dinleyip temizlenen, feyiz alan, kalbini şirkten ve kötü ahlâktan, bedenini maddî ve manevî pisliklerden temizleyip iman ve ihlas, gusül ve abdest ile arınan ve zekâtını verip Allah'ın huzuruna temizce çıkmak için çalışan. ve Rabbinin ismini anıp onun huzuruna varacağını düşünerek "Allahü Ekber" diye tekbir alıp da namaz kılan, beş vakit namazı ve özellikle gelen rivayete göre, bayram namazını kılan kimseler. Bu âyetin zahiri mânâsı, kalp ve beden temizliğiyle nefis terbiyesine, Allah'ı birleme, tekbir gibi dil ile zikretmeye, "Namaz kılan ve zekât veren"(Bakara, 2/177) âyetlerinin mânâsı üzere bedenî ve malî ibadetlerin temeli sayılan farz olan zekât ve namaza dikkat çekmiş olmasıdır…(ala suresi)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Kur'an-ı Kerim  |  Yazılar  |  ŞEMS 9 A'LA 14 AYETLERİN TEFSİRLERİ « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: