Ruhani Seyr ü Süluk
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 20:48:30
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Ruhani Seyr ü Süluk 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Ruhani Seyr ü Süluk  (Okunma Sayısı 636 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« : 05 Temmuz 2009, 01:07:12 »


Mustafa Fevzi ks ruhani seyri süluku bir öyküleme ile anlatır.Bu öykülemede kavramlar şahıslaştırılmıştır. Bu kavramlar şunlardır.
Ruh:Erkeği temsil eder,emir alemindendir.Kalp adlı çocuğun babası,Nefsin kocasıdır.
Nefs:Kadını temsil eder,halk alemindendir,cariye,kötü huylu dik başlı ve asidir.
Kalp:Ruh ile nefsin çocuğudur.Göğsünde korunması gereken iman cevheri vardır.
Akıl: Ruhun veziri danışmanıdır.Allah katında faziletli,halis,kulları temsil eder. Tedbirli,düşünceli,bilgilidir. Şecaat:Üstün nitelikli,kararlı,cesur erdemli kulları temsil eder.
Tevfik:Allah katında faziletli,halis,yüksek nitelikli,öncü ve öğretici rehber kulları temsil eder.

İffet: İffetli ağırbaşlı,görgülü akıllı kulları temsil eder.

Bu dört kavram Ruh,Nefs,Kalp üçlüsünün oluşturduğu aileyi sağlam temellere dayandırmayı, sarsılmaz bir yapıya kavuşturmayı,mutluluğu ve huzuru sağlamayı amaçlar.Her üçününde yardımcısıdır.

Şeytan:Ruhun düşmanı
Öfke: Şehvetin Kocası
Şehvet:Öfkenin karısı
Dünya:Büyücü kadın


Bu dört kavram ise, Ruh,Nefs,Kalp üçlüsünün oluşturduğu aileyi yıkmayı,dağıtmayı,aralarına bozgunluk sokmayı amaçlarlar ve onları mutsuz etmek için çalışırlar.Her üçünün düşmanıdırlar.

Öykümüz başlıyor..


Allah ruhu bedene emanet etti.Onu beden tahtına oturttu.Ruha Allah’tan bir sancak geldi.Onu Tevhid diye isimlendirip meşhur etti.Ruh ismi İtikad olan bir ülkeye girdi.Kulların imanı orada korunmaktaydı.Bu ülkenin ortasında bir şehir göründü.Adına Zahir deyip bir sancak verdi.O şehrin Emmare  adlı bir kapısı vardı.Ruhlar grup grup o kapıdan içeri girdiler.Zayıf olan ruh,çok uzun zaman bu kapıda bekledi ve çok eziyet çekti.Bu kapı vahşiler tarafından ele geçirilmişti.Kamil insanlar ise onu hiç görmemişti.Öfke Emare kapısının emniyet görevlisi, Şehvette onun karısıydı.Karı koca birbirine denktiler.Aynı zamanda edepsizlikte tektiler. Öfke’nin işi gücü hep kötülüktü.Orada Dünya adında büyücü bir kadın vardı.Bu kadın hilekardı ve Ruhun düşmanı olduğu aşikardı.Üçü de Ruhu burada kalması için kandırmaya çalıştı ama başaramadılar.Ancak Ruhun karısı Nefs onlara yöneldi.Aslında onlar Nefsin akrabasıydı.Bu sebeple Nefsi kocasından ayırıncaya dek beklemişlerdi.

Aşağılık Nefs onlarla birleşince Hakk’ın huzurundan kovulmuş olan şeytan da yanlarına geldi. Hep birlikte Ruha eziyet ettiler.Sonunda pak Ruh hastalandı.Narin Ruh rahatsızlanınca Nefs ve şeytan yanına geldiler.Hain Nefs Ruha , ey sevgilim,bak bana sana usta bir hekim getirdim, der.şeytanda hekim olduğunu söyleyerek Ruha baskı yaparlar.Ruh onları kovmaya çalışır ama buna gücü yetmez.O sırada Nefs bir fırsatını bulup Kalp çocuğunu Tevfikten alıp şeytana teslim eder.Tevfik bu durumu Akla danışır,ondan yardım ister.Ahmak Nefs beni hor gördü.Gel imdadıma yetiş kendi öz çocuğunu şeytana verdi,der.Akıl ve Tevfik konuşurlarken, İffet ve Şecaat adlı Allah dostu iki pir daha onların yanına geldiler.

Allah’ın bu dört veli kulu,veliler arasında bir hekim buldular.Bu hekimin adı Mürşid-i Kamil idi.Hep beraber Ruhun imdadına yetiştiler.O utanmaz hainleri kovdular.Kalp çocuğunu kurtardılar.İman cevherini sıkıca sardılar.
Mürşid-i Kamil;ey hasta Ruh,aç gözünü,şimdi sana bir değil,birçok manevi fetihler gelir. Ben sana aşk şerbeti getirdim.Ancak bana tamamen teslim olman gerekir,dedi.Ruh,ona teslim oldu.Tövbe ilacını seve seve içti.O hekim kalp çocuğuna da bir şurup verdi;bunun üzerine Kalbe yeniden kuvvet geldi.

Sonra aynı ilacı Ruha da verdi.Böylece Ruh tekrardan gücünü kazandı.Hekimin verdiği bu ilaç “zikir ilacı” idi.Ruh,bunu durmadan tekrar etti.Usta hekim son olarak Ruha aşk şerbeti ve cezbe macunu vererek bunları devamlı kullanmasını söyledi.Mürşidin bu hizmetinden dolayı pak Ruh Mürşidi terk etmedi.Mürşit Ruha vasıta oldu.Ruh ise,Mürşide daima bağlı kaldı.

O zaman İffet ve Şecaat gelerek Nefsi düşmanın elinden kurtardılar. Hak yoluna beraber gitmeye niyet ettiler.
Pak Ruh ise bu kapıdan girdiğinde ,yolların tamamen toz toprak olduğunu gördü.Kendisine çabucak bir yol buldu.Önde Mürşit,arkada güzel Ruh ilerlediler.Mübarek pir ona daima rehberlik etti.Ama şeytan onları terk etmedi ve Nefsi yoldan çıkartmaya ayartmaya niyet etti. Sürekli olarak fırsat kollayan kinci şeytan her yönden hücum etmekteydi.

Mürşid-i Kamil önderliğinde,Ruhun takip ettiği yola”tarikat yolları” derlerdi.Allah bütün kullarını O’na ulaştırsın! Ruh, “Levvame” denilern dağlık bölgeyi geçerken çok eziyet çekti.Nefs ve şeytan durmadan ona saldırdı.Düşmanın tuzağına düştüğünde  Tevfik ve Mürşit onun yardımına koşarlardı.Kötü şeytan,Kalbe hücum ettiğinde yine Mürşit ve Tevfik onun imdadına yetişirlerdi.Mürşit Kalp çocuğunu korumak için “sır” adını verdiği bir sandık ayarladı.Ruh ve bedenin mahzeni sırdır.Sonra,Ruhu hoş bir mahfeye koydu.Bu mahfeye “hafi” ismini verdi.Her kulun maksadı,bu hafidir.

Pak Ruh,bu makamlardan geçerek zikir şerbetini içerdi.Nihayet Hak Teala derdine dermanı verdi.Bu can sıkıcı “Levvame”den geçti.Böylece Ruh ve beden biraz rahatladı.Sonra “Mülhimme “ adında bir sahra gören Ruh, onun görüntüsündeki manaya adeta aşık oldu. Orada pınarları çok olan “velayet-i suğra” bahçesini gördü.Ruh bu gül bahçesine çadır kurdu. Ardından fetihler geldi.Ruh neşelendi.Bu çadırın ismi “ahfa” idi.Pak Ruh daima burada zikir yapardı.Kerim Ruh bu yere gelince ,aşağılık Nefs hastalandı.Hilekarlık etmeye karar verdi. Alçak şeytanı yanına istedi.O hekimdir,benim derdimden anlar,diye ısrar etti.

Hayırsız bir “dünya sevgisi” vardı.O hilekar da Nefsin hizmetindeydi.Nefs de onu pek severdi.Dünya sevgisi hemen şeytana gitti.Ruh bundan habersizdi.Akıl ve Tevfik durumdan haberdar olunca hemen birbirlerine yardımcı oldular.
Orada bir muhafız vardı.Gürültü patırtıya asla meydan vermezdi.O muhafıza “ilham” denilirdi. O rehberin işi daima doğru yolu göstermekti.Akıl ve Tevfik vakit kaybetmeden İlhama gittiler. O güzeller hadiseyi İlhama anlattılar. Hemen ardından İlham geldi.Aldatıcı şeytan oradan kovuldu.Pak Ruh,aşağılık Nefsi hükmü altına aldı.Artık hileye aldanmadı.Pak Ruh bu civarda gezerken birçok defa yüreği yaralandı.

Alçak Nefs gamdan zayıf düşünce,gün geçtikçe, Ruha daha çok yaltaklanmaya başladı.

Mürşid-i Kamil gelerek zavallının yarasına daima merhem oldu.Mürşit zafiyetin tamamen aşikar olduğunu görünce ona hemen zikir şerbeti verdi.O güzel mübarek Mürşit; Kalp,Ruh ve Nefsi bir yerde topladı ve onlara öğüt verdi.
Hepsi bir yerde toplanıp zikir yaptılar.Hemen arkasından Mevla-i Zü’l-Celal’in feyz ve bereketi aşikar oldu.Bunlara başka bir ilaç daha verdi.O ilaçtan Allah aşkı doğdu.O ilaç, Allah’tan başka her şeyi ortadan kaldırdı.Gönül levhasında onların hiçbirini bırakmadı. Ruh yalnızca Mevlasını ispat ederek  her zaman en yüksek mevkiye ulaştı.Bu nefy ve ispat ilacıydı. Gönül bu ilacın mahiyetini bilir.

Ey kardeş,şimdi ilaçlar tamamlandı.Böylece Mürşit de rahatladı.

Kalp ve Ruh burada çok terbiye gördü.Birçok makamdan çeşitli fetihler gerçekleşti.Mürşit daima ders verirdi.Bütün ruhlar Allah’a bağlanmıştı.İlk önce Hakk’ın feyzi doğarak etrafı aydınlattı.Mürşit de kalpten kalbe ders vermekteydi.Mübarek Ruh,önce “işraki” idi.Şimdi ise “meşşai” olmak suretiyle daha da güzelleşti.Sürekli bu şekilde manevi yolculuklarına devam ettiler.Ey kardeş,bu yolda birçok şüpheler de çözümlendi.

Buradan geçince yüce Allah’ın,üzerine “dön!”(O,senden,sen O’ndan hoşnut olarak Rabbine dön! Fecr suresi 28) ayetini yazmış olduğu büyük kapı göründü.Bu Ezeli Üstat olan Allah’ın yarattığı,pek güzel bir kapı idi.Bu kapıya “Mütmainne” adını vermişti.Herkes ona öyle kolay kolay ulaşamazdı.Ruh bu kapıdan içeri girdiğinde zarif bir şehir gördü.Kulesi ve kalesi oldukça hoştu.Hak Teala onu “Batın Şehri” diye adlandırdı ve Ruha ikram etti.Veliler, müritleri orada buldular ve velayet-i kübra tacını giydiler.Ruh bir gül bahçesi gördü.Oysa bu halkikat bahçesiydi...

bu yazı asıl hikayenin tamamı değildir. ben bu yazıyı Mustafa Fevzi,Vahdet-i Vücut kitabının 25-29 sayfalar arasını
yazdım.
Hikayenin tamamını aynı kitabın 189-235 sayfaları arasında bulabilirsiniz fakat manzum şeklinde yazılmıştır.
ayrıca aynı hikayeyi düz yazı şeklinde Bir Osmanlı Yüzbaşısının Kaleminden Tasavvuf adlı kitabın 306-319 sayfaları arasından okuyabilirsiniz...
Beğeneceğinizi umuyorum..Selametle..

Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #1 : 05 Temmuz 2009, 01:19:13 »


Kitaplar incelemek isterseniz;
 
Vahdet-i Vücud Meselesi   
 
  http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=70907&sa=42569977
 
Bir Osmanlı Yüzbaşısının kaleminden Tasavvuf 
 
  http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=113711&sa=42570001
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #2 : 05 Temmuz 2009, 11:15:32 »

bu kitaplar gerçektende güzel kitaplara benziyor, taliplilerince mutlaka okunmalı, başka kitap tavsiyeleriniz olurda bizlerle paylaşırsanız seviniriz.

allaha emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Ruhani Seyr ü Süluk « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: