|
crescent
|
 |
« : 15 Temmuz 2007, 12:30:28 » |
|
Bize ÅŸeyh Ebülberekât HibetüUah Sakatî haber verdi ve şöyle dedi: - Bize de, Kadı Ebül-Fazl Cafer b. Yahya b. Kemal Mekkî haber verdi ve şöyle dedi: - Bize bu haberi; Ebu Abdillah b. Hüseyin b. Ab-dilkerim b. Muhammed b. Muhammed Cezerî Mekke'de Mescid-i Haram'da bildirip şöyle dedi: - Bize Ebülhasan Ali b. Abdillah Cahzam Hemedanî haber verdi ve şöyle dedi: - Bize, Ebülhasan Ali b. Muhammed b. Said Sa'dî Basrî bildirip dedi ki: - Bana da babam haber verip şöyle dedi: - Bize de, Half b. Abdillah SaÄŸanî; Malik b. Enes'ten naklen, Humeyd Tavil Rasûlüllah (s.a.v.) efendimizin şöyle buyurduÄŸunu anlattı: - "Receb Allah'ın ayıdır; Şâban benim ayımdır; ramazan ise, ümmetimin ayıdır. " Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize soruldu: - Ya Rasûlellah, receb ayı için: "Allah'ın ayı." Diye anlatmanızın sebebi nedir? Şöyle buyurdu: - "Çünkü bu ayda özellikle maÄŸfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mâni vardır. Bu ayda, Allah'ü Teâlâ, peygamberlerinin tevbelerini kabul buyurmuÅŸtur. Allah'ü Teâlâ bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuÅŸtur. Bir kimse, receb ayını oruçlu geçirir ise, Allah'ü Teâlâ üç ÅŸeyi onun için gerekli kılar. Şöyleki: a) GeçmiÅŸ günahlarının tümünü bağışlar. b) Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder. c) Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluÄŸundan da onu emin kılar." Bu arada yaÅŸlı biri kalktı; Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize halini şöyle anlattı: - Ya Rasûlellah! Ben, receb ayının tümünü oruçlu ge-çiremem. Buna gücüm yetmez. Bunun üzerine, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdu: - " O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiÄŸin takdirde, ayın tümünü oruçlu geçirmiÅŸ olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir. Ancak, siz, receb ayımn ilk cuma gecesini gaflet için-' de geçirmeyesiniz. O, öyle bir gecedir ki; melekler o geceyi: - Regâib. Diye anlatırlar. Şöyle ki: O gecenin üçte biri geçtiÄŸi zaman; semalarda ve yerlerde ne kadar melek var ise, hemen hepsi, Kâbe ve civarında toplanır. Allah'ü Teâlâ onların hallerine muttali olur ve şöyle buyurur: - Ey meleklerim! Ne dileÄŸiniz var ise, benden dileyin. Şöyle derler: - Rabbımız, senden dileÄŸimiz odur ki; receb ayında oruç tutanları bağışlayasın. Onların bu dileÄŸi üzerine, Allah'ü Teâlâ şöyle buyurur: - Bu dileÄŸinizi yerine getirdim." Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, daha sonra şöyle buyurdu: - "Receb ayının ilk perÅŸembe günü oruç tutulmalıdır. O günün akÅŸamı cuma gecesi, akÅŸamla yatsı arasında on iki rikât namaz kılmalıdır. Bu namazda okunacaklar sırası ile ÅŸunlardır: a) Bir kere Fatiha suresi, b) Üç kere Kadr suresi. (97. Sure) c) On iki kere İhlâs suresi. Her iki rikâtta bir kere selâm verilir. Bu namazı kıldıktan sonra; bana ÅŸu salâvatı yetmiÅŸ kere okunur: - Allahım, Nebiyy-i Ümmî Muhammed'e salât ve selâm eyle (AUahümme salli alâ Muhammedin'in Ne-biyy'il-Ümmiyyi ve sellim.) Bundan sonra, secdeye varmalı ve secdede ÅŸu teÅŸbih ve takdis okunmalıdır: - Tam manâsı ile noksan sıfatlardan münezzeh, pek mukaddes olup meleklerin ve ruhun Rabbıdır. (Süb-buhün Kuddusün Rabbül-melâiketi ver-ruh.) Sonra secdeden başını kaldırır; ÅŸu duâyı yetmiÅŸ kere okur: - Rabbım, beni bağışla; merhamet eyle. BildiÄŸin günahlarımdan geç, Sen Aziz'sin, Azam'sın. (RabbiÄŸfir verham ve tecavez amma ta'lem feinneke Aziz'ül-A'zam.) Bundan sonra, ikinci bir secde daha yapar. Birinci secdede okuduÄŸu duâyı aynen okur. Daha sonra, ne dileÄŸi var ise, diler. Allah'ü Teâlâ onun bütün dileklerini yerine getirir." Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, şöyle buyurdu: - "Allah'ın herhangi kadın veya erkek kulu bu namazı kılar ise, Allah'ü Teâlâ onun bütün günahlarını bağışlar. İsterse, onun günahları deniz köpüğü kadar, kumların sayısı, daÄŸların ağırlığı, yaÄŸmurların damlaları, aÄŸaçların yaprakları kadar olsun. Ve, o kimse, kendi yakınlarından yedi yüz kiÅŸiye kıyamet günü ÅŸefaatçi olur. Kabrine girdiÄŸinin ilk gecesi, bu namazının sevabı kendisine gelir; tatlı dilli, güler yüzlüdür. Ona şöyle der: - Ey dostum, seni müjdelerim, bütün zorluklardan kurtuldun. O kimse, bu gelene sorar: - Sen kimsin? Vallahi, senin yüzünden daha güzel yüzlü birini hiç görmedim. Senden daha tatlı konuÅŸanı da hiç dinlemedim. Senin kokundan daha güzel kokulu birini de koklamadım. Åžu cevabı alır: - Ey dostum ben senin bir namazının sevabıyım. Falan sene receb ayının ÅŸu gecesinde o namazı kılmıştın. Bu gece sana geldim ki: arkadaşın olayım, yanlızlığını gidereyim, her ne iÅŸin varsa, onu göreyim, kıyamet günü sûra üflendiÄŸi zaman dahi kıyamet günü toplanılan meydanda sana başının üstünde gölgelik edeceÄŸim. Seni müjdelerim, Yüce Mevlân'dan sana gelecek hayır hiç eksik olmayacak." Abdülkadir Geylanî Tercüme: Abdülkadir Akçiçek Alperen YayınlarÄ
|