Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
  
Offline
Mesaj Sayısı: 1127
|
 |
« : 30 Haziran 2009, 11:47:20 » |
|
[JUSTIFY]Al-i İmran 193. “Ey Rabbimiz! Gerçekten biz; Rabbinize inanın diye çağıran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al.”
Fahreddin Razi: Müminlerin Dördüncü Duaları AllahuTeâtâ bundan sonra onların, "Ey Rabb'imz, artık bizim günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört, canımızı da iyilerle beraber al.." diye dua ettiklerini nakletmiştir. Bu ifâde ile ilgili birkaç mesele vardır: [283] Birinci Mesele Bil ki onlar, böyle dua etmek suretiyle Hak Teâlâ'dan şu üç şeyi istemişlerdir: a) Günahlarının bağışlanması. b) Kusurlarının örtülmesi. c) Canlarının iyilerle beraber alınması... "Gufran", örtmek ve üstünü kapamak demektir. "Tekfir" de üstünü kapamak manasınadır. Nitekim yani, "silahla örtünmüş, kaplanmış (tam teçhizatlı) bir adam" denilir. "Küfür" de bu manadadır. Nitekim Lebîd, "Karanlığı yıldızlan örtmüş olan bir gecede..." demiştir. Bunu iyice anladığın zaman deriz ki: "Mağfiret","tekfir" lügat bakımından aynı manaya gelirler. Fakat ve müfessirler bu hususta şunları söylemişlerdir: a) Bu iki kelime ile aynı mana kastedilmiş olup, ikincisi te'kid için getirilmiştir. Çünkü duada ısrarlı olup, iyice dua etmek menduptur. b) Birincisi ile daha önce yapılmış olan günahların, ikincisi ile ise bundan sonre işlenecek günahların affı kastedilmiştir. c) "Gufran" (günahların bağışlanması) ile, tevbe ile affolunacak günahlar; "tekfir" (kusurların örtülmesi) ile de büyük taatların silip götüreceği günahlar kastedilmiştir. d) Birincisi ile insanın, bir masiyet ve günah olduğunu bile bile yaptığı şeyler; ikincisi ile de, bir günah olduğunu bilmeden yaptığı şeyler kastedilmiştir. [284] Ebrar (İyilerle) Beraber Vefat Etmenin Mânası Cenâb-ı Hakk'ın, "Canimiz/ da iyilerle (ebrâr Üe) birlikte al" âyeti ile ilgili şu iki izah vardır: a) Ebrâr, "berr" veyahut da "bârr" (iyi, itaatkâr) kelimelerinin cem'idir. Bu, tıpkı rab-erbâb ve sâhib-ashâb kelimeleri gibidir. b) Kaffal, bu "birlikte" olmanın tefsiri hususunda şu iki izahı zikretmiştir: 1- Onların canlarının ebrâr ile birlikte alınması, kıyamet günü o ebrârın mertebesinde olabilmeleri için, aynı amelleri yapmış olarak ölmeleridir. Nitekim insan bazan, "Bu meselede ben Şafiî ile beraberim" der ve bununla, o inançta onun gibi olduğunu kasteder. 2-"Falanca, bağış hususunda, binlerce lira verenlerle birliktedir" denilir. Bu, "O, bin lira vermede, onlarla beraberdir" demektir. Bir üçüncü mana da, bundan muradın, onların, ebrârın (iyi kimselerin) taraftarları ve peşinden gidenler içinde yer almaları olmasıdır. Hak Teâlâ'nın, "İşte onlar Allah'ın nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi insanlarla beraberdirler" (Nisa, 69)âyeti de bu manadadır. [285] Allah Dilerse Tevbe Etmeyen Kulu da Affeder Âlimlerimiz bu âyeti, yani "Ey Rabb'imiz artık bizim günahlarımızı bağışla.." buyruğunu, tevbe edilmeksizin de Allah Teâlâ'nın günahları affedebileceğine delil getir­mişlerdir. Bu âyet şu iki bakımdan delil olarak getirilmiştir: a) Onlar, günahlarının bağışlanmasını istemişlerdir. Bu ifâdede, onların tevbe ettiklerini gösteren herhangi birşey bulunmamaktadır. Binâenaleyh, bu, onların mutlak olarak bağışlanmayı istediklerine delâlet eder. Hem sonra Hak Teâlâ, onların bu dualarını kabu etmiştir. Zira O, âyetin devamında, "Nihayet Rab'leri, onların dualarına icabet etti.." (Âli imran, 195) buyurmuştur. İşte bu ifâde, Allah Teâlâ*nın, bazan tevbe edilmeden de günahları affedeceği hususunda açık bir nasstır. b) Allah Teâlâ, onların, imân ettiklerini haber verip, "Ey Rabb'imtz artık bizim günahlarımızı bağışla...' dediklerini nakletmiştir. Buradaki lâfzının başındaki fâ harfi, fâ-i cezâiyyedir İşte bu da, sırf imanın Allah'tan bağış talep etmeye bir sebep teşkil ettiğinin delilidir. Sonra Allah Teâlâ, "Nihayet Rab'lerİ, onların dualarına icabet etti" (Aı-ı imrar,, 195) buyruğu ile, onların bu dualarını kabul eniğini belirtmiştir. Binâenaleyh bu âyet, mücerred imânın bağışlanma Vesilesi olabileceğine delâlet eder. Bu, onları affedip hiç cehenneme sokmamaK sureti ile taa baştan olabileceği gibi, onları cehenneme sokup bir müddet azab ettikten sonra bağışlayıp oradan çıkarma suretiyle de olabilir. İşte âyetin, bu iki bakımdan da affın söz konusu oluşuna delâleti böylece sabit olur. [286] Hz. Peygamberin Günahkârlar Hakkında Şefaati Âlimlerimiz bu âyet ile, Hz. Muhammed (s.a.s)'in büyük günah sahipleri hakkındaki şefaatinin kıyamet günü kabul edileceğine istidlal etmişlerdir. Çünkü bu âyet, o mü'min-lerin Allah'tan, tevbe kaytt ve şartına bağlamaksızın mutlak olarak, günahlarının bağışlanmasını talep ettiklerini göster­mektedir. Hak Teâlâ da onların isteklerini kabul etmiş ve onlara taleplerini vermiştir. Binâenaleyh, Allah Teâlâ, günahların bağışlanması hususunda mü'minlerin şefaatini kabul ettiğine göre, bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s)'in şefaatini öncelikle kabul eder. [287]
Elmalı: Ey Rabbimiz, bir münadi, bir davetçi işittik ve dinledik ki, "Rabbinize iman ediniz" diye çağırıyordu. (Bu çağıran Resulullah veya Kur'an'dır). Bu "nida" (çağrı), bizim kulaklarımızda, vicdanımızda tesirini gösterdi, çınladı. Âlemin yaratılışı nizamsız, hikmetsiz olmadığı içindir ki, bu nida (çağrı), bizde tesirini gösterdi, iman ve sağlam bilgi edinmemize sebep oldu, biz de iman ettik. Burada "zünub", kebâir (büyük günahlar); seyyiât (günahlar), sağair (küçük günahlar) ile tefsir edilmiştir ki, "Eğer büyük günahlardan kaçınırsanız kusurlarınızı örteriz." (Nisa, 4/31) âyeti de bunu teyid edicidir. Ve bizim ruhlarımızı ebrar (Allah'a yakın olanlar) ile beraber olarak al, yani bizi onlardan say, onlarla beraber haşret.
Seyid Kutub: Kalpler açılmıştır. Çağrıyı algılar algılamaz karşılık verir. Bu derece şiddetli bir duyarlılık uyanır içlerinde. İlk söz ettikleri şey de; eksiklikleri, günahları ve isyanları olur. Günahlarını bağışlaması, kötülüklerini örtmesi ve iyilerle beraber canlarını alması için Rabblerine yönelirler.. Duadaki bu ihtiyaç gölgesi, nefsin; şehvetleri, günah ve hatalarıyla girişilen kapsamlı savaşta, istiğfara, günah ve masiyetten arınmaya yönelmek hususundaki surenin tüm gölgeleriyle bir uyum oluşturmaktadır.. Bu alanda girişilen savaşta kazanılan zafer, öncelikle Allah ve iman düşmanlarıyla girişilen meydan savaşındaki zaferi doğurmaktadır. Surenin tümü uyum ve gölgeleriyle eksiksiz ve tertipli bir bütünlüktür. Bu duanın sonunu; Allah'a yöneliş, O'na ümit bağlamak, O'na dayanmak ve O'nun, sözüne bağlılığından yardım istemek oluşturmaktadır
Muhammed Ali es Sabuni: Ey Rabbimiz! Biz, imâna çağıran bir davetçiyi işittik. O da Muhammed (s.a.v.)'dir. Bu davetçi şöyle diyordu: "Ey insanlar, Rabbinize iman edin, O'nun birliğine şehadet getirin" Biz o davetçiyi tasdik ettik ve Ona uyduk. Ey Rabbi­miz! Günahlarımızı bağışla, onların yüzünden bizi rezil etme. Lütuf ve rahmetinle, İşlemiş olduğumuz günahları yok et. Ruhumuzu iyilerle beraber al, bizi salih kullarına kat. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: büyük günahlar; ise küçük günahlardır." Şu âyet-i ke­rime bu görüşü te'yit eder: "Eğer size yasaklanan büyük günahlardan sakınırsanız sizin küçük günahlarınızı bağışlarız[399] Buna göre âyette tekrar yoktur. [400]
Ömer Nasuhi Bilmen: (Ey Rabbimiz!) Biz kullarını irşat ve ikaz etmek için I üt uf d a bulundun (biz Rabbinize imân ediniz diye imâna çağıran bir davet; i işittik) Ey Rabbim!. Senin yüce katından bütün insanlara bir lütuf olarak Peygamber gönderilmiş olan Hz. Muhammed -Aleyhisselâm'ın- o yüce davetini duyup gördük, bizler de hamdolsun (hemen) o zata tabi olarak onun emri doğrultusunda (imân ettik) onun ümmetinden olmak şerefine kavuştuk (Ey Rabbimiz!) Ey Kerim Allahımız! (Artık) büyük günah kabilinden olan (günahlarımızı bize bağışla) onları tamamen yok et ve ortadan kaldır ve bizim lal cılk ün ah kabilinden olan (kusurlarımızı bizden ört) affet ve gizle. (Ve bizleri iyi kullar ile beraber öldür) Bizleri mübarek kulların olan Peygamberler ile, veliler ile beraber hasret, bizleri onların sohbetlerine devam edenlerden ve iltifatlarına kavuşanlardan kıl
Kurtubi: Yüce Allah'ın: "Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kusurlarımızı ört" buy­ruğu yapılan duayı tekid ve duada mübalağadır Her iki ifadenin de anlamı aynıdır. Çünkü mağfiret de keffaret de (günahları) örtmek bağışlamak anla­mındadır. "Canımızı da iyilerle birlikte al." Yani peygamberlerle birlikte olan iyi kimseler olarak al; yani bizi iyi kimseler arasında bulundur, Ebrâr kelimesinin tekili "berr" ve "bârr" dır. Asıl anlamı genişlikten gel­mektedir. Birr, adeta yüce Allah'a itaatta bir genişlik ve Allah'ın rahmetinin de onu kuşatan bir genişlik gibidir.
|