ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
  
Offline
Mesaj Sayısı: 1127
|
 |
« : 09 Ocak 2009, 18:01:42 » |
|
01 İbni Teymiye Hidayet üzere bulunan sufilerin tutulmasını emrettikleri Allah’ın yolu, Allah’a itaat etmek ve O’na asi olmamak esasına dayanır. 1 Tasavvuf şeyhleri daima ilme ve şeriate uyulmasını mensuplarına tavsiye etmişlerdir. 2
Allah dostları, iki mertebededirler: Allah’a (c.c.) yakın olan öne geçenler ve sağcı olup orta yolu takip eden ebrar, yani itaatkarlar. Allah’u Teala onları kitabının bir çok yerinde –Vakıa suresinin başında ve sonunda, İnsan, Muttafin ve Fatır surelerinde zikretmiştir. 3
Nefsine zulmeden kimse; günahı üzerinde ısrar eden günahkar kimsedir. Orta yolu takip eden kimse; farzları eda eden, haramlardan kaçınandır. Hayırlarda öne geçen ise; bu ayeti kerimelerde geçtiği gibi hem farzı ve nafileyi eda eden, hem de haram ve mekruhlardan kaçınan kimsedir. Sonra Allahu Teala mümin dostları arasındaki üstünlüğü zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: Bak! Nasıl onların kimini kiminden üstün yaptık. Elbette ahiret dereceler bakımından daha büyüktür. O’nun fazileti de daha büyüktür.” (İsra:17/21) 4
02 İmam Şevkani Allah (c.c.) sevgisinin doğrulanmasını Rasulü’ne tabi olmaya bağlamış, O’na tabi olmayı da Allah’ın (c.c.) sevgisini kazanmaya vesile kılmıştır. 5
Bil ki; nebilerin dışındaki Allah dostları masum (günahtan uzak) değillerdir. Allah’ın (c.c.) diğer mümin kullarında olabilecek bazı haller onlarda da görülebilir. Fakat onlar, şanı yüce bir mertebeye ve yüksek bir makama ulaşmışlardır. Allah’ın dostlarının sevaba zıt düşecek ve hakka aykırı bir şeyin vaki olması ise onları evliyaullah makamından çıkarmaz. Bu, müçtehidin hata yapmasının mümkün olup, daha önce geçtiği gibi hatasından dolayı mükafaat kazanması; içtihat edip isabet ederse kendisine iki ecir, hata ederse bir ecir verilmesi gibidir. Muhakkak ki Allah’u Teala Ümmet-i Muhammed’in hatayla ve unutarak yaptıklarını bağışlamıştır. 6
Hiç kimse, evliyaullahta meydana gelen gerçeğe uygun doğru keşifleri inkar etmemelidir. Zira, bu (keşif) Rasulullah (s.a.v.)’ın açmış olduğu bir kapıdır. 7
Velayette en üst makama ulaşsa bile bir velinin yapması gereken şey; Kitap ve Sünnete bağlı kalmak, bütün davranış ve sözlerini bu temiz şeriatin ölçüsüyle ölçerek herhangi bir işinde şeriat sınırından çıkmamak üzere sabit durmaktır. 8
Veli, kendisine şeriate muhalif bir ilham geldiği takdirde onu reddeder, şeytandan olduğuna inanır ve gücü yettiğince bunu def etmeye çalışır. 9
Kul Allahu Teala’ya nafilelerle yaklaşmaya devam eder. Nihayet Allahu Teala onu sever. Allahu Teala kulunu sevince, artık onun işten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olur. 10
Ashab-ı Kiram Allahu Tealanın en üstün, en keremli, mertebe bakımından en yüce velileridirler. Onlar Allahu Tealanın Kitabı ve Rasulü (s.a.v.)’nün sünnetiyle amel eden kimselerdir. Onlardan sonra gelenlerden kendisine evliya denilen kim olursa olsun, Rasulullah (s.a.v.) tabi olmadıkça, onun hidayetiyle hidayete ulaşmadıkça, sözlerinde ve hareketlerinde O’na uymadıkça Allah (c.c.) dostu değildir. 11
Veli, farzları eda edip yasaklardan sakınarak, nafileleri işleyip Allah’ın zikrini artırarak Rabbına yakınlığını artırdıkça, Allahu Teala’da ona sevgisini, kendisine küçük büyük bütün hayır kapılarını açar. 12
Allah (c.c.)’nun kullarından bir kısmına başkalarının gücünün yetmeyeceği muhteşem bir şeyi hediye olarak bağışlamasını, ona büyük faziletler ihsan etmesini hiç sebep yokken imkansız görmek insaflıların işi değildir. 13
Allahu Teala’nın ashab-ı kirama ihsan ettiklerine bakan bir kimse, velilerine ihsan ettiğini uzak bir ihtimal olarak görmez. 14
İnsanlardan niceleri vardır ki, ya dünya işleriyle meşgul olarak ya da başka bir hususu düşünür bir vaziyette Allah (c.c.)’ya ibadet ettiği için kendisinde nu huşu mertebesinden bir şey, ne kalp huzurundan bir nasip, ne de murakabeden bir parça hasıl olabilir. Öylesi de vardır ki; Allahu Teala ona ihsanı nasip etmiş ve Rahman’a ibadet için göğsünü açmıştır. Bu hususta Allah dostlarının, kendilerinden başkasının ortak olamayacağı ve katılamayacağı bu meziyetlerden dolayı kuvvetli bir himmet ve muvaffakiyetleri vardır. Kim Allah (c.c.)’nun genel fazlından ve toplu ikramından ayırıp, onlara fazladan ihsan ettiği şeyi inkar ederse. Bu o kimsenin bilmediği şeyi inkar etmesi, anlamadığı şeyden hoşlanmamasıyla beraber şeriat ilmindeki bilgisizliğinden dolayıdır. Allah’ım sen mağfiret eyle! 15
03 İmam Birgivi “Hasılı, ey salik-ı tarik-ı hak, sen gönlünü kötülüklerden arındırmaya ve onu faziletlerle donatmaya bak! Şüphe yok ki tasavvuf o iki şeyden ibarettir. Zira onun açıklanmasına da şöyle denmiştir: Tasavvuf: her aşağılık huydan çıkmak ve her kıymetli huya girmektir.” 16
04 Fatih Dersiamlarından Şeyhül İslam Yardımcısı Muhammed Zahid El-Kevseri Seyrü süluk hallerinden bahseden ilme “Tasavvuf” ilmi denir. Buna terettüb eden sonuç, seyrü süluke terettüb eden sonucun aynısıdır.
Güzel veya çirkin iradi fiillerin kendisinden sadır olması bakımından insan nefsinin hallerini bilmektir. İnsan, kendi varlığına dikkatlice baktığında kendisini eksik ve kemale ermede bir rehbere muhtaç olarak görür. Bu anlayışın bir sonucu olarak içinde, kemal sahibi olmaya yönelik bir şevk doğar. Buna ulaşmanın sebebini bulmaya koyulur. İşte onun bu hareketine Tarikat ehli, “Seyrü süluk” ismini vermişlerdir.Buradaki kemal, hem ilimde ve hem de amelde olur ki, seyrü süluk her ikisini de tekeffül eder. Nitekim en şerefli ilim, rehberi marifetlerle takvaya müteveccih olan ilimdir. Buna “velayet” ilmi denir. Hadis-i şerifte, peygamberlere verilen hariç, bu ilmin, ilimlerin müntehası olduğu ifade edilmektedir. Buna tefekkürle değil, ancak seyrü süluk ve sahih bir mücahede ile ulaşmak mümkündür. Çünkü aslında kötülüklerden tezkiye olunmaya layık insan nefsinin ameli kemalattaki hedefi ahlakını tehzib etmektir.seyrü süluke terettüb eden neticede budur. Çünkü seyrü sülukun gayesi, insana, kendisinden sadece güzel fiiller sadır olacakbir meleke kazandırmaktır. 17
06 Fatih Dersiamlarından Emekli Diyanet İşleri Başkanı Ömer Nasuhi Bilmen Tasavvuf İlmi, ruhun terbiyesine, kalbin kötülüklerden arınmasına seyri suluka, manevi zevklere yönelik mes’elelerden bahseder.
Tasavvuf: “Kulun kalbini mevlaya rabdetmesi, Allah’tan başkasından alakayı kesmesi.” Diğer bir tarife göre tasavvuf: şeriatin edep kuralları ile zahiren ve batınen süslenmenin neticesi olarak insanda tecelli eden feyzin kemalatı olan bir haldir. İslamiyetin ilk devirlerinde nefis mücadelesiyle ibadetle meşgul olan kişilere abid, zahid denilmekteydi. Daha sonraları bu zatlara sofi, mutasavvıf denilmiştir.
Tasavvuf Cüneydi Bağdadi (k.s) zamanında düzenli bir şekil almış, bir takım metod ve termonolojiye sahip olmuştur.
Tasavvufun dayanağı; Kur’an-ı Kerim ile Hadisi Şerifler ve İmam-ı Ali (r.a.) gibi büyük sahabilerin kelemlarından tedvin edilmiştir. Bu feyiz kaynakları, ümmetin büyüklerine verdiği bir neşve sayesinde İslam Tasavvufu meydana gelmiş, bu sayede Mesnevi ve Mektubat-ı Rabbani gibi hikmet dolu kitablar yazılmıştır. Yoksa tasavvuf müslümanlara diğer milletlerden gelmemiştir. Böyle bir yanılgı, İslam’ın hakikatlerine vakıf olmamaktan doğar.
Tasavvuf ile ümmetteki ruhi kabiliyyet inkişaf etmiş olduğu inkar edilemez. Fakat sonraları tasavvufun yanlış anlaşılması yüzünden maddi ve manevi bir hayli kötü neticelerde meydana gelmiştir.
Önceleri Tasavvuf ehli olan kimseler alim, arif, şeriate riayet eden kişilerdir. Kendilerine ait bir takım tabirleri ve ıstılahları vardı. Bu tabir ve ıstılahların ruhuna ancak kendileri gibi manevi zevklerden nasibi olanlar anlardı. Halbuki daha sonraları bir çok cahil taklitçiler ortaya çıktı.Sofilerin büyüklerinin kelamları yanlış anlaşılmalara maruz kaldı. Tasavvuf, adeta bir felsefeyi işrakiyye görüntüsüne girdi. Hal ile alakalı olan tasavvuf, kalden ibaret kaldı. Şeriate aykırı olan bir takım sözler ve davranışlar, tarikatten ve hakikatten sayıldı. Tasavvuf ehli olan kişilerin en büyüklerinden olan Seyyid Ahmed Er-Rufai (k.s.) “El-Burhan-ül Müeyyed” isimli kitabından bereket olması için aktardığımız şu yüce kelamlara dikkat edilmelidir. Bu zat buyuruyor ki;
“Tarikat, şeriatın tıpkı aynı ve şeriat, tarikatın tıpkı aynısıdır. Bu ikisinin arasındaki fark sadece lafza aittir. Maddeten ve manen sonuç aynıdır...”
“Şeriatin reddettiği bir hakikat zındıklıktır...”
“Efendiler, Muttasıl Ebu Zeyd böyle dedi, Haris şöyle dedi, Hallaç bu sözleri söyledi, deniliyor. Bu nasıl sözdür! Böyle lakırdılardan önce İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Numan, bunlar ne dedi? Ona bakmalısınız. Kulluk amellerinizi bunların sözleriyle düzeltmelisiniz. Daha sonra diğer sözler ile tefekkür edip düşünebilirsiniz! Ebu Haris ve Ebu Yezid’in söyledikleri ile hiçbir şey artıp eksilmez. Ama Şafii ve Maliki’nin söyledikleri en güzel ve en kolay yol ve metoddur. İlim ve amelle şeriatin devamını sağladıktan sonra ilim ve amelin derinliklerine dalarak gayret sarfediniz!...”
Ne güzel nasihat!
18 Ma’ruf el Kerhi öl. 200/815 Tasavvuf, hakikatleri almak, insanların ellerinde bulunan şeylere gönül bağlamamaktır. 53 54 55
24 Bayezid-i Bistami öl. 234/848 – 261/874 Tasavvuf (hizmet ve gayret) kemeri kuşanmak ve bedeni disiplin altına almaktır.
Tasavvuf, şaşaalı bir nur olup gözlere çarptığı zaman görülür. Sufi bir elinde Kur’an, bir elinde sünnet, bir gözü cennette, öbür gözü cehennemde olduğu halde sadece Hakk’ı isteyen kimsedir. 65
27 Amr b. Osman Mekki öl. 291/903 Kulun, her vakitte, o vakit içinde yapılması en uygun olan amel ve ibadetle meşgul olmasıdır. 69
29 Semnun Muhib öl. 297/909 Hiçbir şeye sahip olmaman, hiçbir şeyin de sana sahip olmamasıdır. Cömertlik, fakr ve hürriyetdir. Nefse kul şeytana zebun olmamaktır. 75
30 Cüneyd-i Bağdadi öl. 297/909-298/910 Tasavvuf, Hakk’ın seni senden öldürmesi ve seni kendisi ile diriltmesidir. 77
Sulhü olmayan bir savaştır. Dağınık olmayan zihinle Allah’ı zikretmek sema ile vecd-e gelmek, sünnete uygun bir şekilde amel etmek, maddi şeylerden ilgiyi keserek Allah ile beraber olmaktır. Vakitleri muhafaza etmektir.Hakk’ın seni senden öldürmesi kendisi ile diriltmesidir.Halka uyma kirinden arınmak, süfli huylardan ayrılmak, beşeri ve adi vasıfları söndürmek, nefsani davalardan uzaklaşmak, ruhani vasıflar kazanmaya gayret etmek, hakiki ilimlere sarılmak, daima en uygun olana göre hareket etmektir. Her kese nasihatte bulunmak, Allah’a elest bezminde verilen söz üzerinde samimiyetle durmak, Rasulullah’a ve şeriatine uymak. Kulun içinde oturduğu bir sıfattır. 78
Biz şu tasavvufu dedikodu ile tahsil etmedik, aç kalmak, dünyayı terk etmek, hoşa giden ve alışılan şeyleri kesinlikle bırakmak suretiyle tahsil ettik. 79
Kur’an ezberlemeyen ve hadis yazmayan kimselere tasavvuf yolunda tabi olunmaz. Çünkü bizim bu ilmimiz Kitap ve Sünnet’le mukayyettir. 80
32 Ruveym öl. 303/915 Kendini Allah’ın murad ettiği şey üzerine bırakıvermen, O’nun iradesine mutlak olarak teslim olmandır. Üç esas üzerine kurulmuştur: fakr; Allah’a muhtaç olma esasına yapışmak, bezl, isar ve cömertliği gerçekleştirerek bunu kendi vasfı haline getirmek, Allah’a teslim olarak itiraz ve ihtiyarı terketmektir. Canını bağışlamaktır. Bunu yapamadınsa sufilerin hezeyanlarıyla hiç uğraşma. 85
33 Nasrabazi öl. 307/977 Kitap ve sünnete dört elle sarılmak, heva – heves ve bidatlere tabi olmamak, şeyhlere hürmet etmeye büyük değer vermek, halkın özürlerini kabul etmek, vird ve zikre devam etmek, ruhsat ve te’villere göre hareket etmeyi terk etmektir. 87
36 Ebu Ali Ruzbari öl. 322/933 Baştan sona ciddiyetten ibarettir. Ona şaka nevinden hiçbir şey karıştırmayınız. Kovsa dahi sevgilinin kapısı önünde diz çökmek ve oradan ayrılmamaktır. 91
37 Müzeyyin öl. 328/939 Hakk’a boyun eğmektir. Şeriatin ahkamı önünde eğilmek ve ona riayettir. 93
38 Ebu Bekir Şibli öl.334/945 Karşılıklı dostluk ve sevgidir. Hiçbir kaygı duymadan Allah ile beraber olmaktır. Yakıcı bir ateştir. Duyu organlarını zaptetmek ve ruhun üfleyişlerine kulak vermektir. Tasavvuf kalbi masivadan muhafaza etmektir. 95
39 Ebu Amr İsmail b. Nuceyd öl. 366/976 Tasavvuf, emir ve nehiy altında sabretmektir. 97
40 İbn Hafif Şirazi öl. 372/982 Kalbin insaniyetle muvafık olmasından temizlenmesi, tabiatının adetlerinden ayrılması, insani sıfatların söndürülmesi, nefsin davetlerinden kaçılması, ruhani sıfatları elde etmesi, hakikattan bahseden ilimlere tealluk etmesi, Peygambere ve şeriat bütününe tabi olmasıdır. Şeriate göre kalbleri pisliklerden temizlemek iyi vasıfları benimsemek, peygamberi her şeyde takip etmektir. Mukadderatın maceraları altında sabretmek, Cebbar melikin elinden tutmak, çöl ve dağları geçmektir. 100 Tasavvuf, kadere sabır, Hakk’ın atâsına rıza ve hakikatları aramak için dere tepe dolaşmaktır. 101
41 Muhammed Mukri öl. 378/988 Hallerin, Hakk ile aynı istikamette olmasıdır. 102
42 Seyyidüs Saadat Ebul Hasan Harkani öl.425/1034 Hırka ve seccade ile sufi olunmaz, merasim ve adetlerle tasavvufa yol bulunmaz. Sufi Mahv ve fena ile benlikten geçendir. Zira abası ve hırkası olan pek çoktur. Lazım olan kalp safiyetidir. Elbisenin ne faydası var? Çul giymekle ve arpa yemekle adam olunsaydı eşeklerin de adam olunması gerekirdi. Çünkü onlar çul giyer, arpa yerler. 103
44 Abdulkerim Kuşeyri öl. 465/1072 Dostlar! Allah sizden razı olsun, biliniz ki Hakk Teala şu sufiler zümresini dostlarının seçkini, Nebi ve Resuller müstesna bütün kullarının en faziletlesi kıldı. Bunların kaplerini ilahi sır cevherleri için kaynak kıldı. Ümmet için ilahi nurların doğduğu mahal olma hususiyetini onlara bahşetti. Sıkışık durumlarda kalan halkın sığındıkları merci bunlardır. Bütün bunlar hallerinde (nefsleri ile değil) Hakk ile beraber Hakk’ın iradesi ile bulunurlar. 105
45 İmam Gazali öl. 505/1111 Tasavvuf kalbi yalnız Allah’a bağlayıp, masivadan ilgiyi kesmektir. 107
Yukarıda anlattığım ilim dallarını inceledikten sonra bütün gayretimle sufiye yoluna yöneldim. Anladımki onların yolu ancak ilim ve amel ile tamamlanır. Tasavvuf ilminin özü, nefsin ağır gelen zorluklarına katlanmak, onun kötü huy ve çirkin sıfatlardan arınarak, Allah’tan başka herşeyi kalpten boşaltarak kalbi Allah’ın zikriyle süsleyip güzelleştirmektir. Benim için bu yolun ilim tarafı amel tarafına göre daha kolay geldiğinden tasavvuf ilimlerini öğrenmeye başladım.... O Zaman açıkça öğrendim ki, sufilerin en önemli özelliği öğrenme yoluyla ulaşılamayan, ancak tadarak, yaşayarak ve kötü sıfatları iyi sıfatlarla değiştirerek varılabilen özellikleridir. 109
İnsanların faydalanması için söyleyeceğim şudur ki; Yakinen anladım ki; sufiler gerçekten Allah Tealanın yoluna suluk edenlerdir. Onların davranışları, davranışların en güzeli, gittikleri yol, yolların en doğrusu, ahlakları ahlakların en güzeli ve faziletlisidir. Dünyadaki bütün akıllı kimselerin akılları, hikmet sahiplerinin hikmetleri, şeriatın sırrına vakıf olan alimlerin ilimleri, onların tutum ve ahlakını daha iyisiyle değiştirmek üzere bir araya getirseler buna çare ve yol bulamazlar. Onların içi ve dış yaşayışlarındaki bütün hareket ve hareketsizlikleri peygamberler kandilinin nurundan alınmadır. Bilindiği gibi, yer yüzünde peygamberlik nurundan başka kendisiyle aydınlanacak başka bir nur yoktur. 110
46 Necmüddin Kübra öl. 618/1221 Şeriat gemiye, tarikat denize, hakikat ta denizdeki inciye benzer. Kim inci toplamak isterse önce gemiye biner, sonra denize açılır, daha sonra da gayesi olan inciyi bulur ve toplar. Bu tertip üzere aramaya çıkmayan kimse, aradığı inciyi bulamaz. 111
47 Şihabüddin Es Sühreverdi öl.632/1234 Sufi taifesinin doğruluğuna inanışım ve onlara sevgimsebebiyle onların şerefle halini, Allah’ın minnet ve ihsanını gerçekleştirmeye sebep olan kitap ve sünnete bağlı yollarını bilişim, beni bu taifeyi müdafaaya; tasavvufun adab ve hakikatlerini bölümler halinde anlatan bir eser yazmaya sevketti. Benim gönlüme doğan düşünce, bu yola intisab ederek sufilerin gerçek hallerine işaret etmektir. 112
İlmi Tasavvuf, saf gönüllere, ihlaslı kalblere inen rabbani bir Hakk vergisidir. İşaretle onun künhüne varılamaz, ibarelerle kalbe sığdırılamaz. Bu İlimde ruhlar, ülfet ve manevi yakınlaşma yoluyla birbirlerine yol göstererek, tasavvufi hakikatleri lütuf denizinden içerler. Fakat çokları onların ilmindeki inceliği anlayamaz. 113
49 Hace Bahauddin Nakşibend öl. 791/1389 Tasavvuf büyüklerinden işittiğime göre onlar şöyle demişlerdir: Allah dostlarından birini, kendine mürşit kabul eden bir mürit, bu yolda kendi nefsini firavun’un nefsinden yüz kere daha aşağı görmezse, o kimse tasavvuf ehli olamaz, velilerdende yarar göremez. 115
Ben altmış yıldır bu yola inanmaktayım. Elbette; namaz, oruç ve mücahede Allah Tealaya ulaştıran bir yoldur. Ancak, bizce kişinin varlığını nefyederek, nefis cihadında bulunması da kişiyi rabbine ulaştıran en önemli yollardan birisidir. Fakat bu durum, ancak kişinin arzu ve heveslerini terkederek amellerini eksik ve kusurlu görmesiyle mümkündür. Allah’tan başkasına ilgi gösterip gönülden bağlanmak, tasavvuf yoluna giren her müride çok büyük bir perde olur. 116
50 İbn Haldun öl. 808/1406 Tasavvuf, ibadetle ısrarla devam etmek, Allah’a yönelmek, dünyanın süs ve aldatıcılığından yüz çevirmek, kalabalığın itibar ettiği zevk, mal ve şöhrete arka çevirmek ve ibadet edebilmek için halktan ayrılıp halvete çekilmektir. 117
56 İbrahim Hakkı Erzurumi öl. Ml. 1780 Tasavvuf bir ilimdir ki, Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarından ve ona nasıl erişilebileceğinden bahseder. Kulu, bu ilmi öğrenmeye sürükliyen, Allah sevgisidir. Kalbinden Allah’tan gayrısını temizleyen sofu bu ilmi öğrenir. Çünkü tasavvuf, kişinin Allah’tan başkasına karşı olan sevgiyi, kalbinden atması ve gönlünü yalnız cenab-ı Hak’kın muhabbetine bağlamasıdır. Ehl-i sünnet ve cemaat üzere itikadını tashih edip (düzeltip) Hz. Peygamber (S.A.) efendimizin sözlerine, hareketlerine ve ahlakına uyup izinden gitmektir ki, kötü ahlakını değiştirip en güzel ahlakı denimsemek, daimi ve içten gelen bir duygu ile Allah’ın zikrine devam etmek ve bu yolla onun huzuruna varmaktır. 129
60 Muhammed b. Ali Kassab Şerefli bir zamanda, şerefli bir insanda şerefli bir toplulukta bulunurken zuhur eden şerefli huylardır. 133
61 Abdülbari en-Nedvi Tasavvuf, ruhu bedeni süfliliklerden temizleyerek süslemeyi ve batıni sıfatlarında cenab-ı Peygambere uymayı öğreten bir ilimdir. 134
62 Abdülaziz Ed Debbağ Tarikat terbiyesinden maksat, onun zatını tasfiye etmek, nefsin yorgunluklarından, azgınlıklarından onu temizlemektir. Bu tasfiye, onda bulunan zulmetleri gidermekle, batıl ile alakalarını kesmekle olur. Bu batılı ondan kesmek, bazen onun yaratılışında safilik olmasıyla olur. Cenab-ı Hakk’ın temiz yarattığı kimseler, Resulullah Efendimiz’in ashabı, tabiin ve tebe-i tabiin olarak üç karındır. Bu üç karından bütün insanlar hep Hakk’a bağlı, daima Hakk’tan bahsederler, uyandıkları vakitzikir ile uyanırlar, hareketleri Hak ile olur. Müstesnası pek nadirdir. Bu üç karın aslen saf oldukları için onlarda hayırda pek çok oldu. Vücutlarında, alınlarında Hakk’ın nuru parladı. Onlarda ilim zahir oldu. İctihad derecesine erişmekte onlarda oldu. Bu üç karinde böyle tarikat terbiyesine lüzum yoktu. O zaman şeyh hemen müridine sırrı telkin ederdi. Kulağına söylemekle hemen onun keşfi açılırdı. Çünkü kalbi temiz ve saf idi. İşte bu üç karından sonra artık zevatı zulmet boğmaya başladı. Niyetler bozuldu. Arzulara fesad geldi. O zaman basiret sahibi şeyh, müridine telkin yapar, ona tarif eder ve onun aklının şehvetlere, batıla bağlandığını görür. Bu haletteki müridine o zaman şeyh halvet emreder. Yahut da zikir emreder. Yemek yemeği azaltmasını emreder. Halvete sokmakla onu yaramaz arkadaşlarından ayırır. Zikir vermekle de batıl kelam konuşturmaz. Dilindeki boş konuşmaları, eğlenceleri defeder. Yemeği azaltmakla da kanındaki buhar azalır, o zaman şehveti de azalır. Bunlar azalınca akıl Allah’a Resulullah’a bağlanır. Böylece temizliğe, safiliğe nail olunca onun vücudu sırrı taşımağa takat getirir. İşte bütün şeyhlerin tarikat terbiyesiyle müridlerini yetiştirmekten gayeleri budur. 135
65 Mevlana Halid-i Bağdadi Sufiler her işi yerli yerinde yapmayı, bütün hal ve vakitlerinde dini ilimlerle kayıtlı olup, helal, haram ve benzeri dini hükümlere uymayı esas alırlar. 140
66 Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Ey Öğrenmeye istekli salik! Hakikat, tarikatın; tarikatta şeriatin neticesidir. Kul’da şeriat safileşince, yani takva üzere hareket edip ruhsatla ameli terkedince, azimet yoluna girer. İşte tarikat bu azimet yoludur. Tarikata ait usul ve kaideler gereği gibi yerine getirilince de hakikatın sırları meydana gelir. 141
Şeriat, hakikatla kuvvetlenir. Hakikat ta sağlamlaştırılır. İşte bunun içindir ki, her şeriat hakikat, her hakikat ta şeriattir. 142
Denilmiştir ki: Şeriat, Allah’u Tealanın emir ve yasaklarıdır. Hakikat de bu emir ve yasaklarını icabına göre icra etmektir. 143
Evet, şeriat O’na ibadettir, hakikat ise O’nun varlığına şehadettir. 144
Şeriat O’nun daveti, hakikat da O’nun yakınlığı, dostluğu ve sevgisidir. 145
Kul için ilk önce arayıp bulması vacip olan şey şeriattir. Buradaki şeriatten maksad, gusül, abdest, oruç, namz vesair ibadetlerden Allah’ü Teala’nın ve resulunun emir ve yasaklarıdır. Tarikat bu emir ve yasaklar da takva üzere bulunma ve birtakım makam ve menzile ulaşarak Allah’ü Teala’ya yaklaşma halidir. Hakikat ise maksatlara kavuşma ve O’nun nurunu seyretme halidir. 146
Not: Metnin tamamı "İslam Tasavvufu ve Nakşibendi Tarikatının Esasları" isimli kitaptan iktibas edilmiştir.
1 (Kuşeyri Risalesi s.40) Abdul Kerim Kuşeyri 2 (Kuşeyri Risalesi s.41) Abdul Kerim Kuşeyri 3 (Allah Dostları – Velayetullah s.13) İmam Şevkani 4 (Allah Dostları – Velayetullah s.18) İmam Şevkani 5 (Allah Dostları – Velayetullah s.11) İmam Şevkani 6 (Allah Dostları – Velayetullah s.21) İmam Şevkani 7 (Allah Dostları – Velayetullah s.22) İmam Şevkani 8 (Allah Dostları – Velayetullah s.23) İmam Şevkani 9 (Allah Dostları – Velayetullah s.23) İmam Şevkani 10 (Allah Dostları – Velayetullah s.26) İmam Şevkani 11 (Allah Dostları – Velayetullah s.27) İmam Şevkani 12 (Allah Dostları – Velayetullah s.29) İmam Şevkani 13 (Allah Dostları – Velayetullah s.31) İmam Şevkani 14 (Allah Dostları – Velayetullah s.33) İmam Şevkani 15 (Allah Dostları – Velayetullah s.179) İmam Şevkani 16 (Büyük İslam ve Tasavvuf Önderleri s 423) Vefa Yayıncılık 17 (Muhammed Zahid El-Kevseri s. 130-131) Seha Neşriyat 18 (Risale v.1.0 Mektubat s 443 444-445-446) Said Nursi 19 (Mektubat 22)Said Nursi 20 (Mektubat 454)Said Nursi 21 (Tarihçeyi Hayat 18-19)Said Nursi 22 (Muvazzah İlmi Kelam s.59-60-61) Ömer Nasuhi Bilmen 23 (Mehmed Zahid Kotku (k.s.) ve Tasavvuf s17-18-19-20-21-22-23-24-25-26-27-28) Seha Neşriyat 24 ( Günümüz Meselelerine Fetvalar c.1 s.95-96) Halil Günenç 25 (Mehmed Zahid Kotku (k.s.) ve Tasavvuf s.35-36-37-38-39-40-41-42) Seha Neşriyat 26 (Tasavvuf İslamda Manevi Devrim) Ebul Ala Afifi 27 (Mehmed Zahid Kotku (k.s.) ve Tasavvuf s.119-120-121-122) Seha Neşriyat 28 (Mehmed Zahid Kotku (k.s.) ve Tasavvuf s.107-108-109-110-111) Seha Neşriyat 29 (Tasavvuf Meseleleri s19) Hasan Kamil Yılmaz 30 (Tasavvuf Meseleleri s19) Hasan Kamil Yılmaz 31 (Tasavvuf Meseleleri s19-20) Hasan Kamil Yılmaz 32 (Tasavvuf Meseleleri s20) Hasan Kamil Yılmaz 33 (Tasavvuf Meseleleri s 50) Hasan Kamil Yılmaz 34 (Tasavvuf Meseleleri s 64) Hasan Kamil Yılmaz 35 (Ruhani Hayat s.78) Hasan Kamil Yılmaz 36 (Ruhani Hayat s.78) Hasan Kamil Yılmaz 37 (Ruhani Hayat s.82) Hasan Kamil Yılmaz 38 (Ruhani Hayat s.82) Hasan Kamil Yılmaz 39 (Kuşeyri Risalesi s.24) Abdül Kerim Kuşeyri 40 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.11) Osman Türer 41 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.13) Osman Türer 42 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.276) Osman Türer 43 (Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi s.17) Mustafa Kara 44 (Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi s.18) Mustafa Kara 45 (Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi s.20-21) Mustafa Kara 46 (Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi s.23-24) Mustafa Kara 47 (Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi s.24) Mustafa Kara 48 (Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi s.49) Mustafa Kara 49 (Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin s.9) İrfan Gündüz 50 (Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin s.9) İrfan Gündüz 51 (Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin s.10) İrfan Gündüz 52 (Gümüşhanevi Ahmed Ziyaüddin s.10) İrfan Gündüz 53 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.23) Osman Türer 54 (Avarifül Maarif s.64) Şihabüddin Sühreverdi 55 (Müzekki’n Nüfus s.481) Eşrefoğlu Rumi 56 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.31) Mustafa Kara 57 (Müzekki’n Nüfus s.482) Eşrefoğlu Rumi 58 (Kuşeyri Risalesi s.109) Abdul Kerim Kuşeyri 59 (Tasavvuf ve Marifetullah s.13) Sadık Dana 60 (Kuşeyri Risalesi s.112-113) Abdul Kerim Kuşeyri 61 (Kuşeyri Risalesi s.111) Abdul Kerim Kuşeyri 62 (Kuşeyri Risalesi s.103) Abdul Kerim Kuşeyri 63 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.23) Osman Türer 64 (Kuşeyri Risalesi s.100) Abdul Kerim Kuşeyri 65 (Bayezid-i Bistami s.49) Süleyman Uludağ 66 (Müzekki’n Nüfus s.483) Eşrefoğlu Rumi 67 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 68 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 69 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.34) Mustafa Kara 70 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 71 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 72 (Kuşeyri Risalesi s.119) Abdul Kerim Kuşeyri 73 (Müzekki’n Nüfus s.482) Eşrefoğlu Rumi 74 (Müzekki’n Nüfus s.482) Eşrefoğlu Rumi 75 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.32) Mustafa Kara 76 (Müzekki’n Nüfus s.482) Eşrefoğlu Rumi 77 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.23-24) Osman Türer 78 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.31-32) Mustafa Kara 79 (Kuşeyri Risalesi s.117) Abdul Kerim Kuşeyri 80 (Kuşeyri Risalesi s.117) Abdul Kerim Kuşeyri 81 (Avarifül Maarif s.64) Şihabüddin Sühreverdi 82 (Müzekki’n Nüfus s.484) Eşrefoğlu Rumi 83 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 84 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 85 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.32) Mustafa Kara 86 (Avarifül Maarif s.64) Şihabüddin Sühreverdi 87 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.32 Mustafa Kara 88 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 89 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 90 (Tasavvuf ve Marifetullah s.14) Sadık Dana 91 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 92 (Kuşeyri Risalesi s.133) Abdul Kerim Kuşeyri 93 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33-34) Mustafa Kara 94 (Müzekki’n Nüfus s.485) Eşrefoğlu Rumi 95 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.33) Mustafa Kara 96 (Avarifül Maarif s.64) Şihabüddin Sühreverdi 97 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 98 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.32) Mustafa Kara 99 (Kuşeyri Risalesi s.139) Abdul Kerim Kuşeyri 100 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.35-36) Mustafa Kara 101 (Müzekki’n Nüfus s.485) Eşrefoğlu Rumi 102 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.34) Mustafa Kara 103 (Altın Silsile s.67) Hasan Kamil Yılmaz 104 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 105 (Kuşeyri Risalesi s.80) Abdul Kerim Kuşeyri 106 (Kuşeyri Risalesi s.81-82) Abdul Kerim Kuşeyri 107 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 108 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.34) Mustafa Kara 109 (El-Munkızu Mine’d Dalal s83-84) İmam Gazali 110 (El-Munkızu Mine’d Dalal s93-94) İmam Gazali 111 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 267) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 112 (Avarifül Maarif s.2-3) Şihabüddin Sühreverdi 113 (Avarifül Maarif s.4) Şihabüddin Sühreverdi 114 (Nefhatü’r Ruh ve Tuhfetül-Fütüh s.124) Müeyyeddin El-Cendi 115 (Şah-ı Nakşibend s.39) Hace Ahmed b.İbrahim b. Allan es-Sıddıki el-Maliki 116 (Şah-ı Nakşibend s.92) Hace Ahmed b.İbrahim b. Allan es-Sıddıki el-Maliki 117 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.24) Osman Türer 118 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.34) Mustafa Kara 119 (Faslu’l Hitab Tercemesi – Tevhide Giriş s.163) Hace Muhammed Zahid Parsa 120 (Faslu’l Hitab Tercemesi – Tevhide Giriş s.163) Hace Muhammed Zahid Parsa 121 (Faslu’l Hitab Tercemesi – Tevhide Giriş s.164) Hace Muhammed Zahid Parsa 122 (Faslu’l Hitab Tercemesi – Tevhide Giriş s.466) Hace Muhammed Zahid Parsa 123 (Müzekki’n Nüfus s.277) Eşrefoğlu Rumi 124 (İlim Amel Seyr-u Suluk s.21) Aziz Mahmud Hüdayi 125 (İlim Amel Seyr-u Suluk s.22) Aziz Mahmud Hüdayi 126 (İlim Amel Seyr-u Suluk s.163) Aziz Mahmud Hüdayi 127 (Kitabul Envar s.21) İsmail Hakkı Bursevi 128 (Kitabul Envar s.108-109) İsmail Hakkı Bursevi 129 (Marifetname 2. Bölüm s.35) İbrahim Hakkı Erzurumi 130 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.34) Mustafa Kara 131 (Şah-ı Nakşibend s.38) Hace Ahmed b.İbrahim b. Allan es-Sıddıki el-Maliki 132 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.32) Mustafa Kara 133 (Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi s.32-33) Mustafa Kara 134 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.25) Osman Türer 135 (Kitab-ül İbriz s.358-359) Abdülaziz Debbağ 136 (Ana Hatlarıyla Tasavvuf Tarihi s.25) Osman Türer 137 (Musahabe/6 s.12)Ramazanoğlu Mahmud Sami 138 (Tasavvuf ve Marifetullah s.12) Sadık Dana 139 (Mecd-i Talid s.83) Mevlana Halidi Bağdadi 140 (Mecd-i Talid s.86) Mevlana Halidi Bağdadi 141 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 267) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 142 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 264) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 143 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 265) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 144 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 265) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 145 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 265) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi 146 (Camiül Usul – Veliler ve Tarikatlerde Usul s. 267-268) Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi
|