Sûfiler nefs sözünü kullandıkları zaman, bu kelime ile ne bir şeyin varlığını, ne de vaz' olunmuş kalıbı (cismi) kasdederler. Onların nefs sözcüğünden murâdı, maksâdı kulun illetli vasıfları ile, zemmedilen huy ve fiilleridir.
Şöyle ki: Kulun illetli vasıfları iki nev'idir: Birincisi: İrâdesi ile kazandığı günah ve isyan, yâni, İlâhi irâdeye aykırı davranma. İkincisi de aşağılık huylarıdır.
Aslında kötü olan bu tür huylar insan tarafından tedavi ve terbiye edilerek, tedrici olarak düzeltilmeye çalışılırsa, devamlı bir mücâdele ve mücâhede ile kötü ve çirkin huyları yok etmek mümkün olur.
Nefse âid birinci kısım hükümler, haram veya mekruh kılınarak yasaklanan şeylerdir. İkinci kısım hükümler ise, nefsin süflî ve behimî (aşağılık ve bayağı) huylarıdır. İkinci kısmın tarifi budur.
Bunun îzâhı şöyle yapılıyor: Kibir, gadap, kin, hased, kötü huy, tahammülsüzlük, cimrilik ve bunun gibi zemmedilen huylar ikinci kısmı teşkil eder.
Nefsin hükümlerinden en çetini ve en zoru, nefsin bu gibi şeylerin güzel olduğu vehmine kapılması veya kendisinin bir değeri bulunduğuna, başkaları tarafından kadrinin, kıymetinin bilinmesinin hakkı olduğuna kânî olması, inanmasıdır ki, en tehlikelisi de budur. İşte bu sebepten dolayı bu husus gizli şirk kabul edilmiştir. Bu tür tedavisi mümkün olan huylar her kişide bulunmaktadır
alıntı
http://www.guzide.org/index3.php