19 Hazîran 1887 - 2 Ağustos 1991
Nakşibendî şeyhi, tasavvuf yazarı. Posta İdaresinde çalıştığı günlerde Millî Mücadele’ye önemli hizmetler yapmıştır. 1938’de memuriyetten emekli olarak sonraki hayatını irşad çalışmaları ve eserler yazmakla geçirmiş; 104 yıllık uzunca bir ömrü böylece tamamlamıştır.
[/I]
27 Ramazan 1304 hicrî, 19 Hazîran 1887 mîlâdî târihinde Kastamonu'da dünyâya gelmiştir.
Babasının adı Atâullah, annesinin adı Hâcer'dir. İlk Mektep'ten sonra orta tahsilini Kastamonu Askerî Rüşdiyesi'nde ve yüksek tahsilini Ziyâiyye Medresesi'nde yapan Muhammed İhsan Beyefendi, büyük bir âlim ve müderris olan eniştesi ve hocası Ahmed Ziyâeddin Efendi'den de husûsî dersler almış; O'nun genç yaşta vefâtı üzerine tek başına ilmî çalışmalarına devam ederek kendisini yetiştirmiştir. Muhammed İhsan Bey, memuriyet hayâtına Posta ve Telgraf İdâresi'nde başlamış; bir ara Sultânî Mektebi'nde Kâtiplik, Askerî Rüşdiye'de Hüsn-i Hat (Güzel Yazı) ve Türkçe Öğretmenliği görevlerinde bulunmuştur. Posta ve Telgraf İdâresi'nde, Muhâbere Memurluğundan Başmüdürlüğe kadar çeşitli kademelerde görev yapmış; İstiklâl Harbi sırasında memleketimiz için değerli hizmetler îfâ etmiş; 1938 yılında emekliye ayrılarak ilmî çalışmalarına hız vermiştir.
Muhammed İhsan Beyefendi'nin tasavvuf hayâtı ise çok küçük yaşta başlamış, 7 yaşlarında iken Şeyh Muhammed Evliyâ Efendi'nin terbiyesine girmiştir. İnsân-ı Kâmil olma yolunda senelerce süren mânevî çalışma ve araştırmalardan sonra Harput'ta Seyyid Ahmed Çapakçûrî Hazretleri'ni mânen bularak kendisine intisâb etmiştir. Yazdığı dokuz mektupla ve rûhâniyyet yoluyla irşâd ettiği bu yüksek yaratılışlı talebesine hicrî 1340 ( milâdî 1921 ) yılında "İrşad İcâzesi" veren Seyyid Ahmed Hazretleri , aynı yıl (94 yaşlarında) ebedî âleme göçmüştür. Muhammed İhsan Beyefendi'nin tasavvufî hayâtı son nefesine kadar devam etmiş, çocukluğundan itibâren pek çok Allah Dostundan ve Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in rûhâniyyetinden feyz almış bütün ilim ve feyzini eserleri, sohbetleri ve mektuplarıyla zihinlere ve gönüllere aktarmıştır.
Bir asrı aşan hayatı "Hak ile hakîkatin bilinmesi, yaşanması ve anlatılması" uğrunda geçen Muhammed İhsan Oğuz Beyefendi, 2 Ağustos 1991 (21 Muharrem 1412) Cuma'yı 3 Ağustos Cumartesi'ye bağlayan gece saat 2.15'de aramızdan ayrılıp ebedî âleme intikal etmiş, hasret ve iştiyâkında olduğu Allah ve Resulü'ne kavuşmuştur. alıntı Bu mübarek zatı dün gece tanıma bahtiyarlığına erdim. Dün gece bir konuda tüm bildiklerim altüst oldu. Herkes ister, bir mürşid-i kamilin dizinin dibinde oturup ondan birşeyler öğrenmek. Aslında bilinir önemli olan maddi yakınlık değildir, kalben teslim olmaktır. O yakınlığı kalpte bulmaktır. Önemli olan kalbi feyze hazır hale getirmektir. Bilinir mürşidin kalbinden müridin kalbine akan manevi bir nehir vardır. İş bu nehiri genişletip feyzi çoğaltmaktır. Çünkü o feyzle kalpten masiva gider ve Muhammedi bir hal almaya başlanır.
Önemli olan da bu değil midir Mehmed Zahid Efendimin dediği gibi iş Allah'a kul olabilmek, bu da Hazreti Muhammed Mustafa (aleyhi ekmeluttehaya)'nın sünnetine ittiba ile gerçekleşir. Bunuda öğrenmenin en iyi yolu bir mürşid-i kamile teslim olmaktır.
İşte hep sözdeydi benim için bunlar.. içten içe keşke dizinin dibinde olsam diye bir hicran vardı bende.. ama ben dün bu mübareği tanıdıktan sonra bu dediklerimi kalbimde oturttum.. İnşallah Rabbim bu mübareği hakkıyla tanımayı nasip etsin. Amin ya Muin..