Mesnevide Geçen Hikayeler
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 19:38:56
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Mesnevide Geçen Hikayeler 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Mesnevide Geçen Hikayeler  (Okunma Sayısı 2426 defa)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« : 30 Mart 2010, 23:04:40 »


  Hazırlayan:A. Kasım FİDAN






   BAKIÅž AÇISI


Bir gün Ebû Cehil, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem), ''Hâşimoğulları'nda,
senden daha çirkini yoktur''
dedi.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), ''Her ne kadar haddini aştınsa da yine de
doğru söyledin''
buyurdu.

Biraz sonra, Hz. Ebû Bekir Resûlullah Efendimiz'in yanına
geldiğinde, ''Ey güneş! Sen ne doğudansın ne batıdan, latif
nurunla parla''
dedi.

Peygamber Efendimiz(sallallahu aleyhi ve sellem), ''Değersiz dünya
sevgisinden kurtulan aziz dostum! Sen de doğru söyledin''
buyurdu.


Orada bulunan sahâbeler bu durum karşısında şaşırdılar ve,
''Ey insanların en şereflisi! Birbirine tamamıyla zıt şeyler
söylendi. İkisine de doğru söyledin, buyurdunuz. Sebebi
nedir?''
diye sordular.


Peygamber Efendimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: ''Ben,
Hakk'ın kudret eliyle cilâladığı bir aynayım. Bana bakan,
olduÄŸu gibi kendini görür.''   
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #1 : 31 Mart 2010, 20:45:06 »


En Güzel Şehir



Bir sevgili, âşığına sordu: '' sen çok gurbet gezdin,
birçok şehir gördün. Onların içinde en güzeli hangisidir?
''

Âşık hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
''İçinde, sevgilinin bulunduğu şehir.''


***
Padişah nereye postunu serip oturmuşsa, orası iğne deliği
kadar bile dar olsa, bizim için geniş bir ovadır. Ay gibi
parlak yüzlü Yusuf, kuyunun dibinde bile otursa, orası bize
cennet sayılır
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #2 : 01 Nisan 2010, 16:28:40 »


  DerviÅŸin Alacağı 


   Tebriz'de esnafı denetleyen, ticarî hayatın düzenini saÄŸlayan Bedreddin Ömer adında zengin biri vardı. ZenginliÄŸinin yanında, cömertliÄŸiyle de dillere destan olmuÅŸtu. Bu kerem sahibi eli açık zatın şöhretini, yakın bir ilde yaÅŸayan garip bir derviÅŸ de duymuÅŸtu.Bu derviÅŸ, Bedreddin Ömer'in cömertliÄŸine güvenerek 9000 altın borç aldı. Borcunu ödeme vakti geldiÄŸinde, Tebriz'in yolunu tuttu. Kendi kendine, ''Bedreddin Ömer'in huzuruna çıkar,durumumu anlatırım. Yapacağı ihsanlarla da borcumun öderim''diye düşündü.

Şehre vardığında Muhtesib Ömer Bedreddin'in evini sordu. O yoldayken, Bedreddin Ömer fâni dünyadan sonsuzluk âlemine göçetmişti. Bunu duyan derviş bir nâra atarak bayıldı. Gece yarısına kadar kendine gelemedi. Gözlerini açtığında,''Ey Allahım! Suçluyum. Senden isteyeceğime, ümidimi senin yarattığın birine bağladım. Cömertlikte kim senin eşin olabilir? Aslında onun verdiği de senindir. Cömertliği,merhameti ona sen lutfettin'' diyerek rabbine tövbe etti.
Muhtesib Ömer Bedreddin'in yardımcısı olan kethüdâ, dervişin durumunu öğrendi. Derdiyle dertlendi. Dervişe yardım toplamak için esnafı gezdi. Fakat 100 dinar kadar para toplayabildi.Derviş bu durum üzerine Bedreddin Ömer'in mezarının başına gitti. Hayattaymış gibi onunla konuşmaya başladı.''Ey yoksulların dayandığı, güvendiği büyük insan! Senin derya gibi geniş bağışlarını duyup güvendim. Sağa sola 9000 altın borç yaptım. Şimdi beni kim bu yoksulluktan kurtaracak, yüzümü güldürecek, borcumu ödeyecek?''Buna benzer sözlerle akşama kadar mezarın başında halini arzetti.
Akşam olunca Ömer Bedreddin'in yardımcısı ve Tebriz'in kethüdâsı garip dervişi evine buyur etti. Topladığı100 dinarı verdi. Dervişle gece yarısına kadar sohbet ettikten sonra yatıp uyudular.Tebriz'in kethüdâsı, rüyasında Bedreddin Ömer'i gördü.Bedreddin Ömer ona, ''Bir yoksulun bana güvenerek borçlandığını duymuştum. O yoksul için filan yerde birkaç mücevher sakladım. Üzerine de ismini yazdım. O mücevherler onun borcunu öder. Arta kalan parayı da istediği gibiharcasın. Beni de duada unutmasın'' dedi.Kethüdâ sevinçle uyandı. Mücevherleri tarif edilen yerden çıkarıp, dervişe teslim etti.

***

Nice kişiler var toprak gibi, mezarında uyuduğu zannedilir.Halbuki onlar fayda vermek, feyiz vermek bakımından yüzlerce canlıdan daha iyidir.
Dünyadaki beden gölgesini alıp âhirete giden Allah dostlarının gölgesinden, yüz binlerce insan istifade eder
.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #3 : 01 Nisan 2010, 16:36:05 »

çok güzel bir hikaye canım.Rabbim razı olsun.Gülümseme
Yalnızı O'na güvenip Yalnız O'ndan yardım istemek lazım.bunu zaten günde 40defa  namazlarımızda okuduÄŸumuz Fatiha suresinnde okuyor ve dua ediyoruz."yalnız sana kulluk eder yalnız sende yardım dilerim" diye...Rabbim unutturmasın.
hani bir de söz varya "duvara dayanma yıkılır,insana dayanma ölür"(heralde böyleydi yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim)
Logged

tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #4 : 01 Nisan 2010, 16:49:01 »

amin ablacım cümlemizden..
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #5 : 25 Nisan 2010, 22:15:51 »




Sûfîlerin Yeri

Padişahların meclislerinde, sol tarafa, yiğitler, pehlivanlar, kahramanlar oturur. Çünkü yiğitlik ve cesaret duygusunun yeri olan yürek, insan bedenin sol tarafındadır. Hesap, kitap ve yazma işiyle uğraşanlar ile idareciler padişahın sağ tarafında otururlar. Kayıt tutmak, yazı yazmak, defter taşımak sağ elin işidir.
Sûfîlere ise padişahın karşısında yer verirler. Zira sûfîler, canın aynasıdır. Aynaya bakmak, karşısında olmakla mümkündür.

Ayna ruhu parlatır, kalbi kuvvetlendirir.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #6 : 27 Nisan 2010, 15:45:37 »


Adamın biri her zaman "Allah Allah" diye zikreder bu zikirden dolayı ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı.Bir gün şeytan gelip:

"Ne durmadan Allah Allah deyip duruyorsun. Bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah(c.c) " lebbeyk kulum" dedimi sana. Daha ne zamana kadar Allah deyip duracaksın?" dedi.

Bunun üzerine adam utandı sıkıldı zikri bıraktı. Gönlü kırılmış bir halde yattı uyudu. Rüyasında Hz. Hızır'ı gördü. Hızır ona: "Neden yaptığın güzel işi terkettin "Allah Allah" diye zikretmeyi bıraktın?" dedi.

Adam: "Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi. "lebbeyk-buyur" sesi gelmedi. Kapıdan kovulmaktan korktum." cevabını verince...

Bunun üzerine Hz. Hızır dedi ki:

"Senin Allah demen, Allah'ın (c.c.) lebbeyk-buyur kulum demesidir. Allah(c.c.) isminin zikrini herkese nasip eder mi, bunu sana nasip etmesi az şey mi?"
~ ~ ~


BİLESİNİZ Kİ KALPLER
YANLIZ ALLAH'I (C.C.) ANMAKLA HUZUR BULUR..

-Râ'd / 28-



Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #7 : 17 Mayıs 2010, 13:10:28 »


   Bir zavallı kuÅŸ tuzaÄŸa düşmüş, hile ile yakalanmıştı. KuÅŸ kendisini yakalayan avcıya, ''Ey efendi, sen hayatında birçok defa koyun ve sığır yemiÅŸsin, pek çok kere de develer kurban etmiÅŸsindir. Sen onların etleriyle bile doymamışken benimle hiç doymazsın. Beni serbest bırakırsan sana üç öğüt veririm. Öğütlerime göre kararını verirsin. Bu üç öğütten birincisini senin elinde iken vereceÄŸim. İkincisini ÅŸu çatının üzerinde, üçüncüsünü de ÅŸu aÄŸacın üzerine konduÄŸumda söyleyeceÄŸim. Sen bu üç öğüdü iÅŸitmekten inan bana çok mutlu olacaksın.'' Avcı merakından kuÅŸun teklifini kabul etti. ''KuÅŸ elindeyken verceÄŸim öğüt ÅŸudur: ''Olmayacak sözü kim söylerse söylesin inanma.'' Sonra avcı onu bıraktı. O da uçup evin çatısına kondu. Orada da ikinci öğüdünü söyledi.
"Elinden kaçmış bir fırsat için üzülme. Âh vah edip hasret çekme.'' KuÅŸ ikinci öğüdünü verdikten sonra uçup aÄŸacın dalına kondu ve üçüncü öğüdünü söylemeden önce, ''Karnımda 10 dirhem ağırlığında çok kıymetli bir inci vardı. O inci, seni de çoluk çocuÄŸunu da zengin ederdi. Ne yazık ki kısmetin deÄŸilmiÅŸ'' dedi. Avcı, kuÅŸun bu söylediklerini duyunca  feryat edip bağırmaya baÅŸladı. KuÅŸ, ''Ben sana sakın elinden kaçan bir ÅŸeye üzülme demedim mi? Mademki elinden inci gitti, ne diye dövünüp duruyorsun? Sana verdiÄŸim öğütleri anlamadın mı? Ben sana olmayacak bir ÅŸeyi kim söylerse söylesin inanma demiÅŸtim. Benim bütün ağırlığım üç dirhem gelmez. Karnımda nasıl 10 dirhemlik inci olabilir?'' Bu sözler üzerine adam biraz kendine gelir gibi oldu. ''Peki ÅŸimdi üçüncü öğüdünü söyle bakalım'' dedi. KuÅŸ, ''Sana verdiÄŸim iki öğüdü sanki tuttun da, benden üçüncü öğüdü istiyorsun. Uykuya dalmış bir kiÅŸiye öğüt vermek, çorak yere
tohum ekmekten farksızdır.
Aptallık ve cahillik yırtığı yama tutmaz diyerek'' uçup gitti.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #8 : 24 Mayıs 2010, 11:12:34 »



   Buhara'da cömert bir emîr vardı. Yoksullara sahip çıkar, gündüzün akÅŸama kadar sayısız iyiliklerde bulunurdu. Bir gün hastalara, bir gün dul kadınlara, diÄŸer bir gün de ihtiyaç sahiplerine bağışta bulunurdu. İş bulamayanlar, borçtan bunalanlar gelip onu bulurdu. Emîrin bağış yaparken bir âdeti vardı. İhtiyaç sahibi kimselerin ondan dili ile bir ÅŸey istemesine izin vermezdi. Onun bu huyunu bilenler, geçeceÄŸi yol boyuna dizilirler, sessizce beklerlerdi. Emîr de kendi takdir ettiÄŸi kadar altını bir kâğıda sarar, öylece takdim ederdi.

   Bir gün ihtiyar bir adam, bu emîre, "'Açlıktan kurtulamıyorum, bana zekât ver'' dedi. Emîrin adamları ihtiyarı, ihtiyaç sahiplerinin arasından çıkarıp uzaklaÅŸtırmak istedi. Fakat ihtiyar direndi, bağırıp çağırıp söylenmeye baÅŸladı. Ortalığı birbirine kattı. Emîr dayanamadı,

''Baba, sen ne kadar utanmaz adamsın'' dedi. İhtiyar,

''Sen, benden daha utanmazsın. Bu dünyayı yedin, yuttun, doymadın. O kadar aç gözlüsün ki, öteki dünyayı da ele geçirmeye çalışıyorsun.''
İhtiyarın bu sözleri, emîrin çok hoşuna gitti. İhtiyara pek çok bağışta bulundu. Bu ihtiyardan başka, ağzıyla isteyip de emîrden yardım alabilen olmadı.
   

Bu cömert emîr, din âlimi ve fakihler içinde yardım günü düzenledi. Yardım için gelen fakihlerden biri, feryat edip öne çıktı. Ağlayarak, yalvarıp yakararak dil döktü. Mazeretlerini sıralayarak bağış istedi, fakat emîr ona en ufak bir yardımda bulunmadı. Aynı fakih, ertesi gün bacağının sağına soluna tahtalar bağladı, çaput sardı. Kendine sakat süsü verdi. Sakatların arasına karışarak yardım almak istedi. Emîr onu tanıdı. Yine hiçbir şey vermedi. Ertesi gün, yüzünü bir kilim parçasıyla örttü. Belki, emîr tanımaz da yardım alırım diye düşündü. Fakat emîr onu yine tanıdı. Bir şey vermedi.
Bir müddet sonra, çarşaf giyerek kadın kılığına girdi. Dul ve yetimlerle birlikte emîrin yolunu beklemeye başladı. Emîr onu yine tanıyıp yardımda bulunmadı. Fakih yardım almak için yüz türlü hile yaptıysa da, başarılı
olamadı. Çaresizlik içerisinde son bir deneme yapmaya karar verdi. Bir kefenciye gitti. Ona, ''Beni bir kilime sar, emîrin geçeceği yolun üstüne bırak. Sakın ola, sesini çıkarma. Emîr acıyıp da üzerime kefen parası atarsa,verdiğini seninle paylaşırız'' dedi. Kefenci de ihtiyaç sahibi bir fakirdi. Teklifi kabul etti. Hocayı bir kilime sararak, götürüp emîrin geçeceği yol üzerine bıraktı. Emîr oradan geçerken, kilimin üzerine bir miktar altın attı. Fakih, kefenciden önce paraları almak için kilimin içerisinden çıktı. Paraları aldıktan sonra emîre,

''Ey bana kerem kapılarını kapayan emîr! Gördün mü? Senden nasıl bağış kopardım?'' dedi. Emîr,

''Ey inatçı! Aldın,aldın ama ölüp de aldın ölmesen bişey alamazdın".dedi.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Mesnevide Geçen Hikayeler « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: