Mektubat-ı Mevlâna Halid Zülcenaheyn
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Şubat 2012, 12:30:03
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Mektubat-ı Mevlâna Halid Zülcenaheyn 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 8
Gönderen Konu: Mektubat-ı Mevlâna Halid Zülcenaheyn  (Okunma Sayısı 15174 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #30 : 26 Eylül 2009, 11:56:57 »

27. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu Dımaşk’ta ikamet eden halifesi ve tekke caminin hatibi Şeyh Ebu Bekr el-Bağdadi (r.a)’ye göndermiştir. (Allah sırrını yüceltsin.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Yardımıyla birlikte Allah’ın selamı ve dualarımız günahlara boğulmuş olan bu miskinden Allah (c.c) yolundaki kardeşi, Allah (c.c) için dostu Sıddık (r.a)’ın adıyla adlandırılan Ebu Bekir’in üzerine olsun.

Sizler birkaç defa mektup gönderme talebinizi zikr etmiştiniz. Kelimelerinizden bir çeşit muhabbet kokusunu gizli ve açık olarak kokladım.

Yazdıklarınızdan bir kısmını görüşme vaktine bırakmışsınız. O konu gerçekten de benim kalbimin en derin köşesinde sizlerinkinden daha fazla kaydedilmiştir. Sonra her şey bir vakte bağlanmıştır. Allah’ın takdir ettiği şeyler zaman ve saatle sınırlanmıştır.

Fakirlerin sırları yazıyla ifade edilmez. Onların bütün gizli halleri buluşup şifahi olarak konuşmakla halledilir.

Sizlerin cenabınızdan dileğim, mahlukların en şereflisi, varlıkların hülasası, seyidimiz Muhammed Mustafa’nın (aleyhi ekmeluttehaya), (aline ve salatın en efdali ve tahiyyatın en kamili olsun) yolu üzerinde doğru olarak kalabilmem için bazı vakitlerde güzel dualarla beni hatırlamanızdır.

Sünnet-i seniyyeye mütabaat en büyük saadet, yüce ve ebedi devlettir. Himmetleri yüce kişiler için ona mutabaattan başka hiçbir şeyin değeri yoktur. Son kelamımız, sizlere selam.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #31 : 27 Eylül 2009, 12:05:26 »

28. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu, öz kardeşi muhterem babam Mahmut Sahib’e göndermiştir. Allah (c.c) sırlarını yüceltsin. Hac farizası için 1239 yılında kendisine müsaade etmiş, orada gerekenler hakkında bu mektupta tavsiyede bulunmuştur.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hamd Allah’a mahsustur. Selam Allah’ın seçtiği kulları üzerine olsun. Sana Allah’a taati ve takva üzere bulunmanı, nerede olursan ol insanlara eza ve cefa vermemeni, özellikle Harem-i Şerif’te daha fazla titiz davranmanı tavsiye ederim.

Gıybetini yapsalar dahi sen kimsenin gıybetini yapma. Hiç kimsenin dünya malından bir şey alma. Şeriatın alınması helal kıldığını al ve onu hayır yollarda harca. Mü’min kardeşlerin aç ve yoksul durumda bulunurken şehvetin için harcama yaparak lezzetlenme. Kesinlikle yalan söyleme, hiç kimseyi hakir görme, hiç kimseden nefsinin üstün olduğunu düşünme, kalbi ve bedeni ibadetlerde  tüm kuvvetini sarfet. Bunun yanında nefsine hiçbir zaman makbul olacak hayır işlemedim düşüncesini kabul ettir. Çünkü ibadetlerin ruhu niyettir. Niyet ise ancak ihlas ile mümkündür. Senden daha büyük olanlara ihlas gerekirse sana nasıl gerekmesin. Allah’a (c.c) yemin ederim ki; annem beni doğurduktan bugüne kadar, Allah katında makbul ve muteber olup hesabı sorulmayacak bir tek hayır işlediğime inanmıyorum.

Eğer kendi nefsini bütün hayır işlerinde iflas etmiş olarak görmüyorsan bu cehaletin en son noktasıdır. Eğer iflas etmiş olarak biliyorsan Allah’ın rahmetinden ümitsiz olma. Zira Allah’ın (c.c) fazileti, kul için, ins ve cinlerin amelinden hayırlıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor;

“De ki: Allah’ın lütfuyla, rahmetiyle (evet) ancak onunla ferahlansınlar. Bu onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır.” (Yunus,58)

İbn-i Abbas (r.a) bu ayetin tefsirinde “onların topladıkları” lafzının “kesbettikleri” manasına geldiğini söyler. Şeytanın, akıllarıyla oynadığı kişiler gibi Allah-u Teala’nın fazlına güvenerek ibadetleri de terk etme. Zikr-i kalbiyle murakabeye devam et. Yolda yürürken dahi ondan ayrılma.

Bütün işlerinde Allah Teala’nın güç ve kuvvetine yapış. Ulu Sadatların (ks) ruhaniyetine sıkı tutun. Alimlere ve Kuran-ı Kerim hafızlarına ikram ve hürmet eyle. Yapabildiğince Kuran-ı Kerim okumakla meşgul ol. Fıkıh ve hadis ilimlerine diğer ilimlerden fazla çalış.

Huzur-u kalbi seni bunlardan alıkoymasın. Zahiri işlerle meşgul olurken, kalbin huzurdan uzaklaşması, meşrebinin darlığının ve güçsüz olmasının alametidir. Teheccüd, işrak, kuşluk, evvabin gibi nafileleri bırakma.

Devamlı abdestli bulun, az uyu, günde üç sefer aşağıdaki tesbihi çek; “Sübhanallahi ve bihamdihi adede halkıhi ve rızae nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatihi”

Senden talep etseler bile hüküm sahibi hiçbir emirin işine girme.

Müslümanların imamının salih olmasına ve halkının da ıslah olmasına dua et. İslam dininin, düşmanların üzerine galip gelmesini Allah-u Teala’dan talep eyle. Kendi varlığını terk ederek, güç ve takatini Allah Teala’nın ibadetine sarf etmeye, yanında bulunan mal ile kanaat etmeye ve Makam-ı Mahmud Sahibinin (Allah-u Teala’nın salat ve selamları O’nun aline ve ashabının üzerine ebedül ebede kadar devam etsin) sünnetine sıkıca tutunmaya çalış.

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #32 : 28 Eylül 2009, 06:50:40 »

29. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu, Mekke-i Mükerreme’de bulunan Mevlana El-Hac Abdulmü’min el-Buhari’ye göndermiştir. Cenab-ı Mevla Teala bizi onun yolunda devam ettirsin.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

İkram ve izzetin birlikte olduğu selam Allah (c.c) yolundaki kardeşim ve Allah (c.c) rızası için dostum el-Hac Abdulmü’min’edir.

Allah (c.c), onu kendisinin has kulu kılsın ve masivadan uzaklaştırsın. Göndermiş olduğunuz keremli mektubunuz, en aziz ve bereketli bir saatte bize ulaştı. Şerif zatınızın sıhhatinden ve yüksek tabiatınızın müstakim olmasından haber veriyordu. Gayet çok sevinmemize ve keyiflenmemize sebep oldu. Güzel ahlakınızdan ve şerif tabiatınızdan ricam, bu miskini hüsnü hatime, parlak sünnet-i seniyyeye ittibada istikamet üzere başarılı olmam için ve İslam dini üzere ölmem için duadan unutmamanızdır.

Allah (c.c), keremli Peygamber-salat ve selam O’nun aline ve ashabına olsun- hürmetine, kurtuluşu ve doğru yolda istikametinizi devam ettirsin. Düşmanlarınızı ve size hased edenleri helak eylesin.

Sizlere vasiyetim, miskin ve hiçbir şeyi olmayan şu fakirin selamını Maveraunnehir’e döndükten sonra, yüce türbelerini ziyaret nasip olursa, oradaki Nakşibendi Sadatı’nın (ks) ruhaniyetlerine tebliğ etmenizdir. Allah (c.c) Onların parlak sırlarını yüce etsin.

Başta ve sonda selam.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #33 : 29 Eylül 2009, 12:21:33 »

30. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu Köysancak halifesi bilgin, allame, merhum Şeyh Abdullah Celizade’ye göndermiştir. Allah sırlarını mukaddes eylesin.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah‘ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Mektubunuzu mütalaa ettik. Şüphelerinizin cevabını birkaç sebepten dolayı yazmadık.

Birinci sebep, yazdığınız bazı şüphelerde sizinle aynı şekilde düşünüyoruz. İkinci sebep, zatı aliniz fakirlerin hallerinden merhalelerce uzaksınız. Dolayısıyla mesele mektup göndermekle tam açıklanamaz. Bu konuda hiçbir şüphem yoktur. Bundan dolayı mektup yazmakla meşgul olmak boş şeylerle uğraşmaktır. Boş şeylerle uğraşmayı terk etmek kişinin saadetinin gereğidir. Üçüncü sebep, elçinizden sizlerin buluşmaya azimli olduğunuzu işittiğim için meselenin çözümünü buluşma zamanına tehir ettim.

Son olarak: bizlerin ve sizlerin, Allah’ın baş gözlerini açıp, kalp gözlerini kapattığı ve insanların yapı ve kusurlarını araştıran, kendi ayıp ve kusurlarını unutup, din kardeşinin kusurlarını sonuna kadar tespit eden, kendi günahlarını ise hiçbir zaman kabul etmeyenlerin durumuna düşmememiz için şüphelerinize cevap yazmadım.

Hüsnü niyet şartıyla buraya gelmekle bizleri şereflendirirseniz muhakkak ki hayra sebep olursunuz.

Allah bizlere ve sizlere hayırlı sonuç ihsan eylesin.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #34 : 30 Eylül 2009, 10:06:23 »

31. MEKTUP

Bu mektup Dımaşk’tan yüce halifeliğin merkezi olan İslambol’a müridi ve halis dostu, devlet-i aliyyenin dostu ve yüce ricalinden olan Muhammed Necip Bey’e cevap olarak gönderilmiştir. Allah onun kudsi feyizlerini üzerimize yağdırsın.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Miskin, tasalı, garip Halid’den (ks) muhlisi ve akıllı dostu Necip Bey’e; Allah’ın rahmetine ve velilerin bereketine nail olmuş Necip Bey’e selam olsun.

Edepleri ve ihlasın çeşitlerini içeren ve sağlam temel üzerine kurulmuş muhabbetinizi belirten mektubunuz geldi. Sizlere karşı güzel iltifat ve şefkatli nazarımızı celbetti. İhlas ve istikametinizi devam ettirin. Zira kıyamet günü için onlar en güzel sermayedir. Yalvararak ve pişmanlıkla günahlardan istiğfar etmeyi unutmayın. Hilekar ve alçak dünyaya iltifat etmeyin. Dünya mel’un şeytan ile nefsin tuzağıdır. Din ehlinin nazarında dünyanın hiçbir değeri yoktur. Çünkü onlar dünyanın hakikatini ayne’l yakin olarak görürler.

Buhari, İbn-i Ömer (ra)’den rivayet ettiği sahih bir hadiste O şöyle der:

“Peygamber Efendimiz benim omzumu tuttu ve şöyle dedi:

Dünyada garip ve yolcu gibi ol.”
[1]

Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir.

[1] Buhari,Rikat,3; Tirmizi, Zühd,25; İbnu Mace, Fiten,14
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #35 : 01 Ekim 2009, 07:21:42 »

32. MEKTUP

Allah kabrini münevver ve kokulu kılsın. Mevlana Haild (ks) bu mektubu, müridler için zikrin adabı hakkında yazmıştır. Sadat-ı Kiram nezdinde itimat edilen de bu adablardır.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Yardımı yalnız O’ndan talep ederiz. Hamd Allah’a mahsustur. O bize kafidir. (Selam Allah’ın seçtiği kullar üzerine olsun.)

Bu mektup faydası olacağı umularak önderlerimiz yüce Nakşibendi Sadat-ı Kiramı (ks)’nın nezdinde zikrin ve diğer bazı edeplerin neler olduğu hakkında yazıldı.

Bilesin ki, birinci zikrin yani kalp ile yapılan ism-i zat zikrinin edepleri şunlardır:

Zikri yapan kişi namazdaki teverruk oturuşunun tersine oturacaktır. Abdestli ve önü kıbleye gelecek şekilde sağ ayağını sol bacağının altından çıkarıp sağ kalçasının üzerine dayanarak oturacaktır. Dil ile beş, on beş ve ya yirmi beş sefer “estağfirullah” diyecektir. Gözlerini kapatacak, üst dişleri alt dişlerinin üstüne gelecek, dudaklarını bitiştirecek, dilini ağzın üst tavanına, damağına yerleştirecektir.

Bütün duyguları ile kalbe yönelerek hayali ile zikrin kalbe geçmesine dikkat edecektir. Nefesi kendi halinde gidip gelecektir. Kalbiyle günahkar ve kusurlu olduğunu, hiçbir şeye kabiliyeti olmadığını, bütün salih amellerinin boş olduğunu düşünecektir. Yaptığı amelden ümidini kesip, Allah’a iltimat edecek, onun faziletine güvenecektir.

Sonra, ölümü, ölümün hallerini, kabri, kabir korkularını ve ölümün şu anda kendisine geldiğini ve bu nefesinin dünyada aldığı son nefes olduğunu tefekkür edecektir.

Daha sonra bir fatiha ve üç ihlas-ı şerifeyi okuyarak sevabını tarikatın imamı, yaratılanların gavsı, akan feyiz ve yayılan nur sahibi Hz. Hace Bahauddin Nakşibend eş Şeyh Muhammedü’l-Üveysiyy’ül Buhari (ks)’ye hediye edecektir. Kalbiyle istimdat isteyecektir.

Bundan sonra, Şeyh (ks)’inin suretini iki kaşları arasında sabit kılacaktır. Onu alnında tasavvur edecektir. Kendi alnıyla Şeyhinin alnına dikkatlice bakarak kalben ondan istimdat isteyecektir. Şeyhinin suretini alnında tutarak, istimdat istemeye RABITA denir.

O sureti hayaliyle kalbinin ortasına atar, öylece orada bırakır. Bütün duygularını kalbiyle birleştirir. Kalbini her şeyden boşaltarak lafza-i celali ve manasını, eşi benzeri olmayan zatı kalbinde tasavvur eder. Zaten ism-i akdetsen anlaşılan da odur. Lafza-i celalin dalalet ettiği mana ile kalbini dolduracaktır. Kalbini bu düşünceyle doldurmasına vukuf-u kalbi denir.

Vukuf-u kalbiye gerek vird çekerken gerekse virdin haricinde mümkün olduğu kadar riayet etmek gerekir. Zikrin en kamil şartı ve faydalı olanı budur. Sonra vukuf-u kalbiyle birlikte kalp diliyle, “Allahümme ente maksudi ve rıdake matlubi” denilmelidir.

Sonra kalbiyle zikre başlamalıdır. Fakat mümkün olduğu kadar vukuf-u kalbiye ve kalbin Allah’tan başkasından boş olmasına dikkat edilmelidir.

Her yüz çekildiğinde ve ya daha az miktarda: “Allahümme ente maksudi ve rıdake matlubi” cümlesi tekrarlanmalıdır.

Vird esnasında zikir yapan kişide kendinden geçme ve bütün dünyadan gafil olma gibi bir hal peyda olup, nefsinde ve şuurunda az bir şey kaldığında hemen zikri terk edip vukuf-u kalbiye dalmalı, onun keyfiyetine tabi olmalıdır.

Virdden dolayı gelecek varidatı bekler. Kalbini feyzin inişine hazır tutar. Zira kendisi idrak edemese bile az bir müddet içinde birçok feyizler üzerine yağabilir. Sonra isterse bu varidatla gözlerini açabilir. İkindiden sonra kendisi için bir saat veya daha az bir müddet ayarlar ki o saatte zikir yapmadan rabıta ve vukuf-u kalbiyle meşgul olur.

Müridin kalbi, istese de başka şeyleri düşünemeyecek ve Allah’ın zikrinden gayrısının giremediği bir duruma geldiğinde RUH latifesine geçilir. Ruh latif bir cisim olup sağ memenin altındadır. Sonra da SIR’ra geçilir.

Sır, sol memenin üstünde, kalbin yukarısındadır. Sonra HAFA’ya geçilir. Hafa, sağ memenin üstünde Ruh’un yukarısındadır. Sonra AHFA’ya geçilir. Ahfa, göğsün ortasındadır.

Bu beş letaif emr alemindendir. Hiçbir madde yaratılmadan önce Cenab-ı Allah bunları ol (kün) emriyle yaratmıştır. Cenab-ı Mevla bunları yarattıktan sonra Alem-i Halktaki letaiflerle birleştirmiştir. Alem-i halk letaifleri Cenab- ı Allah’ın maddeden yarattığı nefs-i natıka ve anasır-ı erbaadır. (toprak, su, hava, ateş)

Daha sonra zikir nefs-i natıkaya geçirilir. Bu nefsin yeri, dimağdır. Diğer dört unsur nefse dahildir.

Yukarıda saydığımız yerler sırasıyla zikir yerleridir. Kalbten sonra letaiflerdeki zikrin sağlamlaşması ve sabitleşmesi yine ifade edilen tertipledir. Nefis letaifinde zikir sağlamlaşıp yerleştiğinde zikr-i sultani hasıl olur. Zikr-i sultani demek; zikrin insanın bütün vücuduna yayılması, hatta her şeyde zikrin görülmesi demektir. İkinci zikir nefy-ü isbat zikridir. La ilahe illallah kelimesi ile yapılan zikirdir. Letaiften sonra bu zikir telkin edilir. Adabı ve keyfiyeti şöyledir:

Birinci zikirde olduğu gibi dilini üst damağına yapıştırır. Nefesini göbeğinin altında tutar. Sonra göbekte La’yı düşünür. Göbekten dimağa kadar bir çizgi şeklinde çeker. Oradan İLAHE lafzını sağ omuza çeker. Sağ omuzdan İLLALLAH lafzını çam şeklinde kalbe indirir. Kalb bir et parçası olup sol yandadır. Kaburga kemiklerinin en küçüğünün altındadır. Lafza-i Celali kalbe kuvvetlice vurdurarak en derin köşesine indirmelidir.

O kadar kuvvetli vurmalıdır ki hararetiyle bütün vücud etkilensin. Nefy tarafı olan LA İLAHE lafzıyla tüm sonradan yaratılan şeylerin varlığını nefy edecektir. Onlara yok gözüyle bakacaktır. İspat tarafı olan İLLALLAH lafzıyla da Hak Teala’yı ispat edecektir. Ona beka gözüyle bakacaktır. Kelime-i Tevhid bütün letaiflerin yerlerini kuşatacaktır. İntikallerde hasıl olan çizgileri ve kelime-i tevhidin manasını mülahaza etmelidir. Kelime-i tayyibenin manası bütün ibadet edilen şeyleri nefyetmektir. Zira mabud olan şey maksud olur. Bu kelimenin sonunda Muhammedurrasullullah demelidir. Bunu söylemekle Peygamber Efendimize (aleyhi ekmeluttehaya) ittiba etmeye bağlı kalacağına irade eder.

Zikr-i Sultani: Zikr-i sultani bir insana galip olursa artık o her şeyden zikir işitir. Allah’ı tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Zikr-i sultani sahibi bu ilahi sırra mahzar olur.

Kelime-i tevhidi nefesinin kuvvetine göre tekrarlamalıdır. Nefesinin ancak kelime-i tevhidin tek olduğu vakit bırakmalıdır. Buna vukuf-i adedi denir. Her nefesini bırakmadan evvel kalbiyle: “İlahi ente maksudi ve rıdake matlubi” demelidir. Nefesini bıraktıktan sonra biraz istirahat etmelidir. Sonra tekrar aynı minval üzere ikinci nefese başlanır. Yalnız her iki nefes arasında gafil olmamaya dikkat edilmelidir.

Bir nefesle yirmi bir sefer “la ilahe illallah” söyleyebilecek seviyeye gelindiğinde kendisinden gafil olma ve zikirde kayp olma hali hasıl olur. Buna zikrin neticesi de denir. Eğer sayı yirmi bire ulaştığı halde zikrin neticesi hasıl olmazsa muhakkak edeplerde eksiklik ve kusur bulunmasından dolayıdır. Bu durumda salikin baştan başlaması gerekir. Salikin  fiili ve kavli, ameli ve itikadının zikirin manasına uygun olması gerekir. Zira, bu nefy-ü isbat virdini çeken kimse, zikrin dışında Allah’tan başkasını kendisine maksad olarak görmeye devam ediyorsa o kimse yalancıdır. Zikrinde doğru değildir.

Nefy-ü isbat zikrinde nefeslerin adedini herhangi bir şarta bağlamak yoktur. Önce cezbeye kabiliyeti olanlara birinci zikir, önce sülukun hasıl olması kabiliyeti olanlara ikinci zikir iyidir. Her ikisi de kalbi zikirdir.

Salik zikirde çok çalışıp hakkıyla gayret gösterirse, menfi olanları yok edip müsbet olanda sabit durursa ve netice de hasıl olursa kendisi için murakabe gerekir.

Zikrin haricinde adap şunlardır: Devamlı abdestli bulunmak, abdest sünnetlerini, işrak sünnetlerini, istihare sünnetlerini, kuşluk sünnetlerini, evvabin sünnetlerini kılmak. Teheccüd namazına, cemaate ve namazın gerektirdiklerine devam etmek. Bunu yanında yapabilirse ikindiden sonra rabıta ve zikirle meşgul olursa daha kamil ve efdal olur. Bütün bu vakitlerdeki amel çok mühimdir.

Müride lazım olan, kitaba ve sünnete tabii olmak ve bidatleri terk etmektir. Herhangi bir iş ve çalışmayla meşgul olan müridin virdi gece ve gündüz beş binden aşağı olmamalıdır. Daha fazla çekerse güzel ve kamil bir iş yapmış olur. Çalışmayan kimse beş binden fazla çekmeli, mümkün olduğu kadar vaktini zikirle geçirmelidir.

Mürid tarikatı kabul etmeyen kimselerden ne kadar uzak durursa o kadar iyi olur. Zira münkirle karışıp görüştüğü, ilişkide bulunduğu ölçüde, batın ehlinde kalb kasveti ve gaflet meydana gelir.

Yemek hakkında riayet edilmesi gereken edepler şunlardır: Yemeklerin en güzellerini aramamalıdır. Yemek; namaz kılmayan, tarikatın münkiri veya cünüb olan kimsenin eliyle hazırlanmış olmamalı. Temiz, abdestli ve namaz kılan kimselerin eliyle hazırlanmış olmalı. Yemek hususundaki bu edepler yapılması güzel olan edeplerdir. Vacip değildir.

Mürid ibadetlerinde, adetlerinde şeriate riayet etmelidir. Herkes kendi güç ve takatine göre dört fıkhi mezhepten birine uymalıdır. Sünnet-i seniyyeye ittiba etmelidir. Nefsini devamlı zillet içinde düşünmeli, Allah’a yalvarıp O’na dönmelidir.

Nerde olursa olsun kalbini şeyhinin kalbine bağlamalı, şeyhinin huzurunda ve uzağında karşısındaymış gibi edep ve terbiyesini korumalıdır. Tevfik veren Allah’tır. Tevfikin sahibi O’dur. Allah’ın bol salat ve selamı Efendimiz Muhammed (aleyhi ekmeluttehaya)’in alinin ashabının üzerine olsun. Sübhane Rabbike Rabbil izzeti amma yesifun ve selamun alel mürselin vel Hamdülillahi Rabbil alemin.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #36 : 02 Ekim 2009, 11:41:02 »

33. MEKTUP

Allah (c.c) bizleri kendi edebiyle ahlaklanan ve doğru yolu üzerinde sabit olanlardan kılsın. Bu mektup müceddidiye meşrebine göre murakabe ve murakabeden doğan kudsi hakikatları beyan eder.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hamd Allah’a mahsustur. Salat ü selam Allah’ın Resulünün (aleyhi ekmeluttehaya) üzerine olsun.

Bilmiş ol ki maiyyet murakabesinden sonra, akrabiyyet murakabesi gelir.

Cenab-ı Hak Sübhanehu:

“Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf,16) ayet-i celilesiyle bu murakabeye işaret eder.

Akrabiyyet murakabesi velayet-i Kübra dairelerinin birinci dairesidir. Velayet-i kübranın üç tam bir de yarım dairesi vardır. Bu yarı daireye KAVS denir. İkinci ve üçüncü ve KAVS dairelerinde muhabbet murakabesine geçilir. Bu murakabeyi tasdik eden ayet-i celile “Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.” (Maide,54) ayet-i kerimesidir.

Velayet-i kübrada doğru bir idrake sahip olanlar için ilk gördüğü hallerden başka haller görünür. Bu velayet Peygamberler (aleyhisselam)’in velayetidir. Daha sonra toprak unsurunun dışındaki üç unsurdan BATIN isminin musemmasının rabıtası yapılır. Buna velayet-i ulya denilir. Sonra toprak unsurundan, nübüvvet kemallerinin murakabesi vardır. Sonra risalet kemalinin murakabesi vardır. Sonra da Ulul-Azm’in kemalinin murakabesi vardır. Bundan sonra da heyet-i vahdaniyyenin murakabesi gelir. Heyet-i vahdaniyye letaif-i aşere birleşmesinden meydana gelir. Beşialem-i emirden kalb, ruh, sır, hafa, ehfa’dır. Beş tanesi de halk alemindendir. Nefs ve ansır-ı Erbaa denilen toprak, hava, su ve ateştir. Hepsi kemale erince bir latife gibi olur. O vakit kalp Allah’ın (c.c) feyizlerinin indiği ter olur. Sonra Hz. İbrahim’in (aleyhisselam) dostluk makamının murakabesi gelir. İbrahim (aleyhisselam)’ın dostluk makamı ve hakikatinin kaynağı zat-ı Akdes (c.c)’in bizzat murakabesidir. Sonra muhabbet-i zatiyenin dairesi gelir. Bu daireye, muhabbeti zatiye ve hakikat-i Museviyye’ye kaynak olması itibariyle Makam-ı Musevi ve Murakabe-i Zat da denir.

Sonra hakikati Muhammediyye’ye kaynak olması itibarıyla murakabe-i zat ve muhbubiyyeti zatiye ile iç içe bulunan muhibbiyeti zatiyenin dairesi gelir. Sonra hakikat-i Ahmediyye’ye menşe olma kaynak olması itibarıyla zat murakabesi ve halis hubb-i zat dairesi gelir.

Sonra la tayn (tayinsiz), mutlak Hazret-i Zat mertebesi vardır. Sonra güzel Kabe’nin hakikati gelir. Bu hakikat Allah (c.c)’ın azamet ve kibriyasının zuhurundan ibarettir. Burada bütün mümkinatın, Allah’a secde ettiği itibarıyla Zat’ın murakabesi vardır.

Bunların akabinde Hakikat-i Kuraniyye mevcuddur. Bu, Zat-ı Aliyye’nin  misli olmamak ve hakikat-i Kuraniyye’ye meşe olduğu mülahazasıyla vüs’at’in mebdei (genişlik başlangıcı)nden ibarettir.

Bunu takiben oruç ve namaz hakikatı gelir. Bunlar oruç ve namaz hakikatine kaynak olduğu itibarıyla Zat-ı Teala ve Tekaddes Hazretlerinin misli olmamasının kemal vusatından ibarettir. İki yerde vusat kelimesini kullanmamız, bu manaları izah etmekte, ifade sahalarının dar olmasından ileri gelmektedir. Bu hakikatlerin, yaşanması esnasında Kur’an-ı Mecid’in okunması ilerlemeye ve yükselmeye vesile olacağından faidelidir.

Sonra sırf mabudiyyet bakımından halis mabudiyyet ve seyr nazarinin hasıl olma dairesi gelir. (Nazar ve görüş seyr-i süluk manasında kullanılmıştır). Bu seyr, kademi değildir. Çünkü kademi seyr abdiyyet makamlarındadır.

Bütün bunlar tarikat-ı aliye-i Nakşibendiyye’deki murakabe ve makamların isimleridir. Bu hususta Müceddidiye Mektubatında (İmam Rabbani’nin (k.s) mektubatı) geniş açıklamalar mevcuttur.

Bu gibi makamlarda murakabe ile meşgul olanlar anlatılanlardan payını alacaktır. Mürşid olan şeyhin teveccühü ile de ilerleme ve yükselmeler hasıl olacaktır. Muvaffak kılan Allah-uTealadır.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #37 : 03 Ekim 2009, 08:07:03 »

34. MEKTUP

Allah (c.c) ondan razı olsun, Mevlana Halid (ks) bu mektubu; talebesi, muhakkik allame, Seyyid İbni Abidin (r.a)’e icazet olarak göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hamd, her beldede ve asırda ilimin ışığını yükselten, ilim ehlini hak yol üzere sabit kılan, onları fetih ve yardımı ile destekleyen Allah-u Telaya mahsustur. Salat ü selam, Fetih ve Nasr sureleri kendisine nazil olan Efendimiz Muhammed’e (aleyhi ekmeluttehaya), ‘o’nun aline ve ashabına olsun. Bu selam hiçbir zaman kesilmesin.

Çeşitli ilim dalları vardır. Onlar çok derindir. Said; ilimlerin en tatlı kaynağını talep edendir. Önceki ve sonraki alimlerin icma ettikleri gibi ilimlerin en şereflisi şeriat ilimlerinden, fıkıh ve hadistir. Dünya ve ahirette kurtuluşumuz ancak bu ilimlerledir. Bu ilimler, kalplerimizin ışığı ve kıymetli dayanağımızdır.

Tefsir ve fıkıh ancak Nebevi hadisin rivayetiyle tamamlanır. Çünkü hadis ilmi onların hepsini özetler. Zor meselelerini açıklar. Mutlak olanları kayda bağlar. Bu sebeple manevi değeri ve kıymeti inci gibi olan hadis ilmi ile tefsir ve fıkıhta derinleşme tamamlanır.

Büyük alimler, eskiden beri diyar diyar dolaşarak dağınık olan hadis-i şerifleri, yalan ve uydurma olanlardan ayırmışlar, dalgalı denize girmeye benzeyen bu iş için bir çok alim ruhlarını verircesine yollara düşmüşlerdir. Bu çalışmaların sonucunda Hz. Muhammed’in (aleyhi ekmeluttehaya) sünneti seniyyesi parladı ve temize çıktı. Güzelliği ve kokusuyla isteyenlerin istifadesine sunuldu.

Önceki ve sonraki devirlerde hayır ehli alimler, kendisiyle iftihar ettiğimiz Hz. Peygamber Efendimiz’in (aleyhi ekmeluttehaya) hadis-i şeriflerinin rivayet silsilesinde bereketlenmeye devam ediyorlar. Bunun için de kafileler halinde ehlinin yanına gitmek için yarışıyorlar.

Durum böyle olunca Haşimiyye sülalesinin ışığı, Fatimi silsilesinin aydınlatıcısı, yüksek kabiliyet sahibi, ilim ordusunun başkanı, meclislerin ziyneti, asil, şeref sahibi, yüksek ahlaklı, himmet sahibi büyük alim, faydalı tasniflerin ve benzeri bulunmayan telif eserlerin sahibi, öyle ki İslam beldelerinde fayda bakımından bütün fıkıh kitapları içinde en faydalısı ve meseleleri en fazla zabteden “Redd’ü’l-Muhtar” ile “Minhatü’l-Halik” ve “Nesematü’l Eshar” kitaplarından başka hiçbir kitap yayınlamamış olsa sadece bu kitapları görenler bunları yazanın faziletinin ve himmetinin yüceliğini idrak edeceklerdir. Kimsenin inkar edemediği apaçık izzet ve şeref sahibi, beldesinin azizi, zamanın eşsizi, akla ve nakile dayanan ilimlerin allamesi, bir çok alim kişilerin aciz kaldığı meseleleri derin fikriyle çözen, zamanın parlayanı, irfanın süsü, aydınlatan ışık, meşhur yıldız, latif ve parlak bahçeye benzeyen efendi ve dayanak Seyyid Muhammed Emin bin el-Merhum Seyyid Ömer Abidin (Allah kadrini yüceltsin, makamına leke düşüren bütün ayıplardan korusun) ismindeki bu zat, rivayeti bizim açımızdan sahih olan veya ilmi bize nisbet edilen şeylerin bütün icazetini, özellikle bu yaprakların içinde bulunan ve bir hüküm isbat edildiğinde onlara güvenilen meşhur hadis kitaplarının icazetini bizden talep etti. Rivayet ettiğim her şeyde, hadislerle ve silsileleriyle bereketlenmesi için kendisine icazet verdim.

Böylece en tatlı kaynaktan istifade etsin. Bana icazet verenin helal kıldığı şekilde ve her salikin nezdinde muteber olana riayet etmek şartıyla, benden rivayet yapmasını kendisine mübah kıldım. Gerçi ben icazet vermeye ve icazet almaya ehil olmadığımı itiraf ederim. Allah Sübhanehu ve Teala gökler ve yer devam ettiği müddetçe onun şeref ve değerini yüceltsin, rütbesini düşürmekten korusun.

Kendisinden, hak yolunda muvaffakiyet ve hüsnü hatime için bize dua etmesini rica ederim.


Not: İbni Abidin'in (ks) hayatı için:

Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #38 : 04 Ekim 2009, 12:15:00 »

35. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu; icazet olarak fazıl, meşhur hattat Kozan’lı Şeyh Harun (ks) Efendi’ye göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a (c.c) kendi zatı için razı olduğunuz bir hamd ile hamd olsun. Salt ü selam, Allah’ın mahluklarından halifelik, vahiy indirmek ve hitap etmek için seçtiklerinin en büyüğü Efendimiz Muhammed’e (aleyhi ekmeluttehaya) ve O’nun aline ve ashabına olsun.

Allah yolunda kardeşim ve Allah rızası için sevenim olan Şeyh Hasan Efendi’ye –Allah (c.c) şimdiki halini ve akıbetini güzel eylesin feyz ve bereketini müminlerin üzerine bolca yağdırsın- talip olan kimselere nazarının tesirli olduğunu, onların kalplerine nurları yerleştirmeye ve kalplerindeki zulmetleri kaldırmaya güzel bir kudretle sahip olduğunu tecrübe ettikten sonra taliplere zikir ve teveccühü telkin etmesine ve Nakşibendi tarikatında irşad yapmasına icazet ve izin verdim.

Ben ancak, yüce silsiledeki Sadatlardan (ks) izin aldıktan, nebevi ve şer’i istihareleri yaptıktan sonra icazet veririm. Bu duruma göre velilerin yoluna sıkıca yapışmak isteyen herkes onun sohbetini ganimet ve fırsat bilsin.

Emrinden ve hizmetinden ayrılmayanlara, akıllı olanların akıllarının kuşatmadığı ve alimlerin ilimlerinin yetişmediği rütbelere nail olacağına kefil olurum. Kendisini Kur’an-ı Kerim’e ve Sünnet-i Seniyyeye sıkı bağlanmaya, kendisine tabi olanların akaidini ehl-i sünnetin görüşlerine göre düzeltmesini emir ve tavsiye ederim.ehli sünnet, zevk ve keşif ehli  insanların ittifaklarına göre fırka-i naciyedir. Kur’an hafızlarına, fıkıh alimlerine ve fakirlere hürmet etmeni ve saygı göstermeni tavsiye ederim. Kalbinin selim olması nı, nefsinin başkalarını affedici, elinin mert, yüzünün güler olmasını, bağış yaparak eziyetleri def etmeni, tarikat kardeşlerinin hatalarını affetmeni, küçüklere ve büyüklere nasihat etmeni, dava ve husumeti terk etmeni, kimsenin elindekine tamah etmemeni ve ihtiyaçların temininde yalnız Allah’a itimat etmeni tavsiye ederim. Gerçekte kim Allah’a güvenip itimat ederse Allah onu boş çevirmez.

Kendiniz için kurtuluşu ancak doğrulukta ümid etmenizi, Allah’a vasıl olmayı bütün kainatın efendisi Hz. Muhammed (aleyhi ekmeluttehaya) Efendimize uymada görmenizi, kendinizi hiç kimseden daha efdal zannetmemenizi, hatta nefsinizi dahi görmemenizi tavsiye ederim.

Size haset ve koğuculuk yoluyla saldıranları Allah’a havale edin. Himmet ile onların şerlerini defetmeye kalkmayın. Zira bu Tarikat-ı Aliyye’nin Meşayih-i İzamından öyle erler vardır ki onların himmetleri karşısında dağlar parçalanır. Eğer onlar isteseler Allah-u Teala’nın kudretiyle fesadın kökünü kısa bir zamanda keserler.

Allah-u Teala, Efendimiz Nebi ve ümmi Muhammed’e (aleyhi ekmeluttehaya) aline ve ashabına, mahlukların adedince, kendisinin razı olacağı ölçüde, arşının ağırlığı ve kelimelerin miktarınca salat ve selam etsin.

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #39 : 06 Ekim 2009, 21:12:58 »

36. MEKTUP

Allah sırrını yüceltsin, Mevlana Halid (ks) bu mektubu; halifesi alim, fazıl, eğribozlu Ahmet Efendi’ye göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Belağat ve fesahatta meşhur kişilerin dillerinin saymaktan aciz kaldığı, Nebilerin ve velilerin akıllarının şaşırdığı hatta onların en kamillerinin hakkıyla yerine getiremeyeceklerini ikrar ettikleri gibi, Allah’a hamd etmekten aciz olduğumu itiraf ederim.

Salat-u selam Resullerin sonuncusu ve nebilerin sultanı (aleyhi ekmeluttehaya) üzerine ve hidayet yıldızları takva imamları olan aline ve ashabına olsun. Cenab-ı Hakk’ın abd-i acizi Halid der ki:

“Yüce kardeşim, şerefli ve şefkatli mevlamız el-Hac Ahmet Efendi’ye teveccüh yapmak, zikir telkin etmek ve Nakşibendi Tarikatını –(Allah bu tarikatın efendilerinin sırlarını yüceltsin. Bu tarikatın ehlini sünnet-i seniyyeye uymaya muvaffak kılsın.)- talep edenler isteklerini yerine getirmek için icazet verdim.”

Her şeyi tamamen şeriat olan, kıyamet gününde kurtuluş ve Mevla’nın rızasını kazanmaya en yüce vesile olan, tarikat-ı aliyyenin aslına muhalefet etmediği müddetçe yukarıda adı geçen (Ahmed Efendi (ks)) söylediğim şeyler hususunda izinlidir. Şeriatın azimetlerine yapışmaktan ibaret olan tarikatın kurallarına bütün işlerinde bağlı kaldığı, devamlı olarak Allah’ın (c.c) kendisini kontrol ettiğini unutmadığı, kendi nefsinin kusurlarını gördüğü, şehvetlere dalmaktan yüz çevirdiği, taat ve ibadetlerdeki gevşeklikten uzak kaldığı ve aldanış yeri olan dünyadan yüz çevirdiği sürece izinlidir.

Dolayısıyla onun reddi benim reddimdir. Onu kabul beni kabuldür. Onun eli benim elimdir. Onun yardımı benim yardımımdır. Sizleri ve onu varlığınızı yok etmeye, taat ve ibadete takat ve kuvvet harcamaya, gerek Allah (c.c) ile gerek başkaları ile olsun sözünüzü yerine getirmeye, yanınızda olanlara kanaat etmeye, bütün mühim işlerinizde Mahbub ve Müheymin olan Allah’a tam tevekkül etmeye, naciye olarak vazedilen parlak ehl-i hak fırkasının görüşlerine uygun olarak itikat konularını tashih etmeye, Ashab-ı Kiram’ın hidayet yollarına sıkıca tutunmaya ve bağlanmaya, onların aralarındaki münakaşaya dalmamaya ve hüsnü zan etmeye davet ediyorum.

Ashab-ı Kiram (r.a) ümmete  hidayet vesilesi olmuştur. Kitap ve sünneti rivayet edip, bize yetiştirmişlerdir. Onları zedeleyen kimse dinini zedelemiş olur. Bundan başka söyleyeceğim bir şey yoktur. Allah (c.c)’dan dünya ve ahirette afiyet talep ederim.

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #40 : 08 Ekim 2009, 17:07:38 »

37. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu; kardeşi, halifesi Şeyh Mahmud Sahib el-Osmani (ks)’ye Nakşibendi ve Kadiri tarikatlarında icazet olarak göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hamd, sevdiklerinin letaiflerine ef’al, esma selbi ve subuti sıfatlarıyla, keyfiyet ve kemiyetten  münezzeh ve mukaddes olan zat-ı ehadiyyeti ile tecelli eden Allah’a mahsustur.

Mevla (c.c) sevdiklerinin letaiflerini; alem-i halktan olan kötü sıfatlardan, beşeri bulanıklıklardan tezkiye ve tasfiye etmiştir. Seçtiği kulların ruhaniyyetini, aşkın ateşi ve tecelliyatının nurlarıyla, mutlak vahdetin şuhudundaki cemalin müşahadesine çıkarmıştır.

Onlara kesretteki vahdeti, vahdetteki kesreti basiret gözüyle göstermiştir. Kadim ve ezeli kelamında onlar hakkında şöyle buyurmuştur;

“Allah’ın veli kullarına korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar. Onlar o kimselerdir ki dünyada iken iman ederek Allah’ın (azabından) korkarlardı. Dünya ve ahire hayatında onlar müjdeler vardır.” (Yunus,62)

Ayrıca; “Kim ki Allah için kırk gün ibadetinde ihlaslı davranırsa hikmetli sözler kalbinden çıkıp diline gelir.” (Münavi, Feyzu’l Kadir, VI,43,Had. No:2542) hadis-i şerifini buyuranEfendimiz Mevlamız Hz. Muhammed’e (aleyhi ekmeluttehaya) ve mahlukların en hayırlıları, halkı Allah’a çağıran,Ehadiyet güneşinin ve Allah’a yakınlığın tanınmasına hidayet vesilesi olan al ve ashabına salat ve selam olsun. İlimlerin en büyüğü ve Allah nezdinde en şereflisinin batın ilmi olduğu bir hakikattir. İnsan bu ilimle çirkin ve kötü sıfatlardan temizlenir. Kişinin kabiliyetine göre kurtarıcı ve güzel ahlakla ölmeden evvel ölmesi bu ilim sayesindedir.

Şeriat ilminin, şeriat ağacından peyda olan tarikat dallarının yeşillenmesi, marifet yapraklarıyla bezenmesi, hakikat-i Mahmudiyyenin mahbubiyetinin meyvesinin hasıl olması batın ilmiyledir. “Her ilmin şerefi o ilmin sayesinde bilinenlerin şerefinden kaynaklanır.” Sözü gerçekleşmiş bir hakikattır.

Bu hak ve gerçek icazete bakanlar şunları bilsin: Öz kardeşim, güvenilir kuvvetim, şerefli alim, fazıl, abid, mücahid, kamil, devamlı Allah’ı murakabe eden, efendi, kalbimin sevinci, gözümün ferahı, Şeyh Mahmud Sahib –(Allah (c.c) elini tutsun ve medediyle ona yardım eylesin)- benim yanımda Tarikat-ı Aliye-i Nakşibendiye-i Müceddidiyede ve güvenilir kulb olan Kadiriye Tarikatında-(Allah (c.c) her iki tarikatın yüce sırlarını mukaddes eylesin)- seyr ü süluk yaptı. Neticede emir aleminden olan letaifleri Allah zikriyle temizlendi. Allah’ın (c.c) efal, esma, selbive subuti sıfatlarının tecelliyatının nurlarıyla ve keyfiyet ve kemiyetten münezzeh olan mukaddes zatının tecelliyatıyla bu hal hasıl oldu. Kendisine ledün ilmiyle birlikte batını ilim verildi.

Alem-i halktan olan dört unsurun letaifleri ve nefis latifesi, manevi hastalıklardan ve beşeri bulanıklıklardan temizlendi. Tarikattaki makamların mertebelerini tanıdı. Kendisine müridlere zikir telkin etmesine, irşad talep edenlere süluk yaptırmaya, tarikattaki hatmelerin bütün çeşitlerini okumaya, Kuran-ı Kerim’i, delail-i hayratı ve evradı okumaya icazet ve izin verdim. Özellikle “Aliyyet’ül-Ektar ve Seyf’ül-Bettar fi’s-Salati’n Nebiyi ve’l Muhtar” ismindeki virdimde de izin verdim.

Her şeyi ve edebiyle şeriat olan, kıyamet günündeki kurtuluşa, Mevlanın rızasına nail olmaya ve yücelmeye vesile olan, şeriattaki azimetleri yerine getirmekten ibaret olarak kabul edilen tarikatın usul ve kurallarına muhalefet etmediği müddetçe yukarıda adı geçen hususlarda izinlidir. Kendisine, devamlı Allah-u Teala’ya dalmaktan ve taattaki tembellikten yüz çevirmek, aldatma yeri olan dünyadan uzak kalmak şartıyla izin verdim. Onun reddi benim reddim, onun kabulü benim kabulümdür. Onun eli benim elimdir, mededi benim mededimdir.

Kendisine vücudunu nefyederek ibadet ve taatlarda bütün gücünü harcamayı, verdiği sözleri yerine getirmeyi, elinde olanla kanaat etmeyi, bütün mühim işlerinde mahbub ve müheymin olan Allah (c.c)‘a tam tevekkülle parlak, yüce fırka-i naciye olduğuna ittifak edilen,ehl-i hakkın görüşlerine göre akaidini düzeltmeyi, sıkıca sahabe-i kiramın hidayetine tutunmayı, onların aralarında meydana gelen kavga ve ihtilaflara dalmaktan sakınmayı ve sahabe-i kiramın ümmetin hidayet rehberleri olmalarından ve Kitab ile sünneti bize nakletmelerinden dolayı haklarında hüs-ü zan etmeyi tavsiye ederim. İrşad ehli gördüğü kişileri seyr-ü süluka tabi tutarak, rütbe ve makamları tanıttıktan sonra istediği ve dilediği yerde icazet vermek için kendisine izin ve icazet verdim.

Hakikatte şeyhlerin icazetleri ebedi bir nimet ve saltanatı kalıcı olan bir devlettir. Kim onların emrine imtisal ederse hidayet bulur, kim onlara muhalefet ederse dalalete gider, helak olur.

Cenab-ı Allah kendisine Tevfik ihsan eylesin, onu Şeyhlere (ks) ihtilaf etmekten muhafaza eylesin.muttaki kimselere imam, taliplere faydalı nur kılsın. Kendisinden ricam;bu fakir abd-i acize hidayet yolunda tam muvaffak olmak ve hüsnü hatime ile ruhumu teslim etmem için duadan unutmamasıdır.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #41 : 10 Ekim 2009, 12:56:19 »

38. MEKTUP

Kitabın aslında bu mektup mevcut değildir.


39. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu; öz kardeşi Şeyh Mahmud Sahib’e (ks) teveccühte okunması için göndermiştir. Tarikat-ı Nakşibendiyye silsilesindeki ehlullahın isimlerini zikretmektedir.


40. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu; 39 mektupta adı geçen öz kardeşine göndermiştir. Yüce Kadiriye Tarikatının erleri hakkındadır.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #42 : 10 Ekim 2009, 13:18:14 »

41. MEKTUP

Mevlana Halid (ks) bu mektubu; muhlisi, Şeyh İbrahim Efendi’ye Hatme-i Hacegan yapmasına izin vermek için göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hamd Allah’a mahsustur. O bize kafidir. Selam Allah’ın marifet için seçtiği kullar üzerine olsun.

Zelil, hakir gayet miskin ve fakir kul Halid en-Nakşibendi el-Müceddidi der ki; Tarikatın muhlisi ve hakikat ehlinin muhibbi İbrahim Efendi’ye Hatme-i Hacegan için izin verdim. Ehlinin yanında ve bilinen şartlara riayet ederek haram yemekten ve batıl sözlerden sakınman, insanlar uykuda iken Rabb-i Teala’ya münacat için kalkman, büyük günahlara cesaret eden kimseleri özellikle –Allah bizleri ve sizleri korusun- içkiye devam edenleri doğru bir tevbe ile tevbe etmeden hatme halkasına oturmalarına müsaade etmemen, benim, Sadat-ı Kiramın ve Melaike-i Kiramın ruhaniyetlerinin hatme halkasında hazır bulunduklarını tasavvur etmen şartıyla izinlisin.

Aşağıda yazıldığı gibi İslam sultanının nusretine, şeref, hizmet ve devletin kıyamete kadar devam etmesine hatmeden sonra dua et. Bu değersiz fakire de taat ve ibadette muvaffak olması, amelini ihlasla yapması, dini ilimleri yayması, nefsin, insin ve cinin şerrinden korunması ve hüsn-ü hatimem için dua etmelisin.

Sultan için yapılacak dua:

Allahım büyük himmet sahibi olan sultanımızı muhafaza eyle. Onu gaybın askerleriyle teyid eyle. İslam dinini muhafaza etmeye yardım eyle. Günler devam ettiği müddetçe ehlinden ona halef olabilecek kimseleri payidar eyle.

Karada denizde askerlerimizi galip eyle. Vezirlerini, yardımcılarını ve elçilerini ıslah eyle. Sultanımızı ve yardımcılarını, beldelerin imarına ve kulların rahatına sebep kıl, onlarla sünnet-i seniyyeyi ihya ettir. Parlak ve açık nebevi şeriatın alametlerini onlarla yücelt. Sultanın düşmanı dinin düşmanı olduğundan düşmanlardan yardımını kes ve onları rezil rüsvay et.

Dinden çıkan ve emrinden uzaklaşanları helak eyle; köklerini kurut. Hayatta olanları helak olanlara ilhak eyle. Selamet ve afiyeti üzerimize, hacılara, savaşanlar, düşmana karşı hazır kıta gibi bekleyenlere, misafir olanlara, karada ve denizde Hz. Muhammed’in (aleyhi ekmeluttehaya) ümmetine takdir eyle. Allah’ın salat ve selamı Peygamberimize al ve ashabına olsun. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #43 : 11 Ekim 2009, 07:45:02 »

42. MEKTUP

Mevlana Halid’in (ks) bu mektubu Behçetüs-Seniyye adındaki kitapta bulunmaktadır. Kitabın yazarı Şeyh Muhammed bin Abdullah Hani’ye (ks) icazet göndermiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Hamd ve kerem sahibi ve bol hibe eden Allah’a mahsustur. Salat ü selam kendisine hikmet ve açık konuşma verilen efendimiz, senedimiz, sığınağımız Muhammed (aleyhi ekmeluttehaya)’nın üzerine , aline, ashabına ve kıyamet gününe kadar kendisine tabi olanlara olsun.

Allah (c.c) yolunda kardeşim olan Muhammed bin Abdullah Hani’ye (ks) teveccüh yapması, Nakşibendi tarikat-ı aliyesine –Allah bu parlak tarikatın ehlinin sırlarını mukaddes eylesin.- göre irşad ve zikir telkin etmesine icazet ve izin verdim.

Şer’i istihareyi yapmadan ve temiz silsiledeki Sadat-ı Kiram’ın (ks) ruhlarından izin almadan icazet vermedim. Kendisine gizli ve aşikar takva üzere olmayı, nerede olursa olsun imkan dahilinde emr-i bil maruf nehy-i anil münkeri yerine getirmeyi, kurtuluşun ancak doğrulukta ve seyidimiz ve bütün mahlukların seyidi Muhammed Mustafa’nın (aleyhi ekmeluttehaya) ittibaında görmeyi tavsiye ederim.

Allah’ın salat ve selamı her vakit Efendimizin üzerine, aline, ashabına ve güzelce onlara tabi olanlara olsun.

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
emir buhari
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


« Yanıtla #44 : 13 Ekim 2009, 18:09:16 »

Bu değerli mektupları paylaşmaya devam ettiğiniz için teşekkürler.
Logged

Rabbim!!! Ben yalnız sana kulum. Sensin benim mabudum. Senin yoluna baş koydum. Rabbim senden hoşnudum... Emir Han
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 8
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Mektubat-ı Mevlâna Halid Zülcenaheyn « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: