Mantıku't-Tayr'dan İnciler
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 19:30:54
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Mantıku't-Tayr'dan İnciler 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Mantıku't-Tayr'dan İnciler  (Okunma Sayısı 3024 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« : 15 Nisan 2010, 21:56:31 »



Ruh yüceliğe sahipti, ten ise değersiz bir toprak. Değersiz toprakla temiz ruh birleşti.

Yüce olanla değersiz olan birbirine dost olunca, Adem sırlardan meydana gelmiş şaşılacak bir şey oldu.

Fakat kimse onun sırlarını anlamadı. Onun işi, her yoksulun harcı değil.

Ne bilebildik, ne de tanıyabildik, ne de bir an gönlümüz huzur buldu.

Ne zamana dek söyleyip duracaksın? Sükuttan başka yol yoktur. Çünkü kimsenin bir ah çekmeye cesareti yok.

Birçokları bu denizin üstünü bilir, fakat dibinden kimse haberdar değildir.

Hazine diptedir, alem de tılsım gibidir.

Sonunda bu tılsım ve beden bağı koptuğunda,

Tılsım ortadan kalkar, hazineyi bulursun. Cisim ortadan kalkıp yok olunca da ruh meydana çıkar.

Sonra, canın da başka bir tılsımdır. Gayb alemine göre canın, bir başka cisimdir.

Böylece yürümeye devam et, sonunu sorma. Böyle bir derdin dermanını sorma.

Bu uçsuz bucaksız denizin dibinde nice kimseler garkoldular, hiçbirinden haber yok.

Böyle görkemli bir denizde, alem bir zerre, zerre de bir alemdir.

Bu denizde alem bir kabarcıktan ibarettir, bil. Zerre de bir kabarcıktır, bunu da bil.

Alem de, zerre de kalmasa, bu denizden bir kabarcık nasıl eksilir?

Kim bilir ki böyle derin bir denizde çakıl taşı mı değerlidir, yoksa akik mi?




Mantıku't-Tayr, Syf:38-39, Beyit 140-155,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #1 : 20 Nisan 2010, 17:24:07 »

Can içinde gizli hazine sensin, ten ve canda aşikar olan da sensin.

Tüm canlar varlığının künhünden habersizdir, peygamberler bile yolunun toprağı için can verir.

Akıl senden bir iz, bir nişan bulsa bile seni anlayamaz. Buna imkan var mı?

Çünkü varlık aleminde ebedi olan sensin, bütün elleri kolları tamamen bağlamışsın.

Ey canın içinde ve dışında var olan sen! Ne söylersem söyleyeyim, sen hepsinden münezzehsin, fakat hepsi yine sensin.

İdrak, dergahında avare gezer. Akıl, senin yolunda kendini kaybeder.

Bütün alemi senin sayende apaçık görürüm de, alemde senden bir iz, bir nişan göremem.

Herkes senden bir iz, bir nişan verdi. Fakat ey sırları bilen, senden hiç iz yok ortada
.




Mantıku't-Tayr, Syf:33, Beyit 75-82,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #2 : 23 Nisan 2010, 12:28:12 »

Akıl O'nun vuslat hazinesine ulaşamaz. Pak olan can o katta var olsa bile, aslında yoktur.

Can nedir? O'nun yolunda bir avare. Gönül kan revan içinde acı çeken bir varlık.

Ey hakbilir, bu kadar kıyas edip durma. Çünkü keyfiyeti bilinmez olan Allah kıyasa gelmez; mantık, bakış açısı ve felsefi yaklaşımla onun künhüne erişilemez.

O'nun celali karşısında akıl ve can kendini kaybetmiş; akıl hayran, can şaşırıp kalmış.

Nebiler ve peygamberlerden hiçbiri o küll denizinden bir cüz bile elde etmedi.

Bu yüzden hepsi de aciz kalıp yere kapandılar, “Sana layık olduğu şekliyle biz seni bilemedik.” dediler.

Ben kim oluyorum ki tanımaktan, bilmekten dem vurayım? O'nu, O'ndan başkasıyla meşgul olmayan tanır.

Madem ki her iki alemde O'ndan başkası yok, o halde kiminle meşgul olunur ki? İşte sana boş bir sevda, boş bir heves.

İnciyle dolu bir deniz var, köpürüp dalgalanmakta.

Sen bu sözü anlamazsın, git kendini eğlendir.

Kim bu inciyi ve bu denizi bulamamışsa, tevhidin esası olan nefy ve ispattan mahrum olmuş demektir.




Mantıku't-Tayr, Syf:36-37, Beyit 115-125,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #3 : 09 Mayıs 2010, 21:25:09 »

Alemin işi ibret ve hasretten ibarettir; hayret içinde hayret, hayret içinde hayrettir.

Her an bu yol daha da sonsuzlaşmada. Halk her an daha da hayrete kapılmada.

Biliyor musun, salik bu yolu görünce, ne kadar ilerlerse ilerlesin, yolun daha da uzadığını gördü.

Sonsuzluğun sınırı olsaydı, şüphesiz sınırlandırılabilir ve sayılabilirdi.

Bu yolda olağanüstü olayların zuhur ettiğini, her şeyin kendini kaybettiğini gördüm.

Kimsenin kendi künhüne ermesine izin yok, hiçbir zerrenin diğer zerreden haberi yok.

Tersine bir iş bu, ne başı var ne sonu. Sanki alem acziyet ve çaresizlik içinde elini ısırıp duruyor.

Kendime müptelayım, ama Senin hayranınım. Kötü olsam da iyi olsamda sana aidim.

Sensiz yarı bir cüzüm, bana bir bakıver. Sen bana nazar edecek olsan, küll kesilirim.

Kanayan gönlüme bir nazar et, bütün bu dertlerin, musibetlerin arasından beni çekip çıkarıver.

Eğer bir kerecik "Benim zavallı kulum!" dersen, kimsecikler ayağımın tozuna ulaşamaz.

Ben kim oluyorum ki, Senin karşında erlik taslayayım. Senin zavallı kulun olayım, bana yeter.

Nasıl olur da "Senin kulun, kölenim" diyebilirim? Ben, Senin mahallendeki köpeğin toprağının kölesiyim.

Sana feda olmak için amade bir köleyim. Habeşli köleler gibi, Senin kölen olduğuma dair nişanım var.




Mantıku't-Tayr, Syf:40-41, Beyit 165-175,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
fanidünya
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 154



« Yanıtla #4 : 10 Mayıs 2010, 21:54:07 »

Allah razı olsun...
Logged

Cehalet felakettir, amelsiz ilim ise vebal! Silkinelim, atalet ve cehaleti yenelim.

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN (Rh.A)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #5 : 15 Mayıs 2010, 11:25:49 »

Sen bu işin kolay mı olduğunu sanıyorsun? Belki can feda etmek daha kolaydır bundan.

Ne söyleyeyim artık söyleyecek sözüm kalmadı. Daldan bir gül deriyordum, o da kalmadı.

Tamamen hayrete kapıldım, çaresizlik dışında bir çare bilmiyorum.

Ey Rabbim, akıl seni ararken, süt emen çocuğa döndü. Yaşlı akıl seni ararken, yolunu kaybetti.

Böyle yüce bir varlığa ben nasıl ulaşayım? Ben nutfeden yaratılmışım, tasavvur ettiğimiz şeylerden münezzeh olan Hakk'ın zatına nasıl ererim?

Sen ne ilme sığarsın, ne göz önüne çıkarsın. Fayda ve zarardan uzaksın, münezzehsin.

Ne sana Musa'dan bir yarar gelir, ne de Firavun'dan bir ziyan ve zarar erişir.

Ey sonu olmayan Allah'ım, Senden başka kim var ki?

Ucu bucağı olamayan çünkü Sensin, Senden başka ne var ki?

Şüphesiz ebedi olanın yarattıkları da ebedi olsaydı, o bir olarak nasıl kalırdı?

Bir sebepten bir cihan insan şaşırıp kalmış, sen ise perde arkasına gizlenmişsin.




Mantıku't-Tayr, Syf:45-46, Beyit 215-225,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #6 : 20 Mayıs 2010, 16:38:41 »


Kaldır perdeyi artık, yakma canımı, daha fazla perde arkasında gizlenip yakma beni.

Ansızın hayret denizinde kayboldum, tüm bu avarelikten kurtar beni.

Tufanlı,dalgalı bu hayret denizinin ortasında kaldım.

Perdenin ötesindeki sırdan uzaklaştım.

Kulunu bu namahrem denizden çıkar. Sen düşürdün beni, Sen artık kurtar.

Nefsim beni baştan ayağa kapladı, elimi tutmazsan vay halime!

Ruhum boş şeylerle kirlendi, bu kirliliğe dayanacak takatim kalmadı.

Ya bu kirlilikten kurtar beni, ya da akıt kanımı, toprağa gark et bedeni!

Halk Senden korkuyor, ben ise kendimden.

Ben Senden iyilik gördüm, kendimden ise kötülük.

Yeryüzünde dolaşan bir ölüyüm ben
. Ey can bağışlayan temiz Rabbim! Canıma can kat.

Mümin de, kafir de kana bulanmış. Hepsi ya avare, ya yolunu şaşırmış.





Mantıku't-Tayr, Syf:46-47, Beyit 225-235,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #7 : 29 Mayıs 2010, 13:04:51 »

Gönlüm gamla doldu, ruhumu keder bürümüş. Senin aşkınla bulut gibi gözyaşı dökmekteyim.

Derdimi sana söyleyemedim, seni araken kendimi kaybettim.

Yolumu kaybettim bana rehber ol. Huzuruna zamansız geldiysemde bana saadet bahşet.

Senin sokağında saadete eren, senin varlığında kaybolup bizar olur, kendinden geçer.

Ümidimi kaybetmedim ama kararım kalmadı. Ola ki Allah, yüzbinler içinden nazar edip beni bu durmdan kurtarır.




Mantıku't-Tayr, Syf:47, Beyit 240-245,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #8 : 30 Mayıs 2010, 05:10:17 »

Ey Âlemlerin Rabbi, acizim. Kanlara gark olup karada kürek çektim, boş ameller işledim.

Feryadıma yetiş, tut benim elimi. Çaresizliğimden sinek gibi başımı elimle ne zamana dek tutarım.

Ey günahları bağışlayan ve af dilemeyi öğreten Rabbim! Yüz defa yandım, yanmamdan muradın nedir Senin?

Sana karşı mahcubum, bu sebepten kanım coştu, çok namertlik yaptım, ört bunları.

Gafletimden yüz türlü günah işledim, sen karşılığında yüz çeşit rahmet verdin.

Ey Sultanım, ben miskine bir bak! Benden kötülük gördüysen, o geldi geçti, şu halime bak!

Bilmedim, hata ettim bağışla. Dertli gönlüm ve canım hatırına beni bağışla.

Gözüm açık ağlamasa da, ruhum gizliden gizliye aşkınla ağlamaktadır.

Ey Yaratan Rabbim! İyi olsun kötü olsun ne yaptıysam, kendi kendime yaptım.

Şımarıklığımı affet benim, görmezden gel hürmetsizliğimi.




Mantıku't-Tayr, Syf:49, Beyit 255-265,Kaknüs Yayınları, 1. Baskı, Müellif Feridü'd-din Attar, Yayına Haz: Mustafa Çiçekler
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Mantıku't-Tayr'dan İnciler « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: