Lıhye-i Saadet ziyaretleri
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 19:24:20
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Lıhye-i Saadet ziyaretleri 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Lıhye-i Saadet ziyaretleri  (Okunma Sayısı 369 defa)
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« : 15 Eylül 2009, 15:33:46 »


Lıhye-i saadet ziyaretleri
İstanbul'un tarihî camilerinden birinde imamlık yapan bir kardeşimiz aradı. Görev yaptığı camide Peygamberimize ait bir lıhye-i saadet olduğunu, bunu âdet olduğu üzere bayram arifelerinde çıkarıp ziyarete açtıklarını, bunda dinen bir mahzur olup olmadığını sordu.
Ne mahzur olabilir ki, dedim. Türkiye'de yaşayan Müslümanlar içerisinden kimse lıhye-i saadetlere tapınmaz. Onlara secde edip fetiş kılmaz. Zaten buna yüz de verilmez, izin de verilmez.
Her ne kadar hepsinin peygamberimize aidiyetinden emin olunamasa da, Anadolu'nun birçok ulu camiinde bulunan lıhye-i saadetler, sevgili Peygamberimizden bugüne kalan aziz birer hatıradırlar. Bir cam şişe içerisinde Efendimizin sakalından bir ya da iki telin muhafaza edildiği bu emanetler, gelenek olduğu üzere kırk güzel kokulu bohçaya sarılı olarak yüksek ve emin bir dolapta saklanırlar.
Ziyaret günü bu bohçalar ziyaretçilerin hasretli bakışları huzurunda salavâtlarla birer birer açılır. Her bohça açılışında ziyaretçilerin heyecan katsayısı daha bir artar. 40. bohça açılırken artık hasret doruk noktasına gelmiştir. İşte o an Rasûlullah sevgisi bir sel olup gözlerden taşar.
Öpebilen öper, öpemeyen göz ziyareti yapar ve selamlar.
Soru sahibine, lıhye-i saadetleri tıpkı Hacerülesved'e benzettiğini söylemiştim.
Sahih rivayetlere göre, Peygamberimiz Veda Haccı sırasında Hacerülesved'i gözyaşları içinde öpmüş, yüzünü gözünü bu taşa sürmüştü.
Hatta Hz. Ömer bir defasında bu taşı öpmüş ve şöyle demişti: “Ey taş, bilirim ki sen sadece bir taşsın; eğer Rasûlullah'ın seni öptüğünü gözlerimle görmesem seni öpmezdim.” Peki, Hz. Ömer'in buyurduğu gibi “sadece bir taş olan” Hacerülesved'i Rasûlullah niçin öpmüştü?
Bunun sebebini bazı kaynaklardan öğreniyoruz. Buna göre; Hacerülesved, Hz. İbrahim'in yaptığı Kâbe'den geriye kalan tek orijinal hatıradır. Bu nedenle, cahiliye döneminde de aynı hürmet gösterilmiştir.
Peygamber Efendimiz, Hz. İbrahim'den kalan bu tek orijinal hatırayı, iman atası İbrahim Peygamberin elini öper gibi öpüyordu. Bu sayede hem ona minnet ve şükranlarını sunuyor hem de onun aziz hatırasını yâd etmiş oluyordu.
Lıhye-i saadet ziyaretlerinin amacı da aynı değil miydi? Sebeb-i imanımız ve saadetimiz, âlemlere rahmet Hz. Muhammed aleyhisselam'dan kalan bu aziz hatıraları ziyaret etmek, bir tür şükran sunmak değil miydi? Onu öpmek, Rasûlullah'ın elini öpmeyi hatırlatmıyor muydu? Elini onun eline değmek için servetini göz kırpmadan feda edecek Rasûlullah âşıkları için bu bir teselli armağanı sayılamaz mıydı?
Hepsinden öte, lıhye-i saadet ziyaretlerinde gösterilen bu tazim ve muhabbetin, amaç açısından Rasûlullah'ın Hacerülesved'e gösterdiği hürmet ve tazimle farkı var mıydı?
...........
MUSTAFA İSLAMOĞLU, YENİŞAFAK, 15 EYLÜL 2009.
Yazının tamamı için şu linki kullanabilirsiniz:
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/Default.aspx?t=15.09.2009&y=MustafaIslamoglu
Logged
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Lıhye-i Saadet ziyaretleri « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: