|
_selma_
|
 |
« : 06 Mart 2011, 19:36:24 » |
|
Bu gün farklı bir konuya değineceğim. İçime kan damlatan, hayatımızın bir parçasından, fakat, en önemli parçasından bahsedeceğim. Mevzu açılınca her zaman çok Kur’an okumaktan, namaz kılmaktan bahsedilir.
Çocuklarımız Kur’an okumaya ve namaz kılmaya başlamışlarsa bu kadarı çoktan yeterli görülür ve gerisi kendisine bırakılır. Kur’anı niçin okuyor, namazı neden kılıyor meselesine gelince, toplumumuzdaki genel yapı olarak teferruata hiç girilmez.
Yaptığımız her işimizi şuurlu yapıp yapmadığımızı lütfen kontrol edelim. Şuurlu (bilinçli) yapılan her hareketimizin akla gelen ilk faydası; zaman kaybını önlemesi; ikinci faydası, bizim azami istifadeyi sağlamamız; sonrasında (uzun vadede)da yüzümüzü güldürecek neticelerin hasıl olmasıdır ki, yalnız bu bile yeter bize.
Bir talebe, hocasına gelerek: “efendim, ben Kur’anı Kerim’i günde üç defa hatmediyorum (baştan sona okuyorum)”der.
Hocası; “Yavrum, bundan sonra evde Kur’an okurken benim dinlediğimi düşünerek, benim yanımda okuyormuş gibi oku, olur mu?” demiş.
Talebe eve gidince Kur’anı Kerimi eline alıp, gerçekten hocasının kendisini dinlediğini düşünerek okumaya başlamış. İkinci günün sonunda, her gün üç defa hatmettiği Kur’anı ancak bir defa hatmedebilmiş ve hocasına gelerek ; ”Efendim bu gün bir defa baştan sona zor okuyabildim” deyince.
Hocası; “Evlâdım, bu gün de git ve sanki okuduklarını Peygamber Efendimiz (sav) dinliyor gibi, O gerçekten yanındaymış gibi oku Kur’anı “ demiş.
Talebe, Kur’an okumaya başlamış ama kendisini bir titreme almış. Peygamberimizin (sav) de yanında ve dinlediğini düşünerek öyle bir huşu ve hudu ile okuyormuş ki, o günün sonunda ancak Fatiha ve Bakara surelerini okuyabilmiş.
Hocasına durumu aktarınca, hocası; “Yavrum, canım, gülüm, öyleyse bu gün de evinize varınca Kur’anı eline almadan bir boy abdesti al ve sanki o mübarek Kur’an Rabbinden ilk defa şimdi sana nazil oluyormuş gibi, aynı zamanda gönderdiği o yüce Kuranı Allah (c.c.) a okuyormuşsun gibi oku” der.
O güzel genç evine gider, hazırlıklarını yapar ve Mübarek Kitabı eline alarak, Euzu besmeleden sonra “ Elhamdülillahi rabbil alemin. Errahman Errahim. Meliki yevmiddin” ayetine kadar okur. “ İyyake nağbudu ve iyyake nestain”ayetini defalarca baştan alarak okumak ve sonraki ayete geçmek ister, fakat geçemez. On defa, yüz defa, belki de bin defa tekrar eder gene geçemez. Çünkü, bu ayetin manası şudur; “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım isteriz.”
O güzel genç; “Yalnız sana kulluk etmem gerekirken, acaba bazı zamanlar başka bir şeylere kulluk ettiğim de oluyor mu? Sıkıştığım bazı anlarda başka birilerinden de yardım istediğim oluyor mu?” diye göz yaşları içinde tir tir titreyerek, günde üç defa hatmettiği Kur’andan ancak üç ayet okuyabiliyor, dördüncüyü ise bir türlü geçemiyor. alıntıdır..
|