Kaybolan Namaz
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:24:51
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Yazılar  |  Kaybolan Namaz 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: Kaybolan Namaz  (Okunma Sayısı 4376 defa)
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #15 : 24 Ekim 2009, 23:26:38 »


                                                Namaz Temiz Bir Nesli/Namazsızlık Kötü Bir Nesli İfade Eder


İbrahim 40. "Ey Rabbim! Beni ve neslimden (gelenleri) de namazı gereği gibi kılanlardan eyle. Ey Rabbimiz! Duamı kabul buyur."

İbrahim 37. "Ey Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, mukaddes ev (Beytullah)ın yanında, ekinsiz (çorak) bir vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılsınlar (diye böyle yaptım)

Meryem 59. Kendilerinden sonra arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki namazı bıraktılar ve şehvetlerine uydular. İşte (bunlar), azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.

Lokman 17. "Ey Oğulcuğum! Namazı dosdoğru kıl

Müddesir 43-44-45. (Günahkarlar) derler ki: "Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksula yedirmezdik. (Kur'an'ın buyruklarını bırakıp, batıl şeylere) dalanlarla beraber biz de dalardık."

         Günümüz insanı yeni nesilden şikâyetçi. Nesilden değilse de çocuklarından şikâyetçi. Eğer bizler bu şikâyetlerimiz de gerçekten samimi olsaydık, bunun temelinde namazın terki olduğunu bilirdik. Bir tarlaya tohumu bıraksanız, ama onu hiç sulamasanız, su yerine oraya tuz saçsanız, tarladaki tohumunuz ürüne dönüşür mü sanıyorsunuz? Çocuklarımızı namaza alıştırmaz ve teşvik etmez isek, farkında olmadan bir kurt adam büyütürüz. Nasıl derseniz, uykusu bölünmesin der sabah namazına uyandırmayız. Bünyesi zayıf der oruç tutturmayız. İnfakta bulunurken yanımızda bulundurmaz, bazen de onun eliyle infak edip, onu veren el olmaya alıştırmayız. Büyüklerimize karşı saygısız olur, ona ileride büyüklerine nasıl davranacağını böyle öğretir ve böylece onu dini hayattan uzaklaştırırız. O ise büyür ve tatmaya başladığı dünya nimetlerine dört elle sarılır, bencilleşerek kendisinden başkasını düşünmez hale gelir. Yani dolunay görmüş kurt adam olur. Sonrada deriz “bu niye böyle oldu”, sizce neden öyle oldu? Eğer bu kötü gidişe dur demek istiyorsak, küçüklerimize namaz kılmalarını telkin ve teşvik etmeliyiz. (Kaybolan Namaz s.66-68)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #16 : 25 Ekim 2009, 11:33:36 »

                                                         Namaz İstişare Ettirir

Şura 38. (Onlar) Rab'leri(nin çağrısı)na gelirler, namazı dosdoğru kılarlar. İşleri aralarında danışma iledir. (Onlar) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (Allah için) harcarlar.

         Yine toplumsal bir hastalığın altında namazsızlık yatmaktadır. Namaz kılan müminler uzman oldukları konularda bile istişare ederek etraflarındaki insanların gönüllerini hoş ederler. Allahın kulunun gönlünü hoş edenden Allah hoşnut olmaz mı? Bu gün aile müessesesindeki tartışma nedenlerinden bir tanesi de istişaresizliktir. Evin beyi hanımının kendisinden habersiz bir şey yapmasına müsaade etmezken, kendisi bunu yapmaz ve “senden izin mi alacağım” diyerek kalp kırar. Bunun temeli namazsızlıktır. Namaz kılan bir mümine böyle yapmak yakışmaz. Peygamber efendimiz her zaman istişareye önem verirdi. İstişaresiz yaptığı işler çok azdır. O ki “vahiy üzere hareket ettiği” halde ümmetine örnek olduğu için istişare etmeyi tercih ederdi. Eğer bizlerde O peygamberin ümmeti olmak istiyorsak, istişareyi şiar edinmemiz gerekmez mi? Böylece birçok sorunumuzun ortadan kalktığını göreceğiz.

         Peygamberi bir yaşam için, küçüklerimize örnek olmak amacıyla istişare edelim. (Kaybolan Namaz s.69-70)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #17 : 26 Ekim 2009, 11:28:23 »

                                    Kur’an-ı Kerim’deki Güzellikler Namazla Bilinir

Vakıa 77-78-79. Şüphesiz o, korunmuş bir kitapta (yazılı) olan pek şerefli/değerli Kur'an'dır ki O'na temiz olanlardan başkası dokunamaz.

         Bu ayeti kerime genel anlamda abdestsiz Kur’an-ı Kerim’in tutulamayacağı noktasındaki delillerin başında zikredilmektedir. Bedensel temizliğimizi abdestle gerçekleştirebiliriz ama manevî temizliğimiz ne olacak? Dış görüntü itibariyle çok temiz ve nezih giyimli insanları görürsünüz ama imandan nasipsizdirler, oysaki temizlikte imandandır. Allahû âlem bizler bunu tek taraflı düşünüyoruz. Hem dış hem de iç temizliğini birlikte yapmak daha doğru ve güzel olsa gerekir. Namaz ise, abdest kısmıyla dışı, onla elde edilen ruhi olgunlukla da içi temizler. Böylece ayette geçen temizlik tam anlamıyla vuku bulmuş olur. O zaman O Kur’an-ı Kerimi eline alanlar ve okuyanlar ona olması gereken özen ve ihtimamı gösterdikleri için Allah’ta (c.c) Kur’anî güzellikleri onlara açar. (Kaybolan Namaz s.71)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #18 : 27 Ekim 2009, 10:45:25 »


                                          Kamil Namaz İçin Nasıl Bir Abdest Alınır?

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
         Sizlerinde gördüğü gibi başlıkla bu yazı arasında bir sahife boşluk vardır. Düşündümki öyle bir namaz için nasıl abdest alınması gerektiğini sizler yazın. Böylece çorbada sizinde tuzunuz olacaktır. Ben namazda kendimdeki eksiklikleri düşündüm ve onları yazdım, sizlerde abdestte kendinizde gördüğünüz eksiklikleri düşünün ve onları yazın. Hepimizi Allah Muvaffak eylesin.

         “Allah maksudunuza vasıl eylesin, matlubunuz ise Allah olsun.” (Kaybolan Namaz s.150)

                                                                   SON
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #19 : 06 Kasım 2009, 22:20:21 »

 Güzel abdest nasıl alınır?


Önce güzel abdest almanın faziletini bildirelim. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Abdeste devam et ve güzel abdest al ki, ömrün uzasın.) [Harâiti]

(Güzel abdest alıp camiye giren Allahın misafiri olur. Allahü teâlâ da misafirine mutlaka ikram eder.) [Beyheki]

(Güzelce abdest aldıktan sonra, Eşhedü en la ilahe illallahü vahdehü la şerikeleh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü� diyene Cennetin sekiz kapısı açılır.) [Nesai]

(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]

(İlk sorgu abdestten olacaktır. Abdesti güzel ise, sıra namaza gelir.) [Beyheki]

(Hiçbir günahkâr yoktur ki, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarak mağfiret dilesin de, affedilmiş olmasın.) [Tirmizi]

(Güzelce abdest alıp namazını cemaatle kılanın bütün günahları affolur.) [Müslim]

(Güzelce abdest alan günahlarından sıyrılmış olur.) [Buhari]

(Güzelce abdest alıp bir din kardeşini ziyaret eden, Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Davud]

(Güneş yükselince [işrak vaktinde] güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılanın bütün günahları affolur.) [İ.Ahmed]

(Soğukta, sıcakta güzelce abdest almak, günahlara kefaret olur.) [Müslim]

(Güzelce abdest alıp, huşu içinde namaz kılmak, küçük günahlara kefaret olur. Bu durum ömür boyu devam eder.) [Müslim]

Güzel abdest nasıl alınır?
Peygamber efendimiz bunu şöyle tarif etmiştir:
(Güzel abdest, abdestin farz ve sünnetlerini yerine getirmek suretiyle alınan, mükemmel abdesttir.) [Tirmizi]

Ağız, burun, yüz, kol ve ayakları, ayrı ayrı su ile, üç kere yıkamak gerekir. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir. Üçten az veya fazla yıkamak mekruhtur.

Maalesef musluktan abdest alanlar, bu sünneti ihmal ediyorlar. Elleri, kolları ve ayakları birer kere yıkıyorlar. Ayak parmaklarını da bir kere hilallemekle yetiniyorlar. Üç kere su döküp bir kere yıkamak sünnete aykırı olduğu gibi, bir kere çok su döküp de, üç kere yıkamak da sünnete aykırıdır. Ayrı ayrı üç kere su döküp, üç kere ovarak yıkamak gerekir.

soru: Abdestte her uzvu üç kere yıkıyoruz. Fakat ayakları ben bir defa yıkıyorum, su akarken kalbimden üç kere saymam

Kalbden üç kere saymakla olmaz. Ayakları da ayrı su ile üç kere yıkamak gerekir. Tam İlmihal�de diyor ki:
(Yıkanacak yerleri, üç kere yıkamaktır. Her birinde, uzvun her yeri ıslanmalıdır. Üç kere su dökmek değil, üç kere tam yıkamak sünnettir.)

Nimet-i İslam kitabında, abdestin sünnetlerinin dokuzuncusunda diyor ki:
(Yıkanacak uzvu üçer kere yıkamaktır. Maksud, su ile üç defa kaplayarak yıkamaktır. Yoksa bir uzvu yıkarken, bir defa aldığı su ile o uzvu üç kere yıkamakla sünnet hâsıl olmaz. Üçten fazla yıkayan haddi aşmış olur, üçten eksik yıkayan da zulmetmiş olur.) [Maksud: Kastedilen şey, gaye, arzu.]

Eğer her yıkayışta, musluk kapatılır veya ayak musluktan çekilirse, sünnete uyulmuş olur.

Abdeste unutulan sünnetler
Sual: Güzel abdest alınmalı deniyor. Güzel abdest, farzına, sünnetine ve müstehabına uyularak ve mekruhlarından sakınılarak alınan abdest olduğuna göre, unutulan veya uyulmayan sünnet ve müstehablar nelerdir? İşlenen mekruhlar var mıdır?
CEVAP
Genel olarak unutulan sünnetlerden bazıları şunlardır:

1- Abdeste başlarken, Besmele okumak.

2- Elleri, bilekleri ile beraber, ayrı ayrı su ile üç kere yıkamak.

3- Ağzı, ayrı ayrı su ile üç kere yıkamak. Ağzı yıkarken, oruçlu değilse, hafif gargara yapmak veya suyu boğaza ulaştırmak, abdeste de, gusülde de sünnettir. Oruçlu iken mekruhtur. [Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur.]

4- Dişleri bir şeyle temizlemek.

5- Yüzünü yıkarken, iki kaşın altını ıslatmak.

6- Başın tamamını bir kere mesh etmek. [Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur. Maliki�de başın tamamını mesh etmek farzdır.]

7- Yıkanacak yerleri, üç kere ayrı su ile yıkamak. [Genelde ayaklar bir kere yıkanıyor. Üç kere ayrı ayrı su ile yıkanması gerekir. Daha çok unutulan sünnetlerden birisi de budur.]

8- Yüzü yıkarken, abdeste niyet etmek.

9- Her uzvu birbiri arkasından yıkarken başka işle uğraşmamak.

Abdestin unutulan müstehablarından bazıları şunlardır:

1- Abdesti, namaz vakti girmeden önce almak.

2- Kıbleye karşı abdest almak.

3- Her uzvu yıkarken, kelime-i şehadet okumak.

4- Ayak parmaklarının aralarını hilallerken, sol elin küçük parmağı ile ve alt taraflarından hilallemek.

5- Ayak parmaklarını her üç yıkayışta da hilallemek.

Abdestte işlenen mekruhlardan bazıları şunlardır:
1- Her uzvu üçten eksik veya fazla yıkamak. [Suyun pahalı olması, havanın çok soğuk olması, suya muhtaç olmak gibi özürlerle üçten eksik yıkamak, mekruh olmaz.]

2- Ayaklarını yıkarken kıbleye doğru uzatmak.

3- Abdestte ve gusülde suyu israf etmek.

Baş nasıl mesh edilir?
Sual: Başın tamamı kolayca nasıl meshedilir?
CEVAP
Mesh etmek, ıslak eli sürmek demektir.

Başı, kulakları ve enseyi birlikte mesh edebilmek için, iki el ıslatılıp, iki elde de, üç bitişik ince parmak birbirine yapıştırılıp, iç tarafları, başın önünde, saçların başlangıcına konmak üzere iki el başa konur. İki elin bu üç parmağının uçları, birbirine dokunmalıdır. Baş ve şehadet parmakları ve avuç içleri havada olup, başa dokunmaz. İki el, arkaya doğru çekilerek, üçer parmak, başı mesh eder. Eller, arkadaki saç kenarına gidince, üçer parmak, baştan ayrılıp, iki elin avuç içleri, başın yan tarafındaki saçlar üzerine yapıştırılıp, arkadan öne çekilerek, başın yan tarafları mesh edilir. Sonra şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Sonra, diğer üç parmakların dış yüzleri enseye konup, ensenin ortasından, iki tarafına doğru çekilerek mesh edilir. (S. Ebediyye)

Kulaklar nasıl mesh edilir?
Sual: Kulaklar hangi parmakla mesh edilir?
CEVAP
Kulakların dışı başparmakla, içi şehadet parmağı ile mesh edilip, küçük parmaklar deliğe sokulup tahrik edilir. (İslam Ahlakı)

Şehadet parmakları kulakların iç tarafına ve başparmakların iç yüzü, kulak arkasına konup, kulaklar yukarıdan aşağı mesh edilir. Kulağı mesh ederken birer parmağı, kulak deliğine sokmak müstehabdır. (S. Ebediyye)
alıntı
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #20 : 07 Kasım 2009, 09:20:51 »

Büyük Bir Şeyhin Namaz Kılışı

Bir Hadisi Şerif te "Kul edeple namaza girer,gönlünü ve fikrini bu işe bağlar etrafına bakmazsa Allah kudret ve rahmetiyle ona teveccüh eder. Gönlünü dağıttığı ve çevreyle meşgul olduğu an, İlahi rahmet geliyorken döner geri gider."buyurulmuştur.
     Bazı din büyükleri namazda en önemli şart olan kalp huzurunu temin ve gaileleri zihinden uzak laştırmak için
abdest almadan önce başlayan bir seri tedbire müracat etmişlerdir.Mesela Şeyh Hatem-i Esam diye tanınan meşhur veli ve büyük mutasavvıfa nasıl namaz kıldığı sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
    "Namaz kılmaya karar verince önce herhangi bir sıkışıklığım varsa giderir,bedenimi rahatlandırırım.Sonra ağır ağır tam bir abdest alır,namaz kılacağım yere gelirim. bir müddet oracıkta oturur dinlenirim.Bu arada zihnimi toplar endişemi yatıştırır, dağdağaları dağıtır, ondan sonra edep ve tevazu ile doğrulurum.Kabe-i Şerifi hemen karşımda,
sırat köprüsü iki ayağımın altında, cennet sağımda cehennem solumda,diye tahayyül ederim.Ölüm meleği Azrail
ardımda beni bekliyor. Bu kıldığım namaz sonuncu namazdır. bundan başka bir namaz kılmaya erişemeyeceğim diye düşünerek korku ve ümit arasında heyecanlı bir durumda,ağlamayla tezellül ile tekbir alır,namaza girerim.
Sevgili Peygamber Efendimizin bildirdiği  tarzda her ruknün hakkını vererek sükunetle, edeple, ağır ağır namaz kılarım. bütün bunlardan sonra yinede namazım kabul edildimi edilmedimi bilmem.

     Sevgili okuyucu! böyle bir namazın verdiği tat ve fayda ne şekerde ne kaymakta bulunabilir.
     İsterseniz birde siz deneyin.
                                                         İdeal Yol
                                                         M.ES'AD COŞAN(R.A)
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #21 : 07 Kasım 2009, 15:51:12 »


Ağlayan
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #22 : 13 Kasım 2009, 10:20:52 »

BÂYEZİD-İ BİSTÂMÎ (K.S.)HAZRETLERİ
Bâyezid-i Bistâmî (k.s.) hazretlerinin ileride büyük bir insan olacağı küçüklüğünde belliydi. Nitekim Şakîk-i Belhî hazretleri bir gün, onu çocukluğunda arkadaşları ile oynarken görmüş, 'Bu çocuk büyüyünce zamanın en büyük velîsi olacak' buyurmuştu.

Âlimlerden bir zât, yine bir gün Bâyezid hazretlerini görünce çok sevmiş, zekâ ve anlayışını ölçmek için:

'Güzel çocuk, namaz kılmasını biliyor musun?diye sormuştu. Bâyezid-i Bestâmî(k.s.) de:

'Evet Allah dilerse, becerebiliyorum cevabını vermişti. O âlim zât:

'Nasıl? diye sordu. Bâyezid hazretleri de:

'Rabbimin emrini yerine getirmek üzere tekbir alıyor, Kur'ân-ı Kerîm'i tane tane okuyor, ta'zim ile rükûya gidiyor, tevâzu ile secdeye ediyor, vedâlaşarak selâm veriyorum, dedi. O zat bu târife hayran kalarak:

'Ey sevimli ve zekî çocuk! Sende bu fazîlet ve derin anlayış varken, insanların gelip başını okşamasına niçin izin veriyorsun?diye sordu.

Bâyezid hazretleri, bu soruya da yaşından umulmayacak hâkimâne bir cevap verdi. Buyurdu ki:

'Onlar beni değil, Allah Teâlâ'nın beni süslediği o güzelliği meshediyor, okşuyorlar. Bana ait olmayan bir şeye dokunmalarına nasıl mâni olabilirim
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #23 : 22 Kasım 2009, 12:21:19 »

Abdullah Dehlevî (k.s.) ve namaz

?Namazı cemâatle kılmak ve ?tumânînet? (rükûda, secdelerde, kavmede ve celsede her uzvun hareketsiz durması) ile kılmak, rükû´dan sonra ?kavme? (kalkıp, ayakta her uzv yerine yerleşecek şekilde dik durmak) yapmak ve iki secde arasında ?celse? (dik durma) yapmak bizlere Allah?ın Peygamberi tarafından bildirildi.

Kavmenin ve celsenin farz olduğunu bildiren âlimler vardır. Hanefî mezhebinin müftîlerinden Kâdıhân, bu ikisinin vâcibliğini, ikisinden birisini unutunca secde-i sehv yapmanın vâcib olduğunu ve bilerek yapmayanın namazı tekrar kılmasını bildirmiştir. Müekked sünnet olduklarını bildirenler de, vâcibe yakın sünnet demişlerdir. Sünneti hafif görerek, ehemmiyet vermeyerek terk etmek küfürdür. Namazın kıyâmında, rükûunda, kavmesinde, celsesinde, secdelerinde ve oturulduğu zamânında, ayrı ayrı, başka başka keyfiyetler, hâller hâsıl olur.


Bütün ibâdetler namaz içinde toplanmıştır. Kur´ân-ı Kerîm okumak, tesbîh söylemek (yâni sübhânallah demek), Rasûlüllah Efendimiz?e salavât söylemek, günahlara istiğfâr etmek ve ihtiyaçları yalnız Allah-u Teàlâ?dan isteyerek O´na duâ etmek namaz içinde toplanmıştır. Ağaçlar, otlar, namazda durur gibi dik duruyorlar. Hayvanlar, rükû hâlinde, cansızlar da ka´dede, oturuyor gibi yere serilmişlerdir. Namaz kılan, bunların ibâdetlerinin hepsini yapmaktadır.


Namaz kılmak, mîrâc gecesi farz oldu. O gece mîrâc yapmakla şereflenen, Allah-u Teàlâ?nın sevgili Peygamberine uymağı düşünerek namaz kılan bir müslüman, O yüce peygamber gibi, Allah-u Teàlâ?ya yaklaştıran makamlarda yükselir. Rasûlüllah Efendimiz; "Gözümün nûru ve lezzeti namazdadır." buyurdu. Bu hadîs-i şerîf; "Allah-u Teàlâ namazda zuhûr ediyor, müşâhede olunuyor. Böylece gözüme rahatlık geliyor." demektir. Bir hadîs-i şerîfte; "Yâ Bilâl! Beni rahatlandır!" buyrudu ki; "Ey Bilâl! Ezân okuyarak ve namazın ikâmetini söyleyerek, beni rahata kavuştur." demektir.

Namazdan başka şeyde rahatlık arayan bir kimse, makbûl değildir. Namazı zâyi eden, elden kaçıran, dînin diğer emirlerini daha çok kaçırır. Îmânı olmayan kimsenin Cehennem ateşinde sonsuz yanacağını Peygamber Efendimiz haber verdi. Bu haber elbette doğrudur. Buna inanmak, Allah-u Teàlâ?nın var olduğuna, bir olduğuna inanmak gibi lâzımdır.

Ateşte sonsuz yanmak ne demektir? Herhangi bir insan sonsuz olarak ateşte yanmak felâketini düşünürse, korkudan aklını kaçırması lâzım gelir. Bu korkunç felâketten kurtulmanın çâresini arar. Bu ise, çok kolaydır. "Allah-u Teàlâ?nın var ve bir olduğuna ve Muhammed AS?ın O´nun son peygamberi olduğuna ve O´nun haber verdiği şeylerin hepsinin doğru olduğuna inanmak" insanı bu sonsuz felâketten kurtarmaktadır.


Bir kimse ben bu sonsuz yanmaya inanmıyorum, bunun için böyle bir felâketten korkmuyorum, bu felâketten kurtulma çârelerini aramıyorum, derse, buna deriz ki: ?İnanmamak için elinde senedin, vesîkan var mı? Hangi ilim, hangi fen inanmana mâni oluyor?? Elbet vesîka gösteremeyecektir. Senedi, vesîkası olmayan söze ilim, fen denir mi? Buna zan ve ihtimâl denir.

Milyonda, milyarda bir ihtimâli olsa da, ?Sonsuz olarak ateşte yanmak? felâketinden sakınmak lâzım olmaz mı? Azıcık aklı olan kimse bile böyle felâketten sakınmaz mı? Sonsuz ateşte yanmak ihtimâlinden kurtulmak çâresini aramaz mı?..?


Abdullah-ı Dehlevî, ömrünün sonlarında hastalıklardan çok güçsüz kaldı. İbâdetlerini zevkle, fakat büyük zorluklar içinde yapardı. Buyururdu ki: ?Şu şiiri okuduğum zaman Allah-u Teàlâ vücûduma bir güç kuvvet veriyor, gençleşiyorum.

Gerçi ihtiyârım, kalbim hasta, dermansızım, Yüzünü andıkça kuvvet gelir, gençleşirim. Yâni; her ne kadar ihtiyâr, hasta ve mecâlsiz olsam da, hakîkî sevgilinin aşkı ve O´na kavuşma isteğinin cilvelerini gördükçe gençleşirim.?
alıntı.
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #24 : 25 Aralık 2009, 09:56:25 »

Namazından Çalma

Ebu Said’in (ra) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz Peygamber (sav) şöyle buyurur:"Hırsızlık bakımından insanların en kötüsü , namazından çalandır.Rükuundan çalar,secdesinden çalar."Hırsızlık büyük günahlardandır.Hele namazdan çalmak,hiç de müslümana yakışacak bir iş değil. Namazın nasıl kılınacağını bize Peygamber Efendimiz (sav) öğretiyor. "Beni nasıl namaz kılar görüyorsanız siz de öylece kılın" buyuruyor. O da Cebrail’den (as) öğrendi. Cebrail hepsini bir bir tarif etti ona. Namazın vakitlerini, nasıl kılınacağını, rükuunu, sücudunu,neleri okuyacağını tarif etti. Biz de namazı böylece öğrenmiş oluyoruz. ......


İşte o tarife uygun kılamazsak namazdan çalmış oluruz.Yani namaz hırsızı oluruz.

Bu da iki türlü olabilir: Bir namazdaki fiillerden dolayı hırsızlık,bir de namazların bazısını kılıp bazısını kılmayarak yapılan hırsızlık. Rabbim bizleri ve neslimizi bu kötü duruma düşmekten korusun.Ramazan ayında türeyen jet imamlar ve cemaatler bunun en güzel örneğidir.Ne kötü bir durumdur… İbadet mi ediyor yoksa yarış mı belli değil. Buna sebep olan da ona yardımcı olan da vebaldedir.Kimin huzurundasın be adam bir düşünsene! Her şeyin sahibi ve yaratıcısı olan Allah’ın huzurundasın. Sana sunulmuş bir fırsat var,değerlendirsene. Ne diye acele ediyorsun !Sen bilmez misin ki sahabe-i kiram namaza durdular mı son namazlarıymış gibi kılarlardı. Evliyaullah büyüklerimiz de öyle. Çünkü Hz Peygamber (sav) bir zata şöyle tavsiyede bulunmuşlardı:



"Son namazını kılan bir kişinin namazı gibi namaz kıl."


Yani nefsine,hevasına ve hayatına veda ederek rabbine yönelen bir kişinin namazı gibi..Nitekim Allah cc da:"Ey insan! Gerçekten sen,Rabbine (varıncaya) kadar (bu yolda) didindikçe didinirsin.Nihayet ona kavuşacaksın".(İnşikak:6) buyuruyor.

Diğer bir ayeti kerimede ise;"Allah’ın emirlerine aykırı davranmaktan sakının ve mutlaka O’na kavuşacağınızı da bilin.(Bunu) iman edenlere müjdele!" (Bakara:223) buyurulmaktadır.

Hz Peygamber (sav): "Namazında ölümü hatırla. İnsan namazında ölümü hatırlarsa, namazı ihsan ile kılmaya çalışır; bundan sonra hiç namaz kılmayacağını zanneden bir kimsenin namaz kılması gibi kılar.Namazlarımızı Allah’ı görüyormuş ve son namazımızı kılıyormuş gibi kılmamız bize tavsiye ediliyor. Bu hal üzere kılmak namazda daha fazla huşu duymamızı sağlar.

Hz Ali’nin (ra).namaz vakti geldiğinde benzi sararırmış. Sebebi sorulduğunda "Göklere, yere ve dağlara arz edilen ve yüklenmekten çekindikleri emanetin (namazın) vakti geldi de ondan" dermiş.

Zeynel Abidin hazretleri de aynen dedesi gibi sararır solarmış abdest aldığında. Hane halkı kendisine, abdest alırken sende görülen bu durum neden ileri geliyor diye sorduklarında"Kimin huzuruna çıkacağımı biliyor musunuz?" cevabını verirmiş. Onlar namazlarını son namazlarıymış gibi kılarak bize örnek olmuşlar.

Hz. Aişe (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Resülullah’la konuşurken namaz vakti gelince,sanki ne o bizi,ne de biz onu tanırdık."Resülullah (sav) böyle bir zamanda sadece Allah’ın azametiyle meşgul olduğu için her şeyi unuturdu.Bir gün namazda sakalıyla oynayan birini gördü de Allah’ın Resulü (sav) şöyle buyurdu;"Eğer bu adamın kalbinde korku olsaydı,muhakkak azaları da tesir altında kalır ve sakalıyla oynamazdı."

Biz de ezanı okunduğunda tüm dünyayı bir tarafa bırakarak bize sunulan bu nimeti değerlendirmenin çaresini aramalıyız. O anda yapılacak en önemli şey namaz kılmaktır.Her vaktin ve mekanın kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır.O zaman içinde yapılırsa makbuldür. Yoksa zamanı geçtikten sonra bir kıymeti kalmaz.

Şeytan namaz kılanları engellemek için değişik taktikler uygular.Önce namaz kıldırmamak için bin bir türlü engel çıkarır. "Sonra kılarsın, daha vakit var" der, zamanında kılmaya engel olmaya çalışır. Cemaate engel olmak ister. Mümin bilir ki en hayırlı amel vaktinde kılınan namazdır. Vesvesenin şeytandan olduğunu anlar ve Allah’a sığınarak hemen namaza koşar Şeytan baktı ki engel olamayacak,bu sefer de namazda ona musallat olur; namazda kaşındırır,vesvese verir,acaba üç mü kıldım dört mü diye düşündürür? O da olmadı,sağa sola baktırır ve müminin namazını ifsad etmeye çalışır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:

"Namazda aksırmak, esnemek, uyuklamak, istifra,hayz ve burun kanaması şeytandandır.""Namazda şeytan sizinle oynar.Kim namaz kılar da tek mi çift mi kıldığını bilmezse iki secde ile secde yapsın.Bu ikisi namazın tamamlanmasıdır.""Sizden birine namazda bulunduğu sırada şeytan;senden bir hades mi vuku buldu diye bir şüphe sokarsa,o kimse ona içinden;yalan söyledin desin.Ta ki,kulağı ile bir ses veya burnu ile bir koku duymadıkça…

""Kul namaza durduğunda sağa sola bakarsa,ona Rabbi buyurur ki; ey kulum,ben senin iltifat ettiğin şeylerden hayırlıyım.İkinci ve üçüncü defa bakarsa,yine aynı şekilde buyurur.Dördüncü defa bakarsa ondan yüz çevirir.""Sizlerden biri namaza durduğunda şeytan gelir,onunla oynamaya başlar. Adam mücahede etmeyip ona teslim olduğunda, yellenme taklidi yapıp da alay edenler gibi,o taklidi yapar adamı fitneye sokmak için. Böyle bir şey olduğunda şüphelenip de namazı terk ederek camiden çıkmayın.Ne zaman koku veya ses işitirseniz o zaman başka.
"

Yukarıdaki hadislerde Hz Peygamber (sav) bizi şeytanın hilelerine karşı uyararak,ona aldanmamamızı öğretiyor. Bir çok insan bu vesveseler yüzünden namaz kılamaz hale geliyor. Gençlik yıllarımda bizzat bu sıkıntıyı ben de yaşadım.Bir namazı birkaç abdest ile kılardım. Çok sıkıntı çektim vesvese yüzünden.Ta ki üniversiteyi kazandığım yıllarda tanıyarak, sohbetlerinden istifade ettiğim,cennet mekan Hocam Es’ad Efendiye bu durumumu anlatıncaya kadar….

Bir gün ilahiyatta okuyan öğrencilere verdiği sohbetten sonra,bir kağıda yazarak durumumu bildirdim. Bu hadis-i şerifi hatırlatarak bizi uyarmaları derdimize deva oldu. Ondan sonra öğrendim ki sadece sıkıntı çeken ben değilmişim. Nice kardeşlerimiz aynı dertten muzdaripmiş.



Rabbim bizleri şeytanın vesvesesinden ve şerrinden korusun.Amin......


http://www.ahmet-bulut.com/site/index.php?option=com_content&task=view&id=66&Itemid=99999999
Logged

Sayfa: 1 [2]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Yazılar  |  Kaybolan Namaz « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: