Kaybolan Namaz
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:14:13
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Yazılar  |  Kaybolan Namaz 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2
Gönderen Konu: Kaybolan Namaz  (Okunma Sayısı 4375 defa)
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« : 11 Ocak 2009, 01:05:00 »


                                                                Kaybolan Namaz (Arka Kapak Yazısı)
 
         Allaha ibadet etmekte birkaç yön vardır. Bunlardan birincisi “Dini vecibelerin yerine getirilmesi”, ikincisi ise “Allah aşkı ile yanan aşıkların, maşukasına kavuşması, onunla söyleşip, aşkını ilan etmesi”. Namazda bu ilanın zirveye çıktığı, coşkun gönlün sukun bulduğu, kanayan yaraların iyileştiği, çorak gönüllerin suya kavuştuğu, cansız bedenlerin ab-ı hayatı ve karanlık geceyi aydınlatan nurlu sabah gibidir.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 10 Ekim 2009, 10:59:25 »

                                                    Asrımızın İnsanına Kısa Bir Bakış

         İçerisinde yaşadığımız yüzyıl bilim ve teknolojinin çok hızla geliştiği bir dönemdir. Hızla gelişen bu âleme insanoğlunun yaklaşımı, bakışı ve uyumu aynı hızda değildir. Tam tersine problemleri de aynı hızla büyümüştür.

         Günümüz insanı her nerede olursa olsun mutluluğu arayıp durmaktadır. Mutluluğu bulamadığı noktalarda karşısına çıkan her şey onun için mutsuzluk nedenidir. Oysaki onu mutsuz eden bir şey, başkasını mutlu edebilmektedir. Öyleyse mutluluk veya mutsuzluğun nedeni görünür şeylerde mi? Yoksa görünmeyen bir nedende mi? Sizce hangisinde?

         İşte bu sorunun cevabını bulmak isterken arkamıza dönüp baktığımızda “koskoca bir ömrün geride kaldığını” görmekteyiz. Biz ise hala mutlu olamamışızdır.  (Kaybolan Namaz s.7-8)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #2 : 11 Ekim 2009, 11:31:27 »

                                                                                Mutluluğu Nerede Aradık

         Mutluluğu nerelerde aramadık ki? Onu bulabilmek için nerelere bakmadık ki?

1 Kendimizde Aradık: Mutlu olabilmek için benliğimizin isteklerine baktık, onları hedefledik ve arzuladık. Onları elde ettiğimiz zaman mutlu olacağımızı düşündük. Ama gördükki onlarda bizi mutlu etmedi, kısa bir süre sonra onlardanda sıkıldık.

Sorunumuz “tatminsizlik”. Çözümü “O (Allah'a yönele)nler, iman eden ve Allah'ı anmakla kalpleri itminana (huzura) kavuşan kimselerdir. Şunu iyi bilin ki gönüller, (ancak) Allah'ı anmakla itminana (huzura) kavuşur. Rad/28

2 Dostlarımızda Aradık: Evet dostlarımızda aradık, ama karşılıksız ve menfaate dayalı olmayan bir dostluğu bulabildikmi? Menfaatlerimiz çakıştığında önce kendi benliğimizi düşünmedikmi? Canımızı yaktığında “eyvallah” diyebildikmi? Yoksa bizde onun canını yakmaya kast ettikmi? Sizce dost dostu üzermi? Dost dosta incinirmi? Eğer dostluğumuzu dünyevi menfaatlere göre kurmuşsak, evet üzer ve incinir. Ama dostluğumuzu menfaatsiz ve Allah için kurmuşsak cevap hayır.

Sorunumuz “güvensizlik”. Çözümü, Allaha güvenmek “…Hüküm ancak Allah'ındır. Ben ancak O'na dayanıp güvendim, tevekkül edenler de ancak O'na dayanıp güvensinler" dedi. Yusuf/67” ve O’na güvenenlerle dost olmak. “Şüphesiz ki, Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren benim velim (dostum ve sığındığım) Allah'tır ve O, (bütün) iyi kimselerin velisidir (onları görüp gözetir). Araf/196

3 Ailemizde Aradık: Bu arayışımızda çokta gerçekçi olabildik mi? Kriterlerimiz neler di? Varlıklarıyla mutlu olduğumuz ve aile müessesinin gülü olan çocuklarımızın mutsuzluğuyla mutsuz olacağımızı ne kadar dikkate aldık? Aslına bakarsak tüm bunlarda bir kriterimizin olduğunu düşündük, dikkatli davrandığımızı da söyleyebiliriz. Ama yalnızca söyleyebiliriz. Çünkü bunların tamamı bir müddet sonra birlikte sorunlar oluşturmaya başladı. Buda bizlerin doğru ölçülerle hareket etmediğimizi, doğru yönlendirmeler yapmadığımızı ortaya koymaktadır. Örneğin Anne ve Baba olarak çocuklarımıza şunu söylemişizdir “oku adam ol” peki hiç şunu söyledikmi? “evladım büyüde evliya ol, alim ol”. Burada muhataplarımız toprak gibidir, toprağada ne ekersek onun mahsulünü alırız. Hiç görülmüşmü, toprağa arpa ekipte buğday toplandığı?

Sorun “hayalcilik”. Çözüm “biricik gerçek” Kur’an, “…anaya babaya iyilik edin, fakir düşmek (korkusun)dan çocuklarınızı (herhangi bir şekilde) öldürmeyin. En’am/151

“Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız (size hem emanet, hem de, sizi günaha sürüklemek bakımından) bir fitne (bir imtihan)dır. Aynı zamanda büyük mükafatın Allah katında olduğunu da bilin. Enfal/28

“De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşlandığınız evler, size Allah'tan, Rasulü'nden ve O'nun yolundaki cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın (azap) emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar toplumunu doğru yola eriştirmez". Tevbe/24”  (Kaybolan Namaz s.8-11) 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #3 : 12 Ekim 2009, 10:44:50 »

4 Yalnızca Dünyada Aradık: Gündelik yaşamımız içerisinde insanın, et, kemik ve ruhtan yaratıldığını çok az düşündük. Çünkü “ruh” gözle görülmeyen bir şey. Oysaki cismani kısmımız olan bu beden sürekli görünen bir alemle içli dışlı ve bu nedenle de arayışlarımız da devamlı bu cismani alemde oldu. Yemek yemekle bedenimizi doyurduk ama ruhumuzu doyuramadık. Giyinmek le cismimizi süsledik ama “takva elbisesini” giyerek ruhumuzu süsleyemedik. Hasılı ne yaptıysak içimizde bir usangaçlık ve arayış devam edip durdu. Nedeni sizce ne olabilir? Bizler cismani bedenimizle bu alemle irtibatlı olduğumuz halde, ruhumuzlada görünmeyen alemle, meta fizik alemle, gaybi alemle irtibatlıyızdır. Kur’an-ı Kerime baktığımızda Allah mü’minlerin, muttakilerin ve evliyaların vasıflarını sayarken bir noktaya dikkatimizi çeker “gaybe iman ederler”, bizlerin gaybe olan bağı ne durumda acaba hiç baktınızmı? Bakmak için baştaki gözünüzü kullanmayın, hiçbir işe yaramaz. Kalb gözüde görme bozukluğu yaşıyorsa, baktığını tam göremediği için anlatamaz. Bizler yapmış olduğumuz ibadetlerde cisim ve ruh, madde ve mana bütünlüğünü sağlayamadığımızdan, şekilsel durum hale dönüşmemekte, ruh hala arayışa devam etmektedir. Bu durum ise bizi içten içe kemirmekte, eksiklik gün geçtikçe büyümektedir. İç alemimizde yaşadığımız bu hüzün hali dışa, asabiyet, tahammülsüzlük, sabrın terki, yorgunluk, bitkinlik, isteksizlik veya isteklerde sınırsızlık, ruhsal yalnızlık, panik atak vs vs olarak yansımaktadır.

         Şunu unutmamamız gerekirki, aldığımız gıdalarla cismimizi bedenimizi geliştirir büyütürüz, işte ibadetlerimizde ruhumuzun gıdasıdır. Ruh ve gönül alemide bu gıdalarla gelişir ve büyür. Etrafınıza bir bakın, nice şeklen büyümüş ama ruhen çocuk kişiler göreceksiniz. Kim bilir belki bizlerde böyleyiz. Nasılki aldığımız gıdalar neticesinde bedenimiz büyüdü şekil değiştirdi, olgunlaştı ve bize sorup danışmadan buluğ çağına girdi, işte ruhi gıdalarla insan “kemalata” doğru bir gelişim göstermeye başlar, bu gıdalarla ruh geliştikçe birde bakılırki, tıpkı birden akıl baliğ olunduğu gibi, insanın gaybi alemle olan bağı kendi iradesinin dışında değişik bir seyre girer. Bu tamamen irademizin dışında cereyan eder. Bunun sonucunda insan tıpkı şu ayetteki “Nur 37. (İşte) nice adamlar (var)dır ki onları ne ticaret, ne de alış-veriş, Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan, zekatı vermekten alıkoyamaz. Onlar, (dehşetinden) kalplerin ve gözlerin halden hale geçeceği bir günden korkarlar” vasıfları elde eder. Bu ayette ifade edilen vasıflara ulaşan bir kişinin isteyeceği ne olabilirki? Ayetin son kısmına dikkat edin lütfen, orada hem kalbin hemde gözün idrak etmesinden, anlamasından, algılamasından ve ürkmesinden bahseder. İşte, kalb idrak edermi diye düşünenlere Allahın cevabı. Yalan dünya diyip dururuz ama bilmeyizki “yalan dünyanın derdide, sevincide yalandır”. Derdi ve sevinci baki olan ise ebedi alemdir.

         Ebedi mutluluk ve huzuru ahirette beklemek çok doğru bir yaklaşım değildir. Eğer bizler hayatımıza “Rabbimizi” dahil etmişsek, bu hayatta O’nu tanıyıp bilmişsek, kalblerimiz O’nun varlığıyla sukun bulmuşsa, soruyorum sizlere “bu dünyada artık neyi ister, neyi ararsınız?

Mümin 39. "Ey kavmim! Bu dünya hayatı geçici bir faydalanma (ve eğlence)den ibarettir. Ahiret hayatı ise, doğrusu (işte) asıl (devamlı) durulacak yurt orasıdır."

Hadid 20. Bilin ki (ahiret kazancına önem verilmeden geçirilen) dünya hayatı, ancak (geçici) bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme, mal ve evlatta çoğalma yarışıdır. (Bu) tıpkı şuna benzer: Bir yağmurun bitirdiği (o yeşil) bitki, ekincilerin hoşuna gider, (fakat) sonra o (bitki) kurur da sen onu sararmış halde görürsün; sonra da çer-çöp olur (işte dünyadaki her şey de böyledir). Ahirette ise (günahkarlara) şiddetli azap, (iyilere de) Allah'tan mağfiret ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir faydalanmadan (bir rüyaya sevinmeden) başka bir şey değildir. (Kaybolan Namaz s.11-16) 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 12 Ekim 2009, 19:22:43 »

                            Namazda Kıbleye Dönmek, Bedenle ve Gönülle/Cisimle ve Ruhla

Bakara 150. (Yine) her nereden (yola) çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız, yüzünüzü onun tarafına çevirin ki, (diğer) insanların aleyhinize (sizi küçük düşürecek) bir delili olmasın…

Bakara 149. (Rasulüm!) Her nereden (yola) çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Bu (emir), Rabbinden (gelen) mutlak bir gerçektir. Allah yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.

Bakara 115. Doğu da, batı da, (her yer) Allah'ındır. (Namaz kılmak için kıbleyi araştırdıktan sonra) hangi tarafa yönelirseniz Allah'ın yüzü (rızası) oradadır. Şüphesiz Allah 'rahmet ve nimeti geniş olandır' ve O her şeyi bilir.

Bakara 144…. Artık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram (Kabe) tarafına çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çeviriniz

Araf 29. De ki: "Rabbim bana adaleti ve i'tidali emretti. Her mescidde (namazda) yüzlerinizi (kıbleye) çevirin

         Bilindiği gibi ibadetlerin hem görünen yönleri, hem de kalbi boyutları vardır. İbadetlerimizi yaparken yerine getirdiğimiz hareketler bu görünen yöne, içimizde taşıdığımız niyetler ise kalbi boyutuna aittir. Şeklen tamam olan ibadetlerin kalbi boyutu yoksa, bu ibadet nasıl makbul olabilir? Birde düşünürsek, namazın dışındaki farzlarından biriside “niyet" ise.

         İşte bu niyetimiz cismen döndüğümüz kıbleye kalben de bir dönüştür. İç âlemimiz, daha cismimiz kıbleye dönmeden, kıbleye yönelmemiş ve onu bulamamışsa bizim kıldığımız namazın hali nicedir? Oysaki içimizdeki niyet, cismimizi de kıbleye döndürür, kalbimizi de. Niyetin doğru olmadığı bir kıbleye yönelme yalnızca şekilden ibarettir.

         İç âlemin kıbleye yönelmediği bir namazın namaz olduğunu düşünmek mümkün değildir. Ruhsuz cisim nasıl ki hayat sahibi değilse, niyetsiz ve iç alemin kıbleye dönmediği bir namazda, Allah’ın (c.c) sevip kabul edeceği bir namaz değildir.

         Kurban ibadetinde dahi kesilen kurbanların ne kanı nede eti Allah’a (c.c) ulaşmazken, yalnızca samimiyet ve niyetler Allah’a ulaşabiliyor. Bu ulaşmanın mekânsal olmadığı aşikârdır. Bu Allah’ın (c.c) samimi ibadeti kabul edeceğinin bir göstergesidir. Öyleyse iç âlemin kıbleyi tutmadığı, samimiyet ve niyetin olmadığı bir namazın şekli kısmı nasıl Allaha ulaşır? Namazda yakalanmaya çalışılan bu dönüşüm, aslında diğer ibadetlere de etki etmektedir. Düşünün günde 5 defa namazla iç âlemini Allah’a döndüren birisinin diğer ibadetlerinde gönlünü Rab’bine bağlaması hiç zor olur mu?

         Allah (c.c) cümlemize öncelikle kalben kıbleye dönmeyi, iftitah tekbirinin dilden önce gönlümüzce alınmasını ve iç alemimizde yankılanmasını, kalbi hareketle kıyamın ruhumuzda olmasını, cismani bedenden önce benliğimizin ruku ve secdeye kapanmasını, bunların akabinde bedenimizin bunları yerine getirmesini ve hayatımızda bir defada olsa böyle kâmil bir namazı kılmayı bizlere nasip eylesin. Âmin (Kaybolan Namaz s.27-30)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #5 : 13 Ekim 2009, 16:34:13 »


                                          Namazda Beden ve Ruhen Allaha Yönelenler ve Yönelemeyenler


Bakara 238. … gönülden boyun eğerek (vakit ve erkana riayet ederek) tam teslimiyetle Allah'ın huzuruna durun.

Bakara 45. (Ey müslümanlar!) Sabır ve namazla (Allah'tan) yardım isteyin. Şüphesiz bu görev de, (ancak) (Allah'a) gönülden saygı duyanlardan başkasına zor ve ağır gelir.

Bakara 143. … (Rasulüm! Biz vaktiyle arzulayıp da şu anda) yöneldiğin kıble (olan Kabe')yi ancak (sen) Peygamber(im)e uyanları, topukları üzerinde geri dönen (münafık ve mürted)lerden ayıralım diye kıble yaptık. Gerçi bu (çevrilme) elbette Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerden başkasına ağır gelmektedir...

Nisa 142. Münafıklar (kalplerinde küfrü ve düşmanlığı gizleyip dilleriyle iman ettiklerini söyleyerek güya) Allah'a hile yapmak isterler. Halbuki O, onların hilelerini başlarına geçir(ip cezalarını ver)endir. Onlar, namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar (özen göstermezler), insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı da ancak pek az hatırlarlar

Tevbe 54. (Sadaka olarak) harcadıklarının, onlardan kabul edilmesine engel olan (tek sebep), sadece onların Allah'ı ve Rasulü'nü (içten içe) inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve (sadakayı) isteksiz vermeleridir.

Kalem 42. O gün keşf-i sak olacak (hakikat perdesi açılıp etekler tutuşacak) ve secdeye davet edilecekler, fakat (namazı kılmayanlar, münafıklar ve riyakarlar buna) güç yetiremeyecekler.



         Bizim âşık Yunus bir beytinde şöyle der “Er yarın Hak divanında belli olur” Bu dünya hayatında cismi ve ruhu ile Hak’kın divanına duramayanlar, Hak’kın divanı kurulduğunda elbette zelil ve hakir, mahcup ve pişman, mecalsiz ve perişan, nihayetinde ise şefaatsiz kalacaklardır. Mezhep imamlarımız “Allah cümlesinden razı olsun” namaz kılmamanın hükmüyle ilgili ihtilaf etmişlerdir. Ama ittifak ettikleri bir şey varki “namaza karşı isteksizlik ve üşengeçlik münafıklık alametidir”. Namaza karşı ortaya çıkan tavrımızın aslında bizim nasıl bir renge sahip olduğumuzu ortaya çıkardığı hepimizce malumdur. Nasıl ki müminin bir boyası vardır “Bakara 138. (De ki:) "Biz Allah'ın (İslam) boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kim olabilir ki? Biz ancak O'na kulluk edenleriz.", münafıkların ve müşriklerinde bir boyası vardır. Karanlıkta renkleri seçmek için nasıl ışık gerekli ise, mü’min ve münafıkların birbirlerinden ayırt edilmesinde “nurolan namaz bir ayırt edicidir. Hepimizce malum olduğu gibi, efendimizin gölgesi yoktu. Onun En Nur cc’den aldığı Risâlet nuru nasıl ki cismani bedenine, güneş ışığından baskın geliyorduysa, Namazla nurlanan mü’minlerin halleri de Muhammedi (s.a.v) halle hallenecektir. O s.a.v namazına ne kadar hassas ve düşkünse, onun ayak izinden gitmeyi şeref bilen ümmeti de aynen öyle hassas ve dikkatli olacaktır. O s.a.v. ayak izleri bir bakmışız ki bizleri nereye götürmüş biliyormusunuz? Küfür, inkâr, nifak ve münafıklık ikliminden almış, iman beldesine, selam beldesine ulaştırmış. “Ahiretin nasılki bir sır’at-ı varsa, dünyanın sır’at-ı’da namazdır. Vazifesi ise mümin ve mümin olmayanı ayırt etmektir.” Allahu alem “doğrusunu Allah bilir” (Kaybolan Namaz s.31-34) 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #6 : 14 Ekim 2009, 13:11:12 »

                                                                    Namaz Mü’minlerin Sıfatlarındandır


Bakara 3. O (takva sahibi) kimseler ki, gayba (Allah'a, meleklere, ahirete) inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar

Bakara 177. …Fakat iyi ve erdemli (muttaki) kişi Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitab'a (Kur'an'a) ve peygamberlere inanıp malı(nı), sevgisine rağmen (veya Allah rızası için) akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda/sokakta kalmışlara, dilenenlere ve boyunduruk altında bulunanlara (kurtulmaları için) veren, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, ahitleştiği zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın şiddetlendiği anda sabredendir. İşte (imanlarında, iyilik ve taatta) doğru olanlar onlardır. Ve takvaya erenler de onlardır.

Bakara 110. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; hayır (işler)den kendiniz için önden ne (yapıp) gönderirseniz, Allah katında onu bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görendir.

Bakara 43. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku eden (mü'min)lerle birlikte rüku edin.

Nisa 162. …(Onlar) namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlardır. İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz.

Maide 55. (Ey mü'minler!) Sizin gerçek dost ve yardımcınız ancak Allah ve O'nun Rasulü'dür; bir de (Allah'ın emirlerine) boyun eğerek namazı dosdoğru kılan ve zekat veren mü'minlerdir.

En’am 92. … Ahirete inananlar, ona (Kur'an'a) da inanırlar ve onlar namazlarına devam ederler.

En’am 162. De ki: "Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir."

Enfal 3. Onlar namazlarını dosdoğru kılarlar

Rad 22. Onlar, (yalnız) Rab'lerinin rızasını dileyerek (nefislerine zor gelen şeylere) dayanan, namazı dosdoğru kılan

İbrahim 31. iman eden kullarıma söyle: Namazı dosdoğru kılsınlar

Enbiya 73. Onları(n üçünü de) emrimizle doğru yola çağıran önderler yaptık, kendilerine hayırlı işler yapın, namazı dosdoğru kılın, zekat verin diye vahyettik

Hac 35. (Onlar ki) Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen, başlarına gelen (sıkıntı)lara sabreden, namazı dosdoğru kılan

Hac 41. O (mü'min) kimseler ki kendilerine yeryüzünde iktidar, mevki (ve servet) versek (şımarıp sapmazlar,) namazı dosdoğru kılarlar

Mü’minun 2. Zira onlar, namazlarında huşu içinde (kalbi ve bedeniyle tam teslimiyet halinde)dirler.

Mü’minun 9. Onlar ki namazların(ı vaktinde ve gereğince kılmay)a devam ederler.

Neml 3. O (inana)nlar, namazı dosdoğru kılan

Lokman 4. O (iyi davranışta buluna)nlar namazı dosdoğru kılarlar

         Ey Allaha kulluk kapısında beklemeyi şeref kabul eden kardeş! Namaz mü’minin vasfı ve sıfatı olursa, namazsızlık kimin veya kimlerin vasfı ve sıfatı olur? Bunu söylemeye insanın dili varmıyor, eli yazamıyor. Bizler namazın önemini Allah c.c ten daha iyi anlatabilecek değiliz ki, yeni bir şeyler söyleyelim? Derdi dünyaya ram olan gönül’e Rahmanın sözünü anlayamamak dert olmamış ise, dertsizi dertlendirmek kudreti de bizde yoksa, neyi anlatalım? “Ahkaf 26… Onlara, kulak(lar), gözler ve gönüller de vermiştik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülleri hiç bir şeyde kendilerine fayda vermedi.” Burada şunu yapmak lazım, gelin bu konuyu kalbinize sorun, o sizi mutlaka duyup dinleyecektir, hatta size cevapta verecektir. Ama siz onu duyar mısınız veya dinler misiniz “yarın başına geleceklerden habersiz olan bu kul, onu da bilmez”. Demeyin sakın, kalp beni duyup ve konuşur mu? “Yasin 65. O gün onların ağızlarını (kapatır) mühürleriz; yaptıkları şeyleri elleri bize söyler, ayakları da şahitlik eder.”,  “Fussilet 20. Nihayet oraya geldikleri zaman, (dünyada) yaptıkları şey hakkında kulakları, gözleri ve derileri onların aleyhine şahitlik edecektir.”, “Zilzal 4-5. O gün (yer) senin Rabbinin kendisine bildirdiği haberleri anlatacak.”

    Azalar konuşuyor, yer konuşuyor da gönül sizle niye konuşmasın? (Kaybolan Namaz s.35-40)   
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #7 : 15 Ekim 2009, 10:07:16 »

                                                           Namaz Dereceleri Yükseltir/Mü’minin Nişanıdır

İsra 79. Gecenin bir kısmında Kur'an okuyarak sana mahsus nafile namaz kılmak için uyan. Rabbinin (böylece) seni övülmüş bir makama gönder(ip orada oturt)ması muhakkaktır.

Fetih 29. …Yüzlerinde secdelerin eserinden (meydana gelen) nişanları vardır

Ravi: Hz. Musa İbni Cafer (r.a.) Bir kimse müezzinin okuduğu ezanı işittiğinde, "Doğru söyliyenlere merhaba, merhaba ve hoş geldin namaz" derse, Allah ona iki milyon hasene yazar, iki milyon günahı ondan siler ve onu iki milyon derece yükseltirRamuz El Ehadis S. 435 hadis no 4

         Namazla tüm güçlükler aşılır, namazla Allaha yaklaşılır, namazla kötü haller iyiye çevrilir, “ezanla doğulur, namazla yaşanır, sala ile ölünür.”

         Böylesi bir ömrün sahibi kulluk makamına yükselmiştir, içi nur cismide nur olmuştur, tıpkı “nurun ala nur gibi” Her halinden bellidir namazını kıldığı. Kulluk makamında mutlu ve huzurlu, secde nişanı alnında parıl parıl parlamakta, gönlü ise rabbinin nazargâh’ı olmuştur.

         Tüm dünyanın ziynetleri sizin olsa ve hepsini ortaya koysanız acaba bunun hangisini satın alabilirsiniz? Hiç boşuna uğraşmayınız, bunlar satılmıyor “Allah tarafından veriliyor, isteyin size de versin.” (Kaybolan Namaz s.41-42)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #8 : 16 Ekim 2009, 10:12:39 »

                                                            Mü’min Namazını Kısaltır Ama Terketmez


Nisa 102. (Ey Rasulüm!) Sen de (cephede) içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir grup seninle beraber (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar (diğer grup düşmana karşı beklesinler)…

Nisa 101. Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman (seferilik şartları yerine gelmişse) inkar edenlerin fenalık yapacaklarından korkarsanız, namazı kısalt(arak dört rek'atlıları iki kıl)manızda size bir günah yoktur

Nisa 103emniyete kavuştuğunuz zaman da namazı dosdoğru (tam) kılın. Çünkü namaz, mü'minlere vakitleri belli bir farzdır.

Maide 91. Şeytan, içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan tamamen) vazgeçtiniz değil mi?

Meryem 31. "Nerede olursam olayım beni, mübarek (feyizli ve insanlara faydalı) kıldı. Hayatta olduğum müddetçe bana namazı ve zekatı emretti."

Mearic 34. Onlar namazlarını (şartlarına ve gayesine uymakla) muhafaza edenlerdir.

Mearic 22-23. Ancak, namaz kılanlar öyle değildir, onlar (güzel huy sahibi olarak) namaza devamlıdırlar (hiç bir meşguliyet kendilerini namazdan alıkoyamaz).

Ravi: Hz. Enes (r.a.) "İsra" olunduğum gece Kesîbi Ahmer'de (Kudüs'e yakın bir yer) Hz. Musa (a.s.)'a uğradım. Kabrinde ayakta namaz kılıyordu. Ramuz El Ehadis S. 15 hadis no 4


         Ayet-i Kerimelerde de görüldüğü gibi bazı zaruretlerde namazın kısaltılmasına izin verilmişse de, terkine asla izin verilmemiştir. Müminin şuuru yerinde ise namazı asla ve asla terk edemez. Zaten ifade etmeye çalıştığımız iç huzuru yakalayan bir mümin namazı asla terk etmez. Nefsine söz geçiren kişi zaten namazını terk etmez. Bu sözlerden sonra insan eğer bir pişmanlık duyuyorsa genelde “ah nefsim ah nefsim” der. Oysaki bunlar, kendimizi kandırmaktan da öteye geçmez. Zaten ne zaman başımız sıkışsa kabahati ya nefsimize yada şeytana buluruz. İyide bizim hiç mi irademiz yok? Bizim hiç mi gücümüz kuvvetimiz yok? Bakınız Rabbimiz ne buyuruyor “Hicr 42 Şüphesiz benim kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur…” bu ayeti kerimeden de anlaşıldığı gibi şeytanın inanan kullara hükümranlığı yoktur, ancak vesvese verir. Ona uyanların yaptığı ancak şudur “davete icabet” tir. Nefse de gelince, insan olarak isteriz ki etrafımızdakiler bize itaat etsin, eşimiz bize itaat etsin, çocuklarımız bize itaat etsin, ama bir nefsimize sözümüz geçmezken, ona söz geçiremezken, tutup başkalarına söz geçirmeye kalkarız. Bu ne kadarda acınacak bir durumdur. Muhammed Zahid-i İbni İbrahim El Bursevi derki “Bir kadını idare edemeyen erkek, erkekmidir ki?” kendi acizliğimizi bırakırda, bizden daha zayıf olana en kısa yoldan şiddet uygularız, bunu da bir marifet biliriz. Oysaki hüner onu yapmamaktadır. Merhum Mahmud Es’ad COŞAN r.aleyh bir sohbetinde şöyle der “Öyle sakal bırakmakla, bıyık bırakmakla erkeklik olmaz. Erkeklik odur ki sabah namazına kalkasın, namazlarını aksatmayasın. Suyun soğukluğunu bahane edip abdesti terk etmeyesin

         Selam olsun “emredildiği gibi dosdoğru” olanlara. Selam olsun “namazlarını dosdoğru kılanlara(Kaybolan Namaz s.43-47)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #9 : 17 Ekim 2009, 10:27:10 »

                                                             Namaz Allahın Zikredilmesine Bir Sebeptir


Nisa 103. Artık namazı bitirdiğiniz zaman ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerinde (uzanmış) iken Allah'ı zikredin…

Taha 14. …Bana kulluk et ve beni anmak için dosdoğru namaz kıl."

Nur 37. (İşte) nice adamlar (var)dır ki onları ne ticaret, ne de alış-veriş, Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan, zekatı vermekten alıkoyamaz. Onlar, (dehşetinden) kalplerin ve gözlerin halden hale geçeceği bir günden korkarlar.

Şuara 218. O (Allah) ki, (namaza) kalktığın zaman seni görür.

Ankebut 45. … Allah'ın zikri (namaz) elbette ibadetlerin en büyüğüdür.

Kaf 40. Gecenin bir kısmında(ki namazlarda) ve secdelerin (namazların) arkalarında O'nu tesbih et.

Cuma 10. O namaz kılınınca da yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah'ı çok zikredin ki (dünya ve ahirette) umduğunuza kavuşasınız (kurtuluşa eresiniz).

A’la 14-15. Doğrusu, hem (günahlardan) temizlenen hem de Rabbinin adını anıp namaz kılan mutluluğa ermiştir.

Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Adam gece uyanır, ailesini de uyandırır, kalkarlar ve ikişer rek'at namaz kılarlarsa, Allah'ı çok zikreden zâkirîn ve zâkirât zümresinden yazılmış olurlar. Ramuz El Ehadis S. 30 Hadis No 1

         Allah’ı (c.c) anmak, unuttukça hatırlamak. Gafletten kurtuldukça Yâd etmek. Çölde suya hasret su diye sayıklamak gibi, Allah’a (c.c) ihtiyaç duymak. Sevenin sevdiğini sayıklaması gibi, O’na özlem duyarak İsmini söylemek. Beşerin yanık türkülerine inat Mevla’ya ayrılık ağıtı yakmak. Tek çaresi kavuşmak olan, aşkı ilâhiye kapılmak. Kulum hitabına mazhar olabilmek için Mabudun kapısında beklemek. “Allah'ı zikir, Senin Allah’ı zikrettiğinde, O’nun da seni zikrettiğini tüm zerrelerinle bilmen. Ebul Hasan Harkani

         Namazın Allah’ı (c.c) zikretmekle, O’nu anmakla bağı nerede dersen, Allah’la (c.c) bağlantısı olmayan ne var ki demek gerekmez mi? Bütün ibadetlerimizde Allah’ı (c.c) hatırlamaz mıyız? İlim öğrenmekte Allah’ı (c.c) anmaktır, güzel namaz kılmak için fıkıh bilgisi öğrenmez miyiz? İmanımızı kuvvetlendirmek için ve iman dairesinin dışına çıkmamak ve namazlarımızı zayi etmemek için kelam ilmi öğrenmez miyiz? Kur’an okumakta bir zikirdir. Namazda Kur’an okumaz mıyız? Bunlar öyle iç içe konular ki birbirlerinin devamı, öncesi ve sonrası, renklerin ara tonu gibidir.

         Allah’a (c.c) ibadet etmekte birkaç yön vardır. Bunlardan birincisi “Dini vecibelerin yerine getirilmesi”, ikincisi ise “Allah (c.c) aşkı ile yanan âşıkların, maşukasına kavuşması, onunla söyleşip, aşkını ilan etmesi”. Namazda bu ilanın zirveye çıktığı, coşkun gönlün sükûn bulduğu, kanayan yaraların iyileştiği, çorak gönüllerin suya kavuştuğu, cansız bedenlerin ab-ı hayatı ve karanlık geceyi aydınlatan nurlu sabah gibidir.

         Namazdan önce ve sonra yapılan zikirler, kılınacak namazı daha güzelleştirirken, namazla elde edilen huzur halinin muhafazasını sağlar. Ayeti kerimelerde de okuduk ki “münafıklar Allah’ı (c.c) az zikrederlerdi” oysa müminlerin hali hiçte böyle değildir, “Ahzab 41 Ey iman edenler, Allah’ı (c.c) çokça zikrediniz” Allah’ı çok zikreden mümin namazını kılar, namazdan önce ve sonrada Rabbini zikretmeye devam eder. Âlem zikrediyor kul nasıl zikretmez. Reşahat’ta Necmeddin Kübreverdiden rivayetle şöyle denir “Allah'ın zat ismi «hâ - he» harfinden ibaret olup başındaki «elif» ve «lam» harfleri tarif edatıdır, işte her nefeste bu harf ve isim cereyan eder. Sahibi ister farkında olsun, ister olmasın. O şey ki, içinde o isim cereyan etmez, hayata müstehak değildir. Şu halde bütün canlıların nefes alış ve verişleri, bilen ve bilmeyen için hep o isimledir. Marifet yolcusuna düşen borç ise bu inceliği bilmek ve her nefeste Allah ile olarak huzuru elde tutmaktır.

         Dünyanın hallerine aldanmadan, ona kapılıp Rabbini unutmadan yaşayan “Allah’ın (c.c) zakir kullarına ne mutlu(Kaybolan Namaz s.47-51)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #10 : 18 Ekim 2009, 10:07:57 »

                                                                 Namaz Sahiplerine Allah Yardım Eder

Bakara 153. Ey iman edenler! Sabır ve namazla (Allah'tan) yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.

         Bunu yapıyor muyuz? Namazla Allah’a (c.c) yönelip ki bu yönelmeden kastedilenin ne olduğunu biliyoruz, Allah'tan (c.c) böyle bir yardım istedik mi? Bunlar uzak olduğumuz şeyler. Hâlbuki mü’minin Rabbine en yakın olduğu an namaz ânı değil midir? Birisine özel bir şey söyleyecekseniz gidip kulağına fısıldamıyor musunuz? Bunu yapabilmek için en uygun zamanı ve yakınlığı ayarlamıyor musunuz? Namaz ise kulun Rabbine en yakın olduğu an değil midir? Orada Rabbinden istemeyecekte nerede isteyecek?

         Yine burada da iç alemimiz öne çıkmaktadır. Şöyle ki; “Meryem 1. Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad. 2. (Bu), Rabbinin kulu Zekeriyya'ya rahmetinin anılmasıdır. 3. (O,) Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı. 4. Demişti ki: "Rabbim hakikaten artık benim kemik(lerim) gevşedi (zayıfladı, eridi) saçım başım ağardı. Rabbim! Sana dua etmekle hiç bedbaht (ve mahrum) olmadım.",  işte bizlere Zekeriya a.s ruh halini gösteren ayetler. Rabbinden daima ümit var. Pişmanda değil. Nereye ve nasıl müracaat edeceğini bilen bir kul. Ayette ifade edildiği gibi bu olay Zekeriya (a.s)’a Allah'ın (c.c) rahmetinin anılmasına bir sebeptir, bizde böyle yaparsak neden o rahmetle muamele edilmiyelim. Bu kıssaya bir hikâye gözüyle bakarsak elbette bunu göremeyiz. Bu kıssada Allah'ın (c.c) rahmetinin büyüklüğünden, rahmetine talip olanların ruh hallerini gözlerimizin önüne seriyor. Şimdi şaşmak lazım görüp de okuyamayanlara. (Kaybolan Namaz s.52-54)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #11 : 20 Ekim 2009, 13:26:29 »

                      Namaz Sahipleri Ahiretten Ümitvardırlar/Onları Teselli Eden Allahtır.

Bakara 277. …namazı dosdoğru kılıp, zekatı verenlerin Rab'leri katında mükafatları vardır. Onlar için hiç bir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Araf 170. …namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz böyle iyiliğe çalışanların mükafatını zayi etmeyiz.

Fatır 29. …namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olmak üzere verdiğimiz şeylerden gizli ve açık olarak (Allah için) sarfedenler, asla durgunluğa (ve zarara) uğramayacak bir ticaret (bir kazanç) umabilirler

A’la 14-15. Doğrusu, hem (günahlardan) temizlenen hem de Rabbinin adını anıp namaz kılan mutluluğa ermiştir.

         İnsan duyu organlarıyla bedensel olarak etrafındaki temas ettiği şeylerle nasıl bir etkileşim içerisinde ise, iç âlemi de o olaylardan öylece etkilenir. Örneğin güzel bir yemek yediğinizde beden onu tadar ama iç âlemde onunla hoşnut olur. Bu nefsani bir duygu olsa da iç âlemle alakalıdır. Yine kulağa hoş gelen bir ses duyduğumuzda bunu beğenir ama iç âlemdeki hoşnutlukla bunu isteriz. Canımızın yandığı anlarda böyledir, dişimiz ağrır ama diş ağrısının iç âlemdeki etkisi neticesinde diş doktorundan daima korkarız. Oysaki aslında korkulacak bir şey olmadığını da biliriz. Bunun gibi dış âlemle etkileşimleri örneklemek ve bu örnekleri çoğaltmak pek tabiî ki mümkündür.

         Düşünelim şimdi, hayatımızda yaşadığımız birçok olay bizlerin zihnini ne kadar meşgul etmektedir. İçimiz daralmakta, ruhumuz bunalmaktadır. Hayat anlamsız, görüntü bulanık ve renksizdir. Oysaki iç âlemiyle Rabbine yönelen birisi namaza başladığında, gönül alemindeki hoşnutluğun boyutunu tahmin etmek ne mümkün. Bu şekilde kılınan bir namaz sahibini elbette teselli edicidir. Gönül Rabbiyle bağlantı kurduğundan dolayı memnun ve hoşnut olmuştur. Rabbinin onu terk etmeyeceği ve onu yakınlığından ayırmayacağını bilir ve buruk gönlüne ilahi bir nefha düşer “Duha 1-2-3. Kuşluk vaktine, karanlığı çöküp sükun bulduğu zaman geceye andolsun ki, (Rasulüm!) Rabbin seni (müşriklerin dediği gibi) terketmedi ve (sana) darılmadı. 4. Elbette senin sonraki (hayatın), evvelkinden (ahiretin dünyadan) daha hayırlı olacaktır. 5. Elbette Rabbin (nimetlerini) verecek, sen de hoşnut olacaksın.” Bu ilahi nefha ile rahatlayan kalb aslında peygamberi bir halle hallenmektedir. Peygamberin haline ve gönül iklimine mülaki olmayan bir kalbin hali nicedir? Tüm bu yaşananlar “âşıkların ve ariflerin sultanı, rahmet peygamberi olan Hz. Muhammed Mustafa s.a.v efendimizin yolundan gitmeye talip olanlara onun iklimine açılan bir kapıdır, o kapının anahtarı ise namazdır” O’nun haliyle hallenen, O’nun kıldığı gibi bir namazı kılmaya da namzet olur. O haleti ruhiye ile kılınan bir namaz “mü’minin miracı olur”. Çünkü, her büyük sıkıntının ardından mirac gibi bir lutuf gelir. Tüm bunları idrak eden bir kalpte artık ne bir gam nede bir keder kalır. Böyle bir kalpte bu dünyaya ait ne bir elem nede bir sevinç bulunamaz. Kul artık Rabbinden razı ve hoşnuttur. Nasıl olmasın ki “Bu dünyanın kendisi gibi kederi de sevinci de yalandır, yok olup gider. Kalıcı olan Ezeli ve Ebedi olanın varlığına mülaki olan kalpteki iman, muhabbet ve sevgidir.”  (Kaybolan Namaz s.54-57) 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #12 : 21 Ekim 2009, 09:04:50 »

                                                                           Namazla Müjdelenmek

Al-i İmran 39. Zekeriyya, mihrabta durup namaz kılarken, melekler ona şöyle seslendi: "Muhakkak ki Allah, kendisinden (olan) bir kelimeyi (isa'yı) tasdik eden; (kavmine) efendi, nefsine hakim ve iyilerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler."

Yunus 87. Musa'ya ve kardeşine: "Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın; o evlerinizi kıblegah (mescid) yapın ve (oralarda) namazı dosdoğru kılın. (Ey Musa! Artık) iman edenlere (kurtulacaklarını) müjdele!" diye vahyettik.

         Bu ayeti kerimelerde de görüldüğü gibi namaz bir müjdelenme vesilesidir. Allah peygamberlerine bazı müjdeleri namazla vermiştir. Peki, kâmil bir namaz kılarken aslında bizlerinde nelerle müjdelendiğini biliyor muyuz? Eğer iç âlemimizi temiz tutup pak edebilsek, peygamberi iklimin ilahi nefhalarını muhafaza edebilsek, bizlerde nelerle müjdelendiğimizi duyar ve işitebilirdik. Ama eğer böyle bir namazı kılıyorsak, kılabiliyorsak, işitmesek de olur. Er yada, geç müjdelendiğimiz nimetlere erişmeyecek miyiz? Hiç şüphesiz ki Allah c.c. mutlak vaadinde durandır.

         Selam olsun sahibine hayrı dokunacak namazı kılanlara, selam olsun namazla müjdelenenlere, selam olsun güvenlik ve huzur beldesi cennete gireceklere. (Kaybolan Namaz s.58-59) 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #13 : 22 Ekim 2009, 10:15:26 »

                                                       Namaz Mümini Günahtan Korur/Kabahatlerini Örter

Maide 12. …Eğer namazı kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onlara yardım eder ve Allah'a güzel ödünçle bir borç verirseniz (Allah yolunda harcar ve ihtiyacı olanları Allah için gözetirseniz) mutlaka sizin kabahatlerinizi örterim

En’am 72. Bir de (emredildi ki): "Namazı dosdoğru kılın ve O'nun emirlerine uygun yaşayın. Huzuruna varıp toplanacağınız ancak O'dur."

Tevbe 108. … (O mescidin) içinde tertemiz olmayı arzu eden adamlar vardır. Allah da tertemiz olanları sever.

Tevbe 71. Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileri (dostları ve yardımcıları)dır. İyiliği (tevhidi ve salih ameli) emrederler, kötülükten/kötü olan şeylerden men ederler; namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederler. İşte Allah bu kimselere rahmet edecek (bağışlayacak)tır. Şüphesiz Allah mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hud 114. … dosdoğru namaz kıl. Muhakkak ki iyilikler (beş vakit namazın sevabı, aradaki) kötülükleri (küçük günahları) giderir. İşte bu, iyi düşünenlere öğüttür.

Ankebut 45. (Rasulüm!) Kitap'tan sana vahyedileni oku ve namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz hayasızlıktan ve kötü şeyden alıkoyar

Ahzab 33. (Çoğu zaman, vakarla) evlerinizde oturun, dışarıya evvelki cahiliye/İslam öncesi zamanının çıkışı gibi süslenip çıkmayın. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah ve Rasulü'ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! (Peygamberin ev halkı), Allah, sizden ancak kiri (günahı) gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.

Fatır 18. Hiç bir günahkar, başkasının günahını yüklenip çekmez. Eğer (günah) yükü ağır olan kimse, (başkasını) onu taşımaya çağırsa, en yakını dahi olsa kendisine ondan herhangi bir şey yüklemek mümkün olmaz. Sen ancak görmediği halde Rab'lerine 'Yürekten saygı duyan, O'ndan korkanları' ve namazı gereği üzere kılanları uyar(ıp korkut)abilirsin. Kim (günahlardan) temizlenirse, sırf kendisi için temizlenmiş olur. Dönüş ancak Allah'adır.

A’la 14-15. Doğrusu, hem (günahlardan) temizlenen hem de Rabbinin adını anıp namaz kılan mutluluğa ermiştir.

Ravi: Hz. Ebû Ümâme (r.a.). Farz namaz, bir evvelkinden bir sonraki namaza kadar ki hatalara, Cuma, evvelkinden önündeki Cumaya kadar kefaret olur… Ramuz El Ehadis s.218 hadis no 4

Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma). Namaz, şeytanın yüzünü karartır sadaka belini kırar. Allah için birini sevmek ve amelde muhabbet şeytanın kökünü kazır. Bunları yaparsanız şeytan sizden şark ile garb arası kadar uzaklaşır. Ramuz El Ehadis s.218 hadis no 8

Ravi: Hz. Übade (r.a.). Bir kimse abdest aldığında, abdestini güzelce alır, sonra namaza kalkar ve o namazın rükû'unu, secdelerini ve ondaki kıraati tam olarak yerine getirirse, namazı ona: "Sen beni muhafaza ettiğin gibi Allah da seni muhafaza etsin" der. Sonra o namaz, bir ziya ve nur ile semaya yükseltilir ve o namaz için semanın kapıları açılır. Kul abdestini güzel almaz, rükû, secde ve kıraatını tam yapmazsa, namazı ona: "Sen beni zayi ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin." der. Sonra o namaz, üzerinde bir zulmet olduğu halde semaya yükseltilir. Lakin semanın kapıları açılmaz. Sonra o namaz eski bir elbise gibi dürülür ve sahibinin yüzüne vurulur. Ramuz El Ehadis s.39 hadis no 15

         Bunca ayet-i Kerime ve hadisi şerif bizlere gösteriyor ki eğer bizler gerçekten namaz kılarsak, kılmayı istersek, bunda da sabredersek Allah bizlerin günahlarını hem affeder, hem de bizleri bundan korur. Nasıl korur dememek lazım, buda Allahın işidir, sürekli hayatımız birilerinin işlerine karışmakla geçti de ne oldu? Hiçbir şey, bari burada Allahın işine karışmayalım, O mutlak her şeye gücü yetendir, O korurum derse korur. Hani nefsine galip gelemeyenler vardı ya bakın Allah ne diyor “Yusuf 53 Hiç şüphesizki nefis kötülüğü emreder durur. Ancak Rabbimin korudukları müstesna” Eğer kul gerçekten samimi olursa, Allah onun nefsinin bu kötü yönlerinden de kulunu koruyacaktır. Yeter ki samimi olalım. Bu konuda ehlullah buyurmuşlar ki “Bir kimse hakkı istemede samimi olmazsa, bin mürşidi kâmil bir araya gelse o kişi, hakka vasıl olamaz.”

         Selam olsun, namazınca korunan ve namazını koruyanlara. (Kaybolan Namaz s.60-65)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #14 : 23 Ekim 2009, 09:42:53 »

                                                     Namaz İmar Edicidir

Tevbe 18. Allah'ın mescidlerini ancak, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, (İslam'a uygun yaşamak için) Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte, onların doğru yola erenlerden olmaları umulur.

         Ey namaz la İmar edilmek isteyen kardeş. Ayeti kerimeden de anlaşıldığı üzere namaz kılınan mescitleri namazını dosdoğru kılanlar yapar ve onarırlar. Aslında bu özellik onlara namazla kazandırılmış bir özelliktir. Namazla imar olmayan, namazgâhı imar eder mi? Namaz kılınan yer yalnızca bir mekân mı? Kalb de kılınan namaz yok mu? Orası da bir mescit sayılmaz mı? İşte kalbini imar etmeyen, nefsini temizlemeyen, iç âlemi mamur olmayan, hangi aşkla mabedini imar edecek?

         Kişinin iç imara kalbini açtığı an namazdır. Onlarada selam olsun. (Kaybolan Namaz s.65-66)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1] 2
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Yazılar  |  Kaybolan Namaz « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: