KÀDI MUHAMMED ZÂHİD PARSÂ HAZRETLERİ
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Åžubat 2012, 12:29:32
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Yazılar  |  KÀDI MUHAMMED ZÂHİD PARSÂ HAZRETLERİ 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: KÀDI MUHAMMED ZÂHİD PARSÂ HAZRETLERİ  (Okunma Sayısı 680 defa)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« : 04 Mayıs 2010, 12:22:53 »


      Türkistan'da yetiÅŸen büyük velîlerdendir. İsmi, Muhammed ibn-i  Burhâneddîn'dir. Annesi, Yâkûb-i Çerhî Hazretleri'nin kızıdır. Zâhid ve Kâdı lakaplarıyla ve Semerkandî nisbesiyle bilinir. Semerkantlı olup, doÄŸum târihi bilinmemektedir.
       Muhammed Zâhid Hazretleri Zayıf cüsseli, güler yüzlü, seyrek sakallıydı. Edebinden, üstazı Şâh NakÅŸibend KS Hazretleri'nin kapısında beklediÄŸinden Parsâ (DerviÅŸ) denilmiÅŸtir. 1530 (H.936) senesinde Semerkand'a baÄŸlı Hisar'ın VahÅŸ köyünde vefât etti. Kabri oradadır.

       Asîl ve ilim ehli bir âileye mensûb olan Muhammed Zâhid, küçük yaÅŸtan îtibâren ilim öğrendi.Temel dînî bilgileri öğrendikten sonra tasavvufa yöneldi. Nefsini ıslah edebilmek için çok gayretler sarf etti. Nefsin istediklerini yapmamak, istemediklerini yapmak sûretiyle Allah-u Teàlâ'nın rızâsına kavuÅŸmaya çalıştı. 1478 veya 1480 senesinde büyük velî Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'ne talebe oldu.
      Muhammed Zâhid, Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin hizmetine girdi. On iki sene müddetle onun kalplere ÅŸifâ olan sohbetlerinde bulunup, velîlik derecelerinde yükseldi. Hocası Yâkûb-i Çerhî Hazretleri'nin torunu olan Muhammed Zâhid'e daha çok îtinâ ve iltifât gösteren Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri onu tam olarak yetiÅŸtirdi. İnsanlara İslâmiyet'in emir ve yasaklarını anlatmak husûsunda hilâfet verdi. İlimdeki yüksek derecesi sebebiyle Kâdı, dünyâdan yüz çevirmesi sebebiyle Zâhid lakaplarıyla anılan Muhammed Zâhid Hazretleri, asrındaki âlimlerin en büyüklerinden ve evliyânın yükseklerindendi.

      Tasavvuf ilminde ve hallerinde mütehassıs ve ilâhî sırların gizliliklerine vâkıftı. Hocasının gönüllere ÅŸifâ olan sohbetlerini dinleyip yazdı. Hocasından dinlediklerini Mesmûât-ı Mevlânâ Kâdı Muhammed Zâhid adlı eserinde topladı. Farsça yazdığı bu eser, 155 varak olup, İstanbul Süleymâniye Kütüphânesi'nde vardır. Evliyâ zâtların hayatlarını, sözlerini, güzel hal ve kerâmetlerini de Silsiletü'l-Ârifîn adlı eserinde topladı.
      Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri kendisinden sonra vazîfesini yerine getirmekle Kâdı Muhammed Zâhid Hazretleri'ni vazîfelendirdi. Vefâtına yakın talebelerini ve akrabâsını yanlarına çağırıp; "Bizim topluluÄŸumuzdan her fert fakirlik veya zenginlikten birini seçer." Kâdı Muhammed Zâhid'e dönüp; "Sen hangisini seçerdin söyle?" buyurdu. Kâdı Muhammed Zâhid Hazretleri; "Benim seçeceÄŸim, sizin münâsip göreceÄŸinizdir." dedi. Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri hesaplarını tutan vazîfeliye emredip; "Mevlânâ Muhammed'e dört bin altın verin. O fakirliÄŸi seçmiÅŸtir. Bu parayı yanındaki fakirlerin ve derviÅŸlerin ihtiyaçları için kullansın." buyurdu.


    Kâdı Muhammed Zâhid hocası Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin vefâtından sonra TaÅŸkent'e giderek insanlara hak yolu anlattı. TaÅŸkent, Özbek Muhammed Åžeybek Han tarafından alınıncaya kadar burada kaldı. 1503 senesinde Buhârâ'ya gitti. Muhammed Åžeybek Han'ın kardeÅŸi Mahmûd Sultandan îtibar gördü. Ona hocalık yaptı. 1510 senesinde Özbek kuvvetlerinin Ashâb-i krâm düşmanı Safevî hükümdârı Åžah İsmâil tarafından Merv'den çıkarılması üzerine Buhârâ'dan ayrılarak Andican ve Aksi'ye gitti. Fergana'ya giderek Haydar Mirzâ Devle'yi sık sık ziyâret etti. Genç yaÅŸta olan Haydar Mirzâ, Kâdı Muhammed Zâhid Hazretleri'ne talebe olup ondan istifâde etti. GittiÄŸi yerlerde İslâmiyet'in emir ve yasaklarını anlatıp pek çok talebe yetiÅŸtirdi.
    Sohbetlerinde hocası Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin buyurduklarını nakleder ve velîlerin hayatlarını anlatırdı. Bir sohbeti sırasında buyurdu ki:
"Dervişlik, yalnız bir yere çekilip oturmak, gökte uçmak, dağda ve mağarada bulunmak değildir. Dervişlik; gönlü, mâsivâdan, yâni Allah-u Teàlâ'dan başka her şeyden çevirmektir."
   Dünyâya düşkün olmayanlarla, âhiret adamlarıyla oturmak, berâber bulunmak, çok tesirli ve faydalıdır. Önce tesiri anlaşılmasa bile, doÄŸan bir çocuÄŸun her gün yavaÅŸ yavaÅŸ büyüdüğü gibi, insan yavaÅŸ yavaÅŸ dünyâya düşkün olmaktan kurtulur.
   Ä°bn-i Abbâs RA; "Hâlbuki sen (Ey Resûlüm) onların içindeyken Allah onlara azab verecek deÄŸildi. İstigfâr ettikleri hâlde de Allah onlara azâb edecek deÄŸil." (Enfal sûresi: 33) meâlindeki âyet-i kerîmeyi tefsîr ederken şöyle buyurmuÅŸtur: "İslâmiyet'in mevcûd olması, Resûlullah'ın mevcûd olması mesâbesindedir. Nasıl ki Resûlullah hayattayken azap kaldırılmış, insanlara azap gelmemiÅŸse, İslâmiyet'in bir yerde mevcûd olması ve İslâmiyet'e uymak sebebiyle de azap kalkar. İstigfâr etmek sebebiyle de azap inmez. İstigfâr, azâbın gelmesine mâni olur. Bir yandan Allah-u Teàlâ'nın emirlerine uymayıp, bir yandan da, "Estagfirullah, Estagfirullah" demek, istigfâr deÄŸildir. İstigfârın mânâsı; Allah-u Teàlâ'nın emirlerine uymak, yasak ettiÄŸi ÅŸeylerden sakınmaktır. Allah-u Teàlâ'nın rahmetine ve maÄŸfiretine yol açacak sebeplere yapışmak lâzımdır. Zulüm ve isyân gibi iÅŸleri yapmaktan sakınmalıdır."
   

   Velîlerin hallerini ve üstünlüklerini anlatırken buyurdu ki:
Zünnûn-i Mısrî Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Tasavvuf yolunda, Cenâb-ı Hakk'ın dostlarından, sevgili kullarından bâzıları o hâle gelmiştir ki, eğer bir büyük zât onlara Allah-u Teàlâ'nın muhabbetinden, azamet ve celâli ile ilgili sözler söylerse, muhabbetleri sebebiyle can verecek hâle gelirler."
 

    Ömrünü İslâm dîninin emir ve yasaklarını öğrenmek, öğretmek ve insanların dünyâ ve âhirette saâdete kavuÅŸmaları için sarf eden Kâdı Muhammed Zâhid Hazretleri birçok talebe yetiÅŸtirdi. Silsile-i aliyye büyüklerinden DerviÅŸ Muhammed Hazretleri onun yetiÅŸtirdiÄŸi âlim ve velîlerdendir. 1530 (H.936) senesinde vefât eden Kâdı Muhammed Zâhid Hazretleri Semerkand'a baÄŸlı Hisar'ın VahÅŸ köyünde defnedildi. Kabri sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir. Kâdı Muhammed Zâhid Hazretleri'nin kız kardeÅŸinin oÄŸlu olan Mevlânâ DerviÅŸ Muhammed hazretleri onun vazîfesini yürüttü ve yolunu devâm ettirdi.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #1 : 05 Mayıs 2010, 14:19:22 »

KALPTEKİ MUHABBET
 
  Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'ne talebe olması şöyle oldu:
   
  Memleketi olan Semerkand'da kalıp ilim tahsîl ettikten sonra daha fazla ilim öğrenmek için Åžeyh Nîmetullah adında bir ilim talebesiyle Semerkand'dan Hirat'a gitmek üzere yola çıktı. Åžadman köyüne vardıkları zaman havanın sıcak olması sebebiyle orada bir müddet kaldılar. Onlar buradayken, köye Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri teÅŸrif ettiler. Bir ikindi vakti Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin ziyâretine gittiler.   
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri ona;   

"-Sen nerelisin?" diye sorunca, Muhammed Zâhid;   

"-Semerkandlıyım." dedi.   

Daha sonra Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri sohbete baÅŸladı. Çok güzel konuÅŸuyordu. KonuÅŸması sırasında Muhammed Zâhid'in kalbinden ve hâtırından geçenleri bir bir saydı. Hirat'a gitmek üzere yola çıkışının sebebini söyledi. Bunun üzerine Muhammed Zâhid'in kalbine Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'ne karşı sevgi ve baÄŸlılık hisleri kuvvetlendi. Kalbi ona tutuldu.   

Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri ona; "EÄŸer maksadın ilim öğrenmekse o iÅŸ burada daha kolaydır." buyurdu.   
Fakat Muhammed Zâhid'in Hirat'a gitme arzusu devâm ediyordu. Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri onun kalbinden geçen bu düşünceyi de keÅŸf edip yanına doÄŸru yaklaÅŸtı ve;   
"-Hirat'a gitmekten maksadınız nedir? Söyle bana ilim mi öğrenmek, yoksa tasavvufta mı yetiÅŸmek istiyorsunuz?" buyurdu.   
Muhammed Zâhid,Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin heybetinden dehÅŸete kapıldı ve sustu. Yanındaki yol arkadaşı;   
"-Onun asıl maksadı Hirat'a gidip tasavvuf yoluna girmektir. İlim öğrenmeye gidiyorum demesi bu maksadını gizlemek içindir." diye cevap verdi. Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri tebessüm etti ve;   
"EÄŸer böyle ise çok iyi ve güzeldir." buyurdu.   
Sonra alıp bahçesine götürdü. İnsanların gözünden kayboluncaya kadar birlikte yürüdüler. Sonra durup Muhammed Zâhid'in elini tuttu. Elini tutar tutmaz kendinde büyük deÄŸiÅŸiklik hisseden Muhammed Zâhid bayıldı. Ayıldığı zaman Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri;   
"-Herhalde sen benim yazımı okuyabilirsin." buyurdu. Cebinden bir kâğıt çıkarıp okuduktan sonra katladı ve Muhammed Zâhid'e verdi. Bu kâğıtta şöyle yazılıydı:   
"Bunu iyi muhâfaza et. Bunda ibâdetin hakîkati, itâat, huşû ve Allah-u Teàlâ'nın azameti karşısında insanın âcizliÄŸi yazılıdır. Bu saâdet Allah-u Teàlâ'nın muhabbetiyle ve onun Rasûlü Seyyidü'l-evvelîn vel-âhirîne tâbi olmakla ele geçer. Bunun için din ilimlerine vâris olan âlimlerin sohbetlerinde bulun. Onlardan faydalı ilim öğren. Tâ ki Rasûlüllah Efendimiz'e tâbi olmak sûretiyle mârifet-i ilâhiyyeye kavuÅŸasın.   
Kötü din adamlarından uzak dur. Çünkü onlar dîni dünyâ malı toplamak ve makâma, mevkiye kavuÅŸmak için âlet ederler.   
Helâl haram ayırmadan bulduÄŸunu yiyen ve dîne uygun olmayan iÅŸler yapan câhil ve sapık tarîkatçılardan uzak dur.   
Yine Ehl-i sünnet îtikâdına uymayan sapık kimselerden de uzak ol
."   


    Mektubu verdikten sonra Fâtiha-i ÅŸerîfe okudu. Muhammed Zâhid'e Hirat'a gitmek üzere izin verdi. Mevlânâ Sa'düddîn KaÅŸgârî'ye vermesi için bir de mektup verdi. Mektupta Muhammed Zâhid'e yardımcı olunması ve korunması yazılıydı. Bu hareketleri gören Muhammed Zâhid'in kalbini Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'ne karşı muhabbet ve baÄŸlılık kapladı. Fakat bir türlü Hirat'a gitme azminden de vazgeçemedi. Mektubu alıp yola çıktı.   
Yolda ilerledikçe bindiği hayvan yavaşladı. Bu sebeple Muhammed Zâhid yol almaktan âciz kaldı. Buhârâ'ya 36 km kadar mesâfe kaldığı sırada Muhammed Zâhid şiddetli bir göz ağrısına tutuldu. Günlerce orada kaldı. İyileşince yola çıktı. Bu sefer de Humma hastalığına tutuldu. O zaman eğer yola devâm ederse helâk olacağını anladı.
Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin huzûruna dönüp sohbet ve hizmetinde bulunmaya karar verdi. Geri döndü. TaÅŸkent'e vardığı zaman kitapları ile binek hayvanını bir arkadaşına emânet bıraktı.   
Bu sırada TaÅŸkent'te bulunan bir ÅŸeyhin talebelerinden biriyle karşılaÅŸtı. Ona; "Gel berâberce senin hocanı ziyârete gidelim." dedi. O kimse Muhammed Zâhid'e;   
"-Binek hayvanın ve kitapların nerede?" diye sorunca;   
"-Bir arkadaşıma emânet bıraktım." dedi. O kimse;   
"-Git onları getir. Benim eve bırak sonra berâberce ziyârete gideriz." dedi.   
Muhammed Zâhid hayvanını ve kitaplarını almak için giderken birisi ona gelip;   
"-Hayvanın ve eÅŸyâların kayboldu." dedi. Muhammed Zâhid hayret edip düşünceli olarak giderken;   
"Herhalde ziyâretine gitmediÄŸim için Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri bana kırıldı. Bu sebeple bineÄŸim ve eÅŸyâlarım kayboldu." diye kalbinden geçirdi. BineÄŸini ve eÅŸyâlarını aramaktan vazgeçip her ÅŸeyden önce Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'ni ziyâret etmeye karar verdi. Tam bu sırada birisi gelip;   
"Binek hayvanın ve eÅŸyâların bulundu." dedi. Binek hayvanını ve eÅŸyâlarını emânet bıraktığı kimse gelip;   
"-Ey Muhammed! Senin binek hayvanını emânet aldığımda onu bir yere baÄŸladım. Biraz sonra gözden kayboldu. Aramaya baÅŸladım fakat bulamadım. Üzgün üzgün geri dönüyordum, bir de ne göreyim, hayvan sokak ortasında insanlar arasında üzerindeki eÅŸyâ ile beraber duruyor. Hayret ettim. O kadar kalabalık arasında ona kimse dokunmamıştı."   
Muhammed Zâhid binek hayvanını ve eÅŸyalarını alıp Semerkand'a Ubeydullah-ı Ahrâr Hazretleri'nin huzûruna gitti. Huzûra varınca, Muhammed Zâhid'e bakıp tebessüm etti ve;   
"-HoÅŸ geldin." buyurdu.
-------

Mehmed Zâhid KOTKU Rh.A, Tasavvufî Ahlâk, Sehâ Neşriyât, c.2, s.192, İstanbul 1991
Evliyalar Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi, c.7,  s.363,  İstanbul 1992.
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Yazılar  |  KÀDI MUHAMMED ZÂHİD PARSÂ HAZRETLERİ « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: