Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İLME'L-YAKÎN  (Okunma Sayısı 73 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yaAqsa
Ast Moderatör
Daimi Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 220



« : 01 Ağustos 2008, 14:20:58 »


                             ......::::::İLME'L-YAKÎN :::::......



Delil ve burhan ile elde edilen kesin bilgi. Yakîn, kesin bilgi demektir.

Kur'an-ı Kerîm'de de yakîn, zannın karşıtı olarak zikredilmektedir:

* "Artık pek azı hariç, onlar inanmazlar. Küfürlerinden ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından 'Biz Allah'ın elçisi, Meryem oğlu İsâ Mesih'i öldürdük!' demelerinden ötürü... Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat öldürdükleri kimse isa (a.s.) gibi göründü. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içerisindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakînen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin olarak bilemediler)" (en-Nisâ, 4/157).

Kesinlik ifade eden bilgiler arasında da bir derecelemenin mevcut olduğu bir vakıadır. Kesin bir bilgi, kalbe daha da itminan verebilir. Bu nedenle âlimlerin bir kısmı, kesinlik ifade eden bilgileri ilme'l-yakîn, ayne'l yakîn ve hakka'l-yakîn olmak üzere üç kademeye ayırmışlardır

a- İlme'l-yakîn: Sâlim akıl ve sahih naklin ifade ettiği bilgidir. Kesinlik ifade eden bilgilerin en aşağı derecesidir.

b- Ayne'l-yakîn: Duyularla ya da tecrübe ile elde edilen, bizzat müşahede sonucu ortaya çıkan bilgidir. Bu meyanda; Leyselhabiri kelyekini.

"Verilen haber, görülen şey gibi değildir" denilmiştir. Buna misal olarak Hz. İbrahim'in ayette geçen şu sözü zikredilir:

*"İbrahim de bir zaman;'Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!' demişti. (Allah);'İnanmadın mı?' dedi. (İbrahim);'hayır (inandım), fakat kalbim mutmain olsun diye (görmek istiyorum)' dedi" (el-Bakara, 2/260).

Hiç şüphesiz Hz.İbrahim, Allah'ın ölüleri dirilttiğini biliyor ve buna inanıyordu. Ancak gözleriyle buna şahit olmak istiyor ve böylece gönlünün daha da mutmain olacağını ifade ediyordu. Yani ilme'l yakîn'den ayne'l-yakîne varmak istiyordu (İsmail Hakkı İzmirli, Yeni İlm-i Kelâm, Ankara 1981, s. 41).

c-Hakka'l-yakîn: Bizzat yaşanarak elde edilen bilgidir. Kesinlik ifade etme bakımından en üstün bilgi çeşididir.

Meselâ, denizde suyun bulunduğuna dair bilgi, ilme'l-yakîn; denizin yanına gidip denizdeki suyu gözle görmek, ayne'l-yakîn; içine dalıp yüzmek ise, denizde su bulunduğuna dair hakka'l-yakîn derecesinde bir bilgi elde edilmiş olur (Tehanevî, Keşşâfu lstılâhâti'l-Funun, İstanbul 1984,II, 1538).

Kur'an-ı Kerîm'de Tekâsür sûresinde 'ilme'l-yakîn' ile 'ayne'l-yakîn' bir arada zikredilmekte ve ayetlerin siyakından ayne'l-yakin'in ilme'l yakîn'den daha üstün olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu surede yüce Allah şöyle buyurmaktadır.

*"Hayır, kesin bilgi ile (gerçeği) bilseydiniz (böyle yapmazdınız). Elbette cehennemi göreceksiniz. Sonra onu yakîn olarak (açıktan açığa) göreceksiniz." (et-Tekâsür, 102/4-7).

Hakka'l-yakîn de, Kur'an'da iki yerde zikredilmektedir:

*"Ama yalanlayıcı sapıklardan ise; kaynar sudan bu ziyafet ve cehenneme atılma var. Kesin gerçek budur işte " (el- Vakıa, 56/91 -95).

Bu terkip bir de Hâkka sûresinde geçmektedir ki burada (69/51) Kur'an-ı Kerim hakkında kullanılmıştır.


M.Sait Şimşek
Logged

Ey Sevgili..!

En Sevgili..!

Uzatma dünya sürgünümü benim...
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: