İkinin İkincisi Sıddîk-ı Ekber Hazret-i Ebû Bekir ra
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 18:13:35
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  İkinin İkincisi Sıddîk-ı Ekber Hazret-i Ebû Bekir ra 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İkinin İkincisi Sıddîk-ı Ekber Hazret-i Ebû Bekir ra  (Okunma Sayısı 1551 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« : 14 Mayıs 2010, 22:30:44 »


Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahu anh) şeriatın ilk göz nurudur. Hazreti Muhammed'in (aleyhi ekmeluttehaya) refikidir. Mağaradaki iki kişinin ikincisidir. İsmi Abdullah'tır. Künyesi, Ebû Bekir'dir. Babasının adı Osman, Künyesi Ebû Kuhafe'dir. Araplarda künye ile çağırmak adet olduğundan Ebû Bekir ismi meşhur olmuştur. Ebû Bekir'in (radıyallahu anh) dedeleri sırasıyla; Amir,Amr,Ka'b,Sa'ad,Temim,Mürre'dir. Mürre Resul-i Ekrem'in (aleyhi ekmeluttehaya) yedinci dedesidir. Böylece Ebû Bekir (radıyallahu anh) temiz neseb ile yedinci dedesinde Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) ile birleşir. Hazreti Ebû Bekir'in (radıyallahu anh) ismi önceleri Abdülka'be idi. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) bu ismi Abdullah olarak değiştirdiler. Resulullah'ın (aleyhi ekmeluttehaya) ilk değiştirdikleri isim budur.

1. Menkıbe

Lakab-ı şeriflerinden biri "Atik" idi. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) onun mübarek yüzüne bakıp, "Bu, cehennem ateşinden atiktir." [1] Yani azat edilmiştir, buyurdular. Bundan sonra atik lakabı yayılıp, meşhur oldu. Bir lakabı da "Sıddık" dir. Resulullah'ı (aleyhi ekmeluttehaya) tasdik ettiği için bu isim verilmiştir. Sıddık, ziyade inanıcı demektir.



[1] Bu hadis-i şerifi Ebu Naym Hilyesinde Deylemi Müsnedü'l Firdevs'de tahric etmiştir. İmam Suyuti de Camiu'l-Kebir'inde Hazreti Ayşe 'den r.a rivayetini tahric etmiştir.


Menâkıb-i Çehar Yâr-ı Güzîn (Dört Büyük Halife), syf :25 Müellif: Şemsüdîn Ahmed Sivasi, Bedir Yayınevi, Yayına Hazırlayan Mehmed Emre
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #1 : 16 Mayıs 2010, 15:08:35 »


2. Menkıbe:



Sıddîk, lugatte üç manaya gelir. Birincisi: Çok doğru söyleyicidir. Bu mana “Tacü'l-İslam” da bildirilmiştir. Yusuf Suresindeki (46. ayet) sıddîk lafzı bu manaya tefsir edilmiştir.

İkincisi: Kendi sözünün doğruluğunu, işiyle gösteren kimse manasındadır.

Üçüncü: Daimi olarak tasdik etmek manasındadır. Hazreti Ali (radıyallahu anh) hadis-i şerif rivayetini hiç kimseden yemin etmeksizin kabul etmezdi. Hazreti Ebu Bekir'den (radıyallahu anh) kabul ederdi. Bu, Onun birinci manada Sıddîk olduğunu göstermektedir. Hazreti Ebû Bekir'in (radıyallahu anh) ikinci manada sıddîk olduğu aşikardır. Tasdik-i devamlı olup şüphe ihtimali olmadığından sıddîk lakabı üçüncü manası iile de düşünülmüştür. Hususen Miraç gecesinin sabahında Resul-i Ekrem (aleyhi ekmeluttehaya):

“Beyt-i Makdis'e gittim. Orda peygamberlerin ruhlarına imam olup iki rekat namaz kıldım. Oradan göklere yükselip, Allah-u Teala ile görüştüm. Ümmetime bir gün bir gecede elli vakit namaz farz kılındı. Geriye dönerken Musa (aleyhisselam); Bu kadar namaz kılmaya ümmetin güç yetiremez diyerek geri çevirdi. Allah-u Teala on vakit bağışladı. Geri dönerken Musa (aleyhisselam) tekrar beni çevirdi. On vakit namaz daha bağışlandı. Böylece beş kere gidip geldim. Beş vakte indi. Musa (aleyhisselam) beni tekrar çevirmek isteyince; Artık Rabbimden haya ederim. Ben bu beş vakit namaza razıyım dedim. Allah-u Teala bu beş vaktin elli vakte bedel olacağını bildirdi. Sonra Beyt-i Makdis'e gelip, Mekke'ye döndüm.” buyurmuştur. Bu gidip gelme gayet kısa zamanda olmuştur. Gidip geldikten sonra yattığı yerin heniz soğumadığı rivayet edilmiştir.

Kafirle bu kıssayı duyunca; akla uygun değildir diyerek inkar ettiler. Ebu Bekir'in (radıyallahu anh) yanına gelerek:

-Senin dostun bir gecede Kudüs'e ve göklere gidip geldiğini söylüyor, ne dersin? Dediler. Hiç tereddüt etmeden hemen tasdik edip:

-O söylüyorsa doğrudur, inandım. O, yalan söylemez, buyurdu. Bunun için kendisine sıddîk denildi. (Hakim Hazreti Aişe (radıyallahu anh)'dan tahric etti.)

Hazreti Ali (radıyallahu anh) sıddîk lakabının gökten indiğini, yemin ederek söylemiştir. “Doğru haber getiren ve onu tasdik eden..” (Zümer,33) mealindeki ayet-i kerimede doğru haber getiren kimsenin, Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya), onu tasdik edenin de Ebu Bekir (radıyallahu anh) olduğunu tefsir alimleri söylemişlerdir. Hazret-i Ali'nin (radıyallahu anh) de yukarıdaki sözünün bu ayet-i kerimeye istinad ettiği kuvvetle muhtemeldir. İbrahim bin Haseni'l-Cevheriyyi'l-Herevi'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte:

-Ebu Bekir'in dünyaya geldiği gece Allah-u Teala cennete, izzetim ve celalim hakkı için sana yalnız Ebu Bekir'i sevenleri koyarım. (Peygamberimizin dilinden dört halifesi, Fikri Yavuz, syf:104)   diye hitap etmiştir, buyrulmuştur.





Menâkıb-i Çehar Yâr-ı Güzîn (Dört Büyük Halife), syf :25-27 Müellif: Şemsüddîn Ahmed Sivasi ks, Bedir Yayınevi, Yayına Hazırlayan: Mehmed Emre
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #2 : 20 Mayıs 2010, 16:54:29 »

3. Menkıbe


Rivayet ederler ki; Hazreti Ebu Bekir'in (radıyallahu anh) annesi Ümmü' Hayr Hatunun, doğan her oğlu ölürdü. Hazreti Ebu Bekir (radıyallahu anh) doğunca, annnesi kucağına alıp Beyt-i Şerif'e götürdü.

-"Ey Ka'be'nin sahibi Rabbim! Senden bu çocuğumu bana bağışlamanı, ömürlü olmasını diliyorum." dedi. Hemen Beyt-i Şerif'ten beyaz bir el çıkıp Hazreti Ebu Bekir'in (radıyallahu anh) elini tuttu. Bir ses işitildi:

-"Ey Allah'ın kulu kadın, kucağındaki çocuk kurtulacak. Allah'ın Resûlü'nün dostu olacaktır. Resûl'den sonra halifesi olacaktır." dedi. Ümmü'l Hayr bunu işitince şükür secdesi etti.





Menâkıb-i Çehar Yâr-ı Güzîn (Dört Büyük Halife), syf :25-27 Müellif: Şemsüddîn Ahmed Sivasi ks, Bedir Yayınevi, Yayına Hazırlayan: Mehmed Emre
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #3 : 29 Mayıs 2010, 05:02:00 »

Dördüncü Menkıbe:


“Meâliyil ferş-ilâ avâliyil arş” isimli kitapta anlatılır. Kadı Ebu'l Hasan, Ebû Hüreyre'den (radıyallahu anh) rivâyet etmiştir.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hazretleri bir gün Ashâb-ı Kiram (aleyhimürrıdvan) ile oturuyorlardı. Konuşma sırasında, Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahu anh):

-Yâ Resûlallah! Senin hakkın için ki, ömrümde hiç puta secde etmedim, dedi.

Hazret-i Ömer (radıyallahu anh):

-Niçin Efendimiz hakkı için yemin ediyorsun, bu kadar câhiliyyet zamanında yaşadın, dedi.

Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahu anh):

-Babam Ebû Kuhâfe bir gün beni alıp, puthâneye götürdü. Bunlar senin ilâhındır, bunlara secde et, dedi. Beni orada bırakıp gitti. Ben putun yanına gidip,karnım aç, bana yemek ver, dedim. Cevap vermedi. Su istedim. Cevap vermedi. Elbisem yok, beni giydir dedim. Yine cevap vermedi. Bir taş alıp, bu taşı senin üzerine atıyorum, eğer ilâh isen mani ol, dedim. Yine cevap vermedi. Taşı puta attım, yüzünün üzerine düştü. Babam gelip, gördü:

-Oğlum, niçin böyle yaptın, dedi.

Elimden tutup, eve götürdü. Annem:

-Bunu kendi hâline bırakalım. Bunun hakkında, Hak Teâlâ tarafından bana hitâp gelmiştir, eseri zuhûr edecektir, dedi. Anneme:

-Sana gelen hitâp ne idi? Diye sordum. Annem:

-Seni doğduğun gece, doğum sancısı içinde iken hatiften bir ses işittim, “Ey hâtun sana müjdeler olsun! Doğacak çocuğun adı yerde atîk, gökte sıddîk olacak ve Hazret-i Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) yâr ve refîk olacaktır, dedi.

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) diyor ki, Ebû Bekir (radıyallahu anh) sözünü bitirince Cebrail (aleyhisselam) nazil olup, Resulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem):

-Ebû Bekir doğru söylüyor, diye üç kere tekrarladı.




Menâkıb-i Çehar Yâr-ı Güzîn (Dört Büyük Halife), syf :27-28 Müellif: Şemsüddîn Ahmed Sivasi ks, Bedir Yayınevi, Yayına Hazırlayan: Mehmed Emre
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #4 : 30 Mayıs 2010, 04:42:20 »

Beşinci Menkıbe



Ehl-i sünnet vel cemaat topluluğu, Ashab-ı Kiramın en üstününün Ebu Bekir, sonra Ömer (radıyallahu anhuma) olduğunda ittifak etmişlerdir.

Bir kısım alimler, Hazret-i Osman'ın ve Hazret-i Ali'nin (radıyallahu anhuma) üstünlüklerinde ihtilaf ettiler. Ehl-i Sünnetten bir kısmı Hazret-i Ali'nin üstün olduğunu söylediler. Buhari (rahmetullahi aleyh) Abdullah ibni Ömer'den (radıyallahu anh) rivayet eder ki, asr-ı saadette Ashab-ı Kiram önce Ebu Bekir'i, sonra Ömer'i, sonra Osman'ı, sonra  Ali'yi (radıyallahu anhuma) üstün tutarlardı. İbni Münzir (et-Tergib ve't-Terhib adlı hadis külliyatının musannifi), Hazret-i Ali'nin (radıyallahu anh):

Bu ümmetin Resulullah'tan (aleyhi ekmeluttehaya) sonra en üstünü Ebu Bekir, sonra Ömer, sonra Osman'dır (radıyallahu anhuma). Buyurduğunu rivayet etmiştir.




Menâkıb-i Çehar Yâr-ı Güzîn (Dört Büyük Halife), syf :28 Müellif: Şemsüddîn Ahmed Sivasi ks, Bedir Yayınevi, Yayına Hazırlayan: Mehmed Emre
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #5 : 31 Mayıs 2010, 16:55:19 »

Altıncı Menkıbe


Hazret-i Ali (radıyallahu anh):

İlk İslama gelen ve en önce Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) ile kıbleye karşı namaz kılan Ebu Bekir'dir (radıyallahu anh) buyurdu. Hazret-i Ebu Bekir'in iman etmesi söyle oldu: Önceleri tüccarlık yapar, ticaret için sefere çıkardı. Ekseriya Şam'a giderdi. Seferde iken bir gece rüyasında Ay'ın gökten inip kucağına geldiğini ve onu eliyle tutup sinesine bastığını gördü. Uyanınca Yemliha adında bir rahibe rüyasını tabir ettirdi. Rahib:

Sen neredensin, dedi. Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh):

Hicazdanım, dedi.

İşin nedir? Diye sordu.

Tüccarım, dedi. Rahib gülerek:

Rüyanda büyük müjdeler vardır, tabirini istersen bahşişimi ver, dedi. Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh) on iki altın verdi.

Rahib:

Gökten inen ay ahirzaman peygamberidir. Yakında zuhur edecektir. Sen O'nun hayatında veziri, sonrada halifesi olacaksın. Ey Arab kardeşim, O'nu gördüğün zaman bana haber gönder. Eğer sağ olursam O'nunla görüşürüm. Eğer ölmüş olursam selamımı söylersin. Ben O'nun dinine girmişim, ümmetinden olmuşum. Ahirette beni şefaatten unutmasın, dedi. Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh):

Bana bir mektup ver, dedi. Rahib on iki satır halinde bir mektup yazıp verdi. Mektupta Hazret-i Muhammed (aleyhi ekmeluttehaya) selam verdikten sonra:

Sen ahirzaman peygamberisin. Alemlerin Rabbi'nin Resulusün. Bu mektubu Ebu Bekir bin Kuhafe ile sana gönderiyorum. Ben sana inandım ve ümmetinden oldum. Ebu Bekir bana rüyasının tabirini getirdi. Bu rüyaya göre Ebu Bekir Senin vezirin ve sonra halifen olması lazımdır. Eğer sağ olursam huzurunuzla şereflenir, önünüzde cihad ederim. Eğer yetişemezsem ahirette beni şefaatinden unutma, diye yazmıştı.(Umdetü't-Tahkik fi Beşairi al-i Sıddık, 178-180)

Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh) rahibe:

Eğer tabirin doğru çıkarsa yüz altın daha vereceğim, dedi.

Şam'dan Mekke'ye döndükten sonra oniki sene geçmişti. Hak Teala, Hazret-i Muhammed'e (aleyhi ekmeluttehaya) peygamberlik verdi. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) Hazret-i Ebu Bekir'i (radıyallahu anh) gördü. İslama çağırdı. Mübarek elini Hazret-i Ebu Bekir'in (radıyallahu anh) göğsüne koyup gördüğü rüyayı, Yemliha adlı rahibin tabirini, o zamandan beri oniki yıl geçtiğini, oniki altın verdiğini, yüz altında vaad ettiğini ve rahibin mektubunu anlattı.

Hazret-i Ebu Bekir (radıyallahu anh) parmağını kaldırıp kelime-i şehadet getirdi.



Menâkıb-i Çehar Yâr-ı Güzîn (Dört Büyük Halife), syf :28-29 Müellif: Şemsüddîn Ahmed Sivasi ks, Bedir Yayınevi, Yayına Hazırlayan: Mehmed Emre
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
üveysî
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3



« Yanıtla #6 : 20 Haziran 2010, 11:45:48 »

Allah razı olsun, devamı var sanırım...
Logged

Burada gönlü rahat olan kişi, yârin eteğine yapışmış ve bir köşeye çekilmiştir..
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #7 : 20 Haziran 2010, 12:44:47 »

cümlemizden inşallah..  devamı var tabiki, 66 menkıbe mevcut kitapta Hazret ile ilgili fakat bu konuyu çok isteyerek başlatmama rağmen konuyu devam ettiremeyeceğim.. eğer imkanınız olur siz devam ettirebilir veya bir başka mübarek devam ettirebilirse bahtiyar olurum..

selametle..
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #8 : 23 Ağustos 2010, 08:32:44 »

bazı nedenlerden dolayı kitaplarım yanımda olmadığı için konuya ne yazık ki devam edemiyorum.. Allahın izni ve inayetiyle en kısa zamanda tekrar başlamak nasip olur inşallah..
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  İkinin İkincisi Sıddîk-ı Ekber Hazret-i Ebû Bekir ra « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: