Hadislerle Tasavvuf - Şeyh Eşref Ali Tanevi (ks.)
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 13:17:26
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Hadislerle Tasavvuf - Şeyh Eşref Ali Tanevi (ks.) 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3]
Gönderen Konu: Hadislerle Tasavvuf - Şeyh Eşref Ali Tanevi (ks.)  (Okunma Sayısı 5475 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #30 : 20 Mayıs 2010, 16:25:46 »

YİRMİDÖRDÜNCÜ HADİS



Hazreti Aişe'den (radıyallahu anh)

Rasulullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyurdu:

"Kur'an'ı maharetli (becerikli) okuyan kişi, sefere denilen, iyi, mükerrem meleklerle beraberdir. Kendisine zor geldiği halde kekeleyerek Kur'an okuyan kimseye iki ecir vardır." (Buhari, Tevhid,52; Müslim,Musafirin,244; İbni Mace, Edeb,52 had. no:3779)


Hadisten çıkan netice: İbadet ve zikri lezzet almak için yapmamak.


Cahil kimse bazen zikir ve ibadet sırasında halavet ve lezzet bulmadığındai zikir ve ibadeti bıkarak bırakıyor veya sıkılarak yaptığı amelin faydasız  olduğunu zannediyor. Oysa bu düşünceyle batıni gelişme durur. Çünkü batının bütün esası, yakin üzere olmaktır. Tahkik ehli zikirden maksadın, lezzet almak olmadığını açıkça söylemiştir. Ancak lezzet yok ise kişi devamlı zikir ve ibadetle meşgul olmalıdır. Sonuçta fazla mücahedesinden dolayı daha çok fayda elde eder. Lezzetin olmaması zarar değildir. Aksine hedef için bu daha yararlıdır. Bu hadiste bu husus açıkça talim edilmektedir. Bu şekilde Kur'an okumak lezzetini tatmaktan daha fazla  mükafata sebep olur. Buna hadisteki "ona zor geldiği" ifadesinde işaret vardır. Aynı illet mücahede için de geçerlidir.



Hadislerle Tasavvuf,Syf:55-56, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #31 : 29 Mayıs 2010, 12:49:21 »

YİRMİBEŞİNCİ HADİS



Useyd bin Hudayr(radıyallahu anh) anlatıyor:

Useyd, atı yanında bağlı olduğu halde bir gece Bakara suresini okuyordu. Kur'an okurken at şahlanmaya başladı. Useyd sustu, at da sakinleşti. Tekrar okumaya başlayınca at yine şahlandı. Useyd sustu, at da sakinleşti. Bundan sonra Useyd bir daha okumaya başladı, at yine şahlandı. Useyd de artık okumaktan vazgeçti. Bu sırada oğlu Yahya ata yakın yerde idi. Atın oğlu Yahya'yı çiğnemesinden korktuğu için onu yanına çekti. Bu esnada Useyd başını kaldırıp göğe baktığında başının üzerinde gölgeye benzer Bir şey ve içinde kandillere benzer şeyler olduğunu gördü. Daha sonra bu gölgelik göğe çıktı. Nihayet ona da görünmez oldu. Sabah olunca Useyd bu durumu Resulullah'a (aleyhi ekmeluttehaya) anlattı. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya):

- Onları biliyor musun? Diye sordu.

-Hayır, dedim. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya):

- Onlar senin sesine yaklaşan meleklerdi. Eğer sabaha kadar okumaya devam etsen, kaybolmayacaklardı ve insanlar onlara bakacaktı. Buyurdular. (Buhari, Fezailu'l-Kur'an,15; Müslim, Musafirin, 242)



Hadisten çıkan netice: Nebi'den (aleyhi ekmeluttehaya) başka kimselerin melekleri görebileceği


Tahkik ehlinin açıklamalarına göre veliler melekleri görebilir. Ayrıca meleklerin konuşmalarını ve selamlamalarını işitebileceklerini söylemişlerdir. Hadiste, bu keşfin meydana geldiği açıkça zikredilmiştir.

Sahih-i Müslim'deki rivayette, meleklerin İmran bin Husayn'a selam verdiği nakl olunmuştur. Meleklerin selam ve kelamını işitmek, nübüvvetin tek bir özelliği değildir. Çünkü Nebiler, bunların yanında Allah tarafından gönderilenleri tebliğ işiyle de görevlendirilmişlerdir. Tebliğ vazifesi, nebiler ile nebi olmayan kimseler hakkında aynı hükümde değildir. Bütün bu ifadelerden melekleri görmek ve onlarla görüşmenin nübüvvete has bir mesele olmadığı anlaşılmaktadır.



Hadisten çıkan bir diğer netice: Keşf sahibinin kendi keşfini idrak edememesi.


Bazen keşf ehli kendi keşfinin hakikatini anlamaz. Hazreti Useyd bin Hudayr'a (radıyallahu anh) melekler göründü. Fakat o, onların melek olduğunu anlayamadı. Tahkik ehli şunu da beyan etmiştir: Eğer bir kimse, keşfinden haberdar olursa keşfine ve onun çıkardığı sonuçlara değil, İslamın hükümlerine itibar edecek ve eğer keşfi şeriata uygun düşmezse onunla ameli terk edecek, uygun olursa ona göre amel etmekte muhayyer olacaktır. Bu yolu takip edenler, böylelikle pekçok hatadan kurtulmuşlardır.



Hadislerle Tasavvuf,Syf:56-57, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #32 : 30 Mayıs 2010, 05:50:27 »

YİRMİALTINCI MEKTUP



Ubey bin Ka'b'dan (radıyallahu anh),

Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) şöyle buyuruyor:

-Ya Ebu'l-Münzir! Ezberinde olan Allah'ın kitabındaki ayetlerden hangisi daha büyüktür biliyor musun? Ben:

-Âyetü'l-Kürsî'dir, dedim. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) göğsüme vurdu ve şöyle dedi:

-Ya Ebu'l-Münzir! Bu ilim sana mübarek olsun. (Buhari, Edep,68; Müslim, Müsafirin,258;...vb )



Hadisten çıkan netice: Vehbî ilim


Aynı konu yirmibirinci hadiste geçti. Bu hadiste de vehbî ilmin delili vardır. İlham yoluyla Allah tarafından Ebu'l Münzir'in (radıyallahu anh) kalbine ahngi ayetin en büyük olduğu bildirilmiştir. Peygamber Efendimiz'in (aleyhi ekmeluttehaya) bundan dolayı müjde vermesi, bu ilmin yüceliğini ortaya koymaktadır. Âyetü'l Kürsî'nin en büyük ayet oluşu, özel sevabından dolayıdır. Bunun gibi, diğer ayetler ve sureler hakkında da onlarınb büyük olduğuna dair rivayetler vardır. Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmeluttehaya) çeşitli sebep ve durumlara göre ayet ve sureler hakkında beyanatta bulunmuştur. Bu açıdan bakıldığında mevcut rivayetler arasında zıtlık olmadığı görülecektir. Mesela Âyetü'l Kürsî tevhid konusunu ihtiva ettiği için kat kat sevap verilmesine sebep olduğu gibi buna benzer diğer ayet ve sureler de aynı şekilde sevaplıdır.

Allah'ın kitabının her ayeti sahip oldukları üstün özellikler, kelam-ı ilahi, fesahat, belağat ve muciz olmaları yönüyle eşit ve aynıdır. Bu bakımdan aralarında fark yoktur. Bu sebeple bazı ayetlerin sevabının büyük olarak söylenmesi hususunda akla ters Bir şey gelmesin. Buradaki büyüklük, ayetlerin bir kısmını diğerlerine göre Allah Teala'nın çeşitli hikmetlere binaen daha faziletli kılması şeklinde anlaşılabilir.



Hadislerle Tasavvuf,Syf:57-58, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #33 : 31 Mayıs 2010, 17:23:32 »

YİRMİYEDİNCİ HADİS



Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) toplanan ramazan zekatını korumak için beni vazifelendirdi. Bir kişi bana geldi v e yiyeceklerden toplamaya başladı. Onu hemen yakaladım. (Bunun üzerine) Resulullah (aleyhi ekmleuttehaya) şöyle buyurdu:

-Üç günden beri seninle karşılaşanı biliyor musun?

-Hayır bilmiyorum, dedim. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya):

-O şeytandır. Buyurdu. (Buhari, Bed'ul-halk,11;...vb)



Hadisten çıkan netice: Cinlarin insan şekline girmesi


Bu hadiste açıkça ortaya çıktığına göre şeytan insan şekline girmiş ve görünmüştür.


Hadisten çıkan diğer bir netice: Kerametin mümkün olması


Ehl-i Hak, kerametin veliden meydana gelmesinin mümkün olduğunu söylemektedir. Hadiste bunun meydana geldiği açıkça zikredilmektedir. Çünkü Hazreti Ebu Hureyre (radıyallahu anh) şeytanı yakalamıştır.


Hadisten çıkan diğer bir netice: Ortaya çıkan kerameti anlayamamak


Aynı konuyu yirmibeşinci hadisin ikinci neticesinde geçmişti. İşte Hazreti Ebu Hureyre (radıyallahu anh) karşılaştığı durumun ne olduğunu bilmediğini anlatıyor. Halbuki onu yakalamak suretiyle keramet gerçekleşmiştir fakat farkına varamamıştır.



Hadislerle Tasavvuf,Syf:58-59, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #34 : 23 Ağustos 2010, 08:31:44 »

bazı nedenlerden dolayı kitaplarım yanımda olmadığı için konuya ne yazık ki devam edemiyorum.. Allahın izni ve inayetiyle en kısa zamanda tekrar başlamak nasip olur inşallah..
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #35 : 23 Aralık 2010, 19:55:38 »

Selamün aleyküm,


YİRMİSEKİZİNCİ HADİS


Ebû Eyyûb el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor:

Ebû Eyyûb'un (radıyallahu anh), içinde hurma olan bir kuyusu vardı. Fakat cinler gelerek ondan çalıyorlardı. O da bu durumu Resulullah'a (aleyhi ekmeluttehaya) şikayet etti. Resulullah(aleyhi ekmeluttehaya):

-”Git, onları gördüğünde, “Bismillâh, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) davetine icabet edin de” diye buyurdu. (Tirmizî, Fezâilu'l-Kur'an,3, had.no:2880)


Hadisten çıkan netice: Ameller ve irade

Bazı büyüklerin yanına, özel bir amaç için, ihtiyaç sahibi kimseler muska yazdırmaya veya okunmak için geliyorlar. Okunmak cinlerden veya başka bir sebepten dolayı olur. Büyükler bunu yapmayı güzel ahlaklarından dolayı reddetmiyorlar. Allah'ın ismi ile O'ndan CC yardım isteyerek dertlere çare buluyorlar. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmeluttehaya) cinleri yenmek için özel kelimeler öğretmiştir. Bu sebeple bu metodun sünnete ters olduğunu söylemek doğru değildir. Çünkü bu konularla alâkalı birçok hadîs-i şerif mevcuttur.

Bu hadiste cinlerin varlığının ispatı vardır. Diğer naslarda da cinlerin var olduğu belirtilmiştir. Hadiste geçen “Ğul” kelimesi ile cin aynı şeydir. Diğer bir hadiste “La Ğule” * (cin yoktur) ifadesi geçmekte ve Ğul'un (cinin) olmadığı belirtilmektedir. O ifadeden murad cinin varlığını inkar değil, aksine cahiliye ehlinde aşırı seviyede bulunan cinlerin zarar verdiği inancını yok etmektir. Bu bana göre böyledir. Doğrusunu Allah bilir.

Cabir (radıyallahu anh) 'den rivayet edilen bir hadiste, “Hastalık bulaşması, uğursuzlık ve ğul yoktur” buyrulmaktadır. (Müslim, Selâm,107,108,109); ğul, cin ve şeytanların bir çeşididir. Eski Arapların inancına göre çeşitli renk ve kılıklara girerek insanlara görünen ve onları yollarından sapıtıp helak eden bir nevi şeytandır. Peygamberimiz (aleyhi ekmeluttehaya) bunu iptal etmiştir. İbnu'l Esir, en-Nihaye, III, 396.




Hadislerle Tasavvuf,Syf:59-60, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #36 : 31 Mayıs 2011, 13:06:01 »

selamün aleyküm,

Uzuuun bir aradan sonra Allah izin verirse kitabı burada yazmaya devam edeceğim. İsteyen arkadaşlar kitabın orjinal halini görmek isterlerse;

http://ismailhakkialtuntas.files.wordpress.com/2011/05/hadislerletasavvuf_seyhesrefalitanev031301_i.pdf

kitabı satın almak isterseniz;

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=121048

selametle..
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #37 : 01 Haziran 2011, 10:31:56 »

YİRMİDOKUZUNCU HADİS


Cabir bin Abdullah'tan (radıyallahu anh) O şöyle dedi:

Allah Teâlâ'nın “O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi.” [Al-i İmran,122]

ayeti bizim hakkımızda, yani -Ben-i Hârise ve Ben-i Seleme- hakkında inmiştir. Bu ayetin inmemiş olmasını isteyemezdim. Hem bu ayette “Allah onların yardımcısıdır.” ifadesi vardır. [Buhari,Megazi,18....]


Hadisten çıkan netice: Aradaki sevgiden dolayı sevgilinin gazaba gelmesinden hoşlanmak

Pek çok  aşıktan nakledildiğine göre, onların ve diğerlerinin keşif ve ilhamlarında Allah Teâlâ veya Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmeluttehaya) tarafından kınama veya uzaklaştırma ifadeleri olduğu keşfedilmiştir. Bunlara rağmen onlar bu kınamalara sevinirler ve lezzet alırlar. Dış görünüş itibariyle tuhaf birşeydir. Fakat yukarıdaki hadis bu tuhaflığı ortadan kaldırmaktadır. Kınamaya rağmen Hazreti Cabir (radıyallahu anh) buna sevindi. Çünkü burada taltif ifadesi var. Aynı şekilde kınama ve azar, aşıkların hoşuna gider. Eğer böyle bir iltifat yok ise, kızma sadece şekavet ve lanetin alameti olur. Bu durumda ondan hoşlanmak Bir şey ifade etmez.

Bostan ve Gülistan'daki bir abidin hikayesinde zikredildiği gibi, kendisine gaybdan ses geldi. Senin hiçbir ibadetin makbul değil dendi. Bunun üzerine o şöyle dedi:

-Kabul değilse başka ibadet edilecek birisi olmadığı için ben nereye gideceğim. Yani sen kabul etmesen de ben devam edeceğim. Sonra hatîften bir ses geldi:

-Güzel olmamasına rağmen amellerini kabul ediyoruz. Benden başka senin için sığınılacak yer yok.

Şah Ebu'l-Meâlî'nin şöyle bir hikayesi meşhurdur:

Peygamber Efendimiz (sallahu aleyhi ve sellem), ravzasından, bir şeyh efendinin muhlis bir müridine “bid'atçı şeyhine selamımızı söyle” diye seslendi. Bu selam şeyhe ulaşır ulaşmaz raksetmeye başladı ve kendinden geçti.

Bir kimseye zikirle meşguliyeti esnasında şöyle bir ses geldi: “sen kafir olarak öleceksin”. Onun şeyhi bunu şöyle açıkladı:

“Bu, içine sevgi bulunan bir küfürdür
Bunu söylemek sevgililerin âdetidir.
Sen zikirle meşguliyete devam et.”

Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde bu başlık altında şu şiir de vardır:

“Ey sevgili, sen kızıyorsun,
Bu benim hoşuma gidiyor,
Canım sana feda olsun,
Benim sevgilim bana kızıyor.”


Hadislerle Tasavvuf,Syf:60-62, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #38 : 03 Haziran 2011, 10:37:06 »

OTUZUNCU HADİS


Cabir bin Abdullah (radıyallahu anh):

Hasta olduğumda, Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya)  Hazreti Ebubekir'le (radıyallahu anh) beraber yürüyerek beni ziyarete geldiler. Derken ben bayıldım. Bunun üzerine Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) abdest aldı. Sonra abdest suyunu yüzüme serpti. Bunun üzerine ayıldım. [Buhari, İ'tisam,8....]


Hadisten çıkan netice: Teberrük yoluyla istifade

Pekçok sevgi ve muhabbet ehlinin, Allah'ın sevgili kullarının elbiseleri veya kullandığı şeylerden bereketlenmek gibi adetleri vardır. Hadiste bunun açıkça ispatı vardır. Hadisten de anlaşıldığı üzere Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Cabir'in (radıyallahu anh) üzerine abdest suyunu serptiler ve bunun bereketiyle o da ayıldı.


Hadislerle Tasavvuf,Syf:62, SEY-TAC Yayınları 2000, Müellif Şeyh Eşref Ali Tanevi, Yayına Haz.; Dr.H.Zaferullah DAUDî ve Ahmet SALİHOĞLU
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: 1 2 [3]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Hadislerle Tasavvuf - Şeyh Eşref Ali Tanevi (ks.) « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: