Hacc'da Halvet Der Encümen
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Şubat 2012, 11:02:01
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  İbadet, Dua & Zikr  |  Yazılar  |  Hacc'da Halvet Der Encümen 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Hacc'da Halvet Der Encümen  (Okunma Sayısı 433 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« : 21 Kasım 2009, 09:41:49 »

HACC’DA “HALVET DER ENCÜMEN”

Benim Hacc’a gitme hevesim bundan 18 yıl önce başladı. Evliliğe adım attığım o günlerde müstakbel eşimden sadece bir dileğim vardı. O da Hacc’a gitmek. Bu sevda ile ev eşyası, koltuk, kanepe vs. haklarımdan (!) vazgeçmiş, sade bir düğüne rıza göstermiştim.  O zamanlarda evliliğe adım atan arkadaşlarım arasında, bugünkünün aksine en sade düğün ve en gösterişsiz ev yarışı vardı. Bunlardan vazgeçebilmek ise öyle pek de büyük bir marifet sayılmıyordu, adi vak’a idi. Ne yazık ki vakti saati gelmediği için bizim Hicaz seyahatimiz 18 yıl ertelendi. Bu bir sorun olmadı, zira her yıl gidecekmişiz gibi hayal kurmak, altın işlemeli nazlı güzele kavuşmak hevesiyle ağlamak bile doyumsuz bir zevkti.

Biliyorsunuz artık aklına esen Hacc’a gidemiyor. Kur’aya girmeniz ve talih kuşunun gelip sizi bulmasını beklemeniz gerekiyor. Daha çekilen ilk kurada gideceğimizi öğrenmek galiba en çok bize sürpriz oldu. Zira hiçbir maddi hazırlığımız yoktu. Hele bir yazılalım, çıkarsa nasibimiz bir yerlerden çıkar gelir diyorduk. Öyle de oldu. Yıllarca sıra bekleyen arkadaşlardan “nasıl oldu da size ilk girişte çıktı” sözünü hiç duymadıysam elli kez duymuşumdur. Arada göz kırpıp “sırrı nedir” diyenler bile oluyordu. İşte başta anlattığım macerayı bu sözleri işittiğim sırada çok sık tekrarlamıştım: “Siz de 20 yıl isteyin,  bekleyin, her Berat Kandilinde ‘acaba bu sefer olur mu’ diye heveslenip, kursağınıza taş bağlayın.. Kesin çıkar!”

Hacca niyyet eyleyince yandı kandîl-i Hudâ

Nûra gark oldu bu kalb-i pür-siyâhım el-vedâ’


Dediği gibi şairin, ayaklarınız yerden kesiliyor, akıl kuşu oralara uçup gidiyor, haliniz bir tuhaf, diliniz bir hoş oluyor. Gönüldeki günahların silinmesi Arafat’ı beklemek zorunda ama en azından yenileri için kendinizi hizaya çekiyorsunuz. Böylece uzuuun bir süre bekleyip sabır kuvvetinize sabır ekliyorsunuz.

Çok şükür! Sükunetle, suhuletle devam edecek olan yolculuğumuzun başından sonuna kadar garip bir sükûnete bürünmüştük. Sanki azalar kulak olmuş, “Lebbeyk”  hitabımıza gelecek en küçük bir cevabı işitebilmek için konuşmaya hatta nefes almaya çekinir olmuştuk. Dediler ki büyükler “evinizden çıktığınız andan itibaren bilin ki imtihandasınız. Şeytan sizin yolunuzda oturmaktadır. Sizi Hacc’dan alıkoyamadı ama onu ifsad etmek için fırsat kollayacaktır”. Şeytan tetikte biz tetikteyiz. “Mübarek” diyesim geldi! Yol boyunca hiç görünmedi! Tabi herkesin imtihanı başka başka, eşimle benim imtihanlarım ise havaalanında olmasa bile menzile varır varmaz başlayacaktı. Benim imtihanım neydi sormayın ama şüphesiz eşimin imtihanı ben oldum!

Bu susma işi bizim ortak kararımızdı. 15 gün gibi kısa bir süreliğine çıktığımız yolculukta birbirimizle bile nerdeyse ücret mukabili kelam edecektik. Dil zikirde, kalp fikirde olacaktı. Bir çeşit itikâf, belki halvet bile denebilir bizim niyetimize. Ne kadar muvaffak olduk Allah-u âlem. Bu sebeple hiç Hacc arkadaşı edinemedik ma’teessüf. O sebeple ballandıra ballandıra anlatacak maceralarımız olmadı, ayda bir buluşup Hacc günlerimizi konuşacak bir hacı teyzeler gurubumuz da olmayacak. Hacc’ı içimizde yaşadık, onu hissetmeye, özlemeye ve yanmaya kendi başımıza devam edeceğiz. Arada ne dediği belli bakışlarımız birleşip halleştiler o kadar. Bana kalırsa Hacc ve orada yaşananlar paylaştıkça artan cinsten değil, ne kadar saklanırsa kıymeti ve tesiri o kadar artıyor sanki.

Daha havaalanında başlayan büyük kalabalığın içinde nezaketsizlik etmeden, kimseyi kırmadan, yüzünüzden tebessümü eksik etmeden susmak, zikirle, fikirle, Kur’an’la meşgul olmak zor iş. Sanki bütün bir Hacc yolculuğumuz boyunca “insanlar arasında Hakk’la beraber olmak”  (Halvet der Encümen) prensibini talim ettik. Tabi bu zorlu işi Hacc boyunca yapmanın bir kolaylığı da var, orada kimse kimseye engel değil, bilakis yardımcı ve kolaylaştırıcı. Herkesin Rabbi ile birlikte olmak çabasını görünce işinizde azminiz ve gücünüz artıyor. Sohbeti bırakıp zikre yöneliyorsunuz.

Konuşkan Türk hacılarının yanında işiniz iki kat zorlaşıyor. En iyisi ya susup Türk olduğunuzu anlamasınlar diye dua etmek, yahut olabilecek en ücra köşeye kaçmak. Bu düşüncemi tasvip etmeyenler olabilir. Hatta geçenlerde bir baş yazarın Hacc’ı anlatan yazısında orada ahbaplığın bile başka bir tadı olduğunu okumuş, şaşırmıştım. Hele hele orada yabancılık çekip, kendi toprağından birilerini arama sevdasına iyiden iyiye bozuldum doğrusu. Bu ahbaplık alışkanlığı bizim hacılarımızla İranlı hacılarda var çoğunluk. Grup halinde geziyor, birbirleri ile sohbet ediyor, diğerleri ile ünsiyete soğuk bakıyorlar. Mü’min kardeşleri yabancı görmek inanılacak şey değil ama oluyor işte.

İlginçtir orada insana yakını bile yabancı, namahrem gibi geliyor. İstiyor ki hallerine kimse muttali olmasın. Eşimle biz, mescid çıkışları hariç birbirimizi görmedik bile. Birbirimizin tavafına da girmedik. İkimiz de Rabbimizle, kardeşlerimizle doyasıya beraber olduk. Birbirimizle olan ünsiyetimizin diğerlerine engel olmasını istemedik. Ne karışanımız oldu ne görüşenimiz.

Bu yüzden bana sorarsanız, insan orada tanıdığından uzaklaşıp tanımadığına yönelmeli. Tanımadığımız sadece diğer ülkelerden gelen kardeşler değil, Rabbimizin bizzat kendisi! Allah Teala ile hem hal olmaya, sohbet etmeye, ahbâb (Habib kökünden geliyor) olmaya gittiğiniz yerde ne lâzım başkasının lâf-ı güzâfı! Mutlaka biri ile sohbet lazımsa diğer Müslüman kardeş ile lazım. Dünyanın en fakir Müslümanlarının yaşadığı ülkeden kalkıp gelen Filipinli ile, Ganalı ile, Nijeryalı ile, Çeçen ile (çok şükür çok fazla idiler), Uygurlu ile, Bangaledeşli ile, Hindistanlı ile, Pakistanlı ile, Sudanlı ile, İranlı ile. Say sayabildiğin kadar. İşte bu sohbetler Rahmani olur. Diğerleri hali ifşadan ve ifsaddan öte geçmez.

Dedim ya Hacc ve halleri kişiye özgüdür diye. Siz bana aldırmayın, Haccınızı bildiğiniz gibi  yaşayın, içinize doğduğu gibi, Rabbinizin ilham ettiği gibi.

Biz O’nsuz çok kalmışız ki sohbet arkadaşlığını bile kıskanır olmuşuz. Dilerim sohbetdaşınız Rabbiniz olsun, kelamınız yalnız O’na yönelsin.

Serpil ÖZCAN
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2009, 10:06:02 »

Eyvallah, teşekkürler...
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  İbadet, Dua & Zikr  |  Yazılar  |  Hacc'da Halvet Der Encümen « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: