Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
  
Offline
Mesaj Sayısı: 1127
|
 |
« : 22 Ekim 2009, 12:21:14 » |
|
Allah'ın (c.c) selamı üzerinize olsun. Bu gün sizlerle, dinde peygamberi (s.a.v) bir ara kablosu gibi basit bir pozisyonda görme hatasına düşmemek için, peygamberin hükümleri dinin kaynağı değildir diyenler gibi olmamamız için, bize yalnızca Kur'an yeterlidir sünnete ihtiyaç yoktur demememiz için, hiç bir yorum yapmaksızın, yalnızca bir tane ayetin meali ve ulaşabildiğim kişilerin tefsirlerinden, konuya ışık tutacak yorumlarını buraya aktarıyorum. Sizlerde değerli yorumlarınızla bu yazıyı zenginleştirirseniz memnun olurum.
Allah'a (c.c) emanet olunuz.
Nisa 61 Onlara: Allah'ın indirdiğine (Kitab'a) ve Resûl'e gelin (onlara başvuralım), denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.
Fahreddin Razi: Çünkü "Onlar aralarında çıkan meselelerde seni hakem yapmadıkça, iman etmiş olmazlar" ifâdesi ancak, ihtilaf ettikleri her hususta Hz. Peygamberin hükmünden medet ummaları halinde imanın onlar için tahakkuk edeceği hususunda açık bir sözdür… Cenâb-ı Hak, bu âyette, Peygamberin hükmüne kalben ve samimî olarak razı olunması gerektiğini beyan buyurmuştur. Bil ki kalbin bir şeye temayülü veya ondan nefret etmesi, insanın elinde olmayan bir şeydir. Binaenaleyh âyetten bu mana kastedilmemiştir. Aksine bundan maksed, insanın kalbinde, Peygamberin verdiği hükmün hak ve doğru olduğu hususunda kesin ve yakînî bir inancın bulunmasıdır… Âyet, peygamberlerin, gerek fetva, gerek hükümlerinde hatâdan ma'sûm olduklarına delâlet etmektedir. Çünkü Allah Teâlâ, onların hükümlerine boyun eğmeyi vacib kılmış ve bunu pekiştirerek, onlara hem zahiren, hem de bâtınen inkiyad edilmesi gerektiğini bildirmiştir. İşte bu durum, onlardan herhangidir hatanın sudur etmeyeceğini gösterir.
Elmalı: Bunlar, Peygamberin ne demek olduğunu anlamıyorlar. Halbuki biz herhangi bir Peygamberi gönderdik ise, ancak Allah'ın izni ile itaat olunmak için göndermişizdir. Bundan dolayı Peygambere itaat, Allah'ın emrine itaat, ona isyan ise Allah'a isyandır. Hayır. Ey Muhammed! Rabbine yemin olsun ki, mümin olduklarını iddia edenler, mümin olamazlar, aralarında çatallanmış, çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sana müracaat edinceye kadar.
Taberi: Onlara: "Allah'ın kitabında indirdiği hükme ve Peygamberinin hükmüne gelin." denildiği zaman onların senden şiddetle yüz çevirdiklerini, başkalarının da sana gelmelerine engel olduklarını görürsün.
Semerkandi: Bu âyet-i celile münafıkların durumunu bildirmektedir. Münafıklara, gelin Allah'ın kitabında indirdiği hükümlere ve Resûlüllah'ın emirlerine itaat edin denildiği zaman senden büsbütün uzaklaşırlar. Yani onlar bunu kabul etmezler ve Hz. Muhammed'den uzaklaşırlardı. Çünkü onlar kalben iman etmemişlerdir, kalben iman etmeyenler hakkı kabul edemezler.
Tefsirul Münir: Bu ayetler, nüzul sebebinde de zikredildiği gibi Allah Teâlâ'nın Rasul-i Ekrem (s.a.) Hazretlerine ve geçmişteki peygamberlere indirdiği kitaplara iman ettiklerini iddia eden, ama ortaya çıkan dava ve anlaşmazlıkların halledilmesi hususunda Allah'ın kitabı ile Rasulünün sünneti dışındaki kaynak ve makamlara baş vuran kişilere karşı Cenab-ı Hak tarafından bir red ve inkârdır. Ayetler, iniş sebebindekinden daha geniş manalar taşımaktadır. Allah'ın kitabı ile Sünnet-i seniyye'den ayrılan…
Beşairul Kur’an: hayatlarını Allah ve Resûlünün belirlediği prensiplere göre ayarlamak yerine, kitap sünnete başvurmak yerine kendi hevâ ve heveslerine göre, ya da tâğutların direktif lerine göre ayarlayıp düzenleyenlere denilse ki: Gelin Allah’ın indirdiğine! Gelin peygambere! Gelin Allah’ın kitabına, gelin peygamberin sünnetine! Denilse, bir problem mi var?... Münâfıkları görürsün ki diyor Allah, onlar senden bir yan çizerler ki, bir yamukluk yaparlar ki. Senden bir kaçıp uzaklaşırlar ki. Peki suçun ne senin? Sen sadece onlara Kur’an okuyalım dedin. Sen sadece onları Allah’ın kitabına ve Resûlünün sünnetine çağırdın. Kitapsız ve sünnetsiz din olmaz dedin.
Büyük Kur’an Tefsiri: Bu âyet, işaret eder ki, Rasûlüllah'ın hükmüne razı olmayan din dışıdır. Irtidat hükmüne tâbidir. Zira her Peygamber itaat olunsun diye gönderilmiştir. O halde itaat etmiyen, Resûlüllah'ın Peygamberliğini kabul etmez demektir. İnsanların îmandan sonra Rasûlüllah'a itaat etmemeleri irtidattır.
Tefhimul Kur’an: Bu, münafıkların sadece kendi lehlerine sonuçlanacağını umdukları sorunları Hz. Peygamber'e (s.a) getirdikleri ve kendi aleyhlerine sonuçlanacağından korktukları meselelerde ise, O'na başvurmadıkları anlamına gelir. Aynı şey bugünkü münafıklar için de geçerlidir. Ancak İslâm hükümlerinin kendi lehlerine hüküm vereceği durumlarda ona tâbi olurlar, aksi takdirde kendi çıkarlarına uygun düşen herhangi bir âdet, gelenek veya merciye müracaat etmekten çekinmezler.
Mufassal Tefsir: İşte yüce Allah, Allah'a ve Peygambere inandıkları halde Allah'ın ve Peygamberin sisteminin hakemliğine razı olmayan, tersine bu sistemi benimsemeye çağrılınca ondan köşe-bucak kaçan sözleri, özlerine uymaz kimseleri sözünü ettiğimiz yalın fıtrat mantığına göre yargılıyor, hesaba çekiyor!
Ömer Nasuhi Bilmen: Kur'an'ı Kerim'e (ve) Allah tarafından gönderilmiş ve kendisine itaat edilmesi kesin bir dinî vazife bulunmuş olan (Peygamber'e) peygamberlerin en mükemmeli olan Hz. Muhammed'e (geliniz) bütün davalarınızı onlara arzediniz, o sayede cehaletten kurtularak İlim şerefine nail olunuz (denildiği vakitte o münafıkları görürsün ki) bu yüce hayre ihtarı kabul etmiyorlar…
Şifa Tefsiri: Allah (c.c.) günümüz münafıklarının röntgenini bize sunuyor. Bugün müslümanlar bu münafıklara "geliniz Allah ve Rasulünün emir ve yasaklarna uyunuz.Batının peşinden yetmiş sene gittîniz bir arpa boyu ilerleyemediniz” denildiğinde sineğin gülden kaçtığı gibi müslümanlardan uzak durmaya çalışıyorlar
Seyyit Kutub: Fesübhanellah! Şu münafıklık kendini ele vermeden edemiyor. Fıtratın yalın mantığı ile çelişkiye düşmeden edemiyor. Yoksa münafıklık olmazdı zaten. Neden derseniz, fıtratın yalın iman mantığı insanın, inandığı kaynağın ve inandığı kimsenin hakemliğini benimsemesini gerektirir. Allah'a ve Allah'ın indirdiği mesaja, Peygamber'e ve O'na indirilen kitaba inandığını ileri süren bir kimse Allah'ın emri, yasası ve sistemi uyarınca yargılanmaya çağrılınca fıtratın yalın mantığına göre bu çağrıyı tam bir gönül coşkunluğu ile kabul etmesi gerekir. Böyle bir adamın bu çağrıya sırt çevirmesi, onu geri çevirmesi, fıtratın yalın mantığına ters düşer. Ayrıca bu çelişkili durum ortada bir münafıklığın varolduğunu açığa vurur, adamın mümin olduğunu ileri süren iddiasının yalan olduğunu kanıtlar.
|