Derviş Nasıl Olmalı?
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 12:10:00
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Derviş Nasıl Olmalı? 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 3 [4]
Gönderen Konu: Derviş Nasıl Olmalı?  (Okunma Sayısı 6952 defa)
tebrizi
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 376


Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)


« Yanıtla #45 : 20 Mart 2010, 00:23:49 »

"Dervişlikle, âşıklık bir arada olursa sultanlıktır.
Aşkın kederi, keder değil,
çok değerli bir hazinedir.
Fakat bu hazine gizlidir.
Ben gönül evini kendi elimle yıktım, harab ettim.
Çünkü
definenin harap yerde saklı olduğunun bildim."


Hz.Mevlana
Logged

"Kul oldum,kul oldum,kul oldum!Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.Kullar azad olunca şad olur;ben Sana kul olduğumdan dolayı şad oldum"
(Mevlana)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #46 : 24 Mart 2010, 10:27:18 »


Sırrı Bey ile Abdülaziz Bekkine kaddesallahu sırrahulaziz arasında geçen bir hadise;

Sırrı Bey anlatır;


Bir pazar günü ikindi üzeri şöyle bir şey içime doğdu:

"--Hocam, senin duydukların bir duyabilsem, senin gibi bir hâlim olsa." dedim.

Maksadım şeyhlik filan değildi. "Bu hal nice bir haldir, bir an o hali yaşasam ondan sonra bana birkaç günlük bir ömür yeter." diyordum ve kalktım gittim. Yanına vardğımda Hocaefendi bir hadis kitabı okuyordu. Elini öptüm, oturdum.

Bana:

"--Sana bir vakıa anlatayım." dedi.

Ben de:

"--Buyurun Efendim..." dedim:

"--Oğlum, Buhâra'da bir tekkeye bir yabancı gelmiş. Biraz sohbetten sora yemek zamanı gelmiş. Şeyh efendi misafire, o zamanki Buhâra'nın meşhur yemeği olan ballı paça'dan ikram etmek istemiş. Halbuki tekkede yemek var, misafirini ağırlayabilir, fakat ballı paça yokmuş.

Bu düşünce, şeyh efendinin gönlünden geçedursun, müridlerinden kalb gözü açık, hilâfet makamına ermiş birisi, beş-on dakika sonra ballı paçayı getirip, misafir ile şeyh efendinin önlerine koşmuş. Şeyh efendi bu halden pek memnun olarak misafire buyur etmiş. İçinden de "Bu müride ne isterse verelim!" demiş.

Misafir gittikten sonra şeyh efendi o müride:

"--Gel oğlum, bizden ne istersin?" demiş.

O da:

"--İman selâmeti ve duanız bereketini isterim." demiş.

Şeyh efendi:

"--Oğlum, gönlünden geçeni söyle bana!.." deyince o mürid:

"--Efendim, benim istediğim şeyi bilirsiniz." demiş. Şeyh efendi yine:

"--Dışarı çıkar gönlündekini." demiş.

"--Mürid bu sefer Benim istediğimi verir misiniz?"

Şeyh efendi:

"--Söz, vereceğim." deyince, o da:

"--Beni kendin gibi yap!" demiş.

Şeyh o müride:

"--Oğlum tahammülü zor bir şey istedin ama, söz bir defa bizden çıktı, geri almayız." demiş.

Müridi yanına almış. Kırk gün saim-oruçlu bir vaziyette beraber halvette kalmışlar. Sair müridân ikisine de hizmet etmişler.

Kırk gün sonra halvetten iki şeyh efendi çıkmış, ikiz kardeş gibi. Müridân, şaşırmışlar ve ayırmaya imkân yok. Nihayet aradan bir kırk gün geçmiş ve birisi vefat etmiş. Geride kalan:

"--Ey müridlerim bu dünyasını değiştiren, arkadaşınız falan efendi idi. Benden benim gibi olmayı istedi, verdik. Fakat ancak kırk gün dayanabildi. Ömrü de tamam olmuştu. Haydi techiz ve tekfinine mübâşeret eyleyiniz!" demiş.


Aziz Efendi bunu anlattıktan sonra, bana:

"--Sakın, isteme oğlum, tahammül edemezsin!" dedi.



Prof. Osman Çataklı, Hacı Hasib Efendi ve Hacı Aziz Efendi, syf 125
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #47 : 26 Mart 2010, 12:30:51 »

Abdülaziz Bekkine kaddesallahu sırrahulaziz mürşid-i kâmilin dervişe tasarrufunu tarif ederken dervişleri ata benzetmişti:

"-Atların bir kısmını dizginleyip dizginleri elimizde tutarız. Onlar dizginleri bizim elimizde olarak hareket ederler. Bir kısmının dizginlerini çıkarırız. Onlar dizginsiz hareket ederler, onlar eğitildiği için kendilerini kaş göz işaretiyle idare ederiz." buyurmuşlardır.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #48 : 31 Mart 2010, 12:07:33 »

Dervişlik, elenmiş ve üzerine su dökülmüş toprağa benzer, böyle toprak ne basanın ayağını incitir ne de üzerine toz kondurur. Derviş de böyle kimseyi incitmez. (M. Alauddin Âbizî K.S.)
Logged

ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #49 : 31 Mart 2010, 20:47:06 »


Dervişlik, kulluk sarayının kapısında kıyamda, mevla ile olan ahd-ü peymanında kaim durmaktır.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #50 : 09 Nisan 2010, 21:20:55 »

Ahmed-i Bedevî hazretleri talebesine şöyle vasiyette bulundu:


Ey Abdül'âl! Dünyâ sevgisinden sakın. Zîrâ sirke saf balı bozduğu gibi dünyâ sevgisi de sâlih ve iyi amellerini bozar. Yetimlere, şefkat, çıplaklara elbise giydirmekle merhamet, açları doyurmakla himâye, garipleri zayıfları ikrâm ile korumak âdetin olsun. Bu işlerin Allah katında kaybolmaz.

Ey Abdül'âl! Zikre, Allah'ı anıp, hatırlamaya devâm et. Bir an bile Allah'tan gâfil olma, O'nu unutma. Gece kıldığın bir rekat namaz, gündüz kıldığın bin rekatdan daha üstündür. Allah'ı zikretmek kalp ile olur, sâdece dil ile olmaz. Allah'ı hâzır bir kalp ile an! Allah'tan gâfil olmaktan sakın! Çünkü, bu gaflet kalbi katılaştırır. Sabır, Allah'ın hükmüne rızâ göstermektir. O'nun hükmüne rızâ göstermek ve emrine teslim olmak demek, nîmete kavuştuğunda sevinip ferahlık duyduğu gibi, musîbet ve sıkıntı geldiğinde de aynı sevinç ve ferahlığı duyabilmek demektir. Nitekim Allah, Bakara sûresinin 155. âyet-i kerîmesinde meâlen, Peygamber efendimize hitâben; "(Ey habîbim! Musîbet ve ezâya) sabredenlere (lütûf ve ihsânlarımı) müjdele!" buyuruyor. Zühd sâhibi olmak, dünyâya düşkün olmamak demek; dünyevî arzu ve istekleri terk etmek sûretiyle, nefse muhâlefet etmek demektir. Harama düşmek korkusundan dolayı, yetmiş tâne helâli terk etmektir. Tefekkür etmenin hakîkati, Allah'ın yarattıkları hakkında düşünmek, fakat Allah'ın zâtı hakkında düşünmemektir.

Ey Abdül'âl! Allah'ın kullarından birine bir musîbet gelse, bunun için sakın sevinme! Gıybet ve dedi-kodu yapma! İnsanlar arasında söz taşıma! Sana eziyet vereni, zulmedeni affet! Kötülük yapana iyilik et! Sana vermeyene ver.

Ey Abdül'âl! Dervişliğin, talebeliğin şartları; kötü iş ve sözlerden sakınmak, harama bakmamak, iffetli olmak, her zaman Allah korkusuna sâhib olmak, Allah'ın emirlerine uygun yaşamak, Allah'ı hiç unutmamak, âhirette başa gelecekleri düşünerek hep uyanık ve dikkatli olmaktır.

Ey Abdül'âl! Yolumuz, Kur'ân-ı kerîme ve Peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesine, bildirdiklerine uymak, doğruluk, verdiği sözü yerine getirmek üzerine kuruludur. Âlimler yanında dilini, insanların ileri gelenleri yanında gözünü, hocanın huzûrunda kalbini muhâfaza et. Edep ve vakâr üzere ol.

Ey Abdül'âl! İlmi olmayan kimsenin dünyâda da âhirette de hiçbir kıymeti yoktur. Hilmi, yumuşaklığı olmayan kimseye, ilmi fayda vermez. Allah'ın kullarına şefkat etmeyen kimseye, Allah katında şefâat yoktur. Sabırlı olmayan kimseye, işlerinde selâmet yoktur. Takvâsı, Allah'tan korkması, haramlardan sakınması olmayan kimsenin, Allah indinde hiçbir kıymeti yoktur. Bu altı hasletten nasîbi olmayan kimsenin, Cennet'te yeri yoktur.


alıntı
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #51 : 11 Nisan 2010, 10:50:41 »

Mükemmel sufi her halde Hazreti Peygamber (aleyhi ekmeluttehaya)'a tabi olan ve kulluk derecesini en yüksek derecede olarak benimseyen kimsedir. Kul ancak Allah'tan gayri herşeyin kulluğundan kurtulduğu ve hürriyet makamına ulaştığı vakit, mükemmel bir kul olabilir.  Tasavvuf edeptir. Bu da Peygamber'in sünnetine tabi olmakla kazanılır. Derviş olmak için cemiyet hayatından uzaklaşmak gerekmez. Müridler, dünyevi meşguliyetlerini terk etmeksizin helâl ve harama dikkat ederek gafletten uzak kalmak suretiyle Hakk yolunda ilerleyebilir. Bütün iş, kalbi temizlemek ve temiz tutmaktır. Kerametlere rağbet etme. Çünkü veliler bundan kaçınmışlardır. Müridler için ne bir noksanlıktır, ne de Allah'ın kapısından ayrılma. Kalbini Rasulullah'a (aleyhi ekmeluttehaya)yönelt, şeyhin ve mürşidin vasıtalarıyla O'nun (aleyhi ekmeluttehaya)yüce kapsından yardım iste. Karşılıksız, garazsız şeyhine hizmet et. Ona karşı son derece terbiyeli ve edepli ol. Gıyabında dahi onun şerefini koru. Kendini onun hizmetine ver, evinde hizmeti arttır. Huzurunda az konuş. Ona tanzim ve vakarla bak. Ona sakın küçümseyici bakışlarla bakmayasın. Kardeşlerine öğüt ver, kalplerini kazanmaya çalış. İnsanların arasını bul. İnsanları Allah'a yöneltmeye bak. Sadakat ve ihlasla dervişlerin yolundan gitmelerini sağla. Kalbini Zikir ile, kalıbını da fikirle tamir edip güzelleştir. Gayen su üstünde yürümek, havada uçmak olmasın. Bunları balıklar ve kuşlar da yapıyor. Himmet kanatlarıyla sonsuzluklara uçabiliyor musun ? Sen ona bak.


Ahmed er-Rufai kaddesallahu sırrahulaziz

http://www.muhammedzekielbedevi.com/seyyidahmedrifai.htm
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #52 : 15 Nisan 2010, 18:16:02 »

Üstad Ebu Ali Dekkak'ın  ks şunu söylediğini işitmiştim:

"Müridlerden biri tevbe etmiş sonra işleri gevşeterek müridliğe ara vermiş, sohbetleri terketmiş, yoldan çıkmıştı. Birgün acaba tevbe hâline dönsem bunun hükmü nedir diye düşünürken hatiften bir ses ona: Ey falan, bize itaat ettin, biz de sana teşekkür ettik. Sonra bizi terkettin, biz de sana mühlet verdik, eğer (mehil müddeti içinde) bize dönersen seni kabul ederiz, dedi. Bunun üzerine genç müridlik hâline döndü ve bunda başarılı da oldu."


Kuşeyri Risalasi, syf189
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #53 : 29 Haziran 2010, 14:24:20 »

Hakiki derviş, çorba için tekke beklemez. Onun için ekmeğe kul olanlara aşk şarabı verilmez. Cennete, can feda edilmedikçe girilmez. Sakın zannetme ki bu fedâda ziyan vardır, bilakis faniyi verip baki ile kalmaktır.
Logged

halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #54 : 30 Ağustos 2010, 21:02:57 »

Derviş suya düşen akrebi kurtarmak ister, elini uzatınca akrep sokar;
derviş tekrar dener, akrep yine sokar..
Bunu görenler dayanamaz dervişe:
"İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene daha ne diye yardım edersin." der.
Dervişin cevabı mânidardır:


Akrebin fıtratında sokmak var, benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek; o fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratımı değiştireyim?
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: 1 2 3 [4]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Derviş Nasıl Olmalı? « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: