Derviş Nasıl Olmalı?
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:45:12
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Derviş Nasıl Olmalı? 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] 4
Gönderen Konu: Derviş Nasıl Olmalı?  (Okunma Sayısı 6495 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #30 : 05 Kasım 2009, 14:40:54 »

Yunus Emre de diyor ki:

Ben dervişim diyene iş bu yolda ar olmaz

Derviş olan kişinin gönlü asla dar olmaz.



Derviş gönülsüz gerek, sövene dilsiz gerek,

Dövene elsiz gerek, halka beraber olmaz.



Derviş bağrı baş gerek, gözü dolu yaş gerek,

Koyundan yavaş gerek, derviş isyankâr olmaz.



Yunus ere geldinse Er elini aldınsa,

Ona gönül verdinse, artık o inkâr olmaz.

* * *

Hor görme onu bunu ki hiç kimse boş değil

Kabahat araştırmak erenlere hoş değil.



Derviş bilir dervişi Hak yoluna durmuşu

Dervişler hüma kuşu çaylak ve baykuş değil.



Dervişlik asli candan geçer iki cihandan

Haber verir sultandan bellidir yad kuş değil.



Ey Yunus Hakkı bilen söylemez asla yalan

İkilik ile gelen doğruyu bulmuş değil.

Alıntı
http://www.hayatname.com/forum/tasavvuf_yolu/tasavvuf_talebesi-t9386.0.html;msg61218;topicseen#new
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #31 : 13 Kasım 2009, 10:24:32 »



Dervişlik dedikleri, Hırka ile tac değil


Yunus Emre bir kaç kez Mevlana ile buluşmuş ve birbirlerine derin bir sevgi ve saygı duymuşlardır.Mevlena’nın vefatını haber alan Yunus Emre buna çok üzülmüş , ağlamış, onun türbesinin yapımında ırgat olarak çalışmaya başlamış.Taş, tuğla taşıyormuş. Bir seher vakti başmimar inşaatı kontrole geldiğinde bir işçinin tuğlayı “ Allah ,Hak ! ..” diyerek fırlattığını, tuğlanın havada bir kaç kere döndükten sonra kubbede yerini aldığını görmüş.”Kimdir bu ?” diye yaklaşınca Yunus’u tanımış.

Yunus, kerameti ortaya çıktığı için Konya’dan ayrılmış.Kendine bir şeyh aramak için yollara düşmüş. Yol üzerinde rastladığı bir tekkeye kapılanmak istemiş. Perişan kıyafeti yüzünden tekkenin müritleri Yunus’la alay etmişler. Bu tavırlara alınan , gönlü incinen Yunus şu şiiri söylemiş.

Dervişlik dedikleri

Hırka ile tac değil

Gönlün derviş eyleyen

Hırkaya muhtac değil

Hırkanın ne suçu var

Sen yoluna varmazsan

Vargıl yolunca yürü

Er yolu kalmaç değil

Girsin şeyhin yoluna

Yalın ayak baş açık

Er var dirlik dirilmiş

Yalınayak aç değil

Durmuş marifet söyler

Erene Yunus Emre

Yoldaş eriyle yoldadır

Yolsuza yoldaş değil

diyerek dış görünüşe önem veren müridlerin yanından ve o tekkeden ayrılır

Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #32 : 14 Kasım 2009, 15:31:22 »

bni Ömer radiyallahu anhümâdan rivâyetle Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem efendimiz:
“Müminin hâli hurmaya benzer ondan ne alırsan sana fayda ve­rir”[4] buyurur.

Mürid hurma ağacı gibidir. Onu taşlayanın üzerine taş değil, hurma düşürür. Toprak gibi mütevâzidir. Edepli, hayâlı ve hüsnü’l- hulk sahibidir, ondan güzellikler zuhur eder. İçindeki imanın nûru nâsiyesinden okunur. Herkes ondan istifâde eder. Bütün azim ve himmeti Rasûlullah efendimize tâbi olup Allah'a kul olmaktır. Bütün gayreti ve arzusu Rabbimizin rızâsını kazanmaktır. Sâdık mürid daima Rabbinin emrine mûti, mahlûkatına da merhametlidir.

Nebiyy-i muhterem sallallâhu aleyhi vesellem buyurdu ki: “Müs­lüman elinden ve dilinden, müslümanların selâmette kaldığı kimse­dir. Muhâcir de Allâh'ın nehyettiğini terkedendir.”

[4] Hadis, El mu’cemul kebîr - Taberânî
[5] Hadis Buhârî
Logged

Karslı
Ziyaretçi
« Yanıtla #33 : 17 Kasım 2009, 08:29:45 »


Gönül ayinesi sofi
Eğer kalır isen safi
Açılır sana bir kapı
Ayan olur cemalullah
 
Şems-i Tebrizi
Logged
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #34 : 17 Kasım 2009, 10:11:38 »


Alıntı
Gönül ayinesi sofi
Eğer kalır isen safi
Açılır sana bir kapı
Ayan olur cemalullah
 
Şems-i Tebrizi

bu dörtlüğü bende sohbetlerde duyuyordum.çok severim.hatta ilahisi var heralde ama bir türlü dinleyemedim.dinleyebilecem bir yer varmı acaba?Şems-i Tebrizi' ye ait olduğunuda bilmiyordum..teşekkürler...
Logged

Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #35 : 17 Kasım 2009, 11:10:15 »

Ben bizim Şemsin olduğunu biliyordum ama, ilahisinin olduğunu yeni duyuyorum.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #36 : 17 Kasım 2009, 15:35:26 »

evet...Gönül ayinesi sufi... bu ilahiyi  bugün buldum ve dinledim.sonunda...
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #37 : 17 Kasım 2009, 19:29:44 »

Derviş olmak kolay bilirdim.

Halbuki zorun zoruymuş...

Dervişliği zikretmek zannederdim.

Meğer zikr ile kalbi yumuşatmakmış. Kalbi yumuşatıp bir rabbani bir mahal haline getirmekmiş.

Dervişliği tesbih çekmek zannederim.

Dervişlik toprak gibi olmakmış. Zikrullahdan doğan ilahi esintileri burcu burcu kainata saçmakmış.

Dervişliği sakal bırakmak zannederdim.

Dervişlik Sünnet-i Seniyye'ye uymakmış. Yoldaki çöpü dahi kaldırmakmış.

Dervişliği cübbe giymek zannederdim.

Meğer cübbe gibi tüm canlıların ayıp ve kusurlarını örtmekmiş.

Dervişliği yan gelip yatmak zannederdim.

Meğer dervişlik az uyumakmış.

Dervişliği cahillik zannederdim.

Meğer dervişlik esnafsan günde üç saat hocaysan günde yirmi dört saat kitap okumakmış.

Dervişliği delilik zannederdim.

Meğer dervişlik akıllı olmakmış.

Dervişliği cezbe ile söylenen büyük laflar zannederdim.

Meğer dervişlik kıl kadar Ehl-i Sünnete ters olmamakmış.

Garib Neccarzade....
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #38 : 09 Ocak 2010, 15:55:02 »

DERVİŞİN GÖNLÜ ÇATAL OLMAMALI

Yaycı Mustafa Dede isminde birisi, Şeyh Ünsî Hasan Efendinin sohbetlerine gelir giderdi.Nerede bir şeyh görse gider onunla görüşür, ona hizmet eder, ona meyl ve sevgi beslerdi. Bir gün onu Ünsî Efendiye medhettiler. O ise, onun bu hâlini beğenmezdi. Yaycı Mustafa Efendi, birçok kimse peşinde koşmuş ama teslim olmamıştı.


Bir gün Ünsî Efendi sohbetinde;
"Dervişin gönlü çatal olmamalıdır. Zîrâ gönülde ikilik, şirktir. Dervişin hocasına sevgisi sağlam olmalı. Şöyle ki: Bütün âlem şeyh ve mürşid dolsa, Allahü teâlânın feyzi bana ancak hocamdan gelir demelidir. O kişi mahrum kalmaz. Lâkin onun şeyhim dediği İslâmiyete tam mânâsıyla uymalıdır. Yoksa nefs ve şeytana tâbi şeyh sûretindeki kimseler şeyh olamazlar." buyurdu.


Sohbetini dinleyenler bu sözlerin niçin, neden söylendiğini önce anlayamadılar.


Yine bir gün Ünsî hazretleri;
"Yaycı bu senin zannettiğin şey âdetullaha aykırıdır, olmaz. İmkânı dahi yoktur. Böyle bir mürşide kavuşamazsın. İstifâden hiç olmaz. Sonra pişmanlığın faydası yoktur. Bektâşî sûretinde, hevâ ve arzulara tâbi, dilinin dîne aykırı sözlerini fazîlet zannedersin. Peygamber efendimizin beğenmediği kimseler içinde olmaktan sakınmak lâzımdır." buyurdular.


Öteden beri Ünsî Hasan Efendinin söylediği sözlerin kimin için olduğu anlaşılmış oldu. Daha sonra durumu öğrenenler, Yaycı Mustafa'dan tövbe etmesini ve bir büyüğe tâbi olmasını söylediler. Yaycı bu söylenenlere sükût etti. Oradakiler; "Yaycıda maya yok!" dediler.

Bir zaman sonra Yaycı Mustafa birisiyle Ünsî Efendinin huzûruna geldi. Bir ara getirdiği kişi abdest almak istedi.Yaycı hemen kalkıp ona hizmette bulundu. Bunun üzerine onun kim olduğu kendisinden soruldukta, hal sâhibi biri olduğunu bildirdi.


O zaman Ünsî Efendi ona;
"Yaycı senin gönlünde bunun sevgisi var. Bize olan sevgi dışarı çıkmış. Senin arzun kimde ise onun hizmetine koş!" buyurdu.


Yaycı Mustafa üzgün bir şekilde oradan ayrıldı. Bir daha görünmedi. Ünsî Hasan Efendinin vefâtlarından dört sene geçtikten sonra Yaycı Mustafa'nın bozuk yollara düştüğü, yüzündeki nûrun gittiği, haşâ Kur'ân-ı kerîme nazîre yazmaya bile cür'et ettiği görüldü, sonu da helâk oldu.
alıntı
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #39 : 11 Ocak 2010, 20:56:24 »


Zanna Teslim Olmadan

Hicrî on üçüncü asrın müceddidi olarak bilinen ve sâdât-ı kirâmın büyüklerinden Mevlâna Halid Bağdadî k.s. anlatıyor:

Bir mürşit müritlerden birinden, gidip odasını açmasını ve düzenleyip hazırlamasını ister. Bir de kadınlar tarafında bulunan şu şekilde elbisesi olan bir hanımı çağırmasını emreder ve der ki:

– Ben odaya girdiğim zaman o hanımı da odaya al, kapıyı üzerimize kapat. Bir saat boyunca da içeriye kimseyi alma. Bir saat sonra kapıyı açabilirsin, der.


Mürit mürşidinin bütün dediklerini harfiyen yerine getirir. Nihayet kadın odadan çıkar. Mürşit, müridinin kalben bağlılığının devam ettiğini ve feyz talep eder halde huzurunda durduğunu görür ve der ki:

– Benim bu halimi gördükten sonra ne diye huzurumda duruyor, benden hâlâ feyz talep ediyorsun? Sence benim maneviyatımda bir şey kalmış mıdır?


Mürit:

– Evet. Önceki gibi sizden yine feyz alıyorum ve inanıyorum ki sizin yaptıklarınızda mutlaka bir hikmet var. Buna da her an şahit oluyorum. Çünkü sizden aynı tesir ve tasarrufu görüyorum, der.

Bu teslimiyet mürşidin hoşuna gider. Müridine o kadını bulup kim olduğunu sormasını emreder. O da hemen gider ve o hanıma kim olduğunu sorar. Hanım der ki:

– Ben mürşidinin kız kardeşiyim. Kardeşimi ziyaret etmek için gelmiştim ve onunla yalnız görüşmem gereken bir mesele vardı.


(Mevlâna Halid Bağdadî, Risâle-i Hâlidiyye)
Logged

halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #40 : 17 Şubat 2010, 18:11:04 »

Hafız habibullah der ki: “Hoca Muhammed Bâki (k.s)’nin yanına halvette iken izinsiz girdim. Maksadım bir rüyamı söylemekti. Hoca (k.s) buyurdu ki: (Ya Hafız benim indimde ne hal var ne makam var !) hemen çıktım fakat ahval ve zikirden bende bir şey kalmadı, belki kalbimden zikir de zail oldu” Mürid şeyhin kerem ve lûtfuna itimad etmemeli, hatta bir yabancı gibi korku ve edeb ile hizmet etmesi lazımdır. Fakat zamanımızda böyle müridlerin bulunması, kibrit-i ahmerden daha nadirdir.

ERENKÖYLÜ MUHAMMED HİKMET EFENDİ
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #41 : 19 Şubat 2010, 20:52:44 »

Dervişlik baştadır, tac da değildir.
Kızdırmak oddadır, sacda değildir.
Eğer mü’minin kalbini yıkarsan,
Hakka eylediğin secde değildir.
Hakkı arar isen, kalbinde ara,
Kudüste, Mekkede Hac da değildir.
Logged

halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #42 : 26 Şubat 2010, 15:54:02 »

Halvette  zikrederken, şiddetli bir baş ağrısı ile beraber, garip sesler duydum.

Bu ses ve sıkıntıları şeyhime anlattım . "Ölmeden evvel ve aklını oynatmadan önce hemen halvetten çık, zikri bırak." dedi.

Ben, "Yolda iken ölmem, herhangi bir (tasavvufi makamda ve) konakta iken ölmemden daha iyidir." dedim.

Bunun üzerine şeyh;

"Ben şu andaki iç durumundan haber veriyorum. Yok eğer bu yolda canını feda etmeye samimi olarak azmetmişsen, bu gibi şeylere neden aldırıyorsun." şeklinde karşılık verdi.


ŞEYH NECMÜDDİN KÜBRA ~kaddesallahu sırrahulaziz~
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #43 : 27 Şubat 2010, 23:13:27 »

Cüneyd-i Bağdadi (kaddesallahu sırrahulaziz) der ki;

"Sufi, toprak gibidir. Her kötü ve beğenilmeyen şey onun üzerine atılır. Fakat ondan çıkan tatlı ve güzel şeylerdir."

Avarifü'l Mearif, syf:70
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #44 : 28 Şubat 2010, 17:13:01 »


Sufi kalp bulanıklığından kurtulmuş, kafası ve kalbi tefekkürle dolmuş, insanlardan gereksiz ilgisini kesip Hakk'a yönelmiş, gözünde toprak ile altın eşit hale gelmiş kimsedir.


Sehl bin Abdullah Tüsteri (kaddesallahu sırrahulaziz)

Avarifü'l Mearif,69
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: 1 2 [3] 4
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Derviş Nasıl Olmalı? « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: