tebrizi
Aktif Üye
 
Offline
Mesaj Sayısı: 376
Onlar,boş söz (ve iş)lerden yüz çevirirler..(23/3)
|
 |
« : 07 Nisan 2010, 19:28:03 » |
|
Hacı Bektaş,Rum diyarına geldiği sırada orada "Seyyid Mahmut Hayrani,Celaleddin-i Rumi,Hacı İbrahim Sultan" gibi bir takım büyük mutasavvıflar arasında bir de "Emre" adlı kuvvetli velayet sahibi bir şeyh vardı.Hacı Beştaş'ın daveti üzerine Rum Erenleri onun nezdine geldikleri halde,bu şeyh her nedense davete gelmedi,Öbür Rum erenleri Onun gelmediğini Hacı Bektaş'a haber verdiler.O da,Sarı İsmail adındaki dervişini gönderdi.Emre'yi yanına çağırttı.Gelmemesindeki hikmeti sordu.Emre, "Perde arkasından çıkan bir elin kendisine nasip verdiğini,hazır bulunduğu o erenler bezminde Hacı Bektaş adlı hiç kimesne görmediğini" söyledi.Hacı Bektaş "O elin bir işareti olup olmadığını" sorunca, "Ayasında yeşil bir ben" gördüğünü anlattı.O vakit Hacı Bektaş elini uzattı.Ayasındaki yeşil beni hayretle gören Emre,kendisine evvelce el veren mürşit karşısında bulunduğunu anlayınca üç kere heyecanla "Taptuk Emre" dedi ve adı o zamandan sonra Taptuk Emre oldu.
O bölge köylerinden birinde,Yunus adında,rençberlikle geçinir,çok fakir bir adam vardı.Bir yıl kıtlık oldu.Yunus'un fakirliği büsbütün arttı.Nihayet birçok kehanet ve inayetlerini duyduğu Hacı Bektaş'a gelip yardım etmeyi düşündü.Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha gitti.Pirin ayağına yüz sürerken hediyesini verdi;bir miktar buğday istedi.Hacı Bektaş ona lütufla muamele ederek,bir kaç gün dergahta misafir etti.Yunus geri dönmek için acele ediyordu.Dervişler Pir'e Yunus'un acelesini anlattılar.O da: "Buğday mı ister,yoksa erenler himmeti mi?" diye haber gönderdi.O buğday istedi.Bunu duyan Hacı Bektaş tekrar haber gönderdi: "İsterse o alıcın her tanesince nefes edeyim!" dedi.Yunus buğdayda ısrar ediyordu.Hacı Bektaş üçüncü defa haber gönderdi: "İsterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim" dedi.Yunus yine buğdayda ısrar edince;emretti,buğdayı verdiler.Yunus dergahtan uzaklaştı.Yolda yaptığı kusurun büyüklüğünü anladı.Pişman oldu.Geri dönerek kusurunu itiraf etti.O vakit Hacı Bektaş,onun kilidi Taptuk Emre'ye verildiğini isterse ona gitmesini söyledi.Yunus bu cevabı alır almaz hemen Taptuk dergahına koşarak başına geleni anlattı.O da Yunus'u dergahın odunculuğuna tayin etti.Yunus 40 yıl bu hizmette bulunduğu halde,dergaha eğri ve yaş odun getirmedi.Uzun yıllardan sonra bir erenler meclisi kuruldu.Orada şeyhi ile beraber oduncu Yunus hazır olduğu gibi,Yunus-i Guyende adlı tanınmış bir ilahici de vardı.Mecliste Taptuk Emre'ye coşkunluk geldi. "Şevkimiz var,haydi sen de biraz terennüm et!" diye Yunus-i Guyende'ye seslendi.Ama bunu bir kaç defa söylediği halde Yunus-i Guyende'den hiç ses çıkmadı.Nihayet oduncu Yunus'a dönerek: "Haydi,dedi,artık zamanı geldi,kilidin açıldı.Hacı Bektaş sözü yerine geldi,durma söyle!!" Bunun üzerine Yunus'un kilidi açıldı ve arifane nefesler,ilahiler söylemeğe başladı. Hakikate varmak için geçirdiği çilekeşlik devrinde Yunus Emre'nin dergaha hiç eğri ve yaş odun getirmediğini farkeden Taptuk Emre bir gün Yunus'a: "Dağda hiç eğri odun kalmadı mı?" diye sordu.Yunus: "Dağda eğri odun çok,lakin senin kapına odunun bile eğrisi yakışmaz" diye cevap verdi. Rivayet ederler ki,her nedense,Yunus dergahtan bir müddet ayrılmış.Gün olup geri döndüğünde şeyhinin yanına gitmek istemiş,kendisi hakkında kanatini merak etmiş .Ana Bacı da demiş ki: "Yarın sabah namazında,şeyhinin yolu üzerine yat,şeyh senin kim olduğunu elbette bana soracak,ben de Ona Yunus diyeceğim,Eğer,bizim Yunus mu diyecek olursa anla ki,artık çilen dolmuştur." Ertesi sabah Yunus,bu nasihate uyarak yola uzanır.Şeyhi merak edipte "Bizim Yunus mu?" diye sorunca,Taptuğun ayaklarına kapanır ve o günden başlayarak şeyhin müsaadesiyle hayata yeniden doğarak ilahi şiirlerini söylemeğe başlar. Salihli kazası civarında Emre adlı,yetmiş evlik bir köyde.taştan bir türbenin içinde,Taptuk Emre ve çocukları ile torunları yatmaktadır.Türbenin eşiğinde de,bir başka mezar vardır.Bu,Yunus'un bir çok mezarlarından biridir.Yunus Emre kapı eşiğine kendisinin gömülmesini vasiyet etmiş...Şeyhini ziyaret edecekler,kendi mezarını çiğneyerek geçsinler diye.
|