Bilinmeyen Sünnetler
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 11:36:59
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Bilinmeyen Sünnetler 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2
Gönderen Konu: Bilinmeyen Sünnetler  (Okunma Sayısı 3272 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« : 07 Temmuz 2009, 17:32:59 »


SÜNNETİN ÖNEMİ


Bismillâhir-rahmânir-rahîm.

Elhamdü lillâhi hakka hamdihî, ves-salâtü ves-selâmü alâ hayri halkıhî seyyidinâ ve senedinâ ve mededinâ muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû biihsânin ecmaîn. Emmâ ba'd:
Aziz ve muhterem dinleyiciler!
Sünnet-i seniyye-i nebeviyyenin bugünkü hayatımızda, müslümanın hayatındaki yeri ve önemi üzerinde açıklamalara geçmeden önce, sünnet kelimesini hatırlayalım!

a. Sünnet Nedir?

Sünnet kelimesi genel olarak, senne fiilinden çıkıyor; Arapçada bir yol tutturmak, bir adeti devam ettirmek mânâsına geliyor. Onun için SAS Efendimiz buyurmuşlar ki:


(Ve men senne fil-islâmi sünneten haseneten feumile bihâ ba'dehû, kütibe lehû mislü ecri men amile bihâ, velâ yenkusu min ücûrihim şey'ün) "Kim müslümanlıkta güzel bir yol tutturur, güzel bir adet ortaya çıkartır ve bu güzel yol kendisinden sonra sürdürülürse, o yolda gidenlerin sevabından bir şey eksilmeksizin bir misli de o adeti ortaya çıkarana yazılır."
Aksi de var: (Ve men senne fil-islâmi sünneten seyyieten feumile bihâ ba'dehû, kütibe aleyhi misli vizri men amile bihâ, velâ yenkusu min evzârihim şey'ün) "Kim kötü bir çığır açar, kötü bir yol tutturur, o çığırdan da ondan sonra başkaları yürürse; o yürüyenlerin günahından bir şey eksilmeksizin bir misli de bu ilk açana yüklenir." diye de bildirilmiş.
Genel mânâsı bu...

Tabii, özel bir kaç mânâsı daha var. Başta gelen anlamı, Peygamber SAS Efendimiz'in bize dinimizde örnek olan sözleri, fiileri ve hattâ takrîri... Yâni karşısında bir şey yapıldığı zaman, eğer men etmemişse, müdahale edip durdurmamışsa, düzeltmemişse, yanlışlığını vurgulamamışsa; demek ki bir yanlışlık yok, yapılabilir. Sükûtu da hi bir mânâ ifade ediyor Peygamber SAS Efendimiz'in. O da bizim için bir kaynak, bir delil, hükmün çıkartılması için sebep oluyor.
Sözleri doğrudan doğruya anlaşılır bir kaynak; söz söylememiş olsa, bazı hareketleri yapmış olsa, o yapmış olduğu hareketler de bizim için örnek; "Efendimiz oturura su içti, Efendimiz haccı îfa ederken falanca yerde şöyle davrandı..." diye, davranışları dahi bi işin içine giriyor. Burada sünnetin önemi denildiği zaman kasdedilen bu... Peygamber Efendimizin bize örnek olan, bizim kendisinden istifade edeceğimiz ve kendisine uymamız gereken sözleri, hareketleri, sükûtu, takrîri...


Tabii, bir de fıkıhta sünnet kelimesi var. Ef'âl-i mükellefîn, kulların fiillerinin sevap ve günah bakımından değerlerini ifade eden terminoloji sırasında farz var, ondan sonra vâcib var, sünnet var, müstehab var... Onlardan birisi olarak şu sünnettir demek, Peygamber SAS'in yaptığı bir şeydir ama, farz gibi değildir; farzdan daha sonra, ikinci, üçüncü sırada gelen fiil mânâsına...

Tabii bunun dışında sosyal hayatımızda başka anlamları var. Türkiye'de sünnet olmak denilince, çocukların bir tatlı hatırası hatıra gelebiliyor. O da SAS Efendimiz'in o tıbbî operasyonu çocuklar üzerinde tavsiye etmesinden ve hadis-i şerifinde, "On şey fıtrattandır, bunları yapmak lâzımdır." diye işaret buyurmasından... Bu on şeyin içinde, işte koltuk altı kıllarının izale edilmesi, tırnakların kesilmesi vs. arasında bir de bir de sünnet edilmek... Ona Arapçada sünnet demiyorlar, hıtân diyorlar. Türkçede sünnet diye yerleştirilmiş. Çünkü büyüklerimiz bir takım fiileri sevdirmek istemişler, yapılışındaki niyetin ne olduğunu öne çıkarmak istemişler, o isimle isimlendirmişler.

b. Rasûlüllah'a İtaat İmanın Gereği

Dinimizde sünnetin ehemmiyeti çok büyüktür ve bu hiç şek ve şüphe kabul etmez, münakaşa götürmez bir açıklıkla ortadadır. Pek çok ayet-i kerime var; her bakımdan Rasûlüllah SAS Efendimiz'e ittibâ etmemizi, uymamızı bize kuvvetli bir şekilde emrediyor. Onlardan birkaç tanesini nümûne olmak üzere zikretmek isterim. Çok açık kısa bir ifade ile meselâ:

(Etîullàhe ve etîur-rasûl) "Allah'a itaat ediniz ve onun gönderdiği peygamberi olan, elçisi olan Rasûlüllah'a itaat ediniz!"
Sonra:

(Ve mâ kâne limü'minin velâ mü'minetin izâ kadallàhu ve rasûlühû emran en yekûne lehümül-hıyeratü min emrihim) "Allah ve Rasûlü bir mü'min erkeğe veya hanıma, şunu şöyle yap, bunu böyle yapman lâzım gelir diye bir hükmü hükmettiği zaman..." Tabii Allah'ın hükmü vahiy indirmek sûretiyledir, Peygamber SAS Efendimiz'in hükmü de o kişi hakkında, o olay üzerinde onun hakemliği iledir, ona karar vermesi iledir. "Bir mü'min erkek veya hanım için, böyle kendisi hakkında bir hüküm, Allah ve Rasûlüllah tarafından açıkça beyan edildiği zaman, artık kendisinin bir seçme hakkı, tercih hakkı veya yapıp yapmama durumu bahis konusu olamaz." Yâni ne olacak? O işi Rasûlüllah'ın emrettiği şekilde yapması lâzımdır. Yapmadığı takdirde günahkâr olur.
Bu sadece Peygamber SAS Efendimiz hakkında özel bir durum değildir. Buyruluyor ki:

(Vemâ erselnâ min rasûlin illâ liyutàa biiznillâh) "Biz hiç bir peygamberi başka bir maksatla göndermedik, ancak kendisine itaat edilsin diye gönderdik." Peygamberler boşuna gönderilmiş, sözüne, hükmüne, emrine itibar edilmeyen kimseler değildir. Peygamberler itaat edilsin diye gönderilmiş kişilerdir. Bütün peygamberler böyledir. Bütün peygamberler hangi ümmete gelmişse, hangi insanların peygamberiyse, onların ona itaat etmesi kanûn-i ilâhîdir. Allah'ın emri böyledir.

(Felâ ve rabbike lâ yü'minûne hattâ yühakkimûke fîmâ şecera beynehüm sümme lâ yecidû fî enfüsihim haracen mimmâ kadayte ve yüsellimû teslîmâ.) "Hayır, iş sizin sandığınız gibi değil, sizin zihninizde tasavvur ettiğiniz gibi, düşündüğünüz gibi değil; insanlar, o mü'minim diyen kimseler, iman ettik deyip Rasûlüllah'ın etrafında toplanan insanlar gerçekten iman etmiş olmazlar, (hattâ yühakkimûke fîmâ şecera beynehüm) ey Rasûlüm seni aralarındaki ihtilâflı konularda hakem kabul etmedikçe... Yâni, "Rasûlüllah'a gidelim, ne derse âmennâ ve saddaknâ, kabul edelim!" demedikçe, böyle bir teslimiyet içinde olmadıkça; (sümme lâ yecidû fî enfüsihim haracen mimmâ kadayte) senin verdiğin hükümde de, içlerinde bir eziklik, bir kabul etmeme duygusu, bir hoşnutsuzluk da olmamak şartıyla, böyle bir teslimiyetle teslim olmadıkça gerçek bir mü'min olmuş olmazlar." deniliyor bu ayet-i kerimede...

Demek ki Rasûlüllah ne derse, hem kabul edecekler, hem de içlerinde bir itiraz duygusu bile tahakkuk etmeyecek. "Tamam! Mâdem Rasûlüllah böyle emretmiş, öyle olsun!" diyecekler, lehlerine de olsa, aleyhlerine de olsa, öyle yapacaklar.
Bunun mükâfâtı nedir:

(Ve men yutıillâhe ver-rasûle feülâike meallezîne en'amellàhu aleyhim minen-nebiyyîne ves-sıddîkîne veş-şühedâi ves-sàlihîn, ve hasüne ülâike refîkà.) "Kim Allah'a itaat ederse ve Rasûlüllah'a itaat ederse; işte bu itaat eden kimseler, kendilerine Allah'ın lütfettiği, ikram ettiği, ihsân eylediği kimselerin yanında olacaklardır." Allah'ın in'am ettiği kimseleri de sıralıyor ayet-i kerime: (Minen nebiyyîne ves-sıddîkîne veş-şühedâi ves-sàlihîn) "Peygamberler, sıddîklar, şehidler ve salihler." Yâni, Allah'a ve Rasûlüllah'a itaat eden kimseler, peygamberlerle beraber olacak, sıddîklarla beraber olacak, şehidlerle, salihlerle beraber olacaklar. Mükâfâtı bu kadar yüksek olacak

Prof.Dr. Mahmud Es'ad Coşan ks   Temmuz 1995 - İNGİLTERE
 
Not: Sohbetin bir kısmıdır.
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2009, 17:59:31 »

Hocamızın da yukarıda bahsettiği gibi sünnetin önemi çok büyük.. Bu yazıyı okurken çocukken bir hocamızın bize oynattığı oyun geldi aklıma.. oyunumuz şöyleydi kim en fazla bilinmeyen sünnet bulursa o hediyeyi kapacaktı Gülümseme
böyle bir paylaşım yapsak bilinmeyen sünnetleri bulup burda yazsak. Efendimiz (aleyhi ekmelüttehaya) buyurmuyor mu;
"Kim ki sünnetime temessük ederse, yani simsiki yapisirsa bilhassa ümmetimin fesada gittigi zaman da, ona yüz sehit sevabi vardir” (Beyhaki, Zühd)

inşallah bu sünnetleri hayatımıza geçirip O Güzeller Güzeline layık ümmet oluruz..

ben başlıyorum..

Rahatsızlandığı zaman,bir avuç çörek otu alıp üzerine su ve bal döker,içerdi. Ramuz'ul e Hadis

Abdest aldığı zaman ayak parmaklarının arasını küçük parmağı ile ovalardı.Ramuz'ul e Hadis
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #2 : 07 Temmuz 2009, 22:31:42 »

Çok hoş bir konu olmuş.Teşekkürler.
Ramuz El-Ehadis'ten:
Sizden biriniz sefere çıkmak murad ettiğinde, kardeşlerine (veda edip) selam versin. Zira Allah onların duaları sebebiyle o kimsenin hayrını artırır.
Ravi: Hz. Zeyd ibni Erkam (r.a.) 
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #3 : 08 Temmuz 2009, 10:37:01 »

Yürürken konuşmazlardı.
Ramuz'ul Ehadis Ravi: Hz. Enes (r.a.)

Hastayı ancak üç gün sonra ziyaret ederlerdi.
Ramuz'ul Ehadis Ravi: Hz. Enes (r.a.)

Yürüdüğü vakit geri dönmezlerdi. Eteği bir dala takılınca kendileri dönmez, arkadaşları kurtarırlardı.
Ramuz'ul Ehadis Ravi: Hz. Câbir (r.a.)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Semavi
Administrator
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 996


Kimine göre forum, bize göre bir aile


WWW
« Yanıtla #4 : 08 Temmuz 2009, 10:49:27 »

çok güzel bir konu olmuş teşekkürler bestami..

bu konuda şöyle bir açılım yapsak nasıl olur; "yapmaya gayret ettiğimiz bilinmeyen sünnetler".. çünkü efendimizin (sav) sünnetlerini anlatan kaynak çok ama önemli olan onları icraata dökebilmemiz. hem okuyanlar açısından da belki bir teşvik olur.. sadece bir teklif...
Logged


Huzur(u) bulmak için www.kuranvakti.com
Maneviyatınız için www.maneviyat.com
Gençleriniz için
www.hayatname.com
Çocuklarınz için
www.bizimpark.com
Dosyalar için
www.iyidosya.com  
-------------------------------------
Size göre, size özel, sizin için!..
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #5 : 08 Temmuz 2009, 11:06:03 »

Şahsen dediğiniz gibi olabilsem keşke.. Kendim uyguladığım bilinmeyen sünnetler olsa.. Ne yazık ki biliyorum ama uygulayamıyorum. Ama  burda  yazdıklarımı ve yazılanları yapmaya gayret ediyorum ve edeceğim.. Mesela ben yürürken Efendimiz (aleyhi ekmeluttehaya) in  konuşmadığını bilmiyordum. Benim gibi geveze biri bunu nasıl başaracak ama  uygulamaya çalışacağım. Gülümseme
Doğru olan teklifiniz ama o zaman ben burda yazamam ki Üzgün
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #6 : 08 Temmuz 2009, 12:56:57 »

Ramuz El-Ehadis'ten:

Sizden biri seferinden döndüğünde ehline bir hediye ile gelsin. Hiçbir şey bulamaz ise, mendiline bir taş veya bir tutam odun koysun. Bu onların hoşuna gider.
Ravi: Hz. Ebû Ruhem (r.a.)

Sizden birisinin kulağı çınladığında beni hatırlasın ve bana salat ü selam getirsin. Ve bir de: "Beni anan kimseyi Allah hayırla ansın" desin.
Ravi: Hz. Ebû Rafi (r.a.)
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #7 : 09 Temmuz 2009, 20:31:48 »

Soğuk şiddetlendiğinde (kışın) öğlen namazını erken kılarlardı. Sıcak arttığında (yazın) ise öğle namazını geciktirirlerdi.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #8 : 10 Ekim 2009, 19:29:17 »

Dağlanmak ve sıcak yemekten hoşlanmazdı. "Yemeği soğutunuz. Zira o berekettir, Sıcak yemekte bereket olmaz" buyururlardı.

Ramuzu'l Ehadis,Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #9 : 11 Ekim 2009, 07:52:40 »

Bir adama hediye vermek istediklerinde zemzem ikram ederlerdi.

Ramuzu'l Ehadis, Ravi: Hz. İbni Abbas (r.anhüma)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #10 : 14 Ekim 2009, 10:21:53 »

Bir şeye üzüldüklerinde, sakalını tutarlar ve ona bakarlardı.
Ramuzu'l Ehadis, Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #11 : 16 Ekim 2009, 08:39:49 »

Bir mecliste oturduğu zaman kalkmak istediklerinde, on onbeş defa "estağfirullah" derlerdi.
Ramuzu'l Ehadis, Ravi: Hz Ebu Umame (r.a.)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #12 : 17 Ekim 2009, 18:13:49 »

Evlendiğinde veya birini evlendirdiğinde hurma saçarlardı.
Ramuzu'l Ehadis, Ravi: Hz. Âişe (r.anha)

Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #13 : 23 Ekim 2009, 08:20:01 »

Seferden geldiklerinde, evvela mescide gelir iki rikat namaz kılarlar, sonra Fatıma (r.a)'ya uğrarlar ve sonra hanımlarına giderlerdi.

Ramuzu'l Ehadis, Ravi: Hz. Ebû Sahabe (r.a.)

Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #14 : 25 Ekim 2009, 10:44:47 »

Kendisinden bir şey istenince ya verir veya susarlardı.(yok demezlerdi)

Ramuzu'l Ehadis, Ravi: Hz. Enes (r.a.)
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: [1] 2
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Peygamberimiz (sav) ve Ashabı Kiram  |  Yazılar  |  Bilinmeyen Sünnetler « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: