ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
  
Offline
Mesaj Sayısı: 1127
|
 |
« : 12 Haziran 2009, 09:37:40 » |
|
4. Gece İbadetinin Faydaları ve Faziletleri
Ey azîz! Ehlullah demişler ki: Saadetimizin yegâne sermâyesi gecelerdir. Nâstan kurtuluş ve uzletimiz, dost ile halvetimiz, gecelerdir. Geceler, âşıkların dert arkadaşı ve àriflerin sırdaşıdır. Gece, âriflerin derdi artar. Gece, àriflerin başı tartar.
Gece, kâmillerin en bahtiyar ve zafere ulaştıkları zamandır. Kalb semâsına mânevî güneşin inişidir. Her gece bu mânevî güneş doğar ve lâkin halk uyku deryâsına dalıp giderler.
Her seher vakti, her murad hâsıldır. Ol vakit a'mâ gibi uyumak müşküldür. Seher vakti, mübarek saattir; ol saatte uyanık olan, ehl-i saadettir. Seher vakti âşıklar uyumazlar ve àrifler gönülden ırağa gitmezler. Seher vakti rahmet kapıları açık bulunur. Ol zamanda uyanık olan, zevk-ı cân ve safâ-yı hàtır bulur.
Nazım
Ehl-i aşkın dîdesi bîdâr olur vakt-i seher, Cân-ı ehl-i dil dolu esrâr olur vakt-i seher;
Şehr-i dil bî-kesret-i nâ-cins tenhâdır gece, Bezm-i cân bî-zahmet-i ağyâr olur vakt-i seher.
Ref' eder dildâr vechinden nikâbın vakt-i subh, Ânı seyr eyler o kim, huşyâr olur vakt-i seher.
Mürde-dil hâb içre gàfil devlet-i bîdârdan, Àrif-i âgâhe devlet yâr olur vakt-i seher.
Pertev-i hurşîd-i vech-i dilbere àşık olan, Ehl-i hâlin gönlü pür-envâr olur vakt-i seher.
Hak nidâ eyler ki "Hel min sâilin?" her nîm-i şeb, Kim ne isterse o berhudâr olur vakt-i seher.
Bâb-ı ihsân-ı Hudâ feth olmak istersen sana, Dil kapısın beklemek hoş kâr olur vakt-i seher.
Ol ki ekl ü şürb olur şuğlü gece gündüz hemân, Uyku lâzımdır ana bîmâr olur vakt-i seher.
Hakkı, bîdâr ol seher vaktinde, tembel olma kim, Uyumak insana ayb ü âr olur vakt-i seher.
Bu beyitler ne kadar canlıdır. O seher vakitlerinde gözleri uyanık olan bahtiyarlar, hep gönül sahipleri olmakla, içleri esrâr-ı ilâhi ile dolu olduğu halde tefekkür, murâkabe ve zikirle meşgul olurlar. Eğer o esrâr-ı ilâhîden bir nebze de olsa, elbette bizim de gözlerimize uyku gelmez. Fakat, içlerimizi istilâ eden fânî dünya zevk ve muhabbeti, bizleri nâmütenâhî olan saadet-i sermediyeden mahrum bırakmaktadır. Bu gaflet ne unutulur, ne de başka bir şeyle telâfi edilebilir.
Muradlarına nâil olmayı ve ihsân kapılarının kendilerine açılmasını isteyenlere, muhakkak sûrette seher vakitlerini uyku ile kaçırmamak; Cenâb-ı Hakk'a cân ü gönülden yapılacak ilticâ ve duâların hiçbir zaman boşa gitmeyeceğini iyice bilmek gerekir. Cenâb-ı Hak Sübhànehû ve Teàlâ Hazretleri cümlemizi seher vakitlerinde uyanık olan ve kendisine candan sarılıp yalvaran kullarından eylesin, âmîn...
Azîz kardeş! Şimdi sen ve ben bunları okuduk ve dinledik. Bir kere de kendi halimize bakacak olursak, bizde şeyhlik nerede, dervişlik nerede?.. Sofuluk, kılık, kıyafet, bilgi, hüner, sanat, edebiyat, belâğât, fesâhat, tasavvuf ve daha sonra insanlık, insanlıkta kemâl, İslâmiyet, İslâmiyet'te kemâl bizden ne kadar uzak!.. Bunları yazarken ne kadar zayıf ve bîçâre olduğumuzu müşâhede etmekteyiz. Cenâb-ı Hak cümlemizin muîni olsun vesselâm.
5. Az Uyku Kerimlerin Huyudur
Az uykunun kerîmler huyu ve hasleti olduğunu bildirir.
Ey aziz! Ehlullah demişler ki: Efdal-i evliyâ Sıddìk-ı Ekber Hazretleri RA, her gece yatsı namazından sonra biraz ev halkıyla oturup sohbet eder, onlar yattıktan sonra kalkıp abdestini tazeler, iki rek'at nafile namaz kıldıktan sonra seccadesinde oturup, huz ve huşû ile murâkabeye dalar, tâ sabaha bir saat kalınca mübarek başını kaldırıp bir kere âh ederdi. Ol âh ile mübarek ağızlarından bir nûr zâhir olurdu ki, onun aydınlığından evin duvarlarında olan saman çöpleri bile belli olurdu.
Sonra kalkar, on rekât teheccüd namazı ve üç rek'at da vitir namazı kılar; arkasından evlâd ü iyâlini sabah namazına kaldırırdı. Sabah olunca, sabahın sünnetini evinde kılıp mescid-i şerîfe giderlerdi.
Bir adam bir câriye satın almış, yatacakları sırada câriye efendisine sormuş ki:
"--Sizin de bir Mevlânız, efendimiz var mıdır?"
Efendi cevap vermiş:
"--Evet benim de bir Mevlâm vardır, ben de onun kuluyum."
Cariye tekrar sormuş:
"--Sizin Mevlânız uyur mu?"
Efendi yine cevap vermiş:
"--Hayır onun için uyumak, uyuklamak yoktur, Hayyü Kayyûm'dur."
O zaman câriye efendisine demiş ki:
"--Yâ sen hiç hayâ etmez misin, hiç bir zaman uyumayan Mevlâ'nın huzurunda nasıl yatıp uyursun?"
Efendiye bu söz çok tesir edip, bundan sonra gece namazlarını kendine âdet etmiş ve bir daha yatağına girmeyip, ömrü boyunca az uyku ile iktifâ ederek, evliyâlar arasına dâhil olmuş.
Evliyâ yollarına gidenler, ancak üç haslet sayesinde evliyâ olmuşlardır:
1) Acıktıkları vakit, ancak açlıklarını giderecek kadar az bir şey yerler
2) Uykuları gelince hafif bir uyku ile iktifâ ederler
3) Konuşmak lâzım gelince, ancak zarûret miktarı ve muhtasarca söylerler.
Kim ki, ekmeği çok yer, uykuyu çok uyur ve sözü de çoktur; iyi bilsin ki, onun canı hastadır, işi dünya ve ahirette çok zordur.
Nazım
Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde, Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde,
Bak hey'et-i âlemde bu hikmetleri seyr et, Bul Sàniini ol ana hayrân gecelerde.
Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gàfil, Koy gafleti, dildârdan utan gecelerde.
Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre, Şefkatle nidâ eyleye Rahmân gecelerde.
Cümle geceyi uyuma, Kayyûm'u seversen, Tâ hay olasın Hay ile ey cân gecelerde.
Àşıklar uyumaz gece, hem sen uyuma kim, Gönlün gözüne görüne cânân gecelerde.
Dil beyt-i Hudâdır onu pâk eyle sivâdan, Kasrına nüzûl eyler o sultân gecelerde.
Az ye, az uyu, hayrete var, fânî ol andan, Bul cân-ı bekà ol ana mihmân gecelerde.
Allah için ol halka mukàrin gece, gündüz, Ey Hakkı nihân aşk oduna yan gecelerde.
Gönül Hakk'ın evidir. Sivâyı, Allah'tan gayri, mâsivâ denen her şeyi gönülden çıkar ki, orası Hakk'ın evi olduğu için, orada başka bir şeyin bulunması câiz olmaz. Çünkü Hak Sübhànehû ve Teàlâ Hazretleri, orasını dâimâ gözetlemekte ve oraya bakmaktadır. Orada kendisinden başka bir şeyin olmasını kat'iyyen istemez. Onu temiz ve pâk tutmak, her mü'min ve müvahhidin birinci vazifesidir.
Bunun için de en güzel çâre, İbrâhîm Hakkı Hazretleri'nin dediği gibi az yemek, az uyku ve az konuşmak, uzlet, zikrullah ve tefekkürdür. Bunlara riâyet eden kimselerin az zamanda kemâlât-ı insaniyeye ulaşacaklarında hiç şüphe olmamalıdır. Bil'akis, bu usûllere riâyetsiz olan kimseler çok bocalar ve yorulur, neticede eline bir şey geçmeden bu fânî dünyaya gözlerini yumup gider.
Gaflet ona derler ki; insanın her gün gözünün önünde birçok kimseler tabutların içerisinde bu dünyadan vedâ edip giderlerken, bir intibah ve uyanıklık hâsıl olmayıp; hâlâ kendi çıkarı yolunda koşup gider. Cenâb-ı Hak cümlemizi, düştüğümüz bu gafletten kurtarsın. Âmîn, bihürmeti seyyidil-mürselîn ve sallallàhü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
Tasavvufi Ahlak Cilt 3 Muhammed Zahid İbni İbrahim El Bursevi r.aleyh
|