Aslolan Aşk'tır
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
23 Mayıs 2012, 11:25:37
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Aslolan AÅŸk'tır 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Aslolan AÅŸk'tır  (Okunma Sayısı 664 defa)
ÅŸiÅŸa
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 158



« : 30 Ocak 2008, 12:38:23 »


Dinin, yaşamın ve benliğin can damarı olan aşk, Kur'an-ı Kerim'de çoğunlukla fiil halinde yani bir eylem olarak kullanılmaktadır. Kutsal Kitap'ın yalnız Allah ve insana mal ettiği sevginin aydınlık kutbunda Allah, diğer kutbunda da insan bulunur.

İnsan, yaşamı boyunca en yüce sevgiye, bu sevgi aracılığıyla da "sevgilinin" kendisine ulaşmaya çalışır. Arapça'da değirmen taşının mili anlamına gelen kutb sözcüğünü burada mecazi anlamıyla kullanarak bir örnek ile konumuza anlayış kolaylığı getirebiliriz. Değirmen taşı nasıl milin çevresinde dönerse bütün varlık alemi de Yaratıcının çevresinde döner. Sevgi ve insan etkileşimi için söyle örnekler verebiliriz:

Din bilgisinde, her din ehlinin biraz bilgisi vardır. Bilginlerin her biri de dinin bir bölümünde bilgi sahibidirler. Bazıları kelam, bazıları fıkıh, kimisi de tasavvuf bilir. Ancak bütün hepsinin içinde biri vardır ki o, hepsini diğerlerinden çok daha iyi kavramıştır; işinin erbabı dediğimiz şekilde ustalaşmıştır. Bir kimyager, bir doktor, bir şair, bir ressam da kendi konularında diğerlerinden çok daha ileride bir konumda olabilir. İşte bu kişileri kendi mesleklerinde bir kutup olarak düşünebiliriz. İnsan zaman içinde kendisi çıraklıktan ustalığa, hamlıktan olgunluğa yavaş yavaş büyürken, (ister sanat aşkı olsun, ister bilim) olgunluğa ulaşır, sevginin aydınlık kutbuna , Yaratıcıya, bir adim daha yaklaşır.

Aşkın ustalarından Mevlana'ya göre kaynağı ve merkezi Yaratıcı olan aşk denilen ilahi güç “bütün zehirleri bala çeviren bir iksirdir."

Yeryüzündeki en büyük görevi yaşamak olan insan, tamamlayıcısı, bütünü olan Yaratıcı Kudret'e ulaşmak için sevgiye dayanır. Ancak yapısı gereği iyilik-kötülük, dostluk-düşmanlık gibi bir yığın zıtlığı bünyesinde taşırken, özünde yapıcı ve olumlu olan sevgiyi yanlış yönde de kullanabilir. Örneğin; putperestlerin cansız eşyaya tapmaları sevginin kötüye kullanılmasıdır. Bakara Suresi 165. ayet bunu şu şekilde ifade eder: "İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah'a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler..."

İste doğası gereği yapıcı olan sevginin mutlak varlığa, güzele köprülük edebilmesi, insanin sevgideki bu aldanabilme olasılığını dizginlemek için bir dış müdahale gereklidir. Vahiy genel anlamda böyle bir müdahale olup bazen aklın ilkeleri, bazen ahlak yasaları, bazen duyular üstü anlayışın direkt uyarılarıdır.

Hırstan, bencillikten kurtulmak Mevlana'ya göre gerçek aşkla mümkündür. Geçici aşk, bir güzele gönül vermek başka bir deyimle aşkı ya da sevgiyi bir kişiye hissetmektir. İrfan ehli geçici aşkı tatmin fikri olmadığı sürece hoş görür. Çünkü aşk onlara göre; aşığın gözünden bütün varlıkları, gönlünden bütün istekleri sürer, çıkarır; aşığın gözünde sevgiliden başka bir varlık, gönlünde ondan başka bir istek yoktur. Bu yüzden mecazi olmakla birlikte geçici aşk adeta gerçek aşkın bir provasıdır, gerçek aşka hazırlıktır. Bu duygu gelişimini tamamladığında, olgunlaştığında güzelden, güzellere, güzellerden güzelliğe, insanlığa ve dünyaya yayılmaya baslar; böylece sevgili aşığın gözünde bir sembol kesilir. Yaratılanı sevmekten, onda ölümlü/geçici olmaktan yaratanı sevmeye, onda ölümsüz olmaya yönelir. Bu yöneliş geçici aşktan gerçek aşka ulaşmaktır.

Kutup örneklemesiyle sözünü ettiğimiz sevgi ve aşkın ustalarından bir diğeri olan Yunus Emre: "Yaratanı severiz yaratılandan ötürü" sözleriyle sevginin kaynağına, parçadan bütüne, insandan Allah'a ulaşılan bu köprüyü en güzel şekilde tanımlamıştır.

Bakara suresi 177. ayetinde "....zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır, akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazını kılar, zekatı öder...." buyurulduğu gibi insanın dini hayatı , tüm yönleriyle bir sevgi hayatıdır. Ana-babaya, yetime, yoksula, akrabaya yardim ve destek sevgi adına yapılır. Verilen, yedirilen yalnız sevgi ürünü olarak ortaya konur.

Kur'an-ı Kerim Allah ile insan arasındaki sevgiden söz ederken "Allah onları sever de, onlar da Allah’ı severler.." (Maide, 54) diyerek sevgide ilk hareketin merkez kuvvet olan Yaratıcıdan geldiğine dikkat çeker. Gerçekten de Allah sevgisine, rızasına erişenler ona korku ya da gösteriş için değil, şükretmek için kulluk edenlerdir.

Ümit ve aşkla yapılan her şeyin daima en iyi ve güzele ulaştıracağına inancımız hiçbir zaman tükenmesin. Okuduğumuz kitaptan, sohbet ettiğimiz dosta, çaresize uzanan yardim elinden, yıllarca çaba harcadığımız mesleklerimize kadar her şeyde daima aşk ile yaşayalım, aşk ile büyüyelim. Çıraklıktan ustalığa, hamlıktan pişkinliğe aşk ile erişelim. Yüreğimizle ve aklımızla daima anımsayalım ki:

A s l 'o l a n  AÅŸ k t ı r...
Logged

'yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var' Hz Mevlana
aysenur
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 920


--Her Nefis oLumu TadacaktIr--


« Yanıtla #1 : 31 Ocak 2008, 09:14:16 »

guzel paylasim olmus kardesim..eline saglik
Logged

¯¨´*·~-.¸¸,.-~*´Eğer Sizi Üzen Kişilere Halâ Selam
                                Verebiliyorsanız..
 Bu Vicdanınızın Sadaka'sıdır..¨-,.-~*´¨¯¨`*·~-.¸
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Tasavvuf  |  Yazılar  |  Aslolan AÅŸk'tır « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: