uhut savaşı
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:08:51
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  uhut savaşı 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: uhut savaşı  (Okunma Sayısı 1965 defa)
faik 29
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 169


« : 12 Mart 2010, 14:59:22 »


uzun zamandır aranızdan ayrıydım bu yüzden özür dılerim. bereat tvde d.a.e. oglunun uhutdagının şiirini dınlerken aklıma bunlar takıldı.  bu savaşın kaybedılmesı ıslamıyet için hayırlımıydı.  okçuların otepeden inmesi  bır kadermı  yoksa buyuk bır hatamıydı.  dıye aklıma takıldı  .sızce bunun bır anlamı varmı.  s.a
Logged
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #1 : 14 Mart 2010, 21:07:24 »

a.s Resulu ekrem efendimiz zamanında cereyan eden olayların hepsinin bir hikmeti vardır ve yaşanan tüm olaylar müslümanlar için bir ibret hadisesidir.şüphe yok ki Efendimiz s.a.v'in her hareketinde her davranışında ve başına gelen her olayda müslümanlar ve tüm insanlar adına rehberlik teşkil edecek önemli hususlar meydana gelmişti.Çünkü Cenabı Hak, Hz.Muhammed S.A.V Efendimiz'le birlikte vahyi ve nübüvveti sonlandırdı, dinini tamamladı ve kemale erdirdi.İslam adına geriye hiçbir soru işareti ve eksiklik bırakmadı.İnsanlar için en güzel din İslam'ı seçti.
Logged
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #2 : 15 Mart 2010, 22:52:27 »

kader olayına gelince bilirsin iki türlü irade var cuzi ve külli...külli irade, kulun hiçbir etkisinin bulunmadığı mesela insanların ne zaman doğup ne zaman öleceklerini belirleyen Allah'ın takdiridir. cüzi ise kulun doğruyu veya yanlışı iyiyi veya kötüyü seçme tercihidir.şimdi aslında herşey bir karderdir.şuan burda yazı yazıyor olmamız nefes alıp vermemiz vs. herşey Allah'ın yaratmasıyla mümkündür.Allah herşeyi bir kader ölçüsünde yarattığı için yaptığımız her amel de kader çizgisinde gerçekleşiyor.iyi bir amel de kulun kaderidir kötü bir amel de...çünkü Allah'ın yaratma kudreti hiçbir zaman bitmiyor ve heran devam ediyor her saniye...bu bağlamda okçuların görevlendirildikleri işten itaatsizlik edip bulundukları yeri terketmeleri de bir kaderdir.yapılan işin iyi ya da kötü olması kaderi bağlamaz.çünkü kötü bir iş de yapsan Allah yaratıyor iyi bir iş de yapsan...düşünsenize Cenabı Hak'kın izni olmadan bir yaprak kımıldayabilir mi? o halde ademoğlu cüzi iradesiyle kendi kaderini tayin etmiş olur bir bakıma...ama unutulmamalıdır ki kişinin başına kötü bir iş gelirse bu kendindendir yani kendi hatası sonucu olmuştur Allah hiçbir kuluna sebepsiz yere bela musallat etmez.ama insanın başına hayırlı bir iş gelirse bu da Allahtandır şüphesiz...o da sebepsiz yere olmamıştır muhakkak...

sonuç olarak sorunun cevabı; okçular emre itaatsizlik ederek büyük bir hata yaptılar.insanın her anı bir kaderle tayin edildiği için kulun yaptığı her amel de doğal olarak bir kader çizgisinde meydana geliyor.Kader Allah'ın dilemesi değildir, kulun yapacağı amelin önceden Allah tarafından bilinmesidir.burda çok büyük bir hataya düşülüyor ve deniliyorki:"işte efendim madem herşey önceden belliyse insanın ne günahı var..." oysaki Allah kuldan bağımsız olarak hiç şöyle bir kader yaratır mı; düşünün ki bir insan meyhaneye gitsin içsin sarhoş olsun arabasıyla evine giderken kaza yapsın ölsün gitsin...ya da cinayet işlesin hapislerde çürüsün..."
böyle düşünürsek haşa Allah'ı zalim yaparız.fakat şöyle düşünürsek ve desek ki:" yukarıda anlatılan hadise Allah'ın arzu ettiği bir olay değildir fakat kulun yapacağı bir ameldir.Dolayısıyla Allah herşeyi önceden bildiği için kaderi ona göre yaratıyor ve Allah'ın olacakları bilmesinin, kulun yapmakta olduğu veya yapacağı bir işte etkisi yoktur."
işte doğru ve anlaşılır bir şekilde kader kavramını izah etmiş oluruz.

inşallah  yardımcı olabilmişimdir
Logged
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #3 : 16 Mart 2010, 15:14:21 »

UHUD VE HİKMETLERİ

Uhud Savaşında Müminlerin Zaafı
“O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler yalnız Allah’a dayanıp güvensinler” Ali İmran–121”

“Hani sen sabah erkenden mü’minleri savaş mevkilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah hakkıyla işiten ve görendir” Ali İmran 120

Uhud savaşında sağ ve sol kanatlara yerleştirdiği Hazreç kabilesinden Salameoğulları ile Evs kabilesinden Harisoğulları düşmana karşı direnmekte korkaklık ve zaaf göstermiştir. Nitekim bunlardan 300 kişiye kumandanlık eden İbn-i Übey “Kendimizi ve çocuklarımızı ne diye tehlikeye sokalım” diyerek geri çekilmişti.

“Andolsun ki siz ölümle yüz yüze gelmeden önce onu temenni ediyordunuz işte şimdi onu ayan beyan gördünüz.”Ali İmran 143

Bu ayette Bedir savaşına katılmamış olup Bedir şehitlerinin faziletlerine imrenen ve Hz Peygamberin Medine de kalarak düşmana orada karşı konulmasının uygun olacağı fikrine mukabil Uhut ta savaşmayı isteyen Sahabelere hitap edildiği rivayet edilir.
“Muhammet ancak bir peygamberdir. Ondan öncede peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür yâda öldürülürse gerisin geri eski dininize mi döneceksiniz. Kim bu şekilde dinden dönerse Allaha hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.”Ali İmran 144

Uhud savaşında Abdullah bin Kamie adında bir müşrikin attığı taş Resulüllah’ın dişini kırmış yüzü yaralanmış idi. Bu düşman askerinin “ Muhammedi öldürdüm” dediğini duyan bir boşboğaz “Muhammet öldürüldü .”diye bağırmaya başlamış bu yalan haber Müslümanlar arasında yayılmış asker paniğe kapılmıştı. Hz peygamber ise “Buradayım buraya gelin” diye bağırıyordu etrafında biriken 30 civarında gurup yiğitçe onu savundular. İşte yukarıdaki ayet belirtilen yalan haber üzerine infiale kapılan Müslümanları tenkit etmekte Hz Muhammed’in fani İslam’ın ise baki olduğunu bu sebeple o ölse dahi Müslümanların bunu sükûnetle karşılayıp dinlerinde sebat etmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.

“Siz Allahın izniyle düşmanınızı öldürürken o size olan vadini yerine getirmiştir. Nihayet öyle bir an geldi ki Allah arzuladığınız galibiyeti size gösterdikten sonra zaafa düştünüz Peygamberin verdiği emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve asi oldunuz. Dünyayı isteyeninizde vardı Ahireti isteyeniniz de. Sonra Allah sizi denemek için onlara karşı üzerinizden yardımını kaldırdı. Yinede sizi bağışladı zaten Allah müminlere karşı çok lütufkârdır” Ali imran152

“O zaman Peygamber aranızdan sizi çağırdığı halde siz boyuna savaş alanından uzaklaşıyor kimseye dönüp bakmıyor bakmıyordunuz size keder üstüne keder verdik ki bundan dolayı ne elinizden gidene nede başınıza gelene üzülmeyesiniz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”Ali İmran 143

UHUD SAVAŞINDA GEÇİCİ MAĞLUBİYETİN HİKMETLERİ

“Eğer siz Uhut’ta bir acıya uğradınızsa (Bedirde de düşmanınız olan) o kavim aynı acıya uğramıştır. İşte böylece biz zafer günlerini insanların kâh bir kesimine kâh diğer kesimine nasip ederiz ta ki Allah iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.
”Aliimran140

“Birde (böylece) Allah iman edenleri günahlardan temize çıkarmak kâfirleri de helak etmek ister
” Ali imran141

“Yoksa Allah içinizden cihat edenleri belli etmeden sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız
” Ali imran142

“Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki (bu güvenin yol açtığı)uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurupta Allah’a karşı cahiliye devrine benzer düşüncelere kapılıyorlardı. (zafer için) bizim elimizden ne gelir diyorlardı. De ki, emir bütünüyle Allahın’dır. Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar (zafer için) elimizden bir şey gelseydi burada öldürülmezdik diyorlar. Şöyle de: evlerinizde kalmış olsaydınız bile öldürülmesi takdir edilmiş olanlar öldürülüp düşecekleri yerlere kendilerinden çıkıp giderlerdi. Allah içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böle yaptı.) Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.”
Ali İmran 154

“(Uhut’ ta) iki ordunun karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler Allahın dilemesiyle olmuştur ki bu da müminleri ayrıt etmesi ve münafıkları ortaya çıkartması için idi. Bunlar gelin Allah yolunda çarpışın yahut karartınızla düşmana gözdağı olun dendiği zaman “harbetmeyi bilseydik elbette sizin peşinizden gelirdik” dediler Onlar o gün imandan çok kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Hâlbuki Allah onların gizlediklerini çok iyi bilir.” Ali İmran166–167

UHUD SAVAŞINDA MÜNAFIKLARIN TUTUMU

“Evlerinde oturup ta kardeşleri hakkında “bize uysalar öldürülmezlerdi” diyenler eğer doğru sözlü insanlar iseniz canlarınızı ölümden kurtarın bakalım de” Ali imran168

UHUD SAVAŞINDAN KAÇANLAR

“Uhut’ ta iki ordu karşılaştığı gün sizi bırakıp gidenleri şeytan sırf işledikleri bazı şeyler yüzünden şımartmak istemişti. Yinede Allah onları afetti. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve çok yumuşaktır.”Ali İmran 155

“O zaman Allahtan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın şayet sen kaba katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet bağışlanmaları için dua et.(umuma ait )işlerde onlara danış artık kararı verdiğin zamanda Allaha dayanıp güven Çünkü Allah kendisine sığınanları sever.” Ali İmran 158

UHUD SAVAŞINDA PANİK VE YENİLGİ MÜSLÜMANLARIN KENDİ HATALARIDIR


“(Bedirde)iki katını (düşmanınızın)başına getirdiğiniz müspet (Uhut’ ta) kendi başınıza gelince “bu nasıl oluyor” dediniz ha? Deki o kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allahın gücü her şeye yeter” Ali imran165

SONUÇ


“Gevşeklik göstermeyin üzüntüye kapılmayın eğer kalpten inanmış iseniz üstün gelecek olanlar sizlersiniz” Ali İmran 139
Uhut savaşı göstermiştir ki;

İstişare önemlidir. Bu tip olaylar münafıkları ortaya çıkarır. Müşriklerden yardım istenmez
Buradaki savaşın aslı insanın zaaflarına karşı savaşıdır. Müslümanların ferdi hatalarının vebali büyük bunun neticesinde genel olur. Birlik ve beraberlik içerisinde olmayan Müslümanların kâfirler karşısında durumu Uhut’ ta bunları küçük ölçüde ihmal eden Müslümanlarınkinden daha korkunç olur. Müslümanları bu günkü hali budur.


Müslümanların liderlerinin ölmesi veya onun hakkında yalan haberlerin çıkması Müslüman’ı ve onun bağlı olduğu ilkeleri sarsmaz. Müslümanlar liderlerini kendilerini korudukları gibi korumalıdırlar. Kâfirlere karşı denk güçlü görünmek güçsüzlüğünü belli etmemek şarttır.

Müslümanları yıkan düşmanlarının gücü değil kendi zaaflarıdır. Müslümanlar başıbozuk hareket edemez birlik olmalı ve kine tize hareket etmelidirler
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #4 : 16 Mart 2010, 15:25:17 »

Uhud Mağlûbiyetinin Bazı Hikmetleri

Uhud Muharebesinde, Müslümanların mağlup duruma düşmeleri bir kısmının yaralanması, diğer bir kısmının şehid olmasının bir takım hikmetleri vardı:

1) Allah ve Resûlünün emirlerine en ufak bir muhalefetin Müslümanları büyük bir felâketle karşı karşıya getirebileceği bu musibetlede gayet açık bir surette anlaşılmıştır. Zira, Peygamber Efendimiz, Ayneyn Tepesine yerleştirdiği okçulara, yerlerinden ayrılmamaları için şiddetli emir verip tembihlediği halde, onlar Müslümanlar galip geldiler düşüncesiyle yerlerini terk ederek bu emre muhalefet ettiler. Yerlerini terk etmeleri neticesi ise, Müslümanların elde ettikleri parlak muzafferiyet bir anda acı bir mağlubiyete döndü.

2)Peygamberlerin de dünya mihnet ve meşakkatinden uzak kalmayacakları dersi verilmiştir.

Zira, onlar insanlara her hususta rehber olarak gönderilmişlerdir.Peygamber Efendimiz de, bütün insanlığa mutlak rehber ve imam olarak gönderilmiştir. Tâ ki, insanlar, gerek şahsî ve gerekse içtimaî hayatlarını alâkadar eden düsturları ondan öğrensin. Eğer İlâhi yardıma mazhar olup, her halinde harikulâdelere ve mu'cizelere istinad etseydi, o vakit mutlak îmân ve insanlığın en büyük rehberi olamazdı. Bu hikmete binaendir ki, Peygamber Efendimiz, yalnız davasını tasdik ettirmek için arasıra ihtiyaç duyulduğunda, münkirlerin inkârlarını kırmak için mûcize göstermiştir. Sair zamanlarda o da, diğer insanlar gibi, Cenâb-ı Hakkın kâinata koyduğu Adetullah kanunları çerçevesinde hareket ederdi. Düşmana karşı zırh giyerdi, "sipere giriniz" emrederdi. Uhud'da olduğu gibi de yara alır, zahmet çekerdi.


Ayrıca, şayet Peygamber Efendimiz, her zaman İlâhî yardıma mazhar olup mûcizeler göstermiş olsaydı, o zaman aklı bir nevi imana icbar etmiş duruma girerdi. Bu ise, dünyadaki imtihan sırrına aykırı olurdu. O zaman, ister istemez Ebû Cehil de Ebû Leheb de iman edip Hz. Ebû Bekir-i Sıddık safına geçecekti.

Gerçek Müslümanlarla münafıkların birbirinden ayırdedilmesi bu durumda mümkün olmazdı.Bilhassa, muharebeler esnasında, İlâhî yardımların zaman zaman gecikmesi neticesinde, kalben iman etmemiş münâfıklar, sözleri ve davranışlarıyla kendilerini açığa vuruyorlardı. Böylece, onları tanıyabilme imkânı da doğmuş oluyordu.

3)Müşrikler içinde, o zamanda Sahabîler safında bulunan Sahabîlere mukabil gelecek Hz.Halid bin Velid, Amr bin As gibi birçok zatlar vardı.

Denilebilir ki, Hikmet-i İlâhiyye, istikbalde, Sahabîler safında yer alıp büyük hizmetler görecek olan bu zatların şanlı ve şerefli olan istikballeri nokta-i nazarlarında bütün bütün izzetlerini kırmamak için, istikbalde elde edecekleri hasenatlarına bir peşin mükâfat olsun diye, bu galibiyeti onlara vermiş. "Demek, mâzideki Sahabîler, müstakbeldeki Sahabîlere karşı mağlup olmuşlar. Tâ o müstakbel Sahabeler, berk-i süyûf [kılıç] korkusuyla değil, belki bârikâ-ı hakikat şevkiyle İslâmiyete girsin ve şehâmet-i fitriyeleri çok zillet çekmesin!

Kainatın Efendisi (ASM), Salih Suruç
Logged

faik 29
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 169


« Yanıtla #5 : 17 Mart 2010, 14:15:37 »

ellerınıze saglık   bukadar araştırıp yazdıgınız için teşekkürler. demekkı bu konu islamıyet için çok önemlıymiş. konuyu derınleştırmek için şöyle  düşünsek okçular tepeden inmese  hz.hamza ölmeseydı . savaşı bız kazansaydık. islamıyet daha güçlü olabılırmıydi .daha güçlü yayılırmıydı.s.a
Logged
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #6 : 20 Mart 2010, 21:08:24 »

Dediğim gibi Resulü Ekrem Efendimiz zamanında meydana gelen her olayın bir hikmeti vardır.Belki de uhud savaşının kaybedilmesi müslümanlara güç kazandırmıştır.Belki bu sayede putperest arapların öfkeleri bir nebze de olsa dindi, eğer bu savaş da kazanılsaydı müslümanlar ilerde daha çok zarar görebilirlerdi.Ayrıca Sahabe efendilerimiz Resulullah'a itaat etmenin önemini bu üzücü hadiseyle anlamış oldular.Bundan sonraki savaşlar daha kalabalık ve daha çetin geçtiği için uhud savaşında yapılan hata daha ileriki yıllarda meydana gelen savaşlarda yapılsa idi belki de müslümanlar çok çok büyük bir kayba uğrayabilirdi.Yani bu örnekler çoğaltılabilir ayrıca Cenabı Hak ne buyuruyor Bakara 216:"Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz."

Yani hayır bildiklerimiz şer, şer zannettiklerimiz bizler için hayır olabilir... Allah bilir. . .


Logged
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  uhut savaşı « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: