RABITAnın sünnetteki yeri?
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 11:33:27
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  RABITAnın sünnetteki yeri? 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 ... 7
Gönderen Konu: RABITAnın sünnetteki yeri?  (Okunma Sayısı 4499 defa)
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« : 12 Temmuz 2009, 15:08:56 »

Tasavvufla ilgili bir soruda vermiş olduğunuz cevap yazısında şöyle bir iktibasta bulunuyorsunuz:" Ebu Süleyman ed Daraninin de dediği gibi "Nice defalar sufiler taifesine mahsus bir nükte ve hikmet kalbime düşer de Kitap ve Sünnet’ten iki adil şahit bunun doğruluğuna şahitlik etmedikçe, bunları günlerce kabul etmem." .....beyazidi bistami k.s. sözleriyle başlamak istiyorum "Sufi bir elinde Kur’an, bir elinde sünnet, bir gözü cennette, öbür gözü cehennemde olduğu halde sadece Hakk’ı isteyen kimsedir." şahsen bu beğendiğim tasavvuf ve sufi kimliğini ifade eden bir açıklamadır."
Tasavvuf'un özü Kur'an ve Sünnet'tir diyoruz.. Hz Peygamber(sav)'in hadislerinde ve O'nun ashabının uygulamalarında göremediğimiz "rabıta"nın(mürşid-i kamile yapılan rabıta) bir fiil-i uygulama ve ritüel olarak sünnette yeri olmadığına göre bu uyglamanın yetkin bir müceddid tarafından kaldırılması gerekmez mi?
selametle... 
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 12 Temmuz 2009, 15:49:29 »

s.a

soruyu soran, ilahiyatçı olunca, aslında cevbınıda kendisinin vermesi daha münasip düşer. Öncelikle, şu soruları cevaplamamız lazım:

1- Müceddidlerin bir şey ekleme ve çıkartma selahiyetleri nereden geliyor?

2- Bir kişnin Müceddid olduğunun şüpheye ve tefrikaya neden olmayacak şekilde delili ve alameti nedir?

3- İslam tarihinde müceddid olarak kabul görmüş kişilerin, bir şey kaldırmak gibi bir fiilleri vuku bulmuşmudur?


Siz bunları cevaplarken ben sonraki yanıt olarak sizin sorunuzu cevaplamıya çalışacağım.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #2 : 12 Temmuz 2009, 16:13:32 »


"müceddid" lugatta yenileyen,yeni bir şekil veren anlamında kullanılmakadır.. Bu manasıyla her reform yapan ve yenileyene müceddid diyebiliriz. Aksi olarak da yeni bir şey öngörmeyen ve bunu gerçekleştirmeyene müceddid denmez. her kim kendi alanında bir yenilik getirirse o, o alanda müceddid sayılır. Yeni bir şey üretmeyen ve teamüle uyan kişiye, birileri müceddid dedi diye, o müceddid olmaz. Müctehidlik selahiyat ister. Ve ulema bunun şartlarını belirlemiştir. bu fıkhî bir kavramdır. Müceddid ise fıkhî bir kavram değildir.
Bizim sözünü ettiÄŸimiz ÅŸey ise tasavvufla ilgili bir meseledir. tasavvufta ilk dönem sufi ve mutasavvıflarda olmadığını ancak daha sonraki dönemlerde ortaya çıktığını iddia ettiÄŸimiz "rabıta" hususunda sıradan bir kiÅŸi tarafından deÄŸil, bu iÅŸe ehil, "yetkin bir müceddid (islami ilimlere vakıf, ÅŸeriati iyi bilen bir mürÅŸid-i kamil)" tarafından sünneti seniyyeye uygun bir islam anlayışının ve amelinin teÅŸekkülü; ayrıca tasavvufa yönelik tek ve ciddi itikadi ve ameli tartışmaların bitirilmesi ve dolayısıyla tasavvufa yönelik şüphe ve tereddütlerin izale edilmesi için bir ihya gerçekleÅŸtirilemez mi?   
Logged
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #3 : 12 Temmuz 2009, 16:17:01 »


üçüncü sorunuza gelince bunu siz bizden daha iyi bilirsiniz ki mürşid-i kamiller müridlerine islam ahlakını kazandırmak için değişik yollar denemişlerdir. yani bir mürşidin izlediği metodu halifesi ondan sonra uygulmamış ve tam tersi uygulmalarda bulunmuştur. bunun en güzel örneği halvettir...
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 12 Temmuz 2009, 16:20:23 »

Forumun Tasavvuf bölümünde, rabıta konusuyla ilgili yayınlamış olduğumuz bir yazı mevcuttur. Bu nedenle burada rabıtanın ne olduğunu anlatmıyacağız. Ama şunun bilinmesinde fayda vardır. Mürşid Rabıtası, dinin emir ve yasakları içerisinde yer almamaktadır, zaten dinin emirleri içerisinde yer almış olsaydı, tüm dünya müslümanlarının ittifakla uyguladıkları bir modelde meydana gelirdi, bu durumda, yapılmadığı takdirde kişi günaha girer, yaptığı takdirde bundan sevap elde ederdi. Oysaki bir tane tarikat erbabının, rabıta yapılmamasının günah olduğuna dair bir söylemi yoktur. Rabıtanın farziyetine dairde bir söylemleri bulunmamaktadır.

Rabıta tamamıyla tasavvuf erbabının içtihadına dayalı, tarikata girmiş müridin eğitim sürecinde, belirli bir aşamaya kadar yapması tavsiye edilen bir eğitim sistemidir. Bunu öncelikle bu şekilde anlamak lazımdır.

Sahabe-i Kiram efendilerimiz, hepsi Rasulullaha aşık kimselerdi, öyleki, sevgilerinin o ileri boyutundan dolayı, hz peygamberin abdest suyunu içtikleri hepimizce bilinmektedir. İçmişlerdir ama bunda peygambere duydukları sevgiden dolayı mazurdurlar, Şimdi bu insanların, hz peygamberin yanında olmadıkları dönemde, onu hayal etmediklerini hangi akıl sahibi beşer söyleyebilir? Hz Ömer efendimiz olması lazım, çölde giderken kamçısını yere atar, bilerek ve kasti, sonra bineğinden iner ve onu alır, neden bunu yaptığını soranlara;

rasulullahla biz buradan geçerken, onun kamçısı burada elinden düştü, sırf onun kamçısı burada elinden düştü diye bende bunu yaptım.

Bakınız şu emirel mü'minine, bineğinin üzerinde giderken bile rasulullahı hayalinden çıkarmıyor, bundan daha iyi rabıta örneğimi olur?

Senin bağlandığın kişi, daima gözünün önündeyse, hususen ona rabıta yapmaya ne hacet var?

sen dersinki, oturup yaptılarmı? mescid-i nebeviye git, şebeke-i saadette dizini kır otur, bak orada rasulullahı nasıl düşünüyorsun.

Yine meÅŸhur bir hadise  vardır, hz bilal radıyallahu anhın ezan okuması, baÅŸta hz ömer ve bir çok sahabe efendimizin vefatından sonra ezan okumayan hz bilalden, ezan okumasını isterler, hz bilal ezana baÅŸlar, sahabe mescidde oturmakta, medinede dalga dalga yayılan bu ezanla, medinede yer yerinden oynar, herkes rasulullah saÄŸmış gibi mescide koÅŸar, hz ömer ve sahabe aÄŸlamaktadır, hz ömer ÅŸu sözü söyler "keÅŸke bilal ezan okumasaydı". Bunca sahabe o an, rasulullahı hayal etmediler öylemi? rasulullahın ayrılığından hutbe irad ettiÄŸi kütük aÄŸlayacak, ama sahabe hz peygamberi düşünmeyecek, onu hayal etmeyecek? Bu cansız varlıklarda bile mümkün deÄŸilse, hayal etmemeleri için ne olmaları lazım bilemiyorum.

Ben belkide daha önce hiç kimsenin söylemediği şu sözü söylüyorum, rabıta hz ademden bu tarafa vardır, bir tarafta seven diğer tarafta sevilenin olduğu her ortamdada olmuştur. Hz ademle hz havva yeryüzünde ayrı yaşadıklarında, birbirlerini hiçmi hayal etmediler?

Sonuç olarak ÅŸunu söylemek lazımdırki, insanlar bunu kabul eder yada etmez, ama bunun dinen sakınca ihtiva eden bir yönü varsa, var olduÄŸunu söyleyen ispat eder, yoksa sukut etmek daha uygun olur. Biz  sahabenin hayatında toplamayı nasıl yaptıklarınıda görmeyiz, bu onların toplama yapmadıkları anlamına gelmez, neden bunda bir yanlışlık yoktur ve düzenlenmesinede gerek yoktur. İslam bir ÅŸeyi, ya helal kılmıştır, ya haram kılmıştır, yada düzenlemiÅŸtir, yada hiç müdahale etmemiÅŸtir. Örneklersek:

Helal Kıldığına Örnek:- Deve eti israil oğullarınca haramdır, islam bunu helal kılmıştır.

Haram Kıldığına Örnek:- Belirli oranda alkol tüketmek ehli kitapta haram değilken, islam azınıda haram kılmıştır.

Düzenlediğine Örnek:- İslam öncesi kabeyi tavaf edip hacceden müşrik zihniyetinin, hac olayını yeniden düzenlemiştir.

Müdahale Etmediğine Örnek:- Meşru olan toplama çıkarma gibi işlemlere, hiç el sürmemiştir.


İşte rabıtada müdahale edilmeyen bu kısma girmektedir, ben adına rabıta derim, onlar hayal derler, düşünme derler, tefekkür derler.

Allaha emanet ol.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #5 : 12 Temmuz 2009, 16:24:00 »

bir mürşidden sonraki halifenin, önceki mürşide aykırı sistem takip etmesine halvet örneklendirilemez, sizin sorduğunuz kaldırılması, halvet-i hangi şeyh kaldırmış? Şu an halvet yapılmasını uygun görmemekle, halveti gereksiz görmek aynı şeymidir?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #6 : 12 Temmuz 2009, 16:26:59 »

Tecdid ile, reform aynı şeylermidir? Ayrıca sorduğum sorulara henüz cevap vermediniz, müceddidin bu yetkisi nereden geliyor? Sonra Madem müceddid diyorsunuz, İmam-ı Rabbani bakın ne demiş:

Bilesin ki, bir zorlama ve yapmacık olmadan, şeyhin müride rabıtasının husulü, mürid ile mürşid arasındaki münasebetin tam olduğuna alamettir. İşbu rabıta faydalanma ve faydalı olma sebebidir. Asla, rabıta yolundan daha yakın bir yol da yoktur. O ne güzel bir saadettir ki, bu devlete erenin olur. (Mektubat-ı Rabbani c.1 s.396)

İmam-ı Rabbani hazretleri müceddid-i elfisani olarak, yaklaşık 1560 larda bu hükmü vermiş. yeni biri çıksın hükmünü açıklasın.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #7 : 12 Temmuz 2009, 16:37:25 »

yaptığınız bütün kıyaslar maalesef faist bir kıyas olmuş. ben dedemin kabrine gittiğimde dedimi düşünüyorum, başkasının kabrine gittiğimde de gittiğim kişiyi düşünüyorum. bu zorunlu bir şeydir. onu düşünmeseniz zaten gitmezsiniz.
ikincisi her insen sevdiğini düşünür ve hayal eder. bu sevginin göstergesi hem de ıspatıdır. ama bu bir ibadet olarak ritüel haline gelmişse o bidattir. toplama-çıkarma örneğiniz sofistik ve (affediniz) saçma bir örnek ve kıyas olmuş. çünkü biz dünya hayatını irdeleyen sıradan dünyalık işleri değil, şekli bir ibadet haline gelmiş bir şeyi tartışıyoruz. ayrıca rabıtanın fıki olarak haram olup olmadığını, yada itikadi olarak şirk olup olmadığını tartışmıyoruz. ben rabıtaya ne harmdır diyebilirim ne de bu şirk ifade eder diyebilim. öyle bir iddiam zaten yok.
tasavvufun ilk neÅŸet etme sebebi doÄŸru bir algılama ile islamı anlamak ve rasulullah ile ashabının yaÅŸadığı gibi islamı yaÅŸamaktır. bunu hepimiz biliyoruz. iÅŸte benim itirazım bu nokta; madem islamı ashap gibi yaÅŸayıp rasulullahı örnek alacaksak, neden onların yapmadığı bir ritüeli her gün yapması öngörülüyor bir sufinin.. neden eksiksiz ve fazlasız bir ÅŸekilde sünnet tatbik edilmiyor.. 
Logged
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #8 : 12 Temmuz 2009, 16:43:57 »


yoksa sünnet yetrli değil mi.. ashap kemale eremedi mi.. tabiun iinsanı kamil olamadı mı.. yemendeki yada diğer başka ülkelerdeki müslümanlara neden rabıta rasulullah tarafından tavsiye edilmedi..
insanın gündelik yaşantısında içerisinde sevdiğini hayal etmesi anlamında kullanıyorsanız, bunda zaten problem yok. bunda problem olmadığını faklı zmanlarda sizinle tartışmıştık.. bunlara örnek olabilecek deliller lütfen getirmeyiniz..
saf haliyle sünneti seniyye günümüz insanlarına yeterli değil midir?
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #9 : 12 Temmuz 2009, 16:44:46 »

şimdi siz bunun ibadet olduğunu söylüyorsunuz, bende bunu reddediyorum, yalnızca benmi? bütün sufiye bunu reddeder, neden, ibadetlerın bırakılması söz konusu değildir, oysaki ittifaken belirli bir noktadan sonra sufiye rabıtanın terkini vacip görür, o nokta hangi nokta biliyormusunuz, sahabenin ruh halinin oluştuğu nokta.

örneklere gelince bu sizin fikriniz, hepsi bence sizin sorunuza göre gayette mantıklı, siz toplama çıkarmayı dünya işi dersinizde, az bir yanlış yapıldığında kul hakkına sebep olup, insanın dünyasını ve ahiretini perişan edeceğini unutursunuz!!!

sahabe taharette taş kullanıyordu, şimdi tuvalet kağıdı kullanılıyor. Tecdide bunu örnek verseydiniz hadi neyse, sahabenin hususen rasulullahı hatırlamasına gerek yokki, neden, hatırlamak için unutmaları lazım, onlar unutmuşmu acaba? Sufiye rabıtayı niye yapıyor? unuttuğunu hatırlamak için, bunlar birbirinden ayrı şeyler.

ben sorumu tekrar etmek istiyorum, müceddidlerin bu yetkisi nereden geliyor?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #10 : 12 Temmuz 2009, 16:46:08 »

sizin bu sorunuza taharet taşı güzel örnek olmuş, yazdığınızı okumamıştım, şimdi siz taharet taşımı kullanıyorsunuz, yoksa tuvalet kağıdımı? taş size yeterli gelmiyormu?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #11 : 12 Temmuz 2009, 16:47:33 »


essalah
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #12 : 12 Temmuz 2009, 16:53:11 »

olmayan şeylerin dine sokulması ile zaten olan şeyler kıyas olamaz..
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #13 : 12 Temmuz 2009, 17:25:28 »

çok farklı şeyler konuşmaya başladık, konuyu değiştirmeye başladın, son bir olay anlatarak o zaman kapatalım. Birgün eskiden ateist ama, namaza yeni başlamış, aklı kalbi sorularla dolu biri bana şunu sordu:

-Biz allaha ibadet etmek için namazmı kılıyoruz, yoksa o namazda peygamberemi tapınıyoruz?
meczub- nerden icabetti bu?
-biz tahiyyata oturduğumuzda neden rasulullaha dua ediyoruzki? bu allah için kılınan namazda peygambere tapınma değilmidir?
meczub- allahu teala hazretleri, ahzab suresinde buyururki "Allah ve melekleri peygambere salatu selam ederler. Ey iman edenler, sizde rasulullaha salatu selam getirip ona teslim olunuz" bu ayet hükmünce rasulullaha salatu selam getiriliyor.
-Allah ayette öyle demişse tamam.

Sen arapçası olan bir ilahiyatçı olarak, namazda tahiyyata oturduğunda, dizini kırıp yüzünü kıbleye dönüp hafif başını eğip, salavat okuduğunda ne hissediyorsun? Ne düşünüyorsun? buda bir nevi rabıta değilmi?

ben bu  müceddidlikle alakalı soruları baÅŸka baÅŸlıkta soracağım, önemli bir konu kaynamaması lazım.

allaha emanet ol.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #14 : 12 Temmuz 2009, 17:37:55 »

bizim için, Allah'ın salıih kulları için ve rasulullah için dua ediyorum..
Logged
Sayfa: [1] 2 3 ... 7
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  RABITAnın sünnetteki yeri? « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: