Örnek İnsan'a cevap
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:45:18
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  Örnek İnsan'a cevap 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2
Gönderen Konu: Örnek İnsan'a cevap  (Okunma Sayısı 1905 defa)
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« : 22 Ağustos 2009, 14:13:32 »


Tekraren ve cümleten esselamu aleykum

Kıymetli forum üyeleri ve okuyucuları kardeşlerim. Bildiğiniz gibi bir müddet aranızda bulunamadım. Bizi aranızdan ayrı tutan yoğunluğumuz bitmiş değildir. Ancak vakit buldukça kıymetli paylaşımlarınızdan istifade etmeye devam edeceğim.

Forumda bulunmadığım süre içerisinde yazılan yazıları ve “Başlattığım Konulara” verilen cevapları okurken, “Örnek İnsan” nikli arkadaşın yazdıkları dikkatimi çekti. Kur’an ve Sünnete aykırı yönleri olduğunu düşündüğüm bazı noktalar olduğu için, bu yazıyı kaleme alıyorum.



Örnek İnsan: Ben herşeyden önce canlı kitabı okumayı tercih ederim de ondandır belki anlamamam.benim inancımda bir Allah iki peygamber, üç kitaptır.Başkası sadece kafa karıştırır.ilginizden dolayı teşekkürler.

Cevap: Kelam ilmi açısından, sizin kitap dediğiniz zaten Allah (c.c.)’ın kelam sıfatının tezahürüdür. Yani Allah’ın (c.c) zatından ayrı bir şey ve sıfat değildir. Bu nedenle yalnızca Allah ve Rasulü yada Kur’an ve Sünnet demeniz daha doğru bir ifade olurdu.

Eğer insan Allah (c.c) ve Rasulü (a.s)’ne ittiba edenlerden, onlara itaat edenlerden ise, onların içeriğine ve muhtevasına da uymak zorundadır. Nitekim Rabbimiz (c.c) Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır:

Ahzab 36. Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Bu manadaki ayet-i kerimelerin çokluğu ehlince malumdur. Madem sözümüzü bu iki adil şahit ve hüküm sahibine arz ediyoruz, arkadaşımın “Başkası sadece kafa karıştırır” sözüne Kur’an ve Sünnet ne diyor birlikte bakalım:


Nahl 43 Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

Enbiya 7 Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.

K.Sitte 4853 - Amr İbnu'l-Âs radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Hâkim içtihad eder ve isabet ederse kendisine iki ücret (sevap) verilir. Eğer içtihad eder ve hata ederse ona bir ücret vardır."

Buhâri, İ'tisâm 21; Müslim, Akdiye 15, (1716); Ebu Dâvud, Akdiye 2, (3574); Tirmizi, Ahkâm 2, (1326); Nesâi, Kazâ 3, (8, 224).

4862 - Hâris İbnu Amr İbni Ahî'l-Mugîre İbni Şu'be, Muâz radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Muaz'ı Yemen'e gönderdiği zaman kendisine sorar: "Sana bir dâva geldiği vakit nasıl hükmedeceksin?"

"Allah'ın kitabıyla hükmedeceğim" der Muâz.

"(Meseleyi Kitabullah'ta) bulamazsan?"

"Resûlullah'ın sünnetiyle hükmedeceğim."

"Ne Kitabullah'ta ve ne de Resûlullah'ın sünnetinde bulamazsan?"

"Kendi re'yimle ictihad edeceğim, (hüküm vermekten) geri durmayacağım."


Hz. Muaz der ki: "Bu cevabım üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (memnun kaldı), göğsüme eliyle vurup:

"Allah'ın elçisinin elçisini, Allah'ın elçisini memnun edecek usûlde muvaffak kılan Allah'a hamdolsun!" buyurdular."
Ebu Dâvud, Akdiye 11, (3592, 3593); Tirmizi, Ahkâm 3, (1327, 1328).


Şimdi Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyeye göre, üçüncü kişiler kafa karıştırmaz, dağınık kafanın toplanmasına vesile olur. Eğer kafa karıştıracak olsaydı, Allah (c.c.) kitabında “bilenlere sorun” demezdi. Eğer kafa karıştıracak olsaydı Hz Peygamber Muaz bin Cebel r.anh hazretlerinin “kendi reyiyle içtihat” etmesine izin vermezdi. Zaten Hadis-i Şerifin sonu çok manidar değilmi:

"Allah'ın elçisinin elçisini, Allah'ın elçisini memnun edecek usûlde muvaffak kılan Allah'a hamdolsun!" buyurdular."


Örnek İnsan: mrb.siz kendinizi öyle kaptırmışsınızki sürekli başkalarının sözleriyle konuşuyorsunuz.biz buna taklitcilik deriz.oysa Rabbim taklitciliği yasak etmiştir.

Cevap: Taklitçilik derken neyin kast edildiğini anlamakta zorlandığımı ifade etmek istiyorum. Çünkü dini ıstılahta meşru taklit “bilmeyenin bileni örnek almasıdır”. Bunun Kur’an-ı Kerimde yasaklanmış olduğunu söylemek “cüretkâr” bir sözdür. İnsanların en başta Allah’ın peygamberlerini ve konusuna göre o ilmin öğreticisi konumundaki alimleri taklit etmesi asla Kur’an-ı Kerime ve Rasulullah efendimizin temiz ve pak olan sünnetine aykırı değildir. Bir önceki cevapta verdiğimiz ayet ve hadislerde bu konuda delildir. Bilmeyen birisinin bir bileni örnek alması yasaklanan değil, aksine emredilen bir durumdur. Yukarıdaki ayet ve hadislere ilave olarak aşağıdaki ayet ve hadisleri birlikte inceleyelim:

Ahzab 21 Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.

Al-i İmran 31. (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Zuhruf 59 O, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.

Mümtehine 4 İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır.

Mümtehine 6 Andolsun, onlar sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnektir. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah, zengindir, hamde lâyık olandır.

Tahrim 11 Allah, inananlara da Firavun'un karısını örnek gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti.

Tahrim 12 İffetini korumuş olan, İmran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi.

K. Sitte 65 - İbnu Mes'ûd (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğine göre, şöyle buyurmuştur. "Bir yol takip etmek isteyen, bu yolu, ölmüş olanların yolundan seçsin. Zira hayatta olanların fitnesinden emin olunamaz. Ölmüş olanlar ise Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Ashâbıdırlar. Onlar bu ümmetin en efdalidir. Kalpçe en temizleri, ilimce en derînleri, amelce en ihlaslıları yine onlardır. Allah, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sohbeti ve dininin yerleşmesi için onları seçmiştir. Öyleyse sizler onların üstünlüğünü idrak edin, onların yolundan gidin, elinizden geldikçe onların ahlâkını ve yaşayış tarzlarını kendinize örnek kılın. Zira onlar en doğru yolda idiler."
İbnu Abdilberr, Câmi'ul-Beyâni'l-İlm ve Fadlihi'de kaydetmiştir 2,9.

K. Sitte 4072 - Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a biri âbid diğeri alim iki kişiden bahsedilmişti.
"Alimin âbide üstünlüğü, benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir" buyurdu."
Tirmizi, İlim 19, (2686).

K Sitte 4073 - Yine Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "...Aleyhissalatu vesselam sonra buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri, melekleri, semâvat ehli, deliğindeki karıncaya, denizindeki balıklara varıncaya kadar arz ehli, halka hayrı öğretene mağfiret duasında bulunur."
Hadis Tirmizi'nin aynı babındadır.

4074 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Tek bir fakih, şeytana bin âbidden daha yamandır."
Tirmizi, İlim 19, (2083).

K. Sitte 4076 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Dinde fakih (bilgili) olan kimse ne iyi kimsedir! Kendisine muhtaç olununca faydalı olur. Kendisine ihtiyaç olmayınca ilmini artırır."
Rezin tahric etmiştir.

K. Sitte 6016 - Ebu Ümâme radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Yok edilmezden önce şu (dini) ilmi öğrenmeniz gerekir. Onun yok edilmesi kaldırılmasıdır."
Aleyhissalatu vesselâm, sonra orta parmağı ile şehadet parmağını şöyle birleştirerek: "Alim ve talebe sevapta ortaktırlar, diğer insanIarda (öğretici ve öğrenici olmayanlarda) hayır yoktur!" buyurdular.

K. Sitte 6018 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah benim sözümü işitip belleyen, sonra da onu benden (başkasına) ulaştıran kimsenin yüzünü Kıyamet günü ağartsın. Zira nice ilim taşıyıcılar vardır ki, alim değildir. Nice ilim taşıyıcıları ilmi, kendinden daha alim olana taşırlar."

K. Sitte 1942 - Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki: "Dünya meI'undur, içindekiler de mel'undur, ancak zikrullah ve zikrullah'a yardımcı olanlarla alim veya müteallim hâriç."
Tirnizi, Zühd 14, (2323); İbnu Mâce, Zühd 3, (4112).

Umarım bu ayet ve hadisler konunun açıklığa kavuşması açısından yeterlidir. Rabbimiz kitabında “bilenlere sormamızı” emrettiği gibi, peygamberler harici (aleyhimüsselam) insanları da örnek almamızı emretmektedir. Bunlar ayet-i kerimelerde açıkça görülmektedir. Sonra insanların bir meseleyi nakletmelerini nehiy etmek ve yanlış görmek büyük hatadır. Çünkü din bu güne kadar bizlere nakillerle gelmiştir. Bu bağlamda bilmeyenlerinde bilenleri taklit etmeleri gayet normaldir.


Örnek İnsan: Şunada unutmamak gerekir ki bu kainatta tüm insanlar Allah'ın velisidir.

Cevap: Kainattaki tüm müminlerin Allah’ın (c.c) velisi olduğunu söyleyebiliriz. Allah (c.c) müminleri sever ve Allah (c.c) müminlerin velisidir. Ancak kainattaki bütün insanların Allah’ın (c.c) velisi olduğunu söylemek Allah’ı (c.c) yalanlamaktan başka bir şey değildir. Çünkü Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur:

Al-i İmran 32. De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

Nisa 36 Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.

Nisa 107 çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.

Bakara 190 Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez.

Bakara 276 Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.

Casiye 19 Doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır; Allah da takvâ sahiplerinin dostudur.

Al-i İmran 68 Allah müminlerin dostudur.

Bakara 257 Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür. İşte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devamlı kalırlar.

Zuhruf 36- Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

Ayet-i kerimelerden de açıkça görülüyor ki, Allah (c.c) ancak müminleri sever, ancak müminlerin dostu ve velisidir. Mümin olmayanların velisi ise ancak şeytandır.

Örnek İnsan: Çünkü bizim düyaya gelme sebebimiz:dünyayı sevk ve idare etmek değil mi.insanın dışında başka bir varlık varmı Allah'n habibi.bütün insanların doğuştaki maneviyat yapısı peygamberimle bire bir aynıdır.Biz onu yüceltmeyip ondan daha aşşağıda kalırsak,insan olamayız.

Cevap: İlahi vahyin tek muhatabının insan olmadığı Zariyat suresinin 56. ayeti ile sabittir. Bu konuyla alakalı forumumuzun soru cevap kısmında “Hz Ademin (a.s) lisanı nedir?” başlığı altında detaylı bilgi vardır. İnsanların maneviyat yapısının Hz peygamberle birebir aynı olduğu meselesine gelince, ben şahsen öyle olduğunu düşünmüyorum, siz öyle düşünebilirsiniz. Bu sizin görüşünüzdür, ama şuna dikkat etmenizi tavsiye ederim. BU tür sözleri söyleyen insanlar zamanla, kendileri ve hazreti peygamber arasında hiçbir fark olmadığını iddia etmeye de başlarlar. Halbuki bu müşrik zihniyetidir. Mekkeli müşrikler peygamber efendimizi kendi benliklerine indirdikleri için, vahyin aslında kendilerinden birisine yahut, bir meleğin peygamber olarak gönderilmesi gerektiğini iddia ediyorlardı. Ben sizin bu iddiada olduğunuzu söylemiyorum, yalnızca bu söylemlerin sonucunun gidebileceği bir noktada sizi uyarıyorum.

İnsanların manen ve derece açısından ileride yada geride oldukları da Kur’an-i bir gerçektir. Müminlerin manen ve derece bakımından durumlarını aşağıdaki ayetler bize açıklamaktadır:

İsra 21. Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.

Fatır 32. Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.

Vakıa 10. (Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler. 11. İşte bunlar, (Allah'a) en yakın olanlardır. 88. Fakat (ölen kişi Allah'a) yakın olanlardan ise, 89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. 90. Eğer o sağdakilerden ise, 91. "Ey sağdaki! Sana selam olsun!"

İnsan 5. İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler. 6. (Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

Mutaffifin 20. (O İlliyyûn'daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır. 21. O kitabı, Allah'a yakın olanlar görür.22. İyiler kesinkes cennettedir. 23. Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.

Ayet-i Kerimelerde açıkça görülmektedir ki, Allah (c.c) mümin kullarının arasından, ebrar ve mukarrebun olarak ifade ettiği, manen derece olarak önde olan kullarından bahsetmektedir. Peygamber efendimiz ise “ebrar ve mukarrebun” gruplarıyla ilgili ifadelerde bulunmuş, bunlar hadis kitaplarının “kitabul birr” isimli bölümlerinde hassaten zikredilmiştir. Teferruatlı bilgili için oraya ve Yunus-62-63-64 ayetlerin tefsirlerine bakılmasını rica ederim.


Örnek İnsan: Herşeyi araştıran insan kendini hiç araştırmamış.Oysa tüm kainat insanda saklı diyoruz.ama bunu hiç araştırmadık bence tüm sır başka insanlarda değil kişinin kendisinde saklıdır.unutmayalım ki insan karşısında ne görüyorsa kendinde mutlaka mevcuttur.


Cevap: İnsanın kendisini araştırmadığını düşünmek, seleflerimizin bu konuda telif ettikleri eserleri görmezden gelmek olur. Aslında ilk cümlenizde ifade ettiğiniz yalnızca kitap ve sünnete bakma tavrınıza birçok sözünüz öylesine aykırı ki, onların üzerinde hiç durmadım. Mesela burada diyorsunuz ki “Oysa tüm kainat insanda saklı diyoruz.” Bu hangi ayete veya hadise dayanıyor? Bu söz, kendisini araştıran insana dayanıyor. Düşünen ve üreten insana dayanıyor.

Sonra insanın karşısında gördüğü her şeyin kendisinde olmasıda biraz muhaldir, mesela karşımızda hz peygamberi görünce bu bizde peygamberlik olduğunumu gösterir?

İnsan bir konuyu eleştirebilir, bu gayet doğal. Eleştirilerimiz, yapıcı ve onarıcı olursa, daha güzele sevketmeye yönelik olursa, bundan hepimiz kazançlı çıkarız. Umarım yapacağımız açılımlar bu merkezle olur. Uzun olan bu yazıya hepinizin helalliğini isteyerek son veriyorum.

Allaha emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #1 : 22 Ağustos 2009, 14:54:01 »

ve aleyküm selam.aramıza tekrar hoş geldiniz...
çok güzel cevaplar ve faydalı bilgiler...
Allah sizden razı olsun.
Logged

enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #2 : 22 Ağustos 2009, 17:04:45 »

Ve aleykum selam.
Sizi aramızda görmek çok güzel.Bilgiler  için çok teşekkürler.
Hayırlı ramazanlar
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
örnekinsan
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18



« Yanıtla #3 : 22 Ağustos 2009, 19:15:00 »

slm.öyle görünüyor ki kardeşim siz benim yazdıklarıma cok farklı bir pencereden baktınız.benim canlı kitap dediğim kur'an kerim değil öncelikle onu belirteyim.tabiki benim tarafım yapıcı tarafta.Benim söylememk istediğimi anlamak istemiyorsunuz.eskiden kim ne yaşamış ne yapmış bunları bir kenara bırakalımda kendimiz ne yapıyoruz ona bakalım diyorum.çünkü biz insanlar ne geçmişiyle ne de gelecek düşüncesiyle yaşayamayız.biz sadece anımızı yaşarız.zaten onu yapamazsak yani anımızı yaşamazsak insanlık makamında olmadığımızı gösterir.Geçmişteki bütün iyi zatlardan daha iyi olamazsak biz insan değiliz.peki biz ne yapıyoruz onların hayatına ve makamına erişemeyecek yerde ve vasıfta olduğumuzu düşünerek sizce gercek olan insanlık makamını hiçe saymış olmuyormuyuz.Siz hiç Allah ın insan ayırt ettiğini gördünüzmü.kainatta Allah tan sonra enyüce varlık insan değil mi .sevgili olan kim?ben ce siz insanın yapısını inceleyin.yani kendinizi orada o okuduğunuz bütün özelliklerin olduğunu fark edeceksiniz.çünkü her insan doğuşta tıbkı muhammed aleyhisselam gibidir.biz o makamı kendimiz fark etmezsek ömür boyu onun hasretiyle yaşar ve ömür boyu hiç bir şey yapamayız.yani kısaca insan önce kendi değerini bilecek ki diğer insanlara da aynı gözle baksın.yüce rabbimin biz insanlara vermediği ve varki ?
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 22 Ağustos 2009, 20:18:34 »


va aleyküm selam örnek insan kardeşim. Eğer ortak bir inanca sahipsek, dinin kaynakları bellidir, bunlarda "kuran, sünnet, kıyas-ı fukaha ve icamayı ümmet" bunlardan son ikisi, ilk ikinin içerisinden cüzdür. Bu kaynaklara göre ben söyleyeceklerimi söyledim, eğer bu kaynaklara göre yanlışlık varsa delilinizi getirirsiniz biz de yanlışımızı tashih ederiz.
 
Ama gördüğüm kadarıyla, son yazdıklarınızdan sonra, sizin kastetmiş olduğunuz kaynaklar daha başka. Bu yaklaşım tarzınızla dini bir konunun konuşulması doğru olmaz.
 
Hani siz demiştinizya:
 
 "Ben herşeyden önce canlı kitabı okumayı tercih ederim de ondandır belki anlamamam.benim inancımda bir Allah iki peygamber, üç kitaptır.Başkası sadece kafa karıştırır.ilginizden dolayı teşekkürler. "
 
İşte bu kaynakların dışına çıktığımda sizin söz ve eylemleriniz şu başkası kafa karıştırır sınıfına girmektedir. Ortak bir teolojiye sahipolmadığımız yerde bu tür felsefik konuşmalara girmenin ne faydası var bu tartışılabilir. Ama böyle bir düşünce görüşmesinin olmasının yolu, benimsemediğiniz kaynakları eleştirmekten ziyade, yeni konu başlıkları açıp, yeni bir ivme kazandırmak olmalıdır.
 
Son yazınızda da akla aykırı bir çok nokta olduğu halde, aynı kaynaklardan beslenmediğimiz ve sonuç noktaya ulaşamayacağımızı, kuru kuruya tartışmaktan başka bir şey olmayacağını düşündüğüm için mukabelede bulunmuyorum.
 
Sizden ricam, yapacağınız açılımları bir başlık altında insanların inceleme ve istifadelerine sunmanız. Galiba böylesi daha uygun olur.
 
Dediğim gibi, burada yapılanın Kur'an ve Sünnete aykırılığını bu kaynaklardan delillendiriseniz, biz hatamızdan rücu ederiz. Eğer böyle bir açılımınız yoksa, dediğim gibi yeni başlıklar açarak bir paylaşım sağlamanızda fayda olacağı kanaatindeyim.
 
 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #5 : 22 Ağustos 2009, 23:47:59 »


Örnek insan kardeşim, sizinle forumdada değişiklik olur ümidiyle yeni bir açılım yapalım. Bu bağlamda ben aşağıdaki soruyu soruyorum, sizin haricinizde katılmak isteyen arkadaşlarda katılabilir.
 
 
Soru: Bilgi nedir? Neden ve nasıl evrenselleşir?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
örnekinsan
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18



« Yanıtla #6 : 23 Ağustos 2009, 02:32:46 »

 
BİLGİ NEDİR: Bilgi; insana yaşamındaki tutsaklıkların neden geldiğini anlamak. Gerçek değerleri yok edecek gelişmeleri önlemek, insanı tutkularından kurtarıp, öz yapısına uygun gereklerle yaşatmak biçimidir. Bir açıklaması daha var: Bilmek uygulamak, bilgi de uygulanabilendir. Bir başka deyişle bilmek; her durum ve şart karşısında gereken davranışlarda bulunmaktır. Bilgi; hiçbir şart karşısında yenilmemeyi, hiçbir engelden geri dönme-meyi, her engeli aşmayı sağlar. İnsanın ilk adımda edinmesi gereken bilgi, kişiliğinin bilgisidir. Ne yazık ki insanlık ilk kez bakacağı yere hiç bakmamış ve duyumsuzluğun içine düşmüştür. Toplumu pençesinde kıvrandıran, insanı insandan gayrı tiplerde yaşatan, kişiliği hakkındaki bilgi yoksunluğu değil midir? Maalesef, insanın insandan gayrı tiplerde yaşaması, çağımızı yıkacak hastalığın belirtileridir.
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #7 : 23 Ağustos 2009, 10:20:31 »

Kıymetli paylaşımınız için en samimi teşekkürlerimi sunuyorum. Galiba bilginin neden ve nasıl evrenselleşeceği konusuna daha sonra değineceksiniz. Müsaadenizle bilgi noktasında yazınızın baş tarafına göre benimde ifade etmek istediğim şeyler olacaktır. Bu kısımla ilgili aydınlatılması gereken bazı hususları açıklığa kavuşturmadan, yazınızın diğer kısımlarıyla ilgili söyleyeceklerimizin çok bir anlamı olmayacaktır.

Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi, bilgininde bir başlangıcı vardır ve aksi ispatlanıncaya kadar değişken doğrudur. Her bilgininde bir sonu vardır. Bu son noktanın keşfedilmesi bazen uzun zamanlar alır. Her bilginin keşfiyle birlikte yeni bir idrak oluşur. Bu idrak ve algılama insanı bazen doğruya, bazen yanlışa sevk eder. Bilginin elde edilebilmesi noktasında mutlaka bir bileninin olması gerekmektedir. Bilgi bazılarına hürriyet, bazılarına refah sunarken, aynı bilgi başkalarına sefalet ve kölelik sunabilmektedir. Buda bilginin yanlış kullanımından ve yanlışın doğru olarak algılanmasından kaynaklanmaktadır. Bu bir tabancanın, güvenlik görevlisiyle, katilin elinde olması gibidir.

Şimdi burada karşımıza şu mesele çıkmaktadır. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu hangi bilgiyle bileceğiz? Örneğin, şu an dünya yüzeyindeki çoğunluk Hitler’in yaptıklarını soykırım olarak nitelerken, o dönemdeki bir çok insanda bunun doğru olduğunu düşünmekteydi. Bize göre yanlış olan, ona göre doğruydu. Onun doğrusu bizim hürriyet alanımıza müdahale ediyordu. Burada şunu diyebiliriz, onun yaptığı yanlıştır. Neye göre? Çoğunluk yaptıklarını doğru bulmadığı için. Ama benzer çoğunluk dünya dönüyor diyen kişiyi de yalanlıyordu. Onlarda bir bilgiye göre dünyanın döndüğünü reddetmek durumundaydılar.


1-Bu durumda bilginin genel anlamda, doğruya yönlendirici olduğunu nasıl söyleyebiliriz?

2-Değişken doğruları olan bir bilgi, mutlak doğruları olmadan nasıl insanı öz benliğine kavuşturur?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
örnekinsan
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18



« Yanıtla #8 : 23 Ağustos 2009, 23:02:13 »

kardeşim slm.anladığım kadarıyla benim yazdıklarımı bir kere okuyup hiç üzerinde güşünmemişsin.ben bilginin anlamını ifade ettim bu tektir ve anlaşılır yazdım  bildiğim kadarıyla.sizin  doğruyu anlamak  için bilgiye başvurmanız yanlış olabilir.nedeni ise insanın doğruları insana göre değişir.mesale bir örnekle bir odadaki iki kişiden birisi sigara kullanıyorsa ve o odada sigara içmek yasaksa orası içen için yanlış bir yer.içmeyen birisi için de doğru yerdir.tıpkı bunun gibi.şunu eklemek isterimki:insanın öz benliğine kavuşması için bazı bilgi ve doğruları görmesi gerekmez.çünkü insan zaten öz benlikle var olmuştur.sadece biz bunun farkında değiliz.biz herşeyden önce kendimizi iyi bilicez.bizim en büyük sorunumuz kendimizi nasıl tanıyacağımız bence isterseniz biraz da bunu üzerinde durabiliriz tabi isterseniz.teşekkürler saygılar 
Logged
örnekinsan
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18



« Yanıtla #9 : 23 Ağustos 2009, 23:08:17 »

kardeşlerim isterseniz ben size bir konu açayım:GERÇEK İNSAN OLMAK NEDİR.
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #10 : 23 Ağustos 2009, 23:09:21 »

slm

üzülerek yanıldığınızı ifade etmem gerekiyor. yazınızı en az 7-8 defa okudum ve üzerinde derin derin düşündüm. sizinde ifade ettiğiniz gibi değişken doğrularla dolu alemde algılamalarda değişik.

Bilginin anlamının tek olması mümkün değil, siz her ne kadar bunu ifade etsenizde. İnsanlık tarihi boyunca tek düze bir tanım asla yapılmamıştır. Yapılabilmeside insan fıtratına aykırıdır.

Öz benlik olayına gelince, şahsen ben kendi öz benliğimi kaybettiğimi ve aramam gerektiğini düşünmüyorum. Aklım başımda, dinç ve zindeyim. Geçmişimde olanları ve şu an yaşadıklarımı çok iyi biliyorum. Ama gördüğüm kadarıyka sizin böyle bir kaybınız söz konusu. Bu durumda bir arkadaşınız olarak size yardımcı olmakta isterim.

Bu nedenle, siz acaba öz benliğinizden uzak olduğunuzu nasıl anladınız?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #11 : 23 Ağustos 2009, 23:20:45 »

GERÇEK İNSAN OLMAK NEDİR?

Ben bu soruya mefhumu muhalifinden yaklaşıyorum. İnsan olmayan canlıların haricinde, bizlere benzeyen varlıkların tamamı gerçek insandır. Kâmil insanın ne olduğu üzerinde durabilirsiniz. Bu daha doğru olur.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #12 : 24 Ağustos 2009, 00:22:58 »

Örnek insan,,yazdıklarınızı eklemeden okuyup gözden geçiriyorsunuz değilmi?
Yazdığınız cümleler birbiriyle çelişki içinde.
''bizim en büyük sorunumuz kendimizi nasıl tanıyacağımız bence '' biz dediğiniz ve bu sorunu yaşayanlar kim oluyor?Benim öyle bir sorunum yok.Genelleme yapmadan yazarsanız yada kopyaladığınız metinleri gözden geçirirseniz daha tutarlı olur.
Allah'a giden yollar, mahlûkâtın nefesleri kadar çoktur ve bilginin anlamıda tek değildir.
İnsan aradığı şeyi kayybettiği yerde bulur..!
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #13 : 24 Ağustos 2009, 17:26:55 »

Örnekinsan;
Taklidi eleştirmişsin lakin "örnekinsan" nickinle bizim seni talit etmemizi istiyorsun.Yani talit sana göre sadece eski zamanlarda yaşam sürmüş insanların izinden gitmek.Bu düşüncene saygı duyarız ama yanlış ve sapkın bir düşünce olduğunu da ilave ederiz.Sen sadece kendine göre konuşuyorsun, birşeyi kendine göre doğru kendine göre yanlış değerlendiriyorsun.Bu oldukça batıl bir düşünce tarzı.
Şimdi demişsinki insan değerli bir varlık.Yahu hiç mi kuran okumadın mübarek...Kuranda Allah öyle insanlar vardırki hayvandan daha aşağıdadır buyurur.Öyle insanlar vardırki onlar beyinsizdirler düşünemezler buyurur Cenabı Hak.
Yani insan başlı başına değerli bir varlık değil.Ya neyle değerli peki?
_Takvasıyla
_Kişiliğiyle
_Güvenilirliğiyle
_Doğruluğuyla
_Yaşantısıyla
_Sünnete ve Kuran'a bağlılığıyla
vs. bu uzar da gider.....

Kuru kuruya insan kutsal bir varlıktır denemez.İnsan gerekirse yaratılmışların en aşağısı en değerisiz de olabilir.O değeri kalbiyle ve aklıyla bulur ve kazanır.

Eğer sen örnek aldığımız insanların mertebesine ulaşmak istiyorsan onlar kadar alim onlar kadar takvalı olman gerekir.Sana tavsiyem mezhep imamlarımızın hayatlarını bir oku bakalım.Ashabı Kiram'ın İslama nasıl hizmet ettiklerini, Resulullah'ın yanında nasıl el pençe divan durduklarını nasıl kendi hayatlarından dini mubin için vazgeçtiklerini bir oku ve kendi yaşamınla bir muhasebe yap bakalım...
Logged
örnekinsan
Pasif Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 18



« Yanıtla #14 : 24 Ağustos 2009, 19:11:33 »

güzel kardeşim lazyoner.siz benim insan tarifimi okudunuzmu ki benim bu düşüncede olduğuma karar verdiniz.zaten sizin o saydıklarınız ve daha sayamadığınız bir çok insan özellikleri bulunuyorsa zaten insan dır.onun dışındakilere zaten insan demiyoruz.buradabir anlaşalım.biz toprak olacak yapıya insan demeyiz.siz insan ne demektir diye sormayıp benim yazdıklarımı eleştiriyorsunuz.siz benim fikirlerim ter geliyorsa soru sorabilirsiniz.ben yaşamadığım hiç birşeyden söz etmem .siz önce kendi büyüklüğünüzü kabul edeceksiniz.sizin takva dediğinizin türkçesi kişiliktir.maneviyatta düşünceler insanın kişiliğini.dışarıya vurgusuda şahsiyeti gösterir.biz kişilikli ve şahsiyetli olmayı hedef tutmuşuz.
Logged
Sayfa: [1] 2
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  Örnek İnsan'a cevap « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: