Müceddidlik?
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 11:26:39
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  Müceddidlik? 0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: Müceddidlik?  (Okunma Sayısı 2089 defa)
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #15 : 14 Temmuz 2009, 20:31:31 »

hoca efendi salt ne demekki? bir başka noktada biz burada tasavvuf diye açmadık konu başlığını. islamın her alanı için örnek olsun istedik. sorularda her alan için geçerli olsa daha iyi
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #16 : 14 Temmuz 2009, 21:32:11 »


Atış serbes yani....Gülümseme
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #17 : 15 Temmuz 2009, 10:08:23 »

hoca efendi bizce böylesi daha doğru
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #18 : 15 Temmuz 2009, 12:08:09 »

S.a

Ben acizane bir kardeşiniz olarak, bizlere biraz ışık tutar ümidiyle, "İbni Teymiye" kardeşimizin verdiği nakillerin haricinde, başka zatlardan nakiller yapacağım, onlarıda okuduktan sonra, inşaallah bizlerdede bir kanaat oluşacaktır.

İmam-ı Rabbani Müceddid-i Elfisani: Şimdi o zamandayız ki, geçmiş ümmetlerde, böyle çok karanlık zaman gelince, büyük bir Peygamber gönderilerek, yeni bir din kurulurdu. Bu ümmet, ümmetlerin en iyisi olduğu için ve bu ümmetin Peygamberi, Peygamberlerin sonuncusu olduğu için , bunların âlimlerine, İsrâîl oğullarının Peygamberlerinin mertebesi verilmiştir. Peygamberlerin  vazîfeleri, bu âlimlere yaptırılmaktadır. Bunun için, her yüz sene başında, bu ümmetin âlimleri arasından bir (Müceddid) yenileyici, kuvvetlendirici seçerler. Bununla islâmiyeti tâzelerler. Hele bin sene geçince, geçmiş ümmetlerde bir (Ülül'azm) Peygamber gönderdikleri ve Onun işini bir Nebîye bırakmadıkları gibi, bu ümmette de, tâm marifetli, bilgili bir âlim, ârif seçilir. Bu zat, geçmiş ümmetlerdeki Ülül'azm Peygamberlerin işini yapar.

Prf Dr Mahmud Esad Coşan:  "Allah-u Teâlâ Hazretleri her asrın başında bu ümmetin işlerini, bilgilerini yenileyen, ona çeki düzen veren bir müceddid gönderir." diye hadis-i şerif vardır. Onun için, o hadis-i şerifi okuyanlar bilirler bu meseleyi...
Bazı kimselerin o müceddidlerden olduğu hüsnüzan edilmiştir. Meselâ, İmâm-ı Rabbânî Efendimiz müceddid-i elf-i sânî'dir. Yâni, ikinci binin müceddidi diye bu lakabla tanınmıştır. Her asrın müceddidi vardır.
Tabii, onun alâmeti, sünnet-i seniyyeyi bilmesi, Kur'an-ı Kerim'i tam bilmesi ve sapıtmaları, hurafeleri, sapmaları, dinin özünden uzaklaşmaları tesbit edip, onları engellemesi, işi tekrar rayına oturtmasıdır. Müceddidliğin aslı odur. Yâni, sahabe müslümanlığına doğru işi tekrar yörüngeye oturtmak,
raydan çıkmış olan vagonu tekrar raya oturtma çalışmasıdır. Bu şekilde anlatabiliriz.

Bediüzzaman Said-i Nursi: Cenâb-ı Hak, kemâl-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, herbir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir hâlife-i zîşan veya bir kutb-u âzam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyi (a.s.m.) muhafaza etmiş.
Madem âdeti öyle cereyan ediyor. Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zat da ehl-i beyt-i Nebevîden olacaktır.

M.Fethullah Gülen: Tecdid; dinî dinamik ve kriterleri iyi tesbit edip, bunları yerinde kullanarak, asla uygun ve onu bozmadan sistemi restore etme, başlangıç noktasındaki safvete ulaştırma ve saykıllama hareketidir.
Müceddidin vazifesi, tamamen bozulmuş ve aslını kaybetmiş bir şeyi yeniden şekillendirme değildir. Zira, tamamen bozulup aslından uzaklaşmış bir sistemi alıp yeniden günün şartlarına göre şekillendirmeye “tecdid” denmez. Buna dense dense, reform denir.
Evet tecdid; eksik ve gediklerin iyi tesbit edilip, sistemin hakiki mahiyetine göre ve dinin tekevvünündeki dinamikler kullanılarak restorasyonunun yapılması, eski çizgi üzerine yeniden saykıl vurulması ve ona yeniden bir canlılık kazandırılması keyfiyeti ise, reform; aslı-faslı bozulmuş bir sistem doktrinini yeniden şekillendirme demektir. Ne yaptığının şuurunda olan bir müceddid, ciddi master plânlarla, ne yapacaksa onları sıraya koyar, plânlar ve tecdidin geçireceği devreleri birer birer belirler. Sonra da öncelik sırasına göre yapacağı şeyleri bir bir tatbik etmeye başlar.

Prf Dr İbrahim Canan: Müceddid İnancı: Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah, bu ümmet için her yüz senenin başında, dini tecdid edip yenileyecek kimse(ler) gönderecektir" buyurmaktadır. Bu hadisin ihbarı mucibince, daha ilk asırdan itibaren müceddid beklenmiş, birinci asır müceddidi olarak Ömer İbnu Abdilaziz kabul edilmiş; çeşitli şahıslar müteakip asırların müceddidi bilinmiştir. Bunların isimlerini ve muhtelif münakaşaları burada vermek konumuzun dışına çıkmak olur. Ancak, müceddid mevzuunda Müslümanlarca beslenen telakkiyi, bir başka deyişle müceddide izafe  edilen vasıfları az sonra ortaya koyarken anlamada yardımcı olmak üzere, Buhârî şarihlerinden Bedrü'l-Aynî'nin bir açıklamasını burada aynen vermede fayda mühalaza ediyoruz:
"...Nevevî Tehzîbü'l-Esma'da der ki: "Alimler, birinci asır müceddidi olarak Ömer (İbnu Abdilaziz)'i, ikinci asırda Şafii'yi, üçüncü asırda Ali İbnu Şureyh'i -Hafız İbnu Asakir üçüncü asır için Ebu'l-Hasanı'l-Eş'ari'yi teklif etmiştir- dördüncü asır için Ali İbnu Ebî Sehl eş-Şu'luki'yi, -bu asır için Bakillani'yi, Ebu Hamid el-İsferâyinî'yi de zikredenler olmuştur- beşinci asır için Gazâli'yi zikretmişlerdir." Kirmânî de şunları söyler: "Müceddid mevzuunda yakin sözkonusu değildir. Bu sebeple, müceddid olarak Hanefîler için ikinci asırda Hasan İbnu Ziyad, üçüncü asırda Tahavi  ve bunların emsalleri Malikîler için ikinci asırda Eşhab vs.; Hanbelîler için, üçüncü asırda Hallal, beşinci asırda er-Rağunî vs.; muhaddisler için ikinci asırda Yahya İbnu Main; üçüncü asırda Nesâî vs.; iktidar sahipleri  için el-Me'mun, el-Muktedir, el-Kaadir; zahidler için, ikinci asırda Ma'rufu'l-Kerhî, üçüncü asırda eş-Şiblî vs. mevcuttur. Hadis-i şerifde dinde tashih (düzeltme, tecdid) yapacak kimseye delalet  eden "men" (kimse, kimseler manasına gelir), müteaddide (yani sayıca çokluğa) muhtemel olması sebebiyle bu sayılan grupların hepsinden din hizmeti (tashihu'ddin) vakidir. Nitekim her asrın sonlarında dinin emrini ikame edip tashihte bulunanlar olmuştur."
Bu iktibasın da yardımıyla Müslümanlar arasında müceddid hususunda şöyle bir telakkinin yerleştiği kesinlikle söylenebilir:
1- Müceddid,  dine  müteallik zahirî ve batınî ilimlerin alimidir, sünneti bid'atten temizler, ilmi yayar ve ilim ehline yardımcı olur. Bid'at ehline karşı kor, onları zelil kılar.
2- Her yüz senede gelecek mezkur müceddidin bir kişi olması gerekmez, aynı  zamanda farklı yerlerde, çok sayıda müceddid gelebilir.
3- Her grup (kavm) kendi büyüğünü (imam) hadiste vaadedilen mezkur müceddid bilmiştir. Halbuki bu mana her taifenin, müfessir, muhaddis, fakih, nahivci, lügatçı vs. her sınıftan  büyüklere şamildir.
4- Mezkur müceddid, asrında kesin olarak "müceddid" diye bilinemez, muasırları, onun izhar ettiği ahvalin karinesine dayanarak zann-ı galible müceddid olduğuna hükmederler.
5- Tecdidden maksad, Kitap ve sünnetin amelde ihmale uğrayan hükümlerinin ihyası, Kitap ve sünnetin muktezasının emredilmesi, bir de ortalığı  saran, sünnete  aykırı  bid'aların yok edilmesidir.
Müslümanların  vicdanında böyle bir müceddid telakkisi olduğu müddetçe, -ki kıyamete kadar devam edecektir- dine aykırı  kötülüklerin arttığı devirlerde ilmi, ameli ve din uğrundaki gayretiyle iştihar edecek olan kimseler daima diğerlerince takip edilecekler, kendilerine tabi olanlar  çıkacaktır. Uyanış ve dinî salabetini bu şahıslardan bilen etbaı, onları müceddid bilecektir. Bu durumda, bazı kimselerce birkısım ilim ve hamiyet sahiplerinin müceddid bilinmesi,  din açısından normaldir; kınamak, hatakârlıkla itham etmek mümkün değildir. Tarihten vaki olan bu durumun bundan sonra da devam edeceği açıktır. Ancak hiç kimsenin de kesin bir dille: "Bu asrın müceddidi falancadır" demeye, bir başka iddiayı batıllıkla itham etmeye hakkı yoktur. Yukarıda yaptığımız iktibastan da anlaşılacağı üzere ciddi alimlerce müceddid olduğu ileri sürülen isimler arasında bile daima ihtilaflar  olagelmiş, hatta bizzat sünnî alimler tarafından  bazı Şiîlere bile müceddid denmiştir. Daha calib-i dikkat olanı, Celaleddinü's-Süyûtî gibi son derece meşhur ve muteber bir alimin, her asrın müceddidini tadad ettiği bir kasidede, kendisini dokuzuncu hicrî asrın müceddidi  ilan etmiş olmasıdır. Müceddidleri sadec Şafiî fakihlerine hasretmesi sebebiyle İbn-i Hacer'i tenkid eden Aliyü'l-Kârî, dinî ilimlerin her birinde  bir eser vermiş olması sebebiyle Celaleddinü's-Süyûtî'yi müceddid lakabına müstehak görür. 

6. (5577)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Muhakkak ki, Allah bu ümmet için, her yüz senenin başında, kendisine dini tecdid edecek kimse(ler) gönderecektir." [Ebu Davud, Melahim 1, (4391).][12]

AÇIKLAMA:

1- Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu hadis-i şeriflerinde  kendinden sonra her  asırda çıkacak ve hayat-ı içtimaiye-i medeniyete soktukları bid'alarla dinden uzaklaşmış olan insanları tekrar İslam'ın hakiki mecrasına sokacak olan kimseleri haber vermektedir. Bu zatlara müceddid denmektedir. Bu mübarek  zatların mümeyyiz vasfı bid'ayı temizleyip sünneti ihyadır. Ölümü hicrî 101 olan Ömer İbnu Abdilaziz'den bu yana ümmet böylesi insanlarla daima şerefyab olmuştur. Daha önce, bir başka hadis vesilesiyle genişçe açıkladığımız  üzere, Resulullah'tan sonra geleceği belirtilen bu şahıslar her asırda bir tane değildir. Aynı anda  her memlekette, farklı mezhep ve meşreplere göre her bir  çevrede birçok insanlar, müceddid manasında tecdid  hizmeti yapabilecektir. Alimlerin belirttiği üzere, kimlerin müceddid olduğu kesinlikle bilinemez, sünneti ihya, bid'atı  imha, ilmi artırma, insanları amel, ahval ve düşüncede İslam'a irca gibi karinelerle müceddid olduğuna zann-ı galible hükmedilir. Müceddidin, dini alimlerin zahir ve batın her çeşidinde alim olacağı belirtilmiştir. Fakih, muhaddis, müfessir, lügavi her tabaka kendi imamlarını "müceddid" görmüşlerdir.
2- "Yüzyıl başı" nedir? Asrın ilk yılları mı, son yılları mı ihtilaf edilmiştir. Bu hadiste, yüzyıl başı ile yüzyılın sonunun kastedildiği söylenmiştir. [13]


[12] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/427.
[13] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/427.

ـ5577 ـ6ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ اللّهَ يَبْعَثُ لهذِهِ ا‘ُمَّةِ عَلى رَأسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا دِينَهَ
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #19 : 16 Temmuz 2009, 11:26:04 »

Esselamu Aleyküm

Dört beş gündür, Müceddidlik konusu hakkında sorduğum sorularla alakalı yazılanları okudum. Dünde bazı ulemanın görüşlerini sizlerle paylaşmıştım. Tüm bunlardan sonra, ben şahsen sorduğum sorularla ilgili şu kanaatlere vardım:

Soru 1- Müceddidlerin dine bir şey ekleme ve çıkartma selahiyetleri nereden geliyor?

Cevap: Kur’an-ı Kerim ve efendimizin sözlerinde belirtilen hususlarla alakalı, ibadet, amel ve inançla ilgili bir konuda, hiçbir asırda söylenebilecek bir söz yoktur. Ama insanların zanları vardır. Dikkat edin içtihatları demiyorum. İnsanların bencelerini bir kenara bırakıp, Dinin Allah ve Rasulüncesine kendilerini teslim ettikleri takdirde, ihtilaflı gibi görülen bir çok mevzu kendiliğinden çözülür. Buna bir örnek verecek olursak,  kimi fukaha zaman içerisinde dinin asli hükümlerininde değişebileceğini iddia ederler. Buna da “At “ etini örnek verir ve şöyle derler; “At etinin yasaklandığı dönemde, at çok önemli bir binekti, ulaşım ve savaş aracıydı, at neslinin azalmaması için bu yasak getirilmişti, artık atlar savaş aracı olmadığına göre, At Eti Helaldir”. Şahsen ben bu tür yorumları, bence olarak görüyor ve bu tür iddiaları tecdid olarak değil, reformist hareket olarak görüyorum.

Bu düşünceye karşı bir açılım olarak diyorumki, domuz eti haramdır (1), gerekçesi ise domuzun pis bir hayvan olmasıdır (2). Şimdi biz domuzu alsak, çok temiz nezih bir ortamda büyütsek, beslesek, bütün bunlar çokta sıhhi bir ortamda olsa, onun etinin haram oluşu sebebini ortadan kaldırmış olsak, bu domuz etini de helal yaparmı? Yapar diyenler, buyursunlar afiyetle, at etini de, domuz etini de yesinler. Bunun adına tecdid değil, allahu alem “Haddi Aşmak” denebilir.

Sonuç olarak, müceddidler, dinin yukarıdaki saydığımız kısımlarına ne bir şey ekleyebilir, nede bir şeyi çıkarabilirler.


Soru 2- Bir kişinin Müceddid olduğunun şüpheye ve tefrikaya neden olmayacak şekilde delili ve alameti nedir?

Cevap: Hoca Efendilerin sözlerinden benim anladığım, ilmiyle amil, Kur’an ve Sünnete en ufak muhalif hali olmayan, ulemaca da ehliyet ve selahiyeti kabul görmüş bir kişi olmalıdır.


Soru 3- İslam tarihinde müceddid olarak kabul görmüş kişilerin, bir şey kaldırmak gibi bir fiilleri vuku bulmuşmudur?

Cevap: Yukarıda belirttiğimiz konularda, bir eksiltme ve artırma söz konusu değildir. Ama Kur’an ve Sünnette açıkça hükmü belirtilmemiş konularda, içtihatlar yaparak, yeni yorumlarda bulunmuş, din adına yapılan bid’at ve hurafelere karşı, dinin orjinalini muhafaza etmişlerdir. Bu gerek itikadi olsun, gerekse de ameli konular olsun.



Sonuç olarak diyebiliriz ki, her asırda birden fazla müceddid olabileceği görülmektedir. Dini kurumların hangi kısmında bir fesat baş göstermişse, müceddidde o kurumu ıslah faaliyetinde bulunmuş oluyor. Yine hadisi şeriflere göre, madem her yüz yılın başında veya sonunda geliyorlar, artık en azından 65-70 yıl beklememiz lazım. Yine bu konunun açılmasına sebep olan konu hakkında, gelmiş müceddidlerinde menfi bir söylemi olmadığını unutmamak lazım. Bu ülkede müceddide en çok ihtiyacı olan kurum, dini eğitim ve öğretimin verildiği kurumlar olduğu kanaatindeyim. Eğer orası ifsada uğramışsa, diğer müesseseler, geçmiş birikimleriyle bir müddet daha ayakta dursalar da, sonuç cümle kurumları ifsada uğraması olacaktır.

Allahtan temennim odur ki, Rabbimizden bahsederken, bir tanıdığından bahseder gibi lakayt, Rasulullahtan bahsederken, babasının oğlundan bahseder gibi rahat, Ashab-ı Kiramdan bahsederken, asker arkadaşından bahseder gibi ciddiyetsiz, geçmiş ulemadan bahsederken cahil cuheladan bahsedercesine alaycı olan, namaz gibi büyük bir ibadete karşı vurdumduymaz olan eğitim müesseselerinin (bütününü kastetmiyorum) bir müceddid tarafından ıslah edilmesidir.

Allaha emanet olunuz.


Dip Not
1-Bakara/173 – Maide/3 – Nahl/115 – En’am/145
2-3882 - Nemletü'l-Ensari anlatıyor: "İbnu Ömer radıyallahu anhüma'ya kirpiden sorulmuştu. (Cevaben) şu ayeti okudu. (Mealen):
"(Ey Muhammed) de ki: "Bana vahyolunandan leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki pistir- ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum. Fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir. Doğrusu Rabbim bağşlar ve merhamet eder" (En'am 146).
Ancak, yanında bulunan bir yaşlı dedi ki: "Ben Ebu Hüreyre radıyallahu anh'ı dinledim, demişti ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında kirpinin zikri geçmişti:
"O habislerden bir habistir (eti) yenmez" buyurdular."
Bunun üzerine İbnu Ömer radıyallahu anhüma: "Eğer bunu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm söyledi ise, bu (kirpinin hükmü), biz bilmesek de O'nun dediği gibidir" dedi."
Ebu Davud, Et'ime 30, (3799).
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #20 : 16 Temmuz 2009, 12:04:26 »


konu nerden nereye gelmiş....
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #21 : 16 Temmuz 2009, 13:39:18 »

hoca efendi geldiği nokta şu, hadisi şerife göre, müceddid hicri yüzyılın sonu veya başında oluyor, bu durumda biz gelecek müceddidi görürmüyüz bilmiyorum, 1430 da olduğumuza göre, 65-70 yıl bekliyeceğiz, ve şimdiye kadar gelenlerin tecdidiyle iktifa edeceğiz. umarım gelende, ilk önce akademik camiadan başlar diye temennide bulundum, bu güzel değilmi...

sende amin de.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #22 : 16 Temmuz 2009, 14:00:26 »

Sevgili Dostlar; Yazılanlara baktığımda, yaklaşık fikirlerimizin aynı olduğunu görüyorum. İsmini vermediğiniz o kurumlarda Şeriat-i Garrayı Ahmediyyenin, hadimleriyle toplumun irşat edilmesi fikri evet en öncelikli olan olmalıdır.
Rabbimiz ne demişti “9/32- Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor.”
 
ALLAHUEKBER selam bütün mümin ve muvahhidlere
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #23 : 16 Temmuz 2009, 14:28:53 »

ya bu yüzyılın başında gelen müceddid yaşıyorsa...
Logged
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #24 : 16 Temmuz 2009, 14:30:49 »

bu melek deği ki yüzyılın başında yere insin de geri çıksın..
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #25 : 16 Temmuz 2009, 14:36:00 »

Hoca Efendi ben bilmem, benim bildiğim bu kadar, sen bunu benim cehaletime ver, ben hadisi şerife bakıyorum, sonra bazı umumen açıklayamayacağım sözlere bakıyorum, bu sözü söylüyorum, ama kısmen şunu diyebilirim, bu asrın bu manadaki tecdid önderinin 1978 li yıllarda, bizzat mürşidi tarafından elinden tutularak "artık sohbeti ....... yapacak"  dendiğini ve irşada tayin edildiğini sözüne itimat ettiğim zevattan duydum, dedikleri gibi bu hicri asrın başıda 1978 lere tekabül ediyor, şimdi o zat vefat etmiş durumda. bende bu nedenle beklersin diyorum, ama sen istersen bekleme, araştır bul, bizide haberdar et.

allaha emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #26 : 16 Temmuz 2009, 15:00:05 »

beyaz la, öztürk ü demeyinde...
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
Sayfa: 1 [2]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  Müceddidlik? « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: