Müceddidlik?
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 11:26:10
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  Müceddidlik? 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2
Gönderen Konu: Müceddidlik?  (Okunma Sayısı 2089 defa)
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« : 12 Temmuz 2009, 17:27:28 »


Değerli forum üyelerinin bu sorular hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyorum, tayfuri kardeş sende katıl lütfen...
 
1- Müceddidlerin bir şey ekleme ve çıkartma selahiyetleri nereden geliyor?

2- Bir kişnin Müceddid olduğunun şüpheye ve tefrikaya neden olmayacak şekilde delili ve alameti nedir?

3- İslam tarihinde müceddid olarak kabul görmüş kişilerin, bir şey kaldırmak gibi bir fiilleri vuku bulmuşmudur?
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 12 Temmuz 2009, 18:16:28 »

buyrun hoca efendi cevaınızı bekliyorum
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #2 : 12 Temmuz 2009, 19:51:21 »

bu konu çok önemli bir mesele değil.. kendi düşüncemi diğer soru sayfasında açıklamıştım..
Logged
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #3 : 12 Temmuz 2009, 19:52:52 »

ben başka bir soru soarayım konuyla ilgili; imam rabbaniye neden müceddid denmiş..
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 12 Temmuz 2009, 19:57:11 »

ona geliriz, sen öncelikle bu soruları cevaplarsan bizde istifade ederiz hoca efendi
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #5 : 12 Temmuz 2009, 19:59:06 »

o mesle bu mesele işte.. kim kimden istfade edecek, biz bu tasavvuf konularına pek vakıf değiliz, bilirsiniz..
Logged
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #6 : 12 Temmuz 2009, 20:02:11 »

hatun kızıyor, bir de buna başlama diyor.. çok zmanımı alıyormuş.. eh ne diyebiliirm haklı...sizler hakkınızı helal ediniz..
hoşçakalın..
selametle..
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #7 : 12 Temmuz 2009, 20:50:18 »

demekki kızılacak şeyler yapıyorsun GülümsemeGülümsemeGülümseme
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #8 : 13 Temmuz 2009, 10:14:12 »

Değerli Dostlar. ALLAH, kitab-ı keriminde, teyitli olarak (allaha ve rasulüne itaati emreder) ve (ALLAH ve Rasulü bir şeyi emrettiği zaman) der. Bu nedenle, dinin orjininden bir şeyi kaldırmak veya orjininde olmayan bir şeyi dine eklemek kuvvet ve kudretini, ALLAH kimseye vermemiştir. Müceddid diye isimlendirilen kişilerinde böyle bir yetkilerinin olduğunun tahayyülü bile abesle iştigal olur.

Şeriat-i Garrada hükmü belirtilmemiş konular hakkında, Kur'an ehli fukahanın görüşlerine müracaat edilir. Bu konuda ALLAH kitab-ı keriminde şöyle demiştir

16.043 Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

21.007 Biz, senden önce de, kendilerine vahiy verdiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorunuz.


Bu konuda büyük imam hadimul islam İbni Teymiye ise şu görüşlerini dile getirmiştir

Bazıları derler ki; Sahabîlerden nakledilen sözleri bir kısım alimler kendilerine dayanak ediyorlar. Bu geniş bir kapıdır. Bazıları sahabî sözünün olduğu gibi kabul eder, bazılarıysa muhalefet ederler. Bu durumda iki sözden biri sahih kıyasa hatta sarih nassa ters düşer. Şüphe götürmez bir husustur ki; raşid halifelerin Müslümanlar için koymuş oldukları hükümlere sahabîlerden hiçbirinin muhalefet ettiği duyulmamıştır. Bu durumda sözkonusu hükümler tereddütsüz, icmâ statüsüne girmiş olurlar. Ki bunun böyle olması gerektiğine Rasulullah'ın (s.a.s.) şu kutlu sözü delalet etmektedir;

"Benim sünnetime, benden sonraki râşid halifelerin sünnetlerine uyun. Onlara tutunun ve azı dişlerinizle onları ısırın (yani elden bırakmayın). Tirmizi, İlim: 16, Ebu Davud, Sünnet: 6

Yine Şeyhül İslam İbnül Kayyım da şöyle demiştir

Bir nebzecik olsun bu konuyu ele alacak olursak İslâm hukukunda kıyasa muhalif olan bir hükmün bulunmadığı anlaşılmış olacaktır. Bunun yanısıra sahabîlerin sözleri arasında da kıyasa muhalif bir sözün mevcut olmadığı bilinmektedir. Sahih kıyas, islâm hukukunun emir ve nehiylerine varlık ve yokluk bakımından şeriatİn haberleri ile uyum içinde olurlar. Zira Allah ve Resulü, akla uygun sarih konulara ters düşen hiçbir hükmü bildirmiş değildirler.


Ebul Ala Mevdudi ise ulemaya uymak hakkında şunları demiştir

Alimleri ve salihleri hidayete irşad eden kimseler olarak kabul etmek hiç de günah değildir ve bilakis alim ve salih olmayan kişilerin onların sözlerini kabul etmesi ve onların izinden gitmesi gerekir...Ancak bir kimse, kendisinin Allah'ın kitabını bilememesi, kavrayamaması sebebiyle selefin büyüklerinin seçmiş olduğu yolun Kitabullah'a uygun olduğunu düşünerek onlara uymakla hiçbir günah veya cürüm işlemiş olmayacaktır. Sizin velayet, imamet, içtihat, ilim ve faziletin o büyüklerle bitmediğini söylemeye de hakkınız var. Bugün de bütün bu mertebeler kazanılabilir ve bu mertebeleri kazanmak için çalışmak da gerekir ama, taklide muhalefet ve içtihad aşkı; selefin büyükleri aleyhine bir zıtlıktan oluşacak, onların yaptığı binaların tahribi ister istemez zorunlu görülecekse, sırf yeni şeyler meydana getirmek için yenilikçilik yapılacaksa, halk ehliyeti olmadan içtihada başlayacak, Kitabullah ve Rasûl’un Sünneti çocuk oyuncağına dönüştürülecekse bu çeşit sapıklık körükörüne taklidin sapıklığından defalarca daha kötü, dine defalarca daha fazla zarar vericidir. Mukallidlerin yaptığı, seleflerinin yükseltmiş olduğu duvarları zamanın zaruretlerine göre daha fazla onarmamaktan ibarettir. Ancak onlar önceki binaları şöyle veya böyle ayakta tutmaktadırlar. Buna karşılık yenilikçi beyler önceki duvarları da yerle bir etmekte ve kendi arzularına göre yeni bir bina yapmak için çalışmaktadırlar. Eğer bu zihniyet yayılırsa dinin bütün çehresinin değişeceği ve hangi şekle gireceğinin bilinmemesi endişesi vardır.

ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER KEBİREN VAHİDEN LA İLAHE İLLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKELEH ne güzel sözler.


Eğer müceddidlik yeni hükümler koymak, mevcut hükümleri lav etmekse, o müceddid otursun kendine yeni bir din kursun. Mevcut hükümlere yeni yorumlar getirecekse, buna ümmetin fakihleride itibar etmişse, sorun yoktur. Görüşmek üzere sevgili dostlar.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #9 : 13 Temmuz 2009, 23:22:57 »

s.a
Bu konuyu ekleyen ve konuya açıklama yapan arkadaşlardan Allah razı olsun.çok teşekkürler.
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #10 : 13 Temmuz 2009, 23:37:17 »

tartışılan mesele tasavvufi bir meseledir.. tasavvuf düşüncesine ise ibn teymiye, ibn kayyım ve mevdudinin yaklaşımları bellidir.onların baştan çizgi çektikleri meselelerde onlardan iktibasla yapılan deillendirmeler geçerli olamaz.
(müceddidlik sorunu rabıta mevzuundaki bir tartışmadan dolayı burada açılmış bir mevzu. örneğin mevdudi, rabıtanın şirk olduğunu belirterek konunun üzerini baştan silmekte ve yok saymaktadır. dolayısıyla onun bu konudaki görüşü bizi bağlamaz..
selametle..
Logged
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #11 : 14 Temmuz 2009, 11:00:51 »

Dostum bu saydığın isimlerin hiç biri TASAVVUFA karşı değildir. TASAVVUF dediğiniz şey şeriati garranın hassas kılıcına tabiise bu şeriat imamlarının sözü delildir. Sen onların sözlerini iyi oku suizan yapma. Sana mevdudinin diliyle CEVAP veriyorum


Mevdudinin Tasavvuf Görüşü: Herhangi bir meselede herhangi bir şahıs ve grupla ihtilaf etmemiz, o şahıs veya grupla her konuda ihtilaf ettiğimiz, onlara düşman olduğumuz ya da onları her meselede hatalı gördüğümüz mânâsına gelmez. Siz, bizzat Şafiî, Hanbelî ve Malikîlerin bir çok görüşüne katılmaz ve çoğu zaman onların görüşleri hilafina ortaya delil sürerken, biri çıkıp da bu hareketinizden dolayı sizin diğer üç imam ve onların takipçisi ulema ile ihtilaf ettiğinizi, onları kesinlikle hatalı olarak gördüğünüzü ve tüm işinizi gücünüzü bırakıp onlarla uğraştığınızı söylese, ne ölçüde haklı olur.Bu yüzden ben bu görüşünüzü yeniden gözden geçirmenizi ve görüş ayrılıklarını muhalefet, düşmanlık ve inatlaşma ile karıştırmamanızı rica ediyorum. Benim bu konudaki görüşüm şöyle: Bizim, bâtının ıslahı ve nefis tezkiyesi için Kuran, Sünnet ve sahabenin uygulamasıyla sabit usullere sarılmamız bize yeter ve bizim bu usullerle iktifa etmemiz gerekir. Bundan daha iyi bir yol yoktur ve bu usullerde azaltma ya da çoğaltma yapmak ne doğru ve ne de faydalıdır. Bu usulleri bırakıp, kim icad etmiş olursa olsun veya hangi dinler ve milletlerin tabilerinden alınmış olursa olsun, başka usullere sarılmaktan kaçınmak lazımdır. Bu görüşümde herhangi bir yanlışlık varsa, bunu delilleriyle birlikte göstermeniz gerekir. Böyle yaparsanız, üzerinde düşünürüm. Ancak, bu görüş ayrılığı yüzünden benim sûfilere muhalif olduğum veya tasavvuf düşmanlığı yaptığım ya da ehl-i tasavvufun hepsini karaladığım suçlamasından berî olduğumu bildirmek isterim. Fetvalar

Zatınız gibi alim bir şahsın, müctehidin içtihadında hata da isabet de edebileceğini bilmesi gerekir. Dolayısıyla selef alimlerinden halef alimlerine kadar bütün ehl-i ilmin, çok büyük meziyetlere sahip insanların bile hata yapabileceklerine inandıklarını bilmelisiniz. Onların hatalı ictihad yapan ve görüşünde isabet edemeyen şahısların büyüklüklerini inkar etmediklerini de biliyor olmalısınız. Onlar, hata olarak gördükleri birşeyi delilleriyle birlikte reddetmişler, ancak, ictihaddaki hatayı fazilet sahibi birinin faziletini azaltıcı olarak görmemişlerdir. Onlar ictihad hatasına hata demek ve o görüşe karşı çıkmakla birlikte müctehide saygı da gösteriyorlar ve bu hata dolayısıyla tüm sevaplarını sıfirla çarpımıyorlardı. Bu meselede ben de aynı tavıra sahibim. Örneğin ben, semâ'yı Allah'a yaklaşmaya bir vesile olarak gören büyüklerin içtihadının doğru olduğunu kabul edemem. Veya şeyhi rabıta etme yoluna başvuran kişilerin görüşlerinin isabetli olduğunu söyleyemem. Ben böyle şeyleri yanlış olarak görüyor, bu gibi şeylere karşı çıkmayı ve insanlara bunlardan kaçınmalarını öğütlemeyi gerekli hissediyorum. Ancak, şu da var ki, bu gibi usullerin nispet edildiği büyük sûfilere saygısızlık edilmesini doğru bulmuyorum. Fetvalar

Mevdudinin Rabıta Görüşü: 2. Şeyh olgusuna ilişkin görüşlerimi kısaca şu şekilde ifade edebilirim: Bu konuya iki türlü yaklaşımda bulunulabilir. Birincisi: Bir insanı şeyh kabul etmeyi ve onunla rabıta yapmayı bir insanı dost edinmek ve onu hayalinde canlandırmak gibi herhangi bir fiil olarak görebiliriz. İkincisi: Şeyhi ve onunla rabıta yapmayı Allah'a yaklaşma aracı olarak görebiliriz.  Birinci yaklaşım, şeyh ve rabıta olguları ve sadece bu fiillerin caiz olup olmadıkları açısından sorgulanabilir. Bir insanı şeyh edinmek ve onunla rabıta yapmak herhangi bir fiil olarak niyete göre caiz de olabilir. Caiz olmayabilir de. Caiz kılan veya kılmayan niyetler üzerinde İslâm alimleri durmuşlardır. Niyetin bir türünü hakim Abdurraşid Mahmud bir yazısında açıklamıştır. Bu niyeti göz önüne alırsak, şeyh veya rabıta olgularına haram demekten başka bir çaremiz yoktur. İkinci tür niyeti ise alim Zafer Ahmed açıklamıştır. Bu niyeti göz önünde bulundurursak da bunlara kolay kolay caiz değildir diyemeyiz. Bu durum tıpkı şu olaya benzemektedir: Bir kişiyi yabancı bir kadına bakarken gördüğümde, ona nedenini sorsam, o da bana nefsine uyarak duygularım tatmin etmek için baktığını söylese, ben de zorunlu olarak yaptığı işin caiz olmadığını söylerim. Aynı durumdaki bir başka kişi, bakış nedeni olarak bu yabancı kadınla nikahlanmak istediğini belirtirse, ben de yine mecburen caiz olan bir iş yaptığını söylerim. Çünkü; öne sürdüğü neden İslâm hukuku açısından geçerlidir; yanlıştır denemez... Fetvalar
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #12 : 14 Temmuz 2009, 14:04:53 »


Efendim, bu saydığım kişilerin tasavvufatamamıiyle karşı olduklarını ifade etmedim ve fakat onların "tasavvuf düşüncesine" yaklaşılarının ise belli olduğunu söyledim..bazı tikel tasavvufi meseleleri reddettiklerini ifade etmeye çalıştım..yani mesela dedim mevdudi'nin rabıtayı zaten başta kabul etmediğini belirttim..dolayısıyla tasavvuf ilmi içerisinde tasavvuf tartışılırken mevdudiye başvurmanın (bizce) doğru olmadığını söyledik.. nasılki hanefilere içerisinde bir fıkhi mesele tartışılırken şafii bir alimin görüşü çok da öenmli değilse yada ehli sünnet içersinde bir fikir tartışılırken şia'nın fikirleri dikkate alınmıyorsa tasavvufi bir meselede de bu sayılan kişilerin görüşlerine müracaat edilmez..
selametle..
Logged
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #13 : 14 Temmuz 2009, 16:14:09 »

s.a, şu ana kadar, ancak 2-3 arkadaşımız katılımda bulundular, daha çok forum üyesi inşallah katılım gösterirler. Şu ana kadar verilen bilgiler için teşekkürlerimi sunuyorum. (Şahsen ben bu Müceddidlik-Tecdid konusunun, Yalnızca, Tasavvufla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Konumuz Tasavvufi noktadan başlasada.)
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
tayfuri
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 88


« Yanıtla #14 : 14 Temmuz 2009, 19:22:06 »

Elbetteki "müceddidlik" meselesi salt tasavvufla ilgili bir mesele değildir.sizin de belittiğiniz gibi bu konu tasavufi bir sorunsal olan "rabıta" meselesinden neş'et ettiğinden bu meselenin de sınırları çizilmiş oluyor. şöyleki; tasavvuf erbabı dışından olan bir çok kişi rabıtanın (mürşide yapılan rabıta) bid'at olduğunu zaten iddia etmekteler.. fakat onların bu iddiasını tasavvuf erbabı dikkate almamaktadır. bu sebeble bunun bidat olduğu görüşünü savunan bir ehl-i kemal  mutasavvıf, böyle bir iddia ile bunu  müridlerine telkin eder ve yapılmamasını öğütlerse bu tasavvuf  içerisinde tecdid, bunu yapan mürşid-i kamil de bu konuda müceddid sayılır..
selametle..
Logged
Sayfa: [1] 2
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Dini Sohbetler  |  Soru-Cevap  |  Müceddidlik? « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: