Mezhepler Arasındaki Farklılıklar Üzerine. . .
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Şubat 2012, 19:47:16
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Soru-Cevap  |  Mezhepler Arasındaki Farklılıklar Üzerine. . . 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2
Gönderen Konu: Mezhepler Arasındaki Farklılıklar Üzerine. . .  (Okunma Sayısı 4910 defa)
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« : 20 Kasım 2009, 17:37:13 »

Daha önce böyle bir konu açtım mı bilemiyorum eğer açtım ise özür dileyerek şu soruyu sormak istiyorum:

Herkesin bildiği bir konu vardır. İşte örneğin Resulullah namaz kılarken ayağı kanadı fakat namazını devam ettirdi. Bir başka zaman elinin kanadığını gördü bu kez abdestini tazeledi.Bu gibi farklı uygulamaları Resul'e soran ashap bir cevap alamadı, Resulullah bu soruları sadece tebessüm ile karşıladı. Bunun da anlamı bu tür farklı uygulamalara izin verilmiş olmasıydı.

Şimdi şunu hep söyleriz, 4 hak mezhep içinde farklı ibadet biçimleri olsa da mezhep imamları asla birbirini reddetmez, sadece güvendikleri hadisleri muteber alarak yorumlarlar. Oysa arşivlere baktığımız zaman mezhep imamlarının birbirlerini reddettiklerini ve temel aldıkları hadisleri sahih görmediklerini beyan etmektedirler.Şu örnek dikkat çekicidir:

Imam Ebû Hanife'nin ictihâdindan bazi örnekler:

1- Ebû Hanife'ye, Evzâi soruyor:

-Namazda rükûa giderken ve dogrulurken niçin ellerinizi kaldirmiyorsunuz?

-Çünkü Rasûlullah (s.a.s.)'den bunu yaptigina dâir sahih bir rivâyet gelmemistir.

-Haber nasil sahih olmaz? Bana Zühfi, Sâlim'den, o babasindan, "Rasûlullah (s.a.s.)'in namaza baslarken, rükûa varirken ve dogrulurken ellerini kaldirdigini" haber verdi.

-Bana da Hammâd, Ibrâhim'den, o Alkame ve el-Esved'den, bunlar da Abdullah b. Mes'ud'dan, "Rasûlullah'in yalniz namaza baslarken ellerini kaldirdigini, bir daha da kaldirmadigini" haber verdi.

-Ben sana Zührî, Sâlim, babasi yoluyla Hz. Peygamber'den haber veriyorum, sen ise bana, Hammâd ve Ibrâhim haber verdi diyorsun?

-Hammâd b. Ebî Süleyman, Zührî'den, Ibrâhim de Sâlim'den daha fakihtir. Ibn Ömer'in sahâbî olusu ayri bir fazîlettir, ancak fikihta Alkame ondan geri degildir. el-Esved'in birçok meziyetleri vardir. Abdullah'a gelince; o Abdullah'tir!

Bu cevap üzerine Evzâî, susmayi tercih etmistir (Karaman, a.g.e., 138-139).


Şimdi Ashabı Kiram, Resulullah ile birlikte namaz kılmalarına rağmen neden namaz konusunda içtihada düşmüşler? Hepsi Resulullah'ın aynı hal ve hareketlerini görmemiş mi de, farklı yolları tercih etmişler?

Şimdi buna genelde şöyle cevap verilir:" Resullah namazı farklı şekillerde kılmıştır."

Peki bu farklı şekilleri Ashap göremedi mi? Neden hepsi farklı bir yol izledi? Örneğin hep beraber sürekli gittiğimiz bir camiinin olduğunu farzedelim.Hepimiz imamın aynı hareketlerine mi tanık oluruz yoksa her birimiz farklı şeyler mi görürüz?

Aynı hareketlerini gördük ise hepimiz de aynısını yapar içtihada düşmeyiz.Farklı hareketlerini gördük ise yine o şekilde namaz kılar anlaşmazlığa düşmezdik. Kaldı ki Resulullah'ın yaptığı bir işi sahabeler kendi yorumlarına göre değiştiremeyeceklerine ya da uygulayamayacaklarına göre Ashab-ı Kiram İslam'ı irşad ederken neden farklı yolları tercih etmişler?Özellikle şu namaz hususu açıklanırsa çok müteşekkir olurum.

Selam ve Dua ile. . .
Logged
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #1 : 04 Aralık 2009, 22:46:54 »

Dostlar bu soruyu sorabileceğim bir site biliyorsanız lütfen paylaşın ... herkesin bildiği klasik bir site olan sorularlaislamiyet.com artık soru-cevap hizmeti vermiyor geçen sene sorduğum birkaç soruya konunun kapsamından uzak kalıplaşmış bir cevap vermişlerdi açıkçası yanıltlanan sorular doyurucu nitelikte değil ve çok yüzeysel ... bunun dışında bir link verilecek olunursa memnun olurum ...
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #2 : 04 Aralık 2009, 23:54:24 »


kardeş, bu soruya bir cevap yazıyorum, bitmek üzere, buraya ekleyince sana zahmet bir okursun, Allah'a (c.c) emanet ol.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #3 : 04 Aralık 2009, 23:59:36 »

estağfirullah abi ne demek elbette okurum Allah emeklerini zayi etmesin.
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 05 Aralık 2009, 00:22:54 »

Cümleten es selamu aleykum:

Bu soruya uzun zamandır cevap yazmak istememe rağmen, belki başka arkadaşlar cevaplar diye ve kendi şahsi müşkillerimizden dolayı cevap yazamadık. Ama gördüğüm kadarıyla başka arkadaşlardan bir cevap gelmeyecek. Bu durumda yetersizliğimize rağmen dilimizin döndüğü, kalemimizin karaladığı kadarıyla soru metninden soruları tasnif ederek bir cevap yazmaya çalışmamız gerekmektedir.


Soru: Ashabı Kiram, Resulullah ile birlikte namaz kılmalarına rağmen neden namaz konusunda içtihada düşmüşler? Hepsi Resulullah'ın aynı hal ve hareketlerini görmemiş mi de, farklı yolları tercih etmişler?

Cevap: Evet bugün baktığımızda, kâinatın efendisinin zaman zaman namazda farklı uygulamaları olduğunu görmekteyiz. Bunu sahabede görüyordu ve sahabe döneminde bu uygulamaların hepside mevcuttu. Ama sahabe arasında bu farklı uygulamaların sonucunda birbirini reddeden tenkitleri olduğunu ben okumadım, duymadım ve bilmiyorum. Ya da büyük ihtilaflara düştükleri vaki değildir. Burada hatta şunu da unutmamak lazım, hayatının büyük bir kısmını efendimizin yanında geçiren sahabenin dahi fark etmediği ya da o anda orada şahit olamadığı konular vardır. Buna hemen aklımda olan bir konuyu örnek olarak vereceğim.

Örneğin Kur’an-ı Kerimin farklı kıraatları meselesiyle ilgili meşhur bir olay vardır. Hz Ömer efendimiz namaz kıldırmakta olan birinin Kur’an-ı Kerimi okuyuşuna bakar ve yanlış okuduğu düşüncesiyle onu alır efendimize götürür. O sahabe, efendimizin huzurunda, Hz Ömer’in yanlış dediği okuyuşla Kur’an-ı Kerimi tekrar tilavet eder, bunun üzerine efendimiz bu okuyuşun doğru olduğunu söyler. Hz Ömer yaşamının büyük bir kısmını efendimizin yanında geçirmesine rağmen, görmediği hususlar olabiliyor demek ki. Bu örnek çok önemli bir örnek, çünkü, konu Kur’an-ı Kerim. Dinin temel kaynağı ve sahabenin hayat konusu.

Oysaki, namazla ilgili uygulama farklılıklarının tartışıldığı dönemler daha çok Tabiin ve Tebe-i Tabiin dönemleridir. Bunların o dönemlerde tartışılması ise gayet normaldir. Çünkü sahabe dönemi bitmiş, artık insanlar arasında efendimizin ashabı değil, ümmetin alimleri hükümler vermeye başlamıştır. Biz bugünün penceresinden baktığımızda, genel anlamda bu hükümlerin kaynaklarını görebilmekte ve bu hükümleri tenkit etmemekteyiz. Ama, o günün insanları bizim kadar geniş imkanlarla bu konuları ele alamamakta ve ihtilaflara düşmekteydiler. Hatta birbirlerinin canlarına kastedecek kadarda işi ilerilere götürdüler. Ama şahsen ben onların bunları ne niyetle yaptıklarını bilmesem de, hüsnü niyetle yaklaşıp, Allah’ın dinine olan samimiyetlerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Hamdolsun bu gün artık bunlar yok.

Sonuç olarak, kıraat örneğinde olduğu gibi, aynı mescide giden insanlar bile zaman zaman, efendimizin farklı uygulamaları olduğunu görmemiş olabiliyorlar.

Soru: Ashab-ı Kiram İslam'ı irşad ederken neden farklı yolları tercih etmişler?

Cevap: Şahsen ben, inancımın gereği bir şeyi yaparken, önümde birden fazla bir seçenek var ise, hangisi daha faziletli ise ve kalbim hangisinde daha çok itminan buluyorsa, onu tercih ediyorum. Etrafımdan bir kişinin benzeri bir durumu olduğunda ise, eğer o kişininde buna gücü yeteceğine kani isem, onada bunu telkin ediyorum. Buna bir örnek verecek olursam; Geçen yıl Hacca giderken, bana çok sık sorulan bir soru vardı:

Hocam Haccın hangi çeşidine niyet edelim?

Ben kendilerine Haccın 3 çeşidini anlattıktan sonra şunu söyledim; Kâmilen ve tam olarak hangisini yapabileceğinizi kestiriyorsanız onu yapın. Haccı Kıran’a niyet edersiniz ama gereklerine riayet edemezsiniz, etrafa yük olursunuz, yarım yamalak içinize sinmeyen bir hac yaparsınız. Bu nedenle eksiksiz, kimseye yük olmadan hangisini yapacağınızı aklınız kesiyorsa, ona niyetlenin.

Ben Haccı Kırana niyetlenmiştim ve yakınımda olan, güç yetirecek olan birkaç arkadaşada tereddüt etmelerine rağmen Haccı Kıran yapın dedim. Oysaki, genele yaptığım telkinle çokta paralel değildi, yakınımdakilere söylediğim.

Sahabe efendilerimizdede gördüğüm kadarıyla benzer durumlar söz konusu olmuştur. Allahu Alem.

Soru: Şimdi şunu hep söyleriz, 4 hak mezhep içinde farklı ibadet biçimleri olsa da mezhep imamları asla birbirini reddetmez, sadece güvendikleri hadisleri muteber alarak yorumlarlar. Oysa arşivlere baktığımız zaman mezhep imamlarının birbirlerini reddettiklerini ve temel aldıkları hadisleri sahih görmediklerini beyan etmektedirler.

Cevap: Mezheplerin bugün birbirlerine bakış açılarıyla, ilk dönemdeki bakış açılarında farklılıklar olmuştur. Bu soruya yukarıda kısmen cevap verdik. Bu soruyu buraya ayrıca almamın tek nedeni, sorunun devamında İmam-ı Azamla ilgili bir metnin bulunmasıdır. Evet bazı hadislerle ilgili mezhep imamlarının ciddi ihtilafları vardır, tıpkı o metinde olduğu gibi. Ancak o metinde asıl dikkat edilmesi gereken nokta, Ebu Hanife’nin ravi zincirine yaklaşım şeklidir. İmam-ı Azam bir konu hakkında iki farklı hadisle muhatap kaldığında ravilerine bakar ve ravi zincirinde fakih olanların haberini diğerine nispeten daha sağlam olarak kabul ederdi. Zaten o konuşmada da aslında bunu vurgulamaktadır. Mesela Hz Aişe annemiz sahabenin fakihlerindendi. Hepimizin bildiği gibi bir çok erkek sahabe bile, meseleleri için gelir ondan hüküm sorardı. Soranda sahabe ama, cevaplayan fakih bir sahabe.

Bizim aklımıza gelenler bunlar, yazım hataları olabilir, artık kusurumuza bakmayın.

Allah’a (c.c) emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #5 : 05 Aralık 2009, 02:40:18 »

Bir ömür boyu Resulullah'ın dizinin dibinde duran aynı safta namaz kılıp aynı cephede cihad eden Ashab-ı Kiram'ın bazı istisnai haller hariç ki bu durum Ashab-ın hepsine mal edilemez biri görmemiş ise diğer mutlaka görmüş veya haberdar olmuştur, Resulullah'ın hal ve hareketlerinden bihaber olmaları pek de olağan bir durum kabul edilemez.Bu durum sadece kişilere indirgenebilir kanaatindeyim.Ama yine de cevap için teşekkürler Allah razı olsun...
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #6 : 05 Aralık 2009, 11:35:45 »


Rica ederim bir şey değil, ama tekrar etmekte fayda var, zaten ashab arasında bu farklı uygulamalar var olmakla birlikte bunlar onların arasında ihtilafa sebebiyet vermemiştir. Bu farklı uygulamalar ashab arasında canlı olmasaydı sonraki nesillerede zaten ulaşamazdı. Ebu Hanife ile Evzai arasında geçen konuşma, ancak efdal olan şekille alakalı olarak ele alınabilir. Sonuçta Evzai Ebu Hanifenin Delilinin reddetmemiş, Ebu Hanifede Evzai nin deliline nispeten kendi delininin daha güçlü olduğunu öne sürmüştür. Kıraatla ilgili verdiğim örnek ise, kıraatın namazın farzlarından olduğunu düşünürsek, Hz Ömerin Hz Peygambere ne kadar yakın olduğunu ama buna rağmen görmediği noktalar olduğunu göz önüne alırsak, bu durumun diğer sahabedede hayli hayli olmasının gayet normal olduğunu kabul etmemiz gerekir.
 
Görüş ayrılıkları ancak mezheplerin sistemleştikleri dönemlere ve sonrasına aittir. Bu gün farklı mezheplerin müçtehitleri dahi ruhsatlarda olmamak kaydıyla, azimetle amel noktasında başka mezheplerin taklidini güzel görmüşlerdir. Örneğin, imamı azama göre abdest alırken bir uzvu yıkamayı unutsanız ve abdest bitmeden bunu farkedip yıkasanız abdestiniz tamamdır, ama imam ahmede ve imam şafii ye göre abdest tamam olmaz, bu gibi durumda azimetle amel etmek isteyene yakışan abdesti yeniden almaktır, denmektedir.
 
Her ne kadar bir dönem ihtilafları olmuşsada mezheplerin birbirini taklit ettiklerini gözardı etmemek lazım. İmam-ı Azamın meşhur talebelerinden İmam Muhammedin İmam Şafii nin üvey babası, İmam Ahmedin ilmi gelişimini İmamı azamın vefatından hemen sonraki 30 yıl içinde bağdatta sağladığını unutmamak gerekiyor. Bu insanların birbirleriyle edep dairesinin dışına çıkacak bir usluba girmiş olmaları ihtimal dışıdır. Kaldıki mezheplerin kendi içlerinde bile detaylarda farklı görüşlere ayrıldıklarıda malumdur. Örneğin İmamı Azamın talebeleri her konuda kendisiyle hem fikir olmamış, aralarında çok ciddi görüş ayrılıkları olmuştur. Ama bunlar detaylarla ilgili hususlardır.
 
Mezheplerin bir dönem aralarında ihtilaf olması, bu farklı uygulamaların sahabe arasında olmadığı yada, onların mezhep imamları gibi ihtilafa düştükleri anlamına gelmemektedir ve zaten elimizde ebu hanife ve evzai arasında geçen konuşmaya kısas teşkil edecek sahabe arasında cereyan eden bir konuşma bulunmamaktadır.
 
Bugün hamdolsun, farklı uygulamalarına rağmen bu insanlar birbirinin imametinde namaz kılmaktadırlar, buda birbirlerini tasdik ettiklerinin en güzel örneğidir. Elhamdulillah.
 
Allah'a (c.c) emanet olunuz.   
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #7 : 06 Aralık 2009, 04:22:39 »

Alıntı sahibi: kemter
Rica ederim bir şey değil, ama tekrar etmekte fayda var, zaten ashab arasında bu farklı uygulamalar var olmakla birlikte bunlar onların arasında ihtilafa sebebiyet vermemiştir. Bu farklı uygulamalar ashab arasında canlı olmasaydı sonraki nesillerede zaten ulaşamazdı.

Ashab arasındaki farklı uygulamalar ihtilafa sebebiyet vermemişti diyorsunuz fakat tabiinin "neden namazı bu şekilde kılıyorsun" sorusuna sahabeler "biz Resulullah'tan böyle gördük" cevabını vermekteydiler.İmam-ı azam ile Evzai'nin münakaşası da Resulullah'ın farklı uygulamalarının ashabtaki tezahürü sebebiyleydi.Sizin verdiğiniz Hz.Ömer olayı farklı uygulama şekillerine değil bilmediğini öğrenmeye örnek gösterilebilir.Yine konu aynı noktaya geldi, Ashab-ı Kiram namaz kılmayı, abdest almayı Resulullah'tan farklı şekillerde mi öğrendiler?
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #8 : 06 Aralık 2009, 16:32:35 »

Eyvallah, inşallah başka arkadaşlarda buraya yazdığımız yazıları okuyordur. Bunlar gerçekten önemli ve üzerinde durulması gereken konular. Belki herkese şu aşamada faydası olmayabilir, ancak bir gün karşılaşabileceği bir mesele. İşte bu nedenden dolayı bu konuyu açan arkadaşada ayrıca teşekkür etmek gerekmektedir.

Ashab-ı Kiram efendilerimiz nasılki bildikleri (peygamber efendimizden gördükleri) şekilde namaz kıldıklarını söylemişler ise, bu bize diğer şekilleri görmediklerini yani bilmediklerini, yada bu şekli diğerine tercih ettikleri anlamına gelir ki bunlar bugünün penceresinden baktığımızda detaydır. Bu farklı uygulamaların hiç biri Namazın farzlarına yönelik şeyler değildir, örneğin;

1- Hiç bir sahabe rasululahın abdest almadan namaz kıldığını söylemez (hadesten teharet)
2- Namaz kıldığı yerin pis olduğunu söylemez (necasetten teharet)
3- Edep yerlerini açarak namaz kıldığını söylemez (setri avret)
4- Hiç bir namazı vakti girmeden kıldığını söylemez (vakit)
5- Niyet etmeden namaz kıldığını söylemez (niyet)
6- Kıbleye yönelmeden rastgele namaz kıldığını söylemez (istikbali kıble)
7- Tekbir almadan namaza başladığını söylemez (iftitah tekbiri)
8- Kıyamda durmadığını söylemez (kıyam)
9- Kur'an Tilavet etmediğini söylemez (kıraat)
10- Rukuda bulunmadığını söylemez (Ruku)
11- Secde etmediğini söylemez (Secde)
12- selamı oturarak verdiğinin haricini söylemez. (kade-i ahire - son oturuş)

Bu saydıklarımızın içerisinde farklı uygulama dediğimiz nedir?
1- Namazın başlangıcında sübhanekemi okudu, başka bir ayetmi okudu?
2- Kıyamda elini nasıl bağladı
3- Rukudan doğruluşta ellerini kaldırdımı
4- Namazda besmeleyi açıktanmı okudu gizlimi okudu
Abdestle ilgili yanlış aklımda kalmadıysa 2 mesele var o konuyu biraz dağıtır.

Bu saydığım 4 unsura baktığımızda efendimiz bunların hepsinde değişik uygulamalarda bulunmuş. Namazın başlangıcında bazan sübhanekeyi okumuş, bazen başka bir ayet-i okumuş, kıyamda bazen ellerini göbeğin altında, bazen üstünde, bazen kalbinin üstünde, bazende iki yana salıvermiş, ama kadınların kıyamda el bağladığı şekilde hiç bağlamamış, onlara bir tek bu şekilde bağlamalarını telkin etmiş, burada bayanlar peygamberin hiç yapmadığı bir şekilde ellerini kıyamda bağlıyorlar ve bu kıyamın sıhhatine engel teşkil etmiyor. Rukuya gidiş ve rukudan doğruluş sırasında ellerini hafifçe omuz hizasına kadar kaldırdığıda olmuş, kaldırmadığıda olmuş, son olarak bazen fatihanın başında besmeleyi açıktan bazende gizliden okumuş.

Son nokta tamamen kıraat ilmiyle alakalı bir mesele. Kur'an-ı Kerimin 10 kıraat-ı olduğunu unutmamak lazım. 10 Farklı okunuş, Kur'an-ı Kerim'in 10 farklı okunuşunun olduğu yerde, namazın sünnetlerinde bir takım farklı uygulamaların olması neden muhal olsunki? Hz Ömerin kıraat noktasındaki örneği öyle sıradan bir örnek olamaz. Çünkü;

1- Hz Ömer Sahabenin Fakihlerinden olup, Hz peygamberin sağlığında bile içtihatta bulunurdu.
2- Hz Ömer Sahabe arasında Hz peygamberin yanında en fazla vakit geçirenlerin başındaydı.
3- Hz Ömer Hz peygamberin kayın pederi olması hasebiyle, diğer sahabeye mahrem kalan bir çok noktaya vakıftı.
4- Hz Ömer hayatında 2 tane el yazması kuran eskitmiş birisi.

Nasılki Hz ömerin bilmediği bir kıraatın olduğu unutulmamalıysa, sahabenin bilmediği sünnete yönelik bir şeklin olmasınında gayet normal olması gerektiğide unutulmamalıdır.

Dersekki Peygamber farklı farklı uygulamamı yaptı? Evet, farklı farklı (toplamı 10) kıraatlarda kuranı okuduğu gibi, namazın detay uygulamasında farklı uygulamaları oldu.

Dersekki bazı sahabe neden farklı uygulamayı görmedi? İşte Hz Ömer örneğinde olduğu gibi görememiş olabilir.

Sonuç olarak, farklı uygulama dediğimiz unsurların hiç biri, namazın farzları ve vacipleriyle ilgili değil, sünnetleriyle alakalıdır. Kasti ve muhalefet kastıyla terkedilmediği sürece namazın sıhhatinede engel değildir.

Bayanlar efendimizin kılmadığı bir şekilde namazlarını kılıyorlar ve Allah (c.c) onların namazını kabul ediyor. Bu farklılıkların hangisine uygun namaz kılarsa kılsın, kılanın namazınıda Allah (c.c) kabul eder.

Kur'an-ı Kerimin 10 farklı şekilde okunduğunu kabul eden akıl, sünnete taalluk eden ve sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen farklı uygulamaları hayli hayli kabul eder.

Konudan tamamen bağımsız olacak ama kardeş merakımı mazur gör, forumda olduğun saatlere baktığımda genelde 24:00 (gece) civarı, gündüz vaktinmi olmuyor (bir ara nadiren uğruyordun) yoksa başka bir ülkedesinde saat öylemi denkleşiyor.

Allah'a (c.c) emanet ol güzel insan. 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #9 : 06 Aralık 2009, 16:45:38 »

Çok teşekkürler ALLAH razı olsun kardeşim.bu güzel açıklamalar için...
Logged

Surseven
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 76



« Yanıtla #10 : 06 Aralık 2009, 23:29:14 »

Mezhep imamları;sırf  Ümmet-i Muhammedin ,amellerinden eksik durumlarının tamamlayıcı delil olarak affı için,şefaat edip,ibadetlerinin kabulu ve Cehennemden kurtulmaları içindir.Allah onlardan razı olsun.
Logged

Her şey merkezinde kalsın.
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #11 : 06 Aralık 2009, 23:32:59 »

Alıntı sahibi: Kemter
Ashab-ı Kiram efendilerimiz nasılki bildikleri (peygamber efendimizden gördükleri) şekilde namaz kıldıklarını söylemişler ise, bu bize diğer şekilleri görmediklerini yani bilmediklerini, yada bu şekli diğerine tercih ettikleri anlamına gelir ki bunlar bugünün penceresinden baktığımızda detaydır.


Ashab'ın namaz kılma biçimlerini  Resulullah'tan habersiz bir şekilde tercih etme hakları varmıydı? Ya da bu tercihi Resulullah'a sorarak mı yaptılar? Verdiğiniz Hz.Ömer örneğinin referansı nedir onu da belirtebilir misiniz?

Alıntı sahibi: Kemter
Bu saydığım 4 unsura baktığımızda efendimiz bunların hepsinde değişik uygulamalarda bulunmuş. Namazın başlangıcında bazan sübhanekeyi okumuş, bazen başka bir ayet-i okumuş, kıyamda bazen ellerini göbeğin altında, bazen üstünde, bazen kalbinin üstünde, bazende iki yana salıvermiş, ama kadınların kıyamda el bağladığı şekilde hiç bağlamamış, onlara bir tek bu şekilde bağlamalarını telkin etmiş, burada bayanlar peygamberin hiç yapmadığı bir şekilde ellerini kıyamda bağlıyorlar ve bu kıyamın sıhhatine engel teşkil etmiyor. Rukuya gidiş ve rukudan doğruluş sırasında ellerini hafifçe omuz hizasına kadar kaldırdığıda olmuş, kaldırmadığıda olmuş, son olarak bazen fatihanın başında besmeleyi açıktan bazende gizliden okumuş.


Resulullah'ın kadınlara bu şekilde bir telkin vermesi onların ihtilafa düşmemesine vesile olmuş diyebilir miyiz? Yoksa dört hak mezhep içinde kadınlara ait farklı hükümler de var mıdır? Eğer yoksa burdan şu sonuç çıkar ki, Resulullah erkeklere namazın detayları konusunda hiçbir telkinde bulunmayarak, onlara serbestlik tanımış ve farklı uygulamaları caiz kılmıştır.
Ama işin merak edilen tarafı bu farklı uygulamaların ortak bir kitlesinin olmaması ve bu konuda birbirlerinden haberdar olmamaları...
Hz.Ömer Resulullah'a çok yakın olmasına rağmen gözden kaçırdığı bir noktayı bizzat kendilerinden öğrenmiş fakat Ashab-ı Kiram neden bunu yapmamış? Hadi Resulullah'ın değişik uygulamalarını görmediler, gözden kaçırdılar, unuttular vs.. ama günde beş vakit omuz omuza namaz kılıp da bu farklılıktan bihaber olmamaları sizce nasıl izah edilebilir?
Yanlış anlaşılmasın Sahabe Efendilerimizi tenkit etmek haddim değil bana düşen sadece onları hayırla anmaktır fakat bu tür iddialar onlardan sonra ortaya çıktığı için meseleleri enine boyuna tartışmak ve açıklığa kavuşturmak gerekir ki insanların aklında bir şüphe ve bilgi eksikliği kalmasın.
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #12 : 07 Aralık 2009, 12:58:51 »

Yok yanlış anlayacak ne var güzel insan, sen insanlar bilgilensin diye bu soruyu soruyorsun ve detaya inmeye çalışıyorsun. Yoksa sahabe efendilerimizle ilgili terki edepte bulunmayacağını biliyorum. Öncelikle Hz Ömer efendimizle ilgili verdiğim örneğin kaynağını sormuşsun, bu olay 6 hadis imamının ittifaken kitaplarında yer verdiği bir hadistir. Arapça metni ile bunu aşağıya veriyorum, okuduğunda evzai ve ebu hanife arasındaki olaya benzetebilecekmisin bakalım:

Kütüb-i Sitte

KIRAATLER
BİRİNCİ FASIL
İHTİLÂFIN CEVAZI

ـ1ـ عن عمر بن الخطاب رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]سَمِعْتُ هِشَامَ بْنَ حَكِيمِ ابنِ حِزَامٍ يَقْرأُ سُورةَ الْفُرْقَانِ عَلى حُرُوفٍ كَثِيرةٍ لَمْ يُقْرِئْنِىهَا رسول اللّه # فَكِدْتُ أنْ أُسَاوِرهُ في الصََّةِ فَتَرَبَّصْتُ بهِ حَتَّى سَلّمَ فَلَبَّبْتُهُ بِردَائِهِ. فقُلْتُ: مَنْ أقْرَأكَ هذِهِ السُّورةَ؟ قَالَ أقَرأنِيهَا رسول اللّه #. فَقُلْتُ: كَذَبْتَ، إنَّ رسولَ اللّه # أقْرَأنِيهَا عَلى غَيْرِ مَا قَرَأْتَ. فَانْطَلَقْتُ بِهِ أقُودُهُ إلى رسول اللّهِ # فقُلْتُ: يَا رسُول اللّهِ إنِّى سَمِعْتُ هَذَا يَقْرَأ سُورَةَ الْفُرْقَانِ عَلى حُرُوفٍ كَثِيرةٍ لَمْ يُقْرِئْنِيهَا. فقَالَ: أرْسِلْهُ. اقْرَأ يَا هِشَامُ. فقَرَأ الْقِرَاءَةَ الَّتِى سَمِعْتُهُ يَقْرَأ. فقَالَ رسولُ اللّه #: هكَذَا أُنْزِلَتْ. ثُمَّ قالَ لى اقْرَأ يَا عُمَرُ. فقَرَأتُ الْقرَاءَةَ الَّتِى أقْْرَأنِى. فقَالَ رسولُ اللّه # هكَذَا أُنْزِلَتْ، إنَّ هذَا الْقُرآنِ أُنْزِلَ عَلى سَبْعَةِ أحْرُف فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْه

1. (922)- Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Hişâm İbnu Hakim İbni Hizâm'ı, Furkân sûresini farklı şekillerde okurken dinledim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana bu şekillerden hiçbiriyle okumamıştı.  Namazın içinde adamın üzerine atılacak oldum. Kendimi zorla zabtedip namazı bitirmesini bekledim. Selâmı verir vermez ridasından tutup kendime doğru çektim ve: "Sana bu sûreyi (böyle okumayı) kim öğretti?" diye sordum. Hişâm: "Onu bana Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) öğretti!" demez mi! (Tepem attı):

"- Yalan söylüyorsun, onu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana da öğretti, ama senin okuduğuna hiç benzemiyor!" dedim. Adamı derdest edip doğru Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a götürdüm.

"- Ey Allah'ın Resûlü, dedim, bu adamı Furkan sûresini, bana hiç okumadığın çok farklı şekillerde okuyor gördüm!"

Resûlullah, sükûnetle:

"- Hele yakasını sal!" diye emretti ve ona dönerek:

"- Ey Hişâm oku bakalım!" dedi. Hişâm, kendisinden işittiğim şekilde, sûreyi yeniden okudu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana yönelerek:

"- Evet, sûre bu şekilde indirildi!" buyurdu. Sonra bana:

"- Ey Ömer, dedi. Sen de oku!"

Aynı sûreyi ben de, bana öğretmiş olduğu şekilde okudum. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu açıklamayı yaptı:

"- Evet sûre bu şekilde (de) nâzil oldu. Biliniz ki, bu Kur'ân yedi harf (şekil) üzere indirilmiştir. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse onunla okuyun."

[Buharî, Fedailu'l-Kur'ân 5, 27, Husûmat 4, Tevhid 53; Müslim, Müsâfirin 270, (818); Ebû Davud, Salât 357, (1475); Tirmizî, Kırâ'ât 2, (2944); Nesâî, Salât 37, (2, 150-152); Muvatta, Kur'ân 5, (1, 102).

Bu olayın namaz kılınma sırasında meydana gelmiş olması bize şunuda göstermektedir. Eğer bu -özellikle sünnete yönelik farklı uygulamalar- sahabe arasında o dönemde uygulanmasında sorun olan bir mesele olsa, tıpkı bu kıraat örneğinde olduğu gibi olay Allah'ın Peygamberinin önüne getirilirdi. Aksine sahabe arasında bu farklı uygulamanın sorun ve ihtilafa sebebiyet vermemesi, bunun kabul gördüğünü, bilindiğini ve genel olarak sahabenin bu duruma vakıf olduğunu gösteriyor.

Bu mesele hakkında her hangi bir ayetle ikaz edilmemiş olmakta bunun rızayı ilahiye muhalif olmadığını bizlere göstermektedir. Oysaki rasulullahı cuma namazında "nede olsa farzı kıldık" diyip giderek minberde bırakıp gidenler nasıl uyarılmıştı?   

Rasulullah, namazın sünnetlerine yönelik erkeklere farklı farklı telkinlerde (uygulamada) bulunmuş ve bunlardan istediklerini yapmakta onları serbest bırakmıştır diyebiliriz çünkü mevcut durum bunu gösteriyor. Ayrıca tekrar etmekte fayda var bunların hiç biri namazın sıhhatine mani şeyler değildir. Burası çok önemlidir.

Sahabenin birbirlerinden haberdar olmamaları söz konusu değildir. Ancak bir kaç sahabenin göremediği bir şeyi konuşuyoruz. Sayısı 100.000 leri geçmiş sahabenin birbirinden bi haber ve tezatlar içinde namaz kıldığını düşündürecek ve bunu destekleyecek tek bir veri yoktur.

Eğer sahabe bir kaç noktada birbirinden farklı namaz kılmıyorduysa (detayda-sünnette), o halde bize tek bir rivayetin ulaşması lazımdı. Çoğul rivayet geldiğine göre, bu uygulamaların hem peygamber döneminde hemde sahabe döneminde mevcut olduğu ve aralarında ihtilafa vaki bir durum olmadığıda unutulmamalıdır. Eğer varsa aralarında namazda ihtilaf ettiklerine dair bir mesele, buraya nakledersiniz birlikte inceleriz. Allah kendilerinden razı olsun, müçtehit imamlarda kendilerinin ulaşabildiği rivayetler neticesinde kanaatlerini dile getirmişler. Ama önemli olan yaptığımız fiilin kaynağının olup olmadığıdır.

Daha öncede belirttim, bugün bu mezheplerin tamamı bir diğerinin imametinde namazını kılarak, onu kabul etmektedir. Ama bugün birisi çıksa ben kıyamda elimi başımın üzerinde bağlayacağım dese, kimse bunu kabul etmez. Peygamberin yapmadığı bir uygulamayla yapılacak ibadeti kimse onaylamaz. Ama hamdolsun aslen sayısı 10 civarında olan ameli mezheplerin (sünni olanları kastediyorum, kaynak olarak ahmed hamdi aksekinin islam dini kitabına bakılabilir) her biri, efendimizin bir uygulamasına binaen görüşlerini ortaya koymuşlar. Bunlardan hangisine göre kişi amel ederse etsin, yaptığı hak ve doğrudur.

Bir mümine yakışanda bu noktadan sonra, Rasulünün, Ashabın ve Alimlerin uygulamasına tabi olmaktır. Kuran'a uygun olanda budur. Allah bizlere, peygamberin hükmüne tabi olmayı ve bilmediğimiz konularda bilenlere sormamızı telkin eder.

Sonuç olarak dinde varsayımlarla hareket edemeyiz, kaynaklar ortada ve kaynaklar bu uygulamalara izin veriyor. Kaynakların namazda izin vermediği bir noktayı kaynağıyla birlikte buraya yazarsanız memnun oluruz. Sizin için acaba olan bir şey benim için gayet tabi geliyor.
 
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #13 : 07 Aralık 2009, 23:03:46 »


Alıntı sahibi: Kemter
Eğer sahabe bir kaç noktada birbirinden farklı namaz kılmıyorduysa (detayda-sünnette), o halde bize tek bir rivayetin ulaşması lazımdı. Çoğul rivayet geldiğine göre, bu uygulamaların hem peygamber döneminde hemde sahabe döneminde mevcut olduğu ve aralarında ihtilafa vaki bir durum olmadığıda unutulmamalıdır. Eğer varsa aralarında namazda ihtilaf ettiklerine dair bir mesele, buraya nakledersiniz birlikte inceleriz. Allah kendilerinden razı olsun, müçtehit imamlarda kendilerinin ulaşabildiği rivayetler neticesinde kanaatlerini dile getirmişler. Ama önemli olan yaptığımız fiilin kaynağının olup olmadığıdır.

Ashab'ın içinde farklı uygulamaların olduğuna dair rivayetleri buraya aktarabilir misiniz, aynı Hz.Ömer örneğinde olduğu gibi?
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #14 : 07 Aralık 2009, 23:06:59 »


Elbetteki güzel insan, tabi biraz müsade edersen, aslında ilk sorduğun soruda zaten var ama ben başka örneklerle vereyim böylece biraz daha zenginlik olsun.
 
Anlayışın için şimdiden teşekkürler.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1] 2
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Soru-Cevap  |  Mezhepler Arasındaki Farklılıklar Üzerine. . . « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: