İtikadi Mezhepler...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 08:44:07
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  İman, İtikad  |  Soru-Cevap  |  İtikadi Mezhepler... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İtikadi Mezhepler...  (Okunma Sayısı 756 defa)
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« : 23 Haziran 2009, 21:19:18 »

Müslümanlar ehli sünnet ve ehli şia diye iki büyük gruba ayrılmış durumdalar bu ümmetin bölünmesi anlamına gelmiyor mu? Aşağıdaki ayette "fırkalara ayrılmayın" uyarısından kastedilen nedir?

Ali İmran103: Ve hepiniz, Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki ni'metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece Allah'ın ni'meti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 23 Haziran 2009, 21:45:37 »

Allah razı olsun sana zahmet  verdik,yorduk seni, evet o ayeti kerime ensarın iki büyük kabilesi olan "evs ve hazreç" hakkında inmiştir. hicretten önce bu iki kabile aralarındaki kan davalarından dolayı, zaman zaman birbirleriyle savaşmaktaydılar, sonra islamla müşerref  olunca, tüm düşmanlıkları bitti ve kardeş oldular. ayrılıklarını terkettiler ortak noktada buluştular, şimdi ise insanlar ayrılık yolunu seçmişler, şahsen bu ayrılık noktasını açanlar ne kadar büyük bir suç işlediklerini umarım bilmeden açmışlardır.

Kütübü Sittedeki bir sahih hadiste efendimiz şöyle buyurur (hadisin son kısmı konumuzla alakalı)
3249 - Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a üstü başı yok, ayakları çıplak, sadece kaplan postu gibi çizgili bedei peştamalı -veya abalarına- sarınmış, kılıçları boyunlarında asılı oldukları halde hepsi de Mudarlı olan bir grup geldi. Onların bu fakir ve sefil halini görmekten Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yüzü değişti. Odasına girdi tekrar geri geldi. Hz. Bilâl'e ezan okumasını söyledi. O da ezan okudu, sonra ikamet getirdi.Namaz kılındı. Aleyhissalatu vesselam namazdan sonra cemaate hitabetti ve:

"Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratıp, ondan zevcesini halk eden ve ikisinden de pek çok erkek ve kadın var eden Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizlikten de sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir" (Nisâ 1) ayetini okudu. Bundan sonra Haşir suresindeki şu âyeti okudu:

"Ey insanlar, Allah'tan korkun. Herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır" (Haşr 18).

Resulullah sözüne devamla: "Kişi dinarından, dirheminden, giyeceğinden, bir sa' buğdayından, bir sa' hurmasından tasaddukta bulunsun. Hiçbir şeyi olmayan, yarım hurma da olsa mutlaka bir bağışta bulunmaya gayret etsin" buyurdu. Derken Ensâr'dan bir zât, nerdeyse taşıyamayacağı kadar ağır bir bohça ile geldi. Sonra halk sökün ediverdi (herkes bir şey getirmeye başladı). Öyle ki, az sonra biri yiyecek, diğeri giyecek maddesinden müteşekkil iki yığının meydana geldiğini gördüm. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) memnun kalmıştı, yüzünün yaldızlanmış gibi parladığını gördüm. Şöyle buyurdular:

"İslam'da kim bir hayırlı yol açarsa, ona bu hayrın ecri ile, kendisinden sonra o hayrı işleyenlerin ecrinin bir misli verilir. Bu, onların ecrinden hiçbir şey eksiltmez de. Kim de İslâm'da kötü bir yol açarsa, ona bunun günahı ile, kendinden sonra onu işleyenlerin günahı da verilir. Bu da onların günahından hiçbir eksilmeye sebep olmaz.''
Müslim, Zekât 69, (1017); Nesâi, Zekât 64, (5, 75 - 76).

Bu konuyla ilgili kaç gündür yazışıyoruz ve dikkat edersen ben şia hakkında temkinli konuşuyorum ve kesinlikle kafirler vs gibi ifadeler kullanmıyorum, eğer taraflar biraz bunu düşünseler sorun ortadan kalkacak, ben burada suçlama olarak değil ama, bir şii ile aramızdaki geçen konuşmadam örnek vereceğim; ben arkadaşa ortak noktada uzlaşma yolunu tutmasını telkin ettim, çünkü bu günden sonra bizim şu veya bu haklı dememiz, hiç bir şeyi değiştirmeyecekti, ama arkadaş hz ebu bekir, hz ömer ve hz osmanın kafir olduklarını (söylediği liste baya uzun) kabul edip etmediğimi sordu, asla kabul edemem, dedim.

eğer kabul etmemekle ben ayrılık çıkarıyorsam, ayrılıkçı ben olurum, iddaa etmekle o ayrılıkçıysa, oda allaha bunun hesabını verir, çünkü:

kalem/48. Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle.
Zümer/46. De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de aşikârı da bilen Allah! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.
Neml/78. Rabbin şüphesiz, onlar arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her şeyi bilendir.
Bakara/113. Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil'i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.


Bu saatten sonra allahın hükmünü beklemekten başka yapabileceğimiz tek şey, ayrılık noktalarını körüklememek.

allaha emanet ol
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #2 : 23 Haziran 2009, 22:29:21 »


4743 - İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Beni İsrail üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Beni İsrail yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir."

"Bu fırka hangisidir?" diye soruldu.

"Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden ayrılmayanlardır!" buyurdular."

Tirmizi, İman 18, (2643).

kütüb ü sitte den alıntıdır.
risale i nur külliyatı lemalar, 4. lema 1. makam da bu konu hakkında bilgi veriyor. yardımcı olabilir
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #3 : 23 Haziran 2009, 22:41:41 »

teşekkürler bestami kardeş, o kısmı biliyordum ama emin olmak için tekrar okudum, üstad nihayetinde sünni akideye sahip birisi olarak o gözle bakıyor ve ehli sünnetin görüşünün doğruluğunu anlatmaya çalışıyor, bu dönemde artık insanlar şunu iyi bilmeliki, ehli sünnet ile şianın tefsir ekolleri ve hadis anlayışları aynı değil, bu aynı olmama nedeniyle aramızda ciddi teoloji farklılıkları var, mesela, hz alinin hilafetine mani olmuş tüm sahabenin küfrüne hükmettikleri için, onların rivayet ettikleri hadisi şerifleri kabul etmiyorlar, böyle olunca uzlaşmak zaten sorun olmaya başlıyor, bizim her iki penceredende bakmamız lazım.

allah cümlemizi hz peygamberin temiz pak yaşantısından ayırmasın. amin
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  İman, İtikad  |  Soru-Cevap  |  İtikadi Mezhepler... « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: