HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Şubat 2012, 12:23:46
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Soru-Cevap  |  HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI  (Okunma Sayısı 1064 defa)
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« : 17 Temmuz 2009, 20:07:15 »


Kuran’da yer almamasına rağmen ortaya atılan iddialardan biri de Hz. İsa’nın kıyamette yeniden geleceğidir. Hadislerde Hz. İsa’nın Şam’ın doğusunda beyaz minareye geleceği, Mehdi ile buluşacağı, Deccali öldüreceği anlatılır. 12. bölümde bazı hadis uydurucuları anlatılırken geniş yer verdiğimiz Ebu Hureyre’nin, Buhari ve Müslim gibi gelenekçilerin en güvendikleri iki kaynaktaki bir hadisi şöyledir: “ Allah’a yemin ederim ki İsa’nın adil bir hakem olarak aranıza inmesi yakınlaşmıştır. O indiğinde haçları kırıp domuzları öldürür, cizyeyi kaldırıp maymunu öldürür ve İslam’dan başkasını kabul etmez.” Hıristiyanlık’tan ilk devirlerde dinimize geçenlerin yaydığını sandığımız bu uydurma, Kuran ayetleriyle de uyuşmaz.


<AYET>Allah şunu demişti: Ey İsa, seni vefat ettireceğim, seni kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden ayıracağım...

<AYETNO>3- Ali İmran Suresi 55


Hüseyin Atay bu ayete göndermeler yaparak şu açıklamayı yapar: “ Hz. İsa hakkında Kuran-ı Kerim’in verdiği bilgi içinde onun öldüğü fakat öldürülmediği bilinmektedir. Bunlara göre Hz. İsa ölmüştür, hayatta değildir ve dünyaya dönmeyecektir. Hadislerle iman esasları sabit olmaz ve Kuran’a ilave yapılamaz. Hıristiyan kültünden ve kültüründen, Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam literatürüne geçen hikayelerden birinde; Hz. İsa’nın ölmediği, göğe çıkarıldığı ve kıyamet kopmadan dünyaya Şam’daki minareden ineceği anlatılmaya başlanmıştır. Hıristiyan mitolojisi İslamlaştırılarak Müslümanlar’ın inançları arasına sokulmuştur. Öyle ki buna inanmayanlar, aklı başında sanılanlar tarafından bile kafirlikle itham edilmektedirler.” (Hüseyin Atay, Kuran’a Göre Araştırmalar, sayfa 53)


<AYET>Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. O Allah’ın elçisi ve Peygamberler’in sonuncusudur.
<AYETNO>33-Ahzab Suresi 40


Ayetten Peygamberimiz’in son Peygamber olduğunu anlıyoruz. Kuran’da Hz. İsa’nın da Peygamber olduğu geçtiğine göre, Peygamberimiz’den sonra Hz. İsa’nın gelişi Kuran’ın bu ayetiyle çelişir.


<AYET>Selam üzerimedir doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün.

<AYETNO>19-Meryem Suresi 33


Meryem suresinde, Hz. İsa’nın ağzından nakledilen yukarıdaki sözlerde, Hz. İsa’nın üç önemli gününden bahsedilir. Görüldüğü gibi bu günler sayılırken Hz. İsa’nın kıyamette dünyaya yeniden geleceği şeklinde bir günden bahsedilmez. Eğer böyle bir gün olsaydı, elbette ki bu da yalanlarla dolu hadislere bırakılmadan, şüpheye yer bırakmayacak şekilde Kuran’da belirtilirdi.

Ne yazık ki Kuran’ın belirtmediği ve Kuran ile çelişen Hz. İsa’nın gelişi hikayesi, yüzlerce sahte İsa’nın çıkışına yol açmıştır. Sahte Mehdi enflasyonu gibi, sahte İsa enflasyonu da akıl hastanelerimizin önemli vakalarına baz teşkil etmiştir.



Bu yorum hakkında fikirleriniz neler?
Logged
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #1 : 17 Temmuz 2009, 22:16:08 »


Sevgili Dostlar, Hüseyin Atay gibilere cevap yazarken, forumda okuduğum daha önceki bir yazıyı buraya kopya yapacağım. Fakat öyle düşünenlere birkaç soru sormadanda yapamayacağım.

1-Hz peygambermi daha güvenilir, yoksa sizin gibi modernist, ünvanı olan akademisyenlermi?
2-1900 lü yıllara kadar hz isanın geleceğine dair, İslam ümmetinin icması vardır. Bu sorular onların hiçmi aklına gelmemiş?
3-Bu icmanın içerisinde hiçmi farklı düşünen biri 1300 yıl gelmemiş.
4-Rasulullah, hz isa gelecek demişse gelecektir. İslamın ilk dönem yazıtları hala mevcuttur ve bu oradada geçer.
5-Hristiyan teolojisindeki geliş ile, İslam teolojisindeki gelişin çok farklı olduğunu bilmen lazımdı. Şimdiki hristiyanlara göre isa Mesih göktedir, bizde biliyoruz gökte, şimdi hristiyanlarla ortak inanış şeklimiz var diye, inancımızımı değişelim?

Sevgili dostlar şimdi sizi ulemanın görüşleriyle baş başa bırakıyorum.





157- Ve `Biz Allah'ın resulü Meryemoğlu İsa-Mesihi öldürdük' demelerinden ötürü. Oysa O'nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Fakat kendilerine öyle göründü. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda tam bir kuşku içindedirler, bu konudaki bilgileri sadece sanıya uymaktan ibarettir. Yoksa onu kesinlikle öldürmediler.

158- Tersine Allah, O'nu kendi katına çıkardı. Hiç şüphesiz Allah üstün iradeli ve hikmet sahibidir.




Fizilal'il Kur'an
İsa (a.s)'nın öldürülmesi ve çarmıha gerilmesi sorunu, yahudilerin ve hıristiyanların zanna dayanarak dillerine doladıkları bir sorundur. Yahudiler; O'nu öldürdüklerini söylüyorlardı. Allah'ın peygamberi olduğuna dair sözünü alaya alıyorlar ve bu sıfatı, dalga geçmek için kullanıyorlardı. Hıristiyanlar ise; onun çarmıha gerildiğini, ardından defnedildiğini, ancak üç gün sonra mezarından doğrulduğunu söylüyorlardı. Tarih ise; bu konu kendisini ilgilendirmiyormuş gibi, Hz. Mesih'in ne doğumundan ne de akıbetinden söz etmektedir.

Ne bunlardan ne de onlardan hiç biri kesin bir bilgiye dayanarak konuşmuyordu. Olaylar çelişkili gelişiyordu. Söylentiler birbirine karışmış, öyle bir döneme gelinmişti ki; doğruyu bulmak son derece zor olmuştu, yüce Allah'ın anlattıklarının dışında..

İsa (a.s)'ın yakalanmasını, çarmıha gerilmesini, defnedilmesini ardından mezarından doğrulmasını rivayet eden İncillerin dördü de İsa (a.s)'dan çok sonra yazılmıştır. O dönemde İsa (a.s)nın dinine ve talebelerine büyük işkenceler yapılıyordu. Olaylar büyük bir gizlilik ve perişanlık atmosferi içinde araştırılabiliyordu. Bunların yanında birçok İncil daha yazılmıştır. Ancak miladi ikinci yüzyılda bu dördü seçilmiş, resmen kabul edilmiş ve her zaman kuşku götüren nedenlerden dolayı tanınmıştır.

O dönem yazılmış bir çok İncil arasında, öldürme ve çarmıha germe olayında itibar edilen dört İncille çelişen bir İncil daha yer almaktadır; Barnabas İncili. Barnabas bu konuda şöyle der:

"Yahuda ile birlikte askerler İsa'nın bulunduğu yere yaklaşınca, İsa büyük bir kalabalığın yaklaştığını duydu. Bu yüzden korkarak eve çekildi. o arada onbir havarisi de evde uyuyordu. Allah kulunun başındaki tehlikeyi görünce, Cibril, Mihail, Refail ve Evril adlı elçilerine İsa'yı dünyadan almalarını emretti. Bu temiz Melekler gelerek, İsa'yı güney tarafta açık pencereden çıkarıp üçüncü göğe taşıdılar. Sürekli Allah'ı tesbih eden Meleklerin arasına bıraktılar. Yahuda öfkeyle İsa'nın göğe çıkarıldığı odaya girdi. Talebelerinin tümü uyuyordu. O esnada yüce Allah, harikulâde bir olay meydana getirdi. Yahuda'nın, konuşmasını ve yüzünü değiştirerek tamamen İsa'ya benzetti. Öyle ki bizler bile O'nun İsa olduğuna inanmaya başladık. Ancak O bizi uyandırdıktan sonra, Hocanın (İsa) nerede olduğunu araştırmaya başladı. Bunun üzerine şaşırdık ve `Hocamız sensin ey efendimiz, şimdi bizi unuttun mu?' diye cevap verdik."

Böylece hiçbir araştırıcı, şafak öncesi gecenin zifiri karanlığında meydana gelmiş bu olaya ilişkin kesin bir belgeyi bulacak durumda değildiler. Bu konuda ihtilafa düşenler de bir rivayeti diğerine tercih ettirecek bir dayanağa sahip değildirler:

"Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bu konuda tam bir kuşku içindedirler, bu konudaki bilgileri sadece sanıya uymaktan ibarettir."

Ancak Kur'an net gerçeği bildiriyor:

"O'nu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler. Fakat kendilerine öyle göründü."

"... Yoksa O'nu kesinlikle öldürmediler.."

"Tersine Allah O'nu kendi katına çıkardı. Hiç şüphesiz Allah, üstün iradeli°ve hikmet sahibidir."

Kur'an-ı Kerim, bu göğe çıkarılma olayına, ayrıntılarıyla dalınıyor. Daha hayattayken ruh ve cesetle birlikte mi göğe çıkarıldı yoksa öldükten sonra sadece ruh olarak mı? Ve bu ölüm ne zaman ve nerede meydana geldi? Bunlara değinmiyor. Buna göre onlar O'nu öldürmediler, çarmıha germediler, sadece O'na benzettikleri birini öldürüp çarmıha gerdiler.

Kur'an-ı Kerim bu gerçeğin ötesinde başka bir ayrıntıya girmiyor. Sadece başka bir sûrede şöyle demektedir: "Ey İsa ben senin canını alacak ve katıma yükselteceğim." (Al-i İmran Suresi, 55) Bu da diğer ayet gibi İsa'nın ölümüne ilişkin ayrıntı vermiyor. Bu ölümün mahiyetini ve vaktini de açıklamıyor. Biz de bu tefsirde, uyduğumuz yöntem uyarınca, Kur'an'ın gölgesinden ayrılmak istemiyoruz. Elimizde bir kanıt olmadığı gibi, böyle bir kanıtı elde etmek imkanına da sahip olmadığımız halde, çeşitli söylentilerin ve efsanelerin arasına dalmamıza gerek yoktur.



Hak Dini Kur'an Dili

157- ve Allah'ın peygamberi olan Mesih Meryem oğlu İsa'yı biz öldürdük demeleri, yani peygamberlik vasfıyla alay ettik ve böyle bir zatı öldürdük diye öğünmeleri sebebiyledir ki, Allah bunları gazab ve düşüklüğe düçar etmiş, belalarını vermiştir. Halbuki bunlar onu gerçekte ne öldürdüler, ne astılar. Çünkü İsa'nın hakikati bir kelime, bir ruh idi. Bunu ise ne öldürebildiler, ne de asabildiler. Ve fakat şüpheye düşürüldüler, onlara öyle gibi gösterildi.

158-Gerçi ortada bir cesedin öldürülmüş olduğu mahsus idi, fakat onların öldürmek istedikleri Mesih bu değildi, asıl Mesih'i öldüremediler, belki Allah onu kendine kaldırdı, onların yok etmek istedikleri İsa'yı göklere çıkardı da kendilerini kötü adlı etti. Ve Allah ezelden aziz (üstün) ve hakim (hikmet sahibi)dir.


Kur'an-ı Kerim Tefsiri ve Meal-i Alisi - Ömer Nasuhi BİLMEN

157.  (Ve muhakkak biz Meryem'in oğlu. Allah'ın Peygamberi İsa'yı öldürdük demeleri sebebiyle) de lanete hedef olmuşlardır, (halbuki onu) hakikaten Allah'ın bir resuli olan Hz. İsa'yı (ne öldürdüler, ve ne de asıverdiler) bu iddiaları tamamen gerçek dışıdır, (fakat onlar için) Hz. İsa'yı öldürmeğe cür'et gösterenler için (bir benzedilmiş oldu) bir rivayete göre Hz. İsa aleyhinde münafıklıkta bulunan bir şahıs, Hz. İsa'yı bulup katillere teslim etmek için Hz. İsa'nın evine gitmiş, İsa Aleyhisselâm ise Allah'ın kudreti ile göğe kaldırılmış, bu münafıkta Hz. İsa'ya benzeyiş çehresi meydana gelmiş, katiller de bunu yakalayarak Hz. İsa sanarak asmışlardır. Diğer bir görüşe göre de Yahudiler su'î kasitte bulunmak isterken Hz. İsa'nın göğe kaldırıldığını görmüşler. Yahut reisleri bu yüzden halk arasında bir fitne meydana geleceğinden korkmuşlar, bir şahsı yakalayıp asmışlar, insanlara karşı bu asılanın Hz. İsa olduğunu iddia eylemişlerdir. (Ve şüphe yok ki onda ihtilâf edenler) Hz. İsa'nın durumunda, öldürülmüş olup olmamasında, asılan şahsın Hz. İsa olduğunda tereddüde düştüler, (ondan dolayı şek içindedirler) bunu kat'î surette bilemiyorlar, (onlar için) böyle şek içinde bulunanlar için (buna) bu öldürmeye (dâir zanna uymaktan başka bir bilgi yoktur) onlar kendi kuruntularına tâbi olurlar, (ve onu) İsa Aleyhisselâm'ı (hakikaten katletmiş değildirler) Cenab'ı Hak onu korumuş, bir harika olarak semâya kaldırmıştır. Hattâ bu öldürme iddiasında bulunanlarda kuşkuludurlar. Öldürme olayının meydana gelmesine kesin olarak inanmamaktadırlar. Binaenaleyh öyle zan ve tahminin bir kıymeti yoktur. Gerçek durumu Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'inde açıkça beyan buyuruyor ki, o mübarek Peygamberini ilâhî kudretiyle di'ri olarak semaya kaldırmıştır. İlâhî kudretinin büyüklüğüne ve kâinatta meydana gelen milyonlarca yaratılış harikasına uyanık bir göz ile bakanlara göre bir Yüce Peygamberin böyle ruhen ve cismen en yüksek makamlara yükseltilmesini uzak görmeye, tevile asla yer yoktur. Allah Teâlâ her şeye fazlasıyla kadirdir, buna inanmışızdır!..
158. (Hayır) öyle inkarcıların, kuşkucuların dedikleri gibi değil (Allah Teâlâ onu) o mübarek Peygamberini (kendisine) kendisinin manevî huzuruna, yüce, mukaddes bir makama, yüce bir semâya (yükseltmiştir.) Bunu kimse inkâr edemez, Cenab'ı Hak her şeye kadirdir. (Ve Allah Teâlâ güçlüdür) Mülkünde dilediği gibi tasarrufuna kimse mâni olamaz ve bir (hikmet sahibidir.) mülkünde her tasarrufu sırf hikmettir. Kimse onun zıddını ifa ve iddia edemez. Binaenaleyh Hz. İsa'yı göğe kaldırması da o Yüce Yaratıcının kudret ve hikmetine bakımından asla inkâr edilemez.


Safvetüt Tefasir - Muhammed Ali Sabuni

"Onlar onu ne öldürdüler ne de astılar. Fakat onlara îsâ gibi gösterildi." âyeti gösteriyor ki Yüce Allah, elçisi îsâ'yı pis Yahudilerin şerrinden korumuş, dolayısıyle o, ne Öldürülmüş, nede çarmıha gerilmiştir. Yahudiler, ancak îsâ zannettikleri başka bir şahsı çarmıha germişlerdir. Bu şahıs, Allah'ın îsâ'ya benzettiği, dolayısıyle Ya&shy;hudilerin îsâ zannederek öldürdükleri kişidir. İşte bu inanç akla ve nakle uygun olan doğru inançtır. Hıristiyanlara gelince onlar, Hz. îsâ'nın çarmıha gerildiğine, Yahudilerin onu horladıklarına, başına dikenler koyduklana ve onun yalvarıp ağladığına inanırlar. Öte yandan Hz. îsâ'nın Allah veya Al&shy;lah'ın oğlu olduğunu ve insanlığı günahlarından temizlemeye geldiğini id&shy;dia ederler. Bunun gibi, daha nice acaip ve garip çelişkileri vardır. Şâir ne güzel söylemiş:

Hz. îsâ'nın Hıristiyanlar arasındaki durumu şaşılacak bir şeydir. Onu, herhangi bir babaya nisbet etmeleri de gariptir. Onu Yahudilere havale et&shy;tiler ve dediler ki: Yahudiler ona eziyet edip çarmıha gerdiler. Eğer söyle&shy;dikleri hak ve doğru ise, oğlu rehin olarak düşmanlara teslim edildiğinde baba neredeydi. Ne dersin, onlar böyle yapmakla onu razı mı ettiler, yoksa kızdırdılar mı? Eğer onların eziyetlerine razı olduysa, Yahudileri övün. Çünkü onlar oğula işkence ettiler. Eğer kızdıysa, onu bırakıp Yahudilere tapın. Çünkü onlar ona üstün geldiler.


El-Camiu li-Ahkamil Kur'an - İmam Kurtubi

Yüce Allah'ın: "Ve: Biz, Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldür&shy;dük demeleri sebebiyle" buyruğunda, (oj )'nin hemzesinin esre gelmesi, "kavi  söz söylemek" anlamındaki kelimeden sonra gelmesi dolaylıyladır. Baş&shy;ka bir söyleyişe göre üstün okunması da mümkündür.

Âl-i İmran Sûresi'nde (3/45- âyetin tefsirinde)j'Mesih" kelimesinin türeyi&shy;şi ile ilgili açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

Allah'ın peygamberi" kelimesi, bedel olarak nasb edilmiştir. Bunun, "MesirTi... yani Allah'ın Rasulü... nü kastediyorum anlamında man-sub okunmsı da mümkündür.

"Halbuki onlar, onu öldürmediler, onu asmadılar da" buyruğu da onla&shy;rın bu konudaki iddialarım reddetmektedir.

"Ancak kendilerine benzer gösterilmişti". Yani, yine Âl-i İmran Sûresi'n-de (3/55.-âyetin tefsirinde) geçtiği üzere başkası ona benzer gösterildi.

Şöyle de denilmiştir: Onu öldürmek isteyenler, kişi olarak Hz. isa'yı tanı&shy;mayanlardı. Öldürdükleri kimsenin ise, o olup olmadığı hususunda şüphe et&shy;tikleri halde öldürmüşlerdi. Nitekim, yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Ger&shy;çekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana şüphe içinde&shy;dirler."

Bir görüşe göre, burada onların hepsi hakkında haber verildiği söylendi&shy;ği gibi, bu hususta yalnızca onların avamı anlaşmazlık içerisinde idiler, de de&shy;nilmiştir.

Anlaşmazlığa düşmelerinin anlamı ise, kimilerinin onun ilah olduğunu, ki&shy;milerinin de Allah'ın oğlu olduğunu iddia etmeleridir. Bu açıklamayı el-Ha-sen yapmıştır. Anlaşmazlıklarından kastın şu olduğu da söylenmiştir: Onla&shy;rın avamı, biz İsa'yı öldürdük dediler. Onun semaya yükse İtiliş ini görenler ise, hayır onu öldürmedik dediler.

Yine, anlagmazhklanndan kastın: Hırisuyanlardan Nasturîlerin: İsa, lâhû-tu (uluhiyet sıfatı) yönüyle değil de, nâsûtu (.insan ve beşeriyeti) yönüyle çar&shy;mıha gerilmiştir derken, melkâniler şöyle demişlerdir: Çarmıha germe ve öl&shy;dürme, Hz. İsa'nın tamamı, nâsûtu da lâhûtu da üzerinde cereyan etmiştir.

Anlaşmazlıklarından kastın, onların şöyle demeleri olduğu da söylenmiştir: Eğer bu öldürülen kişi, bizim arkadaşımız idiyse, peki İsa nerede?. Eğer bu öldürdüğümüz İsa ise, bizim arkadaşımız nerede? Bundan kastın şu ol&shy;duğu da söylenmiştir: Yahudiler, biz onu öldürdük demişlerdi. Çünkü yahu-dilerin başı olan Yahuda, Hz. İsa'nın öldürülmesi için gayret harcamıştı. Bu&shy;na karşılık hırisUyanlardan bir kesim İse şöyle demiştir: Hayır, onu öldüren bizleriz. Yine hıris uyanlardan bir başka kesim şöyle demiştir; Bilakis, Allah, gözümüzün önünde onu semâya yükseltmiştir.

Onların ona dair bir bilgileri yoktur" buyruğunda yer alan  edatı fazladan gelmiştir, ifade burada tamam olmaktadır. Daha son&shy;ra yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Zanna uymaktan başka" Bu ise nasb mahallinde ve birincisinden olmayan (munkati) bir istisnadır. Bedel olmak üzere ref i mahallinde olması da caizdir. Yani, onların ona dair zandan baş&shy;ka bir bilgileri yoktur, anlamında olur. Sibeveylı buna örnek olmak üzere şu beyiti nakletmektedir:

"Ve bir belde ki, onda hiçbir tanıdık kimse yok, Ceylan yavrularından ve yaban ineklerinden başka."

"Onlar onu gerçekten öldürememişlerdir" buyruğu hakkında İbn Ab bas

ile es-Süddî şunları söylemektedir: Yani, onların öldürdükleri, kesin olarak odur diye "zannettikleri kimsedir. Buna göre buradaki "zan" kelimesi, kesin&shy;likle, tam anlamıyla bilmek anlamındadır. Buna göre onu öl-dfiremediler" buyruğundaki zamir ("kesin bilmek" anlamındaki;) "zan'"a ait&shy;tir. Ebu Ubeyd der ki: Şayet anlam, onlar İsa'yı kesinlikle öldüremediler şek&shy;lînde olsaydı, bunun yerine: Onu asla öldüremediler" deme&shy;si gerekirdi.

Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Onların öldürdükleri kişi, kesin ola&shy;rak kendilerine İsa'dır, diye gösterilen kimsedir. Buna göre, kelimesi&shy;nin üzerinde vakfedilmesi gerekir. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: On&shy;lar İsa'yı öldüremediler. Bu durumda vakıf, Onu öldüremediler" kelimesi üzerinde yapılmalıdır. Gerçekten, kesin olarak kelimesi ise haz&shy;fedilmiş bir mastarın sıfatı olur. Bu hazfedilmiş mastarın takdiri ise iki türlü olabilir: Birincisine göre, onlar bunu kesin bir söz olarak ileri sürdüler ve&shy;ya Allah bunu kesin bir söz olarak buyurmaktadır. Diğer bir görüşe göre ise mana şöyle olur: Onlar, bunu kesin bir bilgi ile bilemediler.

en-Nehhâs der ki: Eğer anlamın: Bilakis Allah onu ken&shy;disine kesin olarak yükseltmiştir, şeklinde takdir edilecek olursa, bu bir yanlışlık olur. Çünkü; hayır, bilakis kelimesi, âmil edat olarak zayıflığı sebebiyle bu edattan sonra gelen ibareler, kendisinden önce gelen ibarelerde amel etmez. Sununla birlikte Îbnü'l-Elbarî; Onlar onu (iki ürememizlerdir* buyruğu üzerinde vakıf yapmayı caiz görmüş ve bunu da kasemin ce&shy;vabı olan hazfedilmiş bir fiil ile (tefe ): Gerçekten, kesin olarak kelimesini nas-betme şartına bağlı olarak, kabul etmiştir. Hazfedilen fiilin takdiri de şöyle olur: Andolsunki siz, gerçekten.-, tasdik etmişsinizdir...

Bilakis Allah onu kendi katma kaldırmıştır" buyruğu, ye&shy;ni bir söz (cümle)dir. Yani onu semaya kaldırmıştır. Yüce Allah ise mekan&shy;dan münezzehtir.

Hz. İsa'nın yükseltilme keyfiyetine dair açıklamalar daha önceden Âl-i îm-ran Sûresi'nde (.3/55. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

"Allah azizdir" yani, yahudilerden intikam almak gücüne sahiptir. O ba&shy;kımdan onların üzerine Romalı Astisanus oğlu Petrus'u musallat etti ve on&shy;lardan pek çok kimseyi öldürdü.

"Hakimdir, onlar hakkında lanet ve gazap hükmünü vermiştir.


Tefsiri Kebir - Fahreddin erRazi

Hz. İsa'yı Öldürmüş Değildirler


Daha sonra Cenâb-ı Hak, "Halbuki onlar, onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine, (öldürülen ve asılan adam İsa) gibi gösterildi" buyurmuştur. Bil ki Allah Teâlâ, yahudilerin, Hz. İsa'yı öldürdükleri iddialarını nakledince, bu iddialarında yalanlamış ve "Halbuki onlar, O'nu öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine, (öldürülen ve asılan adam, İsa) gibi gösterildi" buyurmuştur... Cenâb-ı Hak daha sonra,"Onu yakinen öldürme&shy;mişlerdir. Bilakis Allah, O'nu, kendisine yükseltmiştir" buyurmuştur. Bil ki bu tabir, şu iki manaya muhtemeldir:

a)  Yakînî olan, öldürmemedir.

b) Yakînî olan, fiilin tahakkuk etmediğidir. Binâenaleyh, birinci ihtimale göre mana şöyle olur: Allah Teâlâ, onların, O'nu öldürüp öldürmedikleri hususunda şüpheye düştüklerini haber vermiş, daha sonra da Hz. Muharnmed'e, yakînî olanın, onların O'nu öldüremedikleri haberini vermiştir.

İkinci takdire göre ise mana, "onlar, O'nu öldürdükleri hususunda şüphe etmişlerdir" şeklinde olur. Sonra Cenâb-ı Hak bunu, "Onlar öldürdükleri o şahsı, onun Hz. İsa olduğundan emin olmayarak; aksine onu öldürdüklerinde, onun Hz. İsa mı değil mi olduğu hususunda şüpheye düşerek öldürmüş olduklarını" haber vererek te'kid etmiştir. Birinci ihtimal daha uygundur; çünkü Cenâb-ı Hak bu ifadeden sonra, "Bilakis Allah, onu kendisine yükseltmiştir" buyurmuştur ki, böyle bir söz ancak, öldürmeme kesîn ve yakînî bir durum arzettiği zaman doğru olur.
Hz. İsa'nın semaya yükseltildiği bu âyetle sabittir. Bu âyetin bir benzeri de, Allah'ın, Âl-i İmrân süresindeki, "Şüphesiz ki seni öldürecek olan benim, seni kendime yükseltip kaldıracak, seni küfredenlerin içinden tertemiz çıkaracak..." (âmimrân,55)âyetidir. Bil ki Allah Teâlâ, bu izah ettiği şeylerin hemen peşinden, Hz. İsa'ya pekçok belâ ve sıkıntıların ulaştığını, O'nun da Hz. İsa'yı kendisine yükselttiğini zikredince, bu beyân, Hz. İsa'nın kendisine yükseltilmesinin mükâfaat bakımından cennetten ve o cennetteki maddi lezzetlerden daha büyük olduğuna delalet etmiştir. İşte bu âyet sana, manevi mutluluklar bilgisinin kapısını açmaktadır.

Sonra Cenâb-ı Hak,"Allah, aziz ve hakimdir" buyur&shy;muştur. Buradaki izzetten maksat, kudretinin; hikmetten maksat da ilminin kemali ve mükemmelliğidir. İşte böylece Cenâb-ı Hak bu buyruğu ile Hz. İsa'nın dünyadan göklere doğru yükseltilmesinin, her ne kadar bir beşere imkansız gelse dahi, bunun, kendi kudretine ve hikmetine nisbetle imkansız olamayacağına dikkat çekmiştir. Bunun bir benzeri de O'nun, "Kulunu, bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya kadar götüren (Zât-ı eceli ve a'lâ) münezzehtir..." (isrâ, 1) âyetidir. Çünkü İsrâ, her nekadar Hz. Muhammed'in kudretine nisbetle imkansız ise de, Hak Subhanehu'nun kudretine nisbetle çok kolay ve basittir.


Tefhimül Kur'an - Ebul Ala Mevdudi

195. Burada Allah meselenin gerçeğini anlatıyor. Kur'an, Yahudilerin Hz. İsa'yı (a.s) öldürmeyi başaramadıklarını, Allah'ın O'nu kendisine yükselttiğini açıkça söyler, fakat meselenin nasıl olduğunu ve ayrıntıları konusunda sessiz kalır. Ne Allah'ın O'nu bedeni ile birlikte yeryüzünden gökteki bir yere yükselttiğini, ne de O'nun diğer insanlar gibi ölüp ruhunun göğe yükseltildiğini belirtmez. Mesele o kadar kapalı bir dille anlatılmıştır ki, olay hakkında, olayın olağanüstü ve mucizevi olduğunu söylemekten başka bir yorum yapmak imkân-sızdır. Aşağıdaki ifadeler olayın olağanüstü olduğu sonucuna götürür. Birincisi, Kur'an olay hakkında "Allah O'nu kendisine yükseltti" ve "Seni kendime yükselteceğim" (Al-i İmran: 55) sözlerini kullanır. Bu sözler, Hz. İsa'ya (a.s) ilâhî nitelikler atfeden Hıristiyan mezheplerinin birinin görüşü olan "Yükselme doktrini"ne destek olarak alınabilir. Bu olay olağanüstü ve mucizevi bir olay olmasaydı, Kur'an kendisinin reddettiği Hz. İsa'nın (a.s) ilâhlığı doktrinini destekleyebilecek bu tür belirsiz ve her anlama gelebilen sözler kullanmazdı.
İkincisi, eğer Allah, metinde geçen (158. ayet) kelimelerle (a) "Allah O'nu öldürdü" veya (b) "Allah O'nun makamını yükseltti" demek isteseydi, daha açık bir ifade kullanabilirdi. (a) nın yerine: "Şüphesiz onlar O'nu ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler, fakat O'nu onlardan kurtardı ve sonra O kendi eceli ile öldü" sözleri kullanılabilir; (b) nin yerine ise "Onlar Onu çarmıha gererek alçaltmaya çalıştılar,fakat Allah Onun makamını çok yükseltti" ifadesi kullanılabilirdi. Bu tür bir ifade Hz. İdris Peygamber (a.s) hakkında kullanılmıştır: "Ve biz O'nu yüce bir makama yükselttik" (Meryem: 57) .
Üçüncüsü, eğer burada anlatılan olay sadece Hz. İsa'nın (a.s) tabiî olarak ölmesi olayı olsaydı, hemen arkasından söylenen "Allah güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir" sözleri çok anlamsız olacaktı. Bu sözler ancak Allah'ın güç ve hikmetini gösteren olağanüstü bir olay sözkonusu olduğunda kullanılır. Bu ayetten (158) Hz. İsa'nın normal bir şekilde öldüğü şeklinde bir sonuç çıkarabilmemize destek teşkil eden tek nokta, bu olayla ilgili Al-i İmran suresinin 55. ayetinde geçen "müteveffik" kelimesidir. Fakat Al-i İmran suresinin an: 51'de "teveffa" kelimesinin sözlükte "ruhu kabzetmek" anlamına değil, bedeni, ruhu veya her ikisini birlikte "almak ve ele geçirmek" anlamına geldiği konusunda açıklığa kavuşmuştur. Bu kelime iki şekilde de tefsir edilebildiği için bu kelimenin anlamı, yukarıda "Allah O'nu öldürdü" fikrine karşı öne sürülen delillerin hiçbirine ters düşmez. Ayeti bu şekilde tefsir edenler "müteveffa" kelimesinin hem ruh, hem de bedenin kabzedilmesi anlamında hiçbir yerde kullanılmadığını öne sürerler. Fakat bu çok saçmadır, çünkü bu olay tarih boyunca kendi türünde meydana gelmiş tek olaydır. Göz önünde bulundurulması gereken tek nokta, bu kelimenin sözlük anlamı bakımından bu anlamda kullanılıp kullanılmayacağıdır. Eğer sözlükten bu kelimenin bu anlamda kullanılabileceği anlaşılırsa, ki öyledir, o zaman şu soruya cevap vermeliyiz: Kur'an ölüm için direkt bir söz kullanmak yerine, neden Hz. İsa'nın (a.s) ilahlığı inancına sebep olan göğe yükselme inancına destek teşkil edebilecek şekilde yorumlanabilen belirsiz bir kelime kullanmıştır? Bu kelimenin kullanılması, olayla ilgili olağanüstü bir durumun söz konusu olduğunu gösterir. Bunun ötesinde göğe yükselme inancı daha sonraları, Meryemoğlu İsa'nın (a.s) yeryüzüne dönüp Deccal'le savaşacağını bildiren hadislerle de desteklenmiştir. (Bu hadisler Ahzab suresinin tefsirine ek olarak ilâve edilmiştir) . Bu hadisler açıkça Hz. İsa'nın (a.s) tekrar yeryüzüne geleceğini bildirir. Bu nedenle Hz. İsa'nın (a.s) bir yerde ölü olmaktan çok, ikinci gelişine dek evrenin bir yerlerinde yaşıyor olduğuna inanmak daha mantıklı olacaktır.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Fıkıh, İlmihal  |  Soru-Cevap  |  HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: