"Allah'ın razı olması" ibaresine Şia perspektefinden bakış. . .
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Şubat 2012, 20:35:13
12196 Mesaj 2632 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  İman, İtikad  |  Soru-Cevap  |  "Allah'ın razı olması" ibaresine Şia perspektefinden bakış. . . 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: "Allah'ın razı olması" ibaresine Şia perspektefinden bakış. . .  (Okunma Sayısı 1007 defa)
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« : 17 Temmuz 2009, 19:40:24 »


"İslam'ı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, onlara güzelce tabi olanlar var ya, Allah onlardan razı olmuştur; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur." (9/et-Tevbe, 100)
"Allah buyurur ki: "Bu, işte sadıklara sadakatlerinin fayda vereceği gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur." (119. ayet)
Her iki ayette de geçen "Allah'ın razı olması" ibaresine farklı bakış açıları mevcuttur.Caferi fıkhına göre Allah Ashab-ı Kiram'a Hz.Resul hayatta iken razı olmuştur, O öldüğü zaman rızasından çıkmış yanlışa düşmüşlerdir.Bu bağlamda Cenab-ı Hak ebediyen razı olmaz, kul salih amel işlerse razı olur, günah işlerse rıza göstermez.
 
Bu konuda kendi düşüncelerinizle beraber Ehli Sünnet'in bu mevzudaki tutumunu açıklayabilir misiniz?
 
 
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #1 : 17 Temmuz 2009, 21:13:18 »

bu 119 numaralı ayet hangi surede acaba
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #2 : 17 Temmuz 2009, 21:20:37 »

yazmayı unutmuşum maide süresi olması lazım.
Logged
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #3 : 17 Temmuz 2009, 21:24:11 »

eyvallah, okuyan kardeşlerimiz tevbe suresi sanabilirler diye sordum
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Ukab
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 17 Temmuz 2009, 21:40:52 »



s.a
Bizler müslüman olarak, allaha ve rasulüne itaat ederiz, allah ve rasulü bir konuda hüküm vermişlerse, bizde işittik ve itaat ettik deriz. Şianın öyle bir görüşü var bu doğrudur. Ama o görüş caferi sadık hazretlerinin görüşü değildir, diye aklımda kalmış. Farzedelimki onun görüşü, nihayetinde beşerdir, hata edebilir, allah bizleri, neden caferi sadıkın görüşüne uymadın diye değil, neden kitap ve sünnete uymadın diye sorguya çekecektir. Sizin verdiğiniz tevbe suresindeki ayete göre, rabbimiz sahabe hakkında razı oldum demişse olmuştur. bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. Haşa allah sahabenin daha sonra bu rızaya aykırı duruma düşeceğini bilmiyormuydu? Rabbimizin razı olduğu bir kul hakkında daha sonra o şöyle oldu dediği vakimidir?

Şimdi Aşağıdaki ayete dikkatlice bakalım:
Tevbe 96. Onlardan razı olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razı olsanız bile Allah fâsıklar topluluğundan asla razı olmaz.


allah açıkça günahkarlardan razı olmayacağını belirtiyor, demekki sahabeden razı olmuşsa, onlar bu durumdan uzaktalar. hadi sahabeyle alakalı hadisi şerifleri bir kenara bırakalım, şianın sözlerine göre sahabe günah işlemiş ve allah artık onlardan razı olmamıştır. Bu hariciyenin görüşüne daha yakındır, oysaki ehli sünnete göre, bir insan hata yaparsa onun karşılığını, güzel bir şey yaparsa onun karşılığını görür, neden derseniz, allahu teala buyururyorki:


zilzal 7. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. 8. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.


Eğer işledikleri bir günah varsa mutlaka bunun karşılığını görürler, yoksa diğer şekilde düşünürsek, herkes günah işlediğine göre allah kimseden razı değil ve olmayacak.
Peki şia ile aramızdaki bu görüş farkı nereden kaynaklanıyor; onlar imamet meselesinden dolayı sahabenin küfrüne hükmediyorlar, bizde ehli sünnet olarak bu ayetleri delil getiriyoruz. Oysaki insanın günah işlemesi başka, imandan çıkması başka.

 
biz sahabenin gübahsız olduğunu değil, şianın iddia ettiği gibi kafir oldukları hükmünü kabul etmiyoruz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #5 : 17 Temmuz 2009, 21:54:12 »


dostum sen şiimisin
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #6 : 17 Temmuz 2009, 21:58:59 »

Tevbe 96. Onlardan razı olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razı olsanız bile Allah fâsıklar topluluğundan asla razı olmaz.
Evet sadece bu ayet başlı başına, Caferilerin iddialarını cerh etmeye yetiyor.Allah, buyruktan çıkmış yoldan sapmış fasıklar topluluğundan asla razı olmayacağını net bir şekilde bu ayette buyurduğuna göre, eğer Ashab-ı Kiram (haşa) fasık bir topluluk olsaydı şüphesiz Cenab-ı Hak, onlardan razı olmazdı.

Fakat burda şu itiraz yapılabilir.Ayeti kerimede buyrulduğu gibi Allah fasıklar topluluğundan razı olmayacaklarını bildirmiş fakat Ashab-ı Kiram Hz.Resul hayatta iken doğru yol üzere idiler ne zamanki Resulullah öldü o zaman dalalete düştüler.Bu yüzden tevbe süresindeki 100. ayette Hz.Peygamber'in hayatta olduğu devirdekileri, 96.ayette ise vefatından sonrasını ifade etmektedir.

Bu nasıl izah edilmeli?
Logged
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #7 : 17 Temmuz 2009, 22:05:56 »

dostum yazdıklarınızı okudum. selefi anlayışa görede sahabeler günah işlemiş olabilirler, bu günah işlemeleri, allahın onlardan rızasını çektiği anlamına gelmez, bu günah işlemeleri şianın iddia ettiği gibi onları kafir yapmaz. bu konuda şianın elinde sui zandan başka bir delilde bulunmamaktadır.

siz yazmaya devam edin bende şu hüseyin ataya cevap yazıyorum.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #8 : 17 Temmuz 2009, 23:05:27 »

Şeyhül İslam İbni Teymiyeden Cevap

Ömer (r.a.) vefat ettiğinde müslümanlar Öyle bir kuvvet, izzet ve üstünlüğe, birlik ve beraberliğe sahip idiler ki, hiçbir zaman bu hususlarda bu duruma ulaşmamışlardır, İman ehlinin en üstün ve küfürle nifak ehlinin en zelil oldukları dönem o dönemdir. Bu konularda en basit bir bilgiye sahip olan bile bunu rahatlıkla bilir.

Böyle bir durumda o dönem müslümanlannı cahil, zalim veya hakkı ayakta tutmaktan aciz olmakla itham eden, onların değerini küçültmüş ve Allah'ın:

"İnsanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet." şeklindeki şehadetine ters bir tavır içine düşmüş olur.

Rafizilerin görüşlerinin temeli budur. Rafıziliği ortaya atan da yahudi olup İslam kılıfına girmiş bir münafıktır. İmanın temeline saldıran desiselerle cahilleri kandırmıştır. Rafıziliğin, nifak ve zındıklığa açılan kapıların en büyüğü olmasınm sebebi de budur. Kişi başlangıçta nötr iken sonra Ali'yi (r.a.) üstün kılan, sonra diğerlerine söven, sonra aşırı giden ve en sonunda da muattileden bir mülhid olur. İşte bu sebepledir ki, İsmaili ve Nusayrilerle benzeri Karamita, Batıniyye ve Dürziyye ile çeşitli zındık ve münafıkların ileri gelenleri Rafıziliğe iltihak etmişlerdir.

Rasulullah'ın (s.a.v.) sohbetinde bulunan nesillerin en hayırlısına saldıran, haddizatında Rasulullah'ın kendisine de saldırmış olur. Nitekim İmam Malik ve başka alimler bunu şöyle ifade etmişlerdir:

"Rasulullah'ın (s.a.v.) ashabına saldırıp onları küçül­tenler, bunu yaparken muhataba şunu telkin etmek istiyor­lar: Kötü kişinin kötü arkadaşları olur; eğer iyi olsaydı, ar­kadaşları da İyi olurdu.

Yine Kur'an'ı, İslam'ı ve Rasululîah'in (s.a.v) sünneti­ni bize aktaranlar, Ali (r.a.) ile başkalarının faziletlerini de nakledenler onlardır. Onları gözden düşürmek din konusunda da naklettiklerine güvenmeme sonucunu doğurur. O zaman ne Ali'nin (r.a.), ne bir başkasının fazileti kalır. Aslında Rafıziler, cahil kimselerdir, ne akıllan, ne nakilleri, ne dinleri, ne de mamur dünyaları vardır. Eğer Ali'ye buğzeden Nasibe'den, ya da fışkına ve küfrüne kail olan Haricilerle benzerlerinden biri onlardan Hz. Ali'nin iman ve üstünlüğünü isbat edecek bir delil getirmelerini isteyecek olursa susar kalırlar. Harici tartışmada onlara galip getir. Çünkü Hz. Ali'nin (r.a) faziletlerini nakledenler, Rafızilerin sövüp saydıkları sahabedir. Onların metodlarından gidilecek olursa, Ali'nin (r.a.) belli hiçbir fazileti ispatlanamaz. Halifelerden kimine, riyaset peşindeydiler ve bunun için savaştılar şeklinde iftirada bulunup onları küçültmek istiyorlarsa. Haricilerin. Ali (r.a.) hakkında, "savaşmadan itaat eden" şeklindeki benzeri iddiaları, tutarlı olmaya daha yakın olurdu. Ne var ki Rafıziler cahil kimselerdir ve zındıkların peşine takılmış gidiyorlar.

Kur'an-ı Kerim bir çok yerde ashabı övmektedir. Şu ayetlerde olduğu gibi:

"Muhacirlerden ve Ensar'dan (İslam'a girmekte) ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar.. Allah on-laradan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlar­dır. (Tevbe: 9/100)

"Elbette içinizden (Mekke'nin) feth (in) den önce (Hak yolunda) harcayan ve savaşan (lar, ötekilerle) bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah hepsine de en güzel sonucu vaadetmiştir." (Hadid: 57/10)

"Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulu­nanlar, kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merha­metlidirler. Onların, rüku ve secde ederek Allah'ın lü­tuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde­lerin izinden nisanları vardır. Onların Tevrat'taki vasıflan ve İncil'deki vasıfları da şudur: Bir ekin gibidirler ki, filizini çıkardı, onu güçlendirdi, kalınlaştı, derken göv­desinin üstüne dikildi, ekincilerin hoşuna gider, onlara karşı kafirleri de öfkelendirir (bir duruma geldi)." (Fetih: 48/29)

"Allah şu müminlerden razı olmuştur ki onlar, ağa-cın altında sana biat ediyorlardı. Allah onların gönülle-rindeki (doğruluk ve vefa)yı bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi."(Fetih: 48/18)

Sahih-i Müslim'de Rasulullah'in (s.a.v) şöyle buyurdu­ğu rivayet edilmiştir:

"Ağacın altında biat edenlerin hiçbiri Cehennem'e girmeyecektir.[63]

Buharı ve Müslim'de Ebu Said'den şöyle buyurduğu nakJ edilmektedir:

"Ashabıma sövmeyin. Nefsimi elinde tutana yemin ederim ki sizden biriniz, Uhud dağı kadar altın infak et­se, onlardan birinin ne bir müd'düne[64] ne yarısına ula­şabilir. [65]

Yine birkaç tarikten rivayet edilen sahih bir rivayette şöy­le dediği nakledilmiştir:

"Nesillerin en hayırlısı, aralarında gönderildiğim ne­sildir. Sonra onları takip edenler, sonra da bunları takip edenler gelir. [66]

Sahabenin faziletleri onları övme ve nesillerin diğer ne­sillerden üstünlüğüyle ilgili bu hadisler müstefiz, hatta mütevatir derecesine ulaşmıştır. Bu sebeple onlara saldırmak. Kur'ana ve Sünnet'e saldırmaktır. Bu nedenledir ki alimler Rafizileri tekfir etmişlerdir. Bu konuyu başka yerde etraf­lıca anlattık. Allah'u a'lem[67]



[63] Müslim, İman: 175; Tirnıizi, Menakıb: 57, 58.

[64] Bir müd, 832 gr. ağırlığında bir ağırlık birimidir.

[65] Buhari, Fedailu Ashabi'n-NebJ: 5; Müslim, Fedailu Sahihe: 221,

[66] Buhari, Fedailu Ashabı'n-Nebi: 1; Muslini, Fedailu Sahub"e:210.

[67] İbn-i Teymiyye, Ashab,ı Kiram, Tevhid yayınları: 37-42.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
hanegeli
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 120


« Yanıtla #9 : 18 Temmuz 2009, 09:47:13 »

selam: uysada uymasada deyip .  bilgi almak PAYLAŞMAK  güzelde birde benim görüşüm senin görüşün bin yıllık inatlaşma  ..... derecelerinde suçlamalar ??. islam birlik vahdet tehvid dini  bunlar etrefında birleşmek engüzeli
Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;
Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Logged
hanegeli
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 120


« Yanıtla #10 : 18 Temmuz 2009, 09:58:06 »

SELAM:  UYSADA UYMASADA ?..İSLAM ALİMLERİ Birbirini ...... suçluyorlar  ister istemez  üzülüyoruz .. o şöyle  dedi diyor bu  şu ayeti inkar etti .normal insanların bir arara glipde kendi aralarında  birlik beraberlik içinde tartışıp da . gelecege dair fikir üretseler .  ÇOK SEVİNİYORUM SEVİNİRİM  SEVİNİRİZ  ÇOK 
 töbe YARABİ TÖBE ..
Logged
lazyoner
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 199


100 yıl sonraki halim :)


« Yanıtla #11 : 18 Temmuz 2009, 22:59:29 »

Alıntı sahibi: lazyoner
Tevbe 96. Onlardan razı olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan razı olsanız bile Allah fâsıklar topluluğundan asla razı olmaz.
Evet sadece bu ayet başlı başına, Caferilerin iddialarını cerh etmeye yetiyor.Allah, buyruktan çıkmış yoldan sapmış fasıklar topluluğundan asla razı olmayacağını net bir şekilde bu ayette buyurduğuna göre, eğer Ashab-ı Kiram (haşa) fasık bir topluluk olsaydı şüphesiz Cenab-ı Hak, onlardan razı olmazdı.

Fakat burda şu itiraz yapılabilir.Ayeti kerimede buyrulduğu gibi Allah fasıklar topluluğundan razı olmayacaklarını bildirmiş fakat Ashab-ı Kiram Hz.Resul hayatta iken doğru yol üzere idiler ne zamanki Resulullah öldü o zaman dalalete düştüler.Bu yüzden tevbe süresindeki 100. ayette Hz.Peygamber'in hayatta olduğu devirdekileri, 96.ayette ise vefatından sonrasını ifade etmektedir.

Bu nasıl izah edilmeli?

Sayın İbni Temiye, güzel bilgiler vermişsiniz, bu bilgilere bizler zaten inanıyoruz önemli olan Şia'nın öner sürdüğü iddialara cevap verebilmek.Cevabını alamadığım sorumu yukarıda tekrar alıntıladım.Umarım ilgilenen olur.

Saygılarımla. . .
Logged
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  İman, İtikad  |  Soru-Cevap  |  "Allah'ın razı olması" ibaresine Şia perspektefinden bakış. . . « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: