Orucun Tarihçesi
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
25 Ekim 2014, 10:42:31
12260 Mesaj 2680 Konu Gönderen: 1923 Üye
Son üye: ukalaulema
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Özel Gün ve Geceler  |  Ramazan Özel  |  Orucun Tarihçesi 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Orucun Tarihçesi  (Okunma Sayısı 5401 defa)
enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« : 19 Ağustos 2009, 14:05:49 »

Orucun Tarihçesi
Sahabeden Muaz b. Cebel, oruç ibadetinin şu merhalelerde geldiği bildirmiştir:

a) Aşûrâ Ve Eyyâm-ı Bîd Orucu
Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre İslam öncesinde Mekke halkı ve Peygamberi-miz “âşûrâ” orucu tutuyordu. Peygamberimiz Medîne’ye geldiği zaman Yahudîlerin “âşûrâ” orucu tuttuklarını gördü, kendilerine bu orucu niçin tuttuklarını sordu. Onlar, “bu gün hayırlı bir günüdür, bu günde Allah İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardı. Musa (a.s.) bu günde oruç tuttu” cevabını verdiler. Bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.), ‘biz Musa’ya sizden daha evla ve layığız’ dedi ve âşûrâ orucunu tuttu ve ashabına da tutmalarını emretti.
Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da Peygamberimiz (a.s.) âşûrâ orucunu tutmuş ve
افضل الصيام بعد رمضان شهر الله المحرم
“Ramazan orucundan sora en fazîletli oruç Allah’ın ayı olan muharrem ayında tutulan âşûrâ orucudur” sözleriyle tutulmasını teşvik etmiştir. Sahabeden isteyen bu orucu tutmuş, isteyen de tutmamıştır. Âşûrâ orucu, muharrem ayının 9 ve 10. günlerinde tutulur.
Ayrıca Peygamberimiz (a.s.), Ramazan orucu farz kılınmadan önce “eyyâm-i bîd” ola-rak nitelenen kamerî ayların 13, 14 ve 15. günlerinde de oruç tutmuştur. Peygamberimiz (a.s.) Ramazan orucu farz kılındıktan sonra da bu orucu tutmuş ve
صوم ثلاثة ايام من كل شهر صوم الدهر كله
“Her ay üç gün oruç tutmak bütün seneyi oruçla geçirmek gibi olur” söyleriyle bu o-rucun tutulmasını teşvik etmiştir.

b) Ramazan Orucu
Ramazan orucu, Bakara suresinin 183-184. âyetleriyle hicretin ikinci yılında Bedir savaşı öncesinde şaban ayında farz kılınmıştır. Peygamberimiz (a.s.) hayatında dokuz sene Ramazan orucu tutmuştur.
183. âyette orucun mutlak olarak farz kılındığı bildirilmekte, ancak orucun ne zaman, nasıl ve kaç gün tutulacağı bildirilmemektedir. 184. âyette bu kapalılık kısmen giderilmiş, orucun “sayılı günlerde” tutulacağı beyan edilmiştir. “Sayılı günler” ile maksat Ramazan ayı-dır. Bakara suresinin 184 ve185. âyetinde şöyle buyurulmaktadır:
اياما معدودات
“(Oruç), sayılı günler(dedir)…"
فمن شهد منكم الشهر فليصمه
"…Sizden kim bu aya ulaşırsa oruç tutsun…"
Allah, bu âyetlere Ramazan orucunu tutmayı müslümanlara farz kılmıştır.

c) Oruç Tutma İle Fidye Verme Arasında Muhayyerlik
Bakara suresinin 184. âyetinde;
فمن تطوع خيرا فهو خير له و ان تصوموا خير لكم ان كنتم تعلمون و على الذين يطيقونه فدية طعام مسكين
“(Yaşlılık veya tedavi edilemeyen bir hastalık nedeniyle) oruca zor güç yetirenler, bir yoksul doyumu fidye verirler. Bununla birlikte kim bir hayır yaparsa (daha fazla fakiri duyu-rursa) bu, kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır” buyrulmuştur (Bakara, 184). Sahabeden Muâz b. Cebel’in bildirdiğine göre bu âyetin hükmü ge-reğince Müslümanlar oruç tutma ile fidye verme arasında muhayyer bırakılmışlardır. Saha-beden Seleme b. el-Ekva’, bu âyet inince isteyenin oruç tuttuğunu, isteyenin fidye verdiğini, 185. âyet inince bu muhayyerliğin kaldırıldığını söylemiştir.
على الذين يطيقونه “Oruç tutmaya gücü zor yetenler” hükmü, çok yaşlı kimseler ile şeker ve kanser gibi tedavisi zor bir hastalığa müptela olanlar için geçerlidir. “Fidye” bir fakiri iki öğün doyurmak veya fakire iki öğün doyacağı miktarda ekonomik yardım yapmaktır.
على الذين يطيقونه cümlesi “oruca gücü yetenler” anlamında değildir. Bu takdirde âyet “oruç, tutmaya gücü yetenlere fidye farzdır” anlamına gelir ki bu “oruç size farz kılındı” âyeti ile ters düşer. Hasta ve yolcuya farz olduğu halde sağlıklı ve mukim olup gücü yeten kimsenin oruç tutup tutmamakta muhayyer bırakılması tenakuz olur. Ayette, يستطيعون fiili kullanılma-yıp يطيقون fiilinin kullanılması da cümlenin “oruca gücü yetenler” anlamında değil, “Oruç tutmaya gücü zor yetenler” anlamında olduğunu ifade eder.
فمن تطوع خيرا “Kim bir hayır yaparsa” cümlesi, fidyeyi fazla vermeyi veya hem fidye vermeyi hem de oruç tutmayı و ان تصوموا خير لكم “oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır” cümlesi ise fidye vermekten veya orucu kazaya bırakmadan daha hayırlıdır anlamını ifade edebilir.
d) Ramazan Orucunun Sağlıklı Ve Mukim Olanlara Farz Olması
فمن كان منكم مريضا او على سفر فعدة من ايام اخر
"…Sizden kim hasta yada yolcu olur (da orucunu tutamazsa daha sonra) tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar…." (Bakara, 184).
من كان منكم مريضا او على سفر فعدة من ايام اخر يريد الله بكم اليسر ولا يريد بكم العسر و لتكملوا العدة و لتكبروا الله على ما هديكم و لعلكم تشكرون
"…(Bu ayda) kim hasta veya yolcu olur (da oruç tutamazsa) tutamadığı günler sayı-sınca başka günlerde tutsun (kaza etsin). Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayı-yı tamamlamanız ve hidâyete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz için-dir” (Bakara, 185).
Bu âyetlerde yüce Allah, Ramazan ayına erişen sağlıklı ve mukim kimselerin oruç tutmaları gerektiğini, yolcuların ve hastaların daha sonra kaza etmek üzere oruç tutmayabile-ceklerini bildirmektedir.
Muâz b. Cebel, 185. âyetteki “Öyle ise sizden kim bu aya ulaşırsa oruç tutsun” em-ri ile Allah’ın orucu sağlıklı ve mukim olan kimseler için farz kıldığını, hasta ve yolcular için oruç tutmama ruhsatı verildiğini, oruç tutmayıp fidye vermenin, oruca gücü yetmeyen yaşlıla-ra özgü kılındığını bildirmiştir.
Bir mazeret sebebiyle Ramazan orucunu tutamayan kimse, orucunu kaza etmeden ö-lürse, bu kimsenin tutamadığı oruç sayısı kadar fidye verilir.
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Özel Gün ve Geceler  |  Ramazan Özel  |  Orucun Tarihçesi « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: