Sufilerin Hal Tercümeleri
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
09 Eylül 2010, 01:21:06
11605 Mesaj 2461 Konu Gönderen: 1753 Üye
Son üye: badimcan
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  Sufilerin Hal Tercümeleri 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] 3
Gönderen Konu: Sufilerin Hal Tercümeleri  (Okunma Sayısı 2073 defa)
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #15 : 21 Şubat 2010, 22:26:55 »

15. AHMED BİN HADRAVEYH ks (Öl. 240/854)

Sufi zahidlerden Ebu Hamid Ahmed bin Hadraveyh Belhi (ks), Ebu Türab Nahşabî´nin sohbetinde bulunmuş olan Horasan şeyhlerinin büyüklerindendir. Ebu Hafsı (ks)'ı ziyaret için Nişabur2a gelmiş, sonra Bayezid Bistâmî (ks)'nin ziyaretine Bistâm'a gitmiştir. Fütüvvette şanı yüce idi. Ebu Hafs (ks) onun hakkında, "Ahmed bin Hadraveyh (ks)'ten daha büyük bir himmete, daha doğru bir hale sahip olan birini görmedim," demiştir. Bayezid Bistâmi (ks), "Üstadımız Ahmed´dir," derdi.

Muhammed bin Hâmid (ks) anlatıyor: "Çan çekişirken Ahmed bin Hadraveyh (ks)'in başucunda oturuyordum. Yaşı doksan beşi bulmuştu. Müridlerinden biri ona bir sual sordu. Gözleri buğulanan Ahmed bin Hadraveyh hazretleri dedi ki: Evlâdım, doksan beş seneden beri çaldığım şu kapı işte açılmak üzere, ama bilmiyorum kapının açılması bana bahtiyarlık mı yoksa bedbahtlık mı getirecek! Şu durumda ben senin soruna nasıl cevap verebilirim?"

Ahmed bin Hadraveyh (ks)'in yediyüz dirhem borcu vardı. Alacaklılar yanında bulunuyorlardı. Yüzlerine baktı ve: "Allahım! Sen mal sahipleri için rehini bir teminat kıldın. Şu anda ruhumu almak suretiyle onların teminatını ellerinden alıyorsun, o halde benim namıma borcu Sen öde,» dedi. Tam bu sırada birisi kapıyı çaldı ve: Ahmed bin Hadraveyh (ks)'den alacağı olanlar nerede? dedi ve borcu tamamen ödedi. Bunu takiben Ahmed bin Hadraveyh (ks) ruhunu teslim etti.

Ahmed bin Hadraveyh (ks): "Gafletten ağır bir uyku yoktur, insana en çok mâlik olan ve onu kul olarak kullanan nefsânî arzulardır. Üzerinde gafletin ağırlığı olmasaydı nefsânî arzular sana karşı zafer kazanamazdı," demiştir
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #16 : 22 Şubat 2010, 19:37:37 »

16. AHMED BİN EBU'L HAVARİ ks (Öl. 230/844)

Sûfî zâhidlerden Ebu'l-Hüseyn Ahmed bin Ebu'l-Havâri (ks) Şamlıdır. Ebu Süleyman Darani hazretleri ve daha başkalarının sohbetlerinde bulunmuş olup (230/844) senesinde vefat etmiştir. Cüneyd Bağdadi hazretleri onun hakkında, "Ahmed bin Ebu'l-Havâri Şam´ın güzel kokan çiçeğidir." demiştir.

Ahmed bin Ebu'l-Havâri hazretleri demiştir ki; "Dünyaya arzu ve sevgi gözüyle bakanın kalbinden Allah zühd ve yakin nurunu söküp atar."

Yine O (ks); "Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya)'ın sünnetine tabi olmaksızın amel edenin ameli batıldır." demiştir.

Yine Ahmed bin Ebu'l-Havârî (ks), "Ağlamanın en faziletlisi ve iyisi, şeriata uygun olmayan amellerle tüketilen ömür üzerine kulun ağlamasıdır." demiştir.

Yine O (ks), "Allah bir kulunu gaflet içinde bulunmak ve taş kalpli olmaktan daha beter bir şeyle imtihan etmemiştir." demiştir
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #17 : 23 Şubat 2010, 17:15:40 »

17.EBU HAFS HADDAD ks (Öl. 260/883)

Sûfî zâhidlerden Ebu Hafs Ömer bin Mesleme Haddâd (ks), Nişabur'un Buhara yolu üzerindeki kapısı yakınında bulunan ve "Kurdâbâd" adı verilen bir köye mensuptur. Sûfîlerin imamlarından ve ulularından bir zattır. (260/883) küsur senesinde vefat etmiştir.

Ebu Hafs hazretleri: "Humma ölümün habercisi olduğu gibi günahlar da küfrün habercisidir."der.

Ebu Hafs hazretleri, "Semâ seven bir mürid gördün mü, bil ki onda tembellik kalıntıları vardır (da ondan dolayı amel etmek için semâ gibi bir tarik ve teşvik âmiline ihtiyaç duymaktadır)." demiştir.

Ebu Hafs hazretleri der ki: "(Bedene ait) dış terbiyedeki güzellik, (ruha ait) iç terbiyedeki güzelliğin aynasıdır." (Dış, içi aksettirir, küpten içindeki madde sızar).

Yine O (ks) demiştir ki: "Fütüvvet, başkasına adalet ve insafla muamele etmek, fakat onlardan adalet ve insafla muamele etmelerini istememektir." (iyilik yapmak, karşılık beklememektir).

Ebu Hafs hazretleri der ki: "Bir kimse her zaman hallerini ve fiillerini Kitap ve Sünnetle ölçmez ve aklına gelen düşünceleri (havâtır) itham etmezse, onun adını defterin (Allah) adamları hanesine kaydetmezler"
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #18 : 24 Şubat 2010, 16:07:43 »

18. EBU TÜRÂB NAHŞEBÎ ks (Öl. 245/859)


Sufi zahidlerden Ebu Türâb Asker bin Huseyn Nahşebî (ks), Hatem Asamm (ks) ve Ebu Hatem Attar Mısrî (ks)'nin sohbetinde bulunmuş olup 245 senesinde vefat etmiştir. Çölde vefat ettiği ve vücudu yırtıcı hayvanlar tarafından parçalandığı da söylenir.

Îbn Cellâ (ks), "Altı yüz şeyhin sohbetinde bulunmuş, fakat dördü gibisini görmemiştim; bunlardan birincisi Ebu Türâb idi," demişti.

Ebu Türâbhazretleri,"Fakirin gıdası, bulduğu, elbisesi vücudunu örten, meskeni konakladığı yerdir." demiştir.

Ebu Türâb hazretleri, "Kul bir amelde samimi (ve sâdık) olursa daha onu işlemeden zevkini tadar, bu amelde bir de ihlâslı oldu mu onu işlerken de zevk ve lezzet bulur." demiştir.

Ebu Türâb Nahşebî (ks), "Müridlerinde hoşa gitmeyen bir hâl gördü mü, derhal cehd ve gayretini artırır, tevbesini yeniler ve: Bunlar hoş olmayan bu duruma benim uğursuzluğum sebebiyle, sürüklendiler. Çünkü, Aziz ve Celîl olan Allah, şüphe yok ki: ´Bir kavim kendinde bulunan meziyetleri değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez.´ (Ra'd, 13/14 ) buyurmuştur," demiştir.

Ebu Türâb hazretleri; müridlerine, "Sizden hanginiz yamalı hırka giyer ve Mescidde ve tekkede işsiz güçsüz oturursa dilencilik yapmış olur. Mushafı yüzünden okuyan veya halk işitsin, diye Kur´an okuyanlar da dilencilik yapmış olur(dilencilik ise iyi bir şey değildir)." derdi.

Yine Ebu Türâb hazretleri derdi ki: "Benimle Allah arasında bir ahid var, buna göre elimi harama uzatmayacağım, uzattığım zaman elim kısalacak ve harama ulaşmayacaktır."

Ebu Türâb hazretleri, üç günden beri aç olan müridlerinden bir sûfînin karpuzun kabuğuna el uzattığını gördü ve; "Nasıl olur da elini karpuz kabuğuna uzatırsın? Artık senin tasavvuf yolunda bulunman uygun olmaz, git pazarda para kazan, oradan ayrılma." dedi.

Ebu Türâb Nahşebî  (ks) anlatıyor: "Bir defa hariç, nefsimin hiç bir arzusu olmamıştı. Sefer esnasında bir kere canım ekmek ve yumurta istemişti Orada bulunan bir köye saptım, adamın biri aniden üzerime atıldı ve yakama yapışarak; soyguncularla bu da vardı, dedi. Sonra beni yere yatırdılar ve yetmiş kırbaç vurdular. O sırada halime vâkıf olan bir sûfî feryad etmeye başladı: Ne yapıyorsunuz? Bu Ebu Türâb Nahşebî´dir, dedi. Bunun üzerine beni salıverdiler ve özür dilediler. İçlerinden bir zat beni evine götürdü ve (tesadüf bu ya) sofraya ekmek ve yumurta getirdi. Nefsime dedim ki: Yetmiş sopa yedikten sonra ye bakalım!"

İbnu'l Cella (ks) nakleder ki:" Ebu Türâb gayet neşeli bir şekilde Mekke'ye gelmişti. Üstad nerelerde yemek yedin? dedim. Bir öğün Basra'da, bir öğün Nebac'da, bir öğün de burada." dedi.(O kadar çok riyazat yaparak ve tayy-ı mekan ederek Mekke'ye gelmişti.)
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #19 : 26 Şubat 2010, 14:08:47 »

19.ABDULLAH BİN HUBEYK (Öl. ?)


Sufi zâhidlerden Ebu Muhammed Abdullah bin Hubeyk (ks), Yusuf bİN Esbat (ks)'ın sohbetinde bulunmuştu. Aslen Kûfeli idi ama Antakya´da ikâmet ederdi.


Feth bin Şahraf (ks) anlatıyor: "Abdullah bin Hubeyk'e ilk rastladığımda bana dedi ki: Ey Horasanlı! Ekseriya insanın başını derde sokan şu dört şeydir: Gözün, dilin, kalbin, arzun. Gözüne sahip çık, onunla helal olmayan şeye bakma. Diline sahip ol, Allah Taâlâ´nın kalbinde olduğunu bildiği şeyin aksini söyleme. Kalbine dikkat et, gönlünde hiç bir Müslüman için kin ve hased hissi bulunmasın. Arzuna malik ol, şer olan bir şeyi arzu etmiş olmıyasın. Şu dört husus sende mevcut olmazsa toprak başına, muhakkak ki bedbaht bir insansın."


İbn Hubeyk hazretleri, "Sadece yarın (âhirette) sana zararı dokunacak olan şeye üzül, sadece yarın seni memnun edecek şeye sevin," demiştir.


İbn Hubeyk hazretleri, "İnsanların Hakk'tan ve Hakk'a ibadetten sıkılmaları, diğer insanların kalblerinin onlardan sıkılmalarına sebep olmuştur. İnsanlar Rableri ile yakınlık kursalardı, herkes kendileri ile yakınlık kurarlardı." demiştir.


Ibn Hubeyk hazretleri, "(Allah) korkusunun en faydalısı, günah işlemene mani olan, elden kaçırdığın fırsatlar için uzun uzun üzülmene sebep olan ve geriye kalan ömür hususunda seni devamlı olarak düşündüren korkudur. Recâ (ümitinn en faydalısı ise, amel etmeni kolaylaştıran ümittir." demiştir.


îbn Hubeyk hazretleri: "Bâtıl olan şeylere fazla kulak vermek kalbin ibadetlerden tad almasını engeller." demiştir.
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #20 : 27 Şubat 2010, 21:52:30 »

20. AHMED BİN AHMED ks (Öl. ?)



Sufi zahidlerden Ebu Ali Ahmed bin Asım Antaki (ks): Bişr bin Haris (ks), Seriyyu's-Sakati (ks) ve Haris Muhasibi (ks)'nin akranıdır. Öok keskin bir firasete (zeka ve sezgiye) sahip olduğu için Ebu Süleyman Darani (ks) ona "Kalp casusu" adını vermiştir.


Ahmed bin Âsım hazretleri, "Kalbinin salâh içinde olmasını istersen dilini korumak suretiyle ona yardımcı ol."demiştir.


Ahmed bin Asım hazretleri, "Allah Teâlâ: "Mallarınız ve evlâdlarınız sadece bir fitnedir" (Tegâbün, 64/15) buyurmuş olduğu halde biz durmadan fitnenin artmasını istiyoruz." demiştir
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #21 : 28 Şubat 2010, 15:38:41 »

21. MANSUR BİN AMMAR ks (Öl. ?)

Sûfî zâhidlerden Ebu's-Serî Mansur bin Ammar (ks) aslen Merv'in "Yerânkân" denilen köyündendir. Bûşencli olduğu ve Basra´da ikâmet ettiği de söylenir. Büyük vaiz hocalardan idi.

Mansur bin Ammar (ks), "Bir kimse başına gelen dünyevî musibetlerden dolayı sızlanırsa, musibet dinine intikal eder." demiştir.

Mansur bin Ammar (ks), "Kul için en güzel elbise tevazu ve inkisar, (Mevlâ'ya karşı boynu bükük olma) elbisesidir. Onun için Allah Teâlâ, "Takva elbisesi daha hayırlıdır." (A'raf, 7/26) buyurmuştur." demiştir.

Derler ki: Tevbe edip zühde dönüşünün sebebi şu idi: Bir kere yolda giderken üzerinde "Bismillahi'r-Rahmanî'r-Rahim" yazılı olan bir kâğıt bulmuş, bu kâğıdı koyacak uygun bir yer bulamadığı için yutmuştu. Bunun üzerine rüyasında birinin.- «O kâğıda hürmet ettiğin için Allah, senin üzerine kapalı olan hikmet kapısını açtı," dediğini işitti ve zühde intisab etti.

Ebu'l-Hasan Şa'râni (ks) diyor ki: "Bir kere Mansur bin Ammar'ı rüyamda gördüm ve: Allah sana nasıl muamele yaptı? diye sordum. Şöyle cevap verdi:  Bir yandan dünyaya rağbet ederken öbür yandan halkı  zühde teşvik eden sen misin? dedi. Evet böyle olmuştu. Ya Rabb! Fakat önce Sana  hamd ü sena etmeden, ikinci olarak Peygamberlerine (aleyhisselatu vesselam) salât ve selâm getirmeden, üçüncü olarak da kullarına samimi surette nasihat etmeden açıp kapadığım hiç bir oturum düzenlemedim, dedim. Bunun üzerine Mevlâyı Müteâl (meleklere): Doğru söyledi, onun için bir kürsü kurun, üzerine çıksın, arzda kullarım arasında şan ve şerefinin yüceliğini ilân ettiği gibi, bu defa da semâda meleklerin arasında şan ve şerefimin yüceliğini ilân etsin, dedi"
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #22 : 21 Mart 2010, 20:29:55 »

22.HAMDUN KASSÂR ks (Öl. 271/884)

Sûfî zâhidlerden Ebu Salih Hamdun bin Ahmed bin Ammar Kassâr (ks), Nişaburludur. Melâmet Nişabur'da onun vasıtasıyla yayılmıştır. Süleyman Bârûsî (ks) ve Ebu Türab Nahşebî (ks)'nin sohbetinde bulunmuş, 271 (/884) senesinde vefat etmiştir.

Hamdun Kassar hazretlerine; Bir kimsenin halka öğüt vermesi ne zaman caiz olur? diye soruldu. O da, "(irşad görevini yapacak başka biri bulunmayıp) Allah Taâlâ'nın farz kıldığı hususlardan bir farzı kendisinin yerine getirmesi gerektiği kanaatına vardığı veya bid'atta mahvolacağından endişe ettiği bir kimseyi Allah Taâlâ'nın kendisi vasıtasıyla bu durumdan kurtaracağını ümit ettiği zaman."diye cevap vermiştir.

Hamdun Kassar hazretleri, "Bir kimse; nefsinin, Firavunun nefsinden daha hayırlı olduğunu zannederse, kibir veya gurur göstermiş olur." der.

Hamdun Kassar (ks), "Şerli insanlar hakkında Padişah (Allah) firaset sahibidir, kanaatına vardığımdan beridir ki, Padişahın korkusu kalbimden çıkmış değildir." demiştir.

Hamdun Kassar (ks), "Bir sarhoş gördüğün zaman yolunu değiştir, aleyhinde bulunup onun gibi günaha dalmayasın." der.

Abdullah bin Münazil hazretleri, Hamdun Kassar (ks)'a: "Bana bir tavsiyede bulun,"demiş, O da: "Gücün yettiği müddetçe dünyevî bir şeye kızmamaya gayret et," demişti.

Bİr dostu can çekişirken Hamdun hazretleri onun başında bulunuyordu. Adam ruhunu teslim edince Hamdun hazretleri derhal lambayı söndürdü. Kendisine böyle zamanlarda lambanın yağı arttırılır, diyenlere: "Şimdiye kadar yağ müteveffanın idi, şimdi varislere intikal etmiştir."dedi.

Hamdun Kassar (ks), "Selefin gidişatına bakanlar kendi kusurlarını ve Allah adamlarının mertebelerinden ne kadar geride bulunduklarını anlarlar,»"derdi.

Hamdun Kassar (ks) der ki: "Kendine ait olduğu takdirde gizli kalmasını arzu ettiğin bir şeyi başkasına ait olunca ifşa etme."
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #23 : 22 Mart 2010, 21:13:38 »

23.CÜNEYD BAĞDADİ ks (Öl. 297/909)


Sûfî zâhidlerden Ebu'l-Kasım Cüneyd bin Muhammed (ks), mutasavvıfların beyi ve imamıdır (Seyyidü´t-tâîfe). Doğduğu ve yetiştiği yer Irak'tır. Fakat aslen Nihavendlidir. Babası cam tüccarı olduğu için Kavarîrî denirdi. Ebu Sevr mezhebinin fakihlerinden idi. Daha yirmi yaşında iken Ebu Sevr'in ders halkasında ve onun huzurunda fetva verirdi. Dayısı Serî Sakati (ks), Haris Muhasibi (ks) ve Muhammed bin Ali Kassab (ks)'ın sohbetinde bulunmuş, 297 (/909) senesinde vefat etmişti.

Arif kimdir? diye sorana Cüneyd Bağdadi (ks), "Sen sükût ettiğin halde, sana sırrını anlatan (ve ruhunu okuyan) kimsedir," demiştir.

Cüneyd Bağdadi (ks) der ki: "Biz şu tasavvufu dedikodu ile tahsil etmedik, aç kalmak, dünyayı terketmek, hoşa giden ve alışılan şeyleri kesinlikle bırakmak suretiyle tahsil ettik."

Cüneyd Bağdadi (ks), marifetten bahsederek: "Allah hakkında marifet sahibi olanla (arif billah) iyilik ve ibadet gibi amelleri terketme ve Aziz ve Celil olan Allah'a yaklaşma derecesine ulaşan kimselerdir, diyen bir adam görmüş ve şöyle demişti: Bu, amellerin lüzumsuzluğuna inanan bir topluluğun lâfıdır. Bana göre bu büyük bir hatadır. Hırsızlık ve zina yapanın durumu bu sözü söyleyenin halinden daha iyidir.Şüphe yok ki, Allah Teâlâ hakkında marifet sahibi olan arifler, amelleri Allah Teâlâ'dan alırlar ve bu amellere göre hareket etmek suretiyle yine ona dönerler, amelle arama bir maninin (şer'î bir mazeretin) girmesi hali müstesna, bin sene ömrüm olsa, iyi amellerimden zerre kadar eksiltmezdim."

Cüneyd Bağdadi (ks), "Evinde, bir testiden başka birşey bulundurmaman mümkün ise öyle yap." der.

Cüneyd Bağdadi (ks), "Peygamber (aleyhisselatu vesselam)'in izini takibedenlerden başkası için Allah'a giden bütün yollar insanların yüzüne kapatılmıştır," der.

Cüneyd Bağdadi (ks) diyor ki: "Allah'a vâsıl olmak için bir milyon sene bu hedef istikâmetinde yürüyen sâdık (ve veli), bir an için geri dönse kaybı kazancından fazla olur."

Cüneyd Bağdadi (ks) der ki: "Kur´an ezberlemeyen ve. hadis yazmayan kimselere tasavvuf yolunda tâbi olunmaz. Çünkü bizim bu ilmimiz kitap ve sünnetle mukayyettir."

Cüneyd Bağdadi (ks) der ki: "Bizim bu mezhebimiz Resûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in hadisi ile tahkim edilmiştir."

Ebu'l-Hüseyn Ali bin İbrahim Haddad (ks) diyor ki: "Bir kere Kadı Ebu'l-Abbas bin Şureyh´in meclisinde bulunmuştum. Furû' ve usûl konularında o kadar güzel bir ifade ile konuşuyordu ki, hayran kaldım-, hayranlığımı görünce-. Bu bilgiler bana nereden geliyor, biliyor musun? diye sordu. Kadı îbn Şureyh'in söylemesi daha uygun olur, diye cevap verdim. Bunun üzerine: Ebu Kasım Cüneyd´in sohbet meclislerine devam etmiş olmamın bereketidir bu ilim, dedi."

Cüneyd Bağdadi (ks)'e, Bu ilmi nereden tahsil ettin? diye sorulduğunda, evinin merdivenlerine işaret ederek, "Şu basamakların altında (halvet-hânede) otuz yıl Allah´ın huzurunda oturarak," diye cevap vermişti. Bu menkıbeyi Üstad Ebu Ali (ks)´nin naklettiğini ve şunu eklediğini dinlemiştim: "Cüneyd elinde tesbih bulunduğu halde görülmüş ve: Bu kadar şerefli olduğun halde elde tesbih mi taşıyorsun, denilmiş. O da, "Beni Rabbime ulaştıran bu tesbih çekme yolundan ayrılmam," (vasıtayı terketmem) demişti.

Yine Üstad Ebu Ali (ks)'nin şunu anlattığını işitmiştim: "Cüneyd her gün dükkânına girer, perde ile ayırdığı bir köşede dört yüz rekât namaz kılar, sonra evine dönerdi."

Ebu Bekr Atavî (ks), diyor ki: "Vefat ettiği an Cüneyd´in başucunda idim. Kur'an'ı hatmettiğini, sonra yeni bir hatme başlayarak Bakara suresinden yetmiş âyet kadar okuduktan sonra vefat ettiğini —Allah rahmet eylesin— gördüm."
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #24 : 23 Mart 2010, 20:16:46 »


24. EBU OSMAN HÎRÎ ks (Öl.298/910)


Sûfi zâhidlerden Ebu Osman Said bİN İsmail Hirî (ks) Nişabur'da ikâmet ederdi. Aslen Rey'li idi. Şah Şucâ Kirmanı (ks) ve Yahya bin Muaz Râzî (ks)'nin sohbetinde bulunmuş, sonra bildiklerini dinletmek için Şah Kirmânî (ks) ile birlikte Ebu Hafs Haddad (ks)'ı ziyaret için Nişabur'a gelmiş. Ebu Hafs (ks)'dan İcazetname almış ve kızı ile evlenmiş, kayınpederinden sonra otuz küsur sene yaşamış ve 298 (/910) senesinde vefat etmişti.

Ebu Osman (ks) der ki: "Şu dört şey bir adamın kalbinde eşit olmadıkça o kimsenin imanı kemâl bulmaz: Men-atâ, izzet-zillet" (bir ihsana nail olma veya ihsanın engellenmesi, izzetli olmakla zelil olmak hali yekdiğerine müsavi olmalı).

Ebu Osman (ks) demiştir ki: "Gençliğimde bir müddet Ebu Hafs (ks)'ın sohbetinde bulundum. Bir keresinde beni meclisinden kovmuş ve yanımda oturma, demişti. Yerimden kalktım, arkamı ona çevirmeden, yüzüm yüzüne baka baka geri geri gittim, beni görmeyecek kadar uzaklaştım. İçimden, kapısının eşiğinde bir kuyu kazsam, içine girsem ve emir vermedikçe çukurdan çıkmasam, dedim. Bu halimi gören Ebu Hafs beni kendisine yaklaştırdı ve has dostları arasına aldı."

Derler ki: "Dünyada dördüncüsü olmayan üç kişi vardır. Nişabur'da Ebu Osman, Bağdat'ta Cüneyd, Şam´da Ebu Abdullah bin Cellâ".

Ebu Osman (ks) der ki: "Kırk seneden beridir Allah Teâlâ'nın beni içinde bulundurduğu herhangi bir hâlden hoşnutsuz olmadım, bir halden başka bir hale nakledince de gadablanmadım" (rızâ halini muhafaza ettim).

Ebu Osman hazretleri ölüm yatağında iken hali değişti ve bayıldı. Babasının ruhunu teslim ettiğini zanneden oğlu Ebu Bekir üzüntüsünden gömleğini parçaladı. Bunun üzerine Ebu Osman hazretleri gözünü açtı ve: "Yavrucuğum, bu hareketin zahir itibariyle sünnete aykırıdır, bâtınî itibariyle de riya alâmetidir," dedi.

Ebu Osman hazretleri der ki: "Allah'la sohbet (ve dostluk); güzel edeb, korku ve murakabe hâlini devam ettirmekle olur. Resulullah (aleyhi ekmeluttehaya) la sohbet sünnetine tâbi olmak ve zahirî ilme dört elle sarılmakla olur. Allah Teâlâ'nın evliyası ile sohbet; hürmet ve hizmet esasına dayanır. Ev halkı ile sohbet iyi ahlâkla olur. Dostlarla sohbet, günah olmamak şartıyla onlara daima müjdeler vermek ve güler yüz göstermek esasına istinat eder. Cahillerle sohbet onlar için dua etmek ve kendilerine karşı merhametli olmak suretiyle olur."

Ebu Osman hazretleri demiştir ki; "Hem söz hem fiil yönünden sünneti nefsine amir kılan hikmet incileri söyler, söz fiil cihetinden heva ve hevesi kendine amir kılan, bid'at olan şeyleri konuşur. Zira Allah Teala:"Eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz." buyurmuştur. (Nur, 24/54)
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #25 : 01 Nisan 2010, 16:52:49 »

25.EBU HÜSEYiN NURİ ks (Öl. 295/907)

Sûfî zâhidlerden Ebu'l-Hasan (veya Hüseyn) Ahmed bin Muhammed Nuri aslen Bağavlı olup Bağdat'ta doğmuş, orada yetişmiştir. Cüneyd-i Bağdadi ks 'nin akranı olup Seriyyu's-Sakatî ks ve Ibn Ebi'l-Havari ks'nin sohbetinde bulunmuş, 295 (/907) senesinde vefat etmiştir. Şanı yüce, dili tatlı, merhametli ve muamelesi güzel bir sûfi idi.

Ebu Hüseyin Nuri hazretleri der ki: "Tasavvuf nefsin tüm haz ve arzularını terketmektir. Zamanımızda en aziz olan (ve çok ender bulunan) iki şey var. İlmi ile amel eden âlim, hakikati anlatan arif."

Ebu Hüseyin Nuri hazretleri  diyor ki: "Benim Allah ile öyle bir hâlim var ki; o beni şeriat ilminin hududunun haricine çıkarıyor, iddiasında bulunan birini gördün mü, sakın ona yaklaşma!" demiştir.

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri şöyle der: "Nuri vefat ettikten sonra sıdkın hakikatini haber veren başka kimse kalmadı."

Ebu Ahmed Megâzilî ks, "Nuri'den daha çok ibadet eden birini görmedim, demiş. Cüneyd de mi ondan âbid değildi? diye sorulunca: Evet, diye cevap vermişti."

Ebu Hüseyin Nuri ks der ki: "Yamalı elbise (eskiden hırka) incileri örterdi (içinde cevher bulunan sûfînin sırtında yamalı elbise bulunurdu). Bugün ise mezbeleliklerdeki leş örtüsü haline geldi."

Derler ki: Ebu Hüseyin Nuri hazretleri her gün yanına ekmek alarak evinden çıkar, yolda ekmeği sadaka olarak verir, mescide girer, öğle yaklaşana kadar orda ibadet eder, sonra mescidden çıkar, dükkânına gelir ve böylece oruç tutardı. Ev halkı onun çarşıda, çarşı halkı da evde yemek yediğini zannederdi. Başlangıç halinden itibaren yirmi sene bu esas dahilinde hareket etmiştir.
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #26 : 04 Nisan 2010, 12:20:02 »

26. İBNU'L CELLA (Öl. ?)


Sûfi zâhidlerden Ebu Abdullah Ahmed bin Yahya Cellâ, aslen Bağdatlı olup Remele ve Şam´da ikamet etmiştir. Şam´ın büyük şeyhlerindendir. Ebu Türab ks, Zunnûn Mısri ks, Ebu Ubeyde Busrî  ks ve babası Yahya Cellâ´nın ks sohbetinde bulunmuştur.

İbnü´l-Cellâ hazretleri anlatıyor: "Anne ve babama, beni Aziz ve Celil olan Allah´a hibe etmeyi arzu eder misiniz? dedim. Onlar da: Seni İzzet ve Celâl sahibi olan Allah´a hibe eyledik, dediler. Bunun üzerine memleketi terkettim ve bir müddet onlara görünmedim. Karanlık bir gece vakti memlekete döndüm. Kapıyı çaldım. Babam: Kim o? diye içerden seslendi. Oğlun Ahmed, dedim. Babam: Bizim bir oğlumuz vardı. Onu da Allah Taâlâ´ya bağışlamıştık. Biz Arabız, verdiğimiz şeyi geri almayız, dedi ve bana kapıyı açmadı."

İbnu´l-Cellâ ks der ki: "Katında yerme ile övme eşit olan zâhîd; farzları ilk vaktinde kılan âbid, bütün fiilleri Allah´tan gören ve ondan başka fail görmeyen kimse muvahhid adını alır. Muvahhid, vâhid olan Allah´tan başkasını görmemektedir.

İbnu´l-Cellâ ks, vefat edince baktılar ki, gülüyor. Doktor bu zat henüz sağdır, dedi. "Nabzına baktı, ölmüş, dedi. Sonra açtı yüzüne baktı. Sağ mı, ölü mü bilemiyorum, dedi. Cildinin altında "Allah" (veya lillâh, Allah için) kelimesi şeklinde bir damarı vardı.

İbnu´l-Cellâ ks diyor ki: "Üstadımla giderken güzel bir oğlan gördüm ve: Üstad, Allah bu endama azap eder mi dersiniz, dedim. Dedi ki: Nasıl olur da bu oğlana bakarsın! Yakında akıbetini göreceksin. Gerçekten de bu hadise üzerine ezberlediğim Kur´an´ı yirmi sene unuttum."
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #27 : 06 Nisan 2010, 17:13:39 »

27. RUVEYM BİN AHMED (Öl. 330/941)


Sufi zahidlerden Ebu Muhammed Ruveym bin Ahmed ks, Bağdatlıdır. Ulu şeyhlerden olup 330(/941) senesinde vefat etmiştir. Kıraat alimi idi. Davud-i Zahiri mezhebine göre fıkıh tahsil etmişti.

Ruveym bin Ahmed ks der ki;" Hakim olan velinin hikmetindendir ki, dini hükümleri kardeşlerine tatbik ederken kolaylığı esas alır, kendisine tatbik ederken sıkı davranır.Müslümanlara kolaylık ve genişlik göstermek, ilme tâbi olmak, kendini baskı altında tutmak, verâın hükmüne riayet etmek, demektir."


Ebu Abdullah bin Hafif ks diyor ki: "Bir defa Ruveym'e: Bana nasihat et, diye ricada bulundum. Dedi ki: Bu iş (tasavvuf) can feda etmekle elde edilir. Eğer bu şartla bu yola girersen gir, aksi halde sûfilerin saçma sözleri ile meşgul olma."

Ruveym bin Ahmed ks der ki: "Hangisi olursa olsun halktan bir tabaka ile düşüp kalkman, sûfilerle düşüp kalkmandan daha az mahzurludur. Çünkü bütün insanlar, şekilcilikle meşgul iken, sûfiler hakikatlarla meşgul olurlar. Bütün halk şeriatın zahiri ile amel etmekle iktifa ederken, sûfiler verâ'ın hakikatini ve doğruluğa devam etmeyi nefislerinden istemişlerdir. Bunlarla beraber bulunup da elde ettikleri hakikatlara aykırı hareket edenlerin kalbinden, Allah imanın nurunu çıkarır. Tehlike buradadır."

Ruveym bin Ahmed ks şöyle der: "Öğle sıcağının bastırdığı bir sırada Bağdat´ın sokaklarından susamış bir halde geçerken bir evden su istedim. Elinde bir testi bulunan küçük bir kız kapıyı açtı. Beni görünce: Aaa!.. Sûfi gündüzleyin su içiyor! dedi. Bu hadiseden sonra bir daha gündüz su içmedim, yemek yemedim." (Hep oruç tuttum).

Ruveym bin Ahmed ks diyor ki: "Allah sana söz (ilim ve ta'lim) ile amel nasib eder de sonra sözü alır, ameli bırakırsa, bu senin için bir nimettir. Fakat ameli alır da sözü bırakırsa, bu senin için musibet olur. Şayet her ikisini alırsa, bu büyük bir felâket ve cezalandırma olur."
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #28 : 14 Nisan 2010, 21:07:06 »

28. MUHAMMED BİN FAZL (Öl. 329/940)


Sûfi zâhidlerden Ebu Abdullah Muhammed bin Fazl Belhî ks, aslen Belhli olup Semerkand´da ikamet etmiştir. Belh´ten kovulunca Semerkand´a gelmiş ve orada vefat etmiştir. Ahmed bin Hadraveyh ks gibi sufilerin sohbetinde bulunmuştu. Ebu Osman Hiri'nin ks ona karşı büyü bir meyli vardı.

Ebu Osman Hiri ks Muhammed bin Fazl'a ks yazdığı bir mektupta şekavet ve bedbahtlığın alameti nedir? diye sormuş. O da şu cevabı vermiştir: "Üç şey: İlim nasib olur, fakat amelden mahrum kalınır. Amel nasib olur, fakat ihlâstan mahrum kalınır. Salih insanların sohbetinde bulunmak nasib olur, fakat onlara hürmet etmekten mahrum kalınır." Ebu Osman Hîrî ks, "Muhammed bin Fazl ks, insanların dinî durumunu ve değerini bilen bir sarraftır,"derdi.

Muhammed bin Fazl ks, "Zindan (dünya) da rahat bulunacağını sanmak nefislerin hülyasıdır." demişti.

Muhammed bin Fazl ks, "Şu dört çeşit insan yüzünden İslâm mahvolmuştur: İlmi ile amel etmeyenler, bilmedikleri şeyle amel edenler, bilmediklerini öğrenmeyenler, halkı öğrenmekten men edenler."

Yine bu senedle Muhammed bin Fazl ks der ki: "Şaşılır o kimseye ki, Peygamberliğin eser ve hatıralarını görmek için ıssız bucaksız çölleri aşarak, Ka´be´ye gelir de Aziz ve Celîl olan Rabbinin eser ve tecellilerini müşahede etmek için, nefis, hevâ ve hevesde sefer yapıp buradaki engelleri aşmaz!" (Afakî seferlerde uzun mesafeler kateder de enfüsî seferde mesafe almaz).

Yine O ks: «Dünyasını arttırmaya çalışan bir mürid gördün mü, bunun bedbahtlığının alâmeti olduğuna hükmet," demiştir.

Zühdün ne olduğu sorulunca: "Kendini aziz, şerefli ve haysiyetli bilen bir insanın dünyanın adi bir şey olduğunu görerek ondan yüz çevirmesidir." demiştir
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
ρєяναηє
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 739


aşıklarının kıblesidir Şehr-i Muhammed


« Yanıtla #29 : 20 Nisan 2010, 14:22:40 »

29. AHMED BİN NASR ZEKKAK  ks (Öl.?)

Ebu Bekr Ahmed bin Nasr Zekkâk Kebîr ks, Cüneyd-i Bağdadi'nin ks akranı olup Mısır'ın büyük sûfî zâhidlerindendir.

Kettânî ks diyor ki: "Zekkâk'ın vefatı ile dervişlerin Mısır'a girişleri için delil olan şey ortadan kalkmış oldu." (O sağ iken dervişler Mısır'a ilim için geliyor, denilirdi, o vefat edince bu delil ortadan kalkmış oldu).

Ahmed bin Nasr Zekkâk ks der ki; Beni İsrail çölünde yolumu kaybetmiş, onbeş gün şaşkın şaşkın gezmiştim: Yolu bulunca karşıma bir  çıktı ve bana bir yudum su ikram etti. (Umumiyetle askerler haramdan sakınmadıklarından) bu bir içim suyun kalbime verdiği kasvet otuz sene benden gitmedi.
Logged

Ya Habiballah..

Günahlarım çok, dağ gibi; yüzüm kara, katran gibi, Bu yükten ve siyahlıktan tamam kurtulmaya geldim.
Temizler elbet hepsini, ihsan deryandan bir damla, Gerçi yüzüm kara, amel defterimle geldim.
Kapına yüz sürebilsem, ey canımdan aziz Canan! Su ile olmayan işler, hasıl olur o topraktan!

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: 1 [2] 3
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  Sufilerin Hal Tercümeleri « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: