ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
  
Offline
Mesaj Sayısı: 1127
|
 |
« : 02 Ağustos 2009, 22:12:15 » |
|
Ebussuud Efendi Fetvalar
C. Ebussu'ûd Efendinin Hayatı:
Ebussu'ûd el-İmâdî 17 safer 898 (30 kânunevvel 1490) tarihinde, İskilip'te doğmuştur. “Hünkâr Şeyhi” diye tanınan Muhyiddîn Muhammed el-İskilîbî'nin oğludur.
Babasından, Müeyyed-zâde Abdurrahman Efendi'den, Mevlânâ Seyyidî Karamânî'den ve rivayete nazaran Kemalpaşa-zâde'den ders gördü... Babasından icazet aldı. Tahsili sırasında Sultan İkinci Bâyezid'in dikkatini celb etmiş ve yevmiye 30 akça “çelebi ulufesi” ile taltif olunmuştu.
922 (1516) da, İnegöl İshak Paşa medresesi müderrisliğine yapılan ilk tayininden sonra sırasıyla: 926 (1520) de Davut Paşa, 928 (1522) de Mahmud Paşa, 931 (1525) de Gebze, 932 (1526) da Bursa Sultaniye medreselerine ve 934 (1527) de Sahn-i Semanın “müftî medresesi” denilen kısmına tayin olundu, 939 şevval (1533) de Bursa ve 940 rebîulâhirinde İstanbul kadısı oldu. 944 (1537) de Kânûnî'nin Korfu seferi sırasında Rumeli kazaskerliğine getirildi. 8 yıl bu hizmette kaldıktan sonra; Fenârî-zâde Muhyiddîn Efendi'nin yerine 952 şaban'ında (1545) şeyhülislâm nasb olundu. Bu makamda 5 cemaziyelevvel 982 (23 ağustos 1574) deki vefatına kadar hicrî hesapla 30 yıl kaldı.
D. Şahsiyeti:
“Kaynaklar Ebussu'ûd Efendi'yi zayıf, uzun boylu ve uzunca sakallı, nûrânî yüzlü, vakur, mehib, gayet sâde giyinir, etrafındakilere rıfk ile mu'amele ettiği halde mehabetinden meclisinde kimse ağız açamaz, sözleri hürmetle dinlenir, âbid ve zahid bir zat olarak tarif ederler. Mu'âsırları tarafından, Ebû Hanîfe-i sânî, Hâtemetül-müfessirîn, Mu'allim-i sânî (muallim-i evvel: Kemalpaşa-zâde) vasıfları ile yâd edilen bu zat, Osmanlı şeyhülislâmlarının tefsir ve fıkıh sahalarında en âlimlerinden biri sayılmaktadır. Adına yazılmış kasidelerden başka, tarihlerde, tezkirelerde ve terâcim kitaplarında medhi için söylenen sözlere bakarsak, kendisinin zamanını aşan bir şöhret kazandığını anlarız”.
Devrinin en nüfuzlu adamlarından biri olmakla beraber siyâsete ka­rışmayan Ebussu'ûd Efendi'ye Kânûnî, büyük bir hürmet ve itimad beslemiş, mühim Mes’elelerde onun re'yine baş vurmuştur. Pâdişâhın, Zigetvar yolundan yazdığı “hâlde hâldaşim, sinde sindaşım, âhiret karındaşım, tarîk-i hakta yoldaşım...” diye başlayan mektup, aralarındaki rabıtanın kuvvetini gösterir.
İkinci Selim tarafından da büyük saygı gören Ebussu'ûd Efendi, bu pâdişâhın zamanı ile 3. Murad ve 3. Mehmet devirlerinin başlıca ilmîye ricalinin hocasıdır.
Arapça tefsiri ve şiirleri, arap âleminde meşhurdur. Türkçe nesirde ise en müzeyyen üslûbdan en sâde halk diline kadar her vâdîde kalem kullanmıştır.
Elhâsıl, Ebussu'ûd Efendi, sultanı Kânûnî, sadrâzamı Sokullu kaptân-ı deryası Barbaros, mimarı Sinan ve şâiri Bakî olan ebed-müddet bir devletin kendine lâyık şeyhülislâmı idi.[2]
[2] Giriş bölümünün yazılmasında istifâde edilen eserler:”Hukûk-i İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu” Ömer Nasuhi Bilmen, İstanbul 1949.”Büyük İslâm İlmihâli” Ayni yazar, İstanbul.”Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü” Mehmet Zeki Pakalın, İstanbul 1946.”İlmiye Salnamesi” Meşîhat-i ulyâ mektupçuluğu tarafından, Dârülhüâfet Üllyye 1334. “İslâm Ansiklopedisi” İlgili maddeleri.... M. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislam Ebussuüd Efendi Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı, Enderun Kitabevi, İstanbul 1972: 23.
|