Necmüddin-i Kübra'nın Şehadeti (k.s.a)
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
19 Mayıs 2012, 09:20:17
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Necmüddin-i Kübra'nın Åžehadeti (k.s.a) 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Necmüddin-i Kübra'nın Åžehadeti (k.s.a)  (Okunma Sayısı 635 defa)
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« : 17 Haziran 2009, 14:18:16 »

Türk sufisi "pesifist" temayülleri olan "miskin bir mistik" değil; tesbih çekebildiği kadar kılıç da çekebilen, gönülleri olduğu kadar kaleleri de fethedebilen bir "mücahid"dir. Yaygın kullanılan deyimlerle ifade edersek, "cihad-ı ekber" olan nefs ile savaşı yapma azmindeki bir mürşid için daha kolay olan "cihad-ı asgar"dan yüz çevirmek yani Allah yolunda savaşmaktan geri kalmak düşünülemez. Bunun en güzel örneğini gösterenlerden birisi Türkistan'lı şeyh ve adıyla anılan Kübreviyye tarikatinın kurucusu Necmüddin Kübra'dır.


Daha sonra bahsedeceğimiz şehadetine kadar Harezm bölgesinin manevi başbuğu olarak yaşayan Necmüddin Kübra bugün bile Türkistan'daki en verimli İslami merkezlerden olan Harezm bölgesinde sünni İslami geleneğin sarsılmaz bir şekilde kökleşmesini sağlamıştır. Bir rivayete göre Harezm bölgesinin en büyük alimlerinden olan ve "Mefatih-ül Gayb" adlı şaheser tefsirin müellifi olan Fahrüddin Razi ile bir sohbetinde O'na "Hakk'ı ne ile bilirsin?" diye soran Necmüddin Kübra, Razi'den "Yüz kadar burhan (=delil) ile " şeklindeki cevabı alır.Şeyh, cevaben "Delil bir konudaki şüpheyi gidermek içindir; Allah benim kalbime öyle bir nur vermiş ki, onun yanına asla şek ve şüphe yanaşamaz" der. Bunun üzerine devrin en ünlü zahir alimi olan İmam Fahrüddin Razi, Necmüddin Kübra'ya bağlanır ve müridi olur. B öylece Harezm bölgesinde zahir ve batın ilminin iki zirvesi kavuşmuş olur. Harezm bölgesi o günden bu yana bütün Türkistan'ın en önemli ilim merkezi olarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür.


Kaynaklarda "Seyyid-ül Şüheda ve'l Evliya" (Şehidlerin ve Velilerin Efendisi) olarak da zikredilen Necmüddin Kübra'nın nitelikleri arasında "Kınayanın kınamasından korkmama" özelliği vurgulanmaktadır. Cihad-ı ekber'in en büyük fetihlerini yaşayan Necmüddin Kübra, cihad-ı asgar gerektiğinde nasıl davranılacağını, Harezm bölgesinin uğradığı Moğol saldırısında ortaya koyduğu dişe diş mücadelesi ile göstermiştir.

Bütün kaynakların ittifak ettiği şekilde Moğol küffarı ile cenk ederken şehid olan Necmüddin Kübra'nın şehadetini anlatan eserde:" ...Küffar Harezm'e geldiğinde Şeyh beraberlerindekini biraraya topladı, 600 kişi kadardılar. Bu sırada Şeyh'in bedduasına uğramış olan Harezm Sultanı şehri terkeylemişti.Küffar sultanı yakalamak üzere Harezm'i kuşattığında Şeyh önde gelen müridlerini çıkardı ve "Tez kalkınız ve beldelerinize gidiniz, doğudan çıkan bu yalın ateş batıya kadar yaklaşmıştır ve bu bir büyük fitnedir ki ümmet içre onun misli görülmemiştir"dedi. Buna karşılık da bazı müridleri "Ne ola ki, Hazret-i Şeyh bir dua eylesede bu fitne müslüman yurtlarından defolsa..." Şeyh buyurdu ki " Bu bir hükm-ü kazadır ki def'i mümkün değildir." Bunun üzerine hep beraber Horasan taraflarına çekilmeyi teklif ettiğinde Şeyh buyurdu ki "Ben burada şehid olmak dilerim ve bana başka yeregitmeye izin yoktur." Müridlerin bir kısmı Horasan taraflarına doğru yöneldiler. Şeyh ardakalan müridlerini çağırarak " Geliniz, Allah yolunda O'nun ismini yüceltmek için savaşalım" dedi . Ve hanesine girip saglamca kuşandı, önü açık bir hırka giydi ve her iki koltuğunu taş ile doldurdu; eline bir sapan alarak dışarı kafirlerin karşısına çıktı hiç bir taşı kalmayana kadar küffara karşı savaştı. Bu sırada kafirler de Şeyhi ok yağmuruna tutmuştu. Bir ok mübarek sinesine dokunmuştu. Çekip çıkardı ve onun üzerine düşerek vefat eyledi.(1221) Derler ki şehid olduğu vakitte bir kafirin perçemini tutmuş idi. Şehadetten sonra kimse onu Şeyh'in elinden kurtaramadı. Akıbet o kafirin perçemini kestiler..." Babası Bahaeddin Veled ve dostu Şems-i Tebrizi'nin mürşidi Baba Kemal Cendi'nin de şeyhi olan Necmüddin Kübra'nın şehadetine işaret eden ve bağlılığını Hazret-i Şeyh'e ulaştıran Mevlana Celaleddin-i Rumi:

"Biz şöyle bir izzet kerem kavmindeniz;

Her nefes bize hoşça kadeh sunarlar

Biz kıymetsiz müflislerden değiliz ki;

Bize efsun edip de zayıf tutalar.

Biziz bir elde iman şarabı içen:

Bir elde kafir perçemini tutanlar..."

mısraları ile nefs tezkiyesi ile küfre karşı savaşın birlikteliğini dile getirmektedir.

Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled vee Necmüddin Daye gibi müridleriyle o yıllarda Türkleşme sürecini yaşayan Anadolu'da gelişmekte olan tasavvufi hayatı derinden etkileyen Necmüddin Kübra, tarikatının Anadolu'da yaygınlaşmamasına karşılık bugün de Orta Türkistan'da Harezm merkezli olarak yaşayan Kübreviyye tarikatı yoluyla Türk dünyasında kalıcı tesirlerini icra etmeye devam etmektedir.

Allah Makamını Cennet etsin...
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
smeyra
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 370



WWW
« Yanıtla #1 : 19 Haziran 2009, 13:41:20 »

Amin..

Rahman razı ola..
Logged

Dertleri zevk edinmektir Alemde hüner,
Gamu_u şadi felek böyle gelmiş, böyle gider...
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Necmüddin-i Kübra'nın Åžehadeti (k.s.a) « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: