Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
19 Mayıs 2012, 09:10:24
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli  (Okunma Sayısı 1071 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« : 22 Temmuz 2009, 19:28:05 »


Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli



Adamın biri, kötü yoldan kazandığı parayla bir inek satın almış. Sonra yaptığından pişman olmuş. İyi birşey yapmak için ineği Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına bağışlamak istemiş. O zamanlar dergahlar aşevi görevi de görüyormuş. Gitmiş Hacı Bektaş-ı Veli’ye danışmış. Hacı Bektaş-ı Veli, “helal değil” diye ineği geri çevirmiş. Bunun üzerine Mevlana dergahına gitmiş. Mevlana hediyeyi kabul etmiş. Adam daha önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu ineği kabul etmediğini söylemiş. Mevlana’ya bunun sebebini sormuş. Mevlana, “Biz bir karga isek, Haci Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden biz senin hediyeni kabul ederiz. Ama o kabul etmeyebilir” demiş.
Adam üşenmemiş kalkmış Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına gitmiş. Hacı Bektaş-ı Veli’ye” Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söylemiş. Bunun sebebini bir de siz açıklarmısınız? diye sormuş. Hacı Bektaş-ı Veli de şöyle söylemiş,”bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir”. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir.
Ama onun engin gönlü kirlenmez. Onun için, hediyeni kabul etmiştir.”


Birbirlerini yermeyen, kırmayan…Dostlarının sözlerini iyiye yoran, yücelten…Böylesine bilge insanlar nerede şimdi?..


Etiketler: Din, hacı bektaşi veli, Kıssadan-Hisse, Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli
Logged

ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #1 : 22 Temmuz 2009, 21:47:16 »

bu metin nerede geçiyor? çünkü bu iki zat aynı dönemlerde yaşasalar dahi, ayrı ve o zamanın ulaşımı açısından uzak yerlerdeydi? metnin kaynağını merak ettim.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #2 : 23 Temmuz 2009, 07:56:14 »

Yakın devirde onunla ilgili bilgi veren kitaplara bakıyoruz ve bu verdiğimiz rakamların doğru olduğunu tahmin ediyoruz. Hicrî 606 - 669, milâdî 1209 - 1270 yılları arasında yaşamış ki, bu Mevlânâ ile akran demektir, çağdaş demektir. Zâten menâkıbnâmelerde de onunla çağdaş olduğuna dair, birbirleriyle münâsebetleri olduğuna dair rivayetler var...

Konuşmayı canlandırmak için, o rivayeti anlatayım. Eflâkî diye Menâkıbül Arifîn'i Maarif Klasikleri arasında neşredilmiş olan, Mevlânâ'dan sonra yaşamış, onun torunuyla çağdaş bir yazar var... O Mevlânâ ile ilgili rivayetleri duyarak, çevreden toplayarak o eseri meydana getirmiş.

Diyor ki: Kırşehir'de bir Sulucakarahöyük denilen yerde --şimdiki Hacıbektaş kasabası-- bir şahıs varmış ve Mevlânâ'ya muhalif imiş. Bir müridini, halifesini oraya göndermiş. Demiş ki: "Git o Mevlânâ denilen adama, sor ki: Eğer aradığını bulduysa, Rabbine kavuştuysa, erdiyse, erenlerden olduysa; bu velveleyi, bu gürültüyü kessin!.. Bu gürültü ne?.. Bulmuş, muradına ermiş. Eğer aradığını bulamamışsa, bu gürültü niye?.. Bulamayan insanın bu gürültüsü iddia oluyor, palavra oluyor, gösteriş oluyor, tantana oluyor. O da tasavvufta makbul bir şey değil... Git bunları o zata söyle!" demiş Hacı Bektaş-ı Velî, Eflâkî'ye göre...

Eflâkî tabii, Mevlevî dervişi... Şöyle anlatıyor: Hacı Bektaş-ı Velî'nin gönderdiği şahıs Konya'ya gelmiş. sormuş:
"--Bu Mevlânâ nerdedir?.."
"--Falanca medresededir."

O medreseye gitmiş, kapısından içeriye girmiş. Mevlânâ o anda semâ' halinde...

Mevlânâ onu kapıdan görünce... Yüzü güzel, nurlu... İçi güzel; kalbinin, sîretinin, mânevî halinin güzelliğini görmüş Mevlânâ... "Ne güzel yüz, ne güzel iç alemi; ne güzellikler, ne güzellikler..." diye coşmuş, semâa geliyor. Semâ' bu... Yâni böyle vecde gelip, kendinden geçip, aşka gelip dönmek...

Şimdi vecde gelmiş dönüyor Mevlânâ... Bir taraftan da bir rubâî söylüyor. Ama rubâîyi onlar bizim gibi düz okumazlardı. Yâni gazel demek, rubâî demek, o zaman için ses eşliğinde, makamla, bir ahenkle söylemek demek... Düz şiir okur gibi, böyle kaş çatarak söylemek değil...

Bir taraftan dönüyormuş, bir taraftan da bir ilâhî söylüyormuş ki, Türkçe'si şöyle:

    Eğer senin yârin, dostun, sevgilin yoksa, neden taleb etmiyorsun?..
    Eğer yârını, sevdiğini, dostunu bulup ona kavuştuysan niçin tarab etmiyorsun?..


Tarab etmek, sevinmek demek... Tarabya, Boğazda sevinçli işlerin olduğu yermiş demek ki... "Niçin o zaman da sevinç ızhar etmiyorsun?.. Tenbel tenbel oturmuşsun da, kendi acâip halinin farkında değilsin de, bizim halimize ne kadar acâip hal diyorsun. Halbuki, senin halin acâip... Yoksa kalk talep et, gayrete gel; varsa, sevincinden şıkır şıkır oyna!" demek istiyor Mevlânâ... O zaman Hacı Bektâş-ı Velî'nin tenkidine cevap vermiş oluyor.

Yâni, "Bulduysa otursun yerine!" demişti; "Buldumsa, sevincimden oynayacağım." diyor. "Bulmadıysa, yine otursun yerine!" demişti; "Bulmadıysam, aramak için bir coşkunluk içine gireceğim." demiş oluyor. Tabii bunlar bir meseleye iki ayrı bakıştır; ictihad farkı... Birisi o zihniyette, birisi başka zihniyette... İkisi de haklı olabilir, mümkündür; çünkü, niyetleri temizdir.
HACI BEKTAŞ-I VELİ

Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN
Logged

ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #3 : 23 Temmuz 2009, 15:04:19 »

tamam aynı dönemde yaşamış olabilirler, benim sorduğum şu, ortada bir ineğin kırşehir ile konya arasında gidip gelmesi var, o zamanın şartlarında bu az bir şey değil, bu nedenle bu menkıbenin kaynağı nedir onu sordum.
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #4 : 24 Temmuz 2009, 11:48:47 »


İbni Teymiye ağabey, soru muhatabınız olmasamda, muhatabında affına sığınarak, ben sorunuza farklı bir yönden cevap vermek istiyorum, bu tür menakıblarda hedeflenen hadise "halkın irşadı" olduğu için, bu tür hadiseler gerçekte vuku bulmuşmudur, bulmamışmıdır kısmı ikinci planda kalmıştır. Muhteva olarak biz şahsen, kitap ve sünnete aykırı bir yön olup olmadığına bakıyoruz. Bize anlatmak istediği şey bu iki adil şahite aykırı değilse, bunu hikaye gibi düşünür, inek gittimi geldimi diye üzerinde durmayız.
 
allaha emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #5 : 24 Temmuz 2009, 19:56:33 »

Allah sizden razı olsun meczup kardeş.bende sizin gibi düşündümde nası yazsam diye bekliyordum...ibni teymiye kardeş niye bu kıssanın kaynağına bu kadar takıldı anlamadım.önemli olan bu kıssada verilmiş olan mesaj değilmi?
 teşekkürler.
Logged

ibni teymiye
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 80


« Yanıtla #6 : 25 Temmuz 2009, 18:31:09 »

Meczub dost, sorunun muhatabı olmadığını bildiğine sevindim. Bu konunun üzerinde durulmaması anormal olmazmı? İçerikte olan şeyler aklımın almadığı bir olaydı. Umuma açık alanlarda sarfedilen sözlerin Şeriati Garraya uygunluğuna dikkat etmek, her mü'min muvahhidin sorumluluk şuuruyla yapması gereken bir eylemdir...
Logged

وَمَا يَنطِقُ

عَنِ الْهَوَى {3} إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى {4}
(Peygamber) hiç bir şeyi kendi nefsinin hevasından yapmaz. O vahiy üzere hareket eder 53/3-4
ene_meczub
Ukab
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1127



« Yanıtla #7 : 25 Temmuz 2009, 21:22:54 »

eyvallah teymiye abi, hamdolsun buradaki kardeşlerimiz ve büyüklerimiz bu hassasiyetlere sahip kişilerdir. Elbette insanız ve zaman zaman gözden kaçabilen şeyler olabiliyor, zaten burada da öyle bir aykırılık söz konusu değildir. Acizane bir kardeşiniz olarak bizimde sizden istirhamımız, yapılan nakillerin ait olduğu devrin şartlarını da göz önüne alarak değerlendirmeniz olacaktır.

Örneğin, Ruhul Beyan tefsirinin orjinali 16 cilttir. Muhammed Ali es Sabuni bu tefsiri elden geçirmiş, diyorki "bu tefsir irşad amaçlı yazılan bir tefsir olduğu için, içerisinde zayıf rivayet çoktu ve ben bunları çıkardım, farsça olan kısımlar vardı, farsçam olmadığı için o kısımlarıda çıkardım, böylece bu kitabı sağlam kaynaklara dayalı bir hale getirdim"

Şimdi tefsirin yazarı, İsmail Hakkı Bursevi hazretleri bu rivayetlerin zayıf olduğunu mutlaka biliyordu ama, onun bu tefsiri yazmasındaki amaç ve gaye ümmeti muhammedin irşadıdır. Bu nedenlede anlatmak istediği şeye uygun zayıf rivayetleride kullanmıştır, ama bu rivayetler kuran ve sünnetle tezatta değildir. Bursevi hazretleri bu gün bu tefsiri yazacak olsa, allahu alem aynı metodu takip etmeyecektir. O kendi devrinin ihtiyacına göre hareket etti, bu devrin öncelikleri de mutlaka daha başkadır.

Allaha emanet olunuz.
Logged

Canım kurban olsun senin yoluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Gel şefaat eyle kemter kuluna, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sen Hak peygambersin şeksiz gümansız, Sana uymayanlar gider imansız.
Aşık yunus neyler dünyayı sensiz, Adı güzel kendi güzel Muhammed
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: