İbni Abidin ks
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
19 Mayıs 2012, 08:56:23
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  İbni Abidin ks 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İbni Abidin ks  (Okunma Sayısı 874 defa)
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« : 12 Ağustos 2009, 15:31:25 »

İBN-İ ÂBİDÎN

Şam'da yetişen âlimlerin en büyüklerinden, velî. Osmanlıların en meşhûr fıkıh âlimlerinden olan İbn-i Âbidîn'in ismi, Seyyid Muhammed Emîn bin Ömer bin Abdülazîz'dir. 1784 (H.1198) senesinde Şam'da doğdu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin sohbeti ile şereflenerek kemâle geldi.

İbn-i Âbidîn, küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Bir müddet babası ile birlikte ticâretle meşgûl oldu. Bu sırada bir taraftan da Kur'ân-ı kerîmi okumaya devâm ediyordu. Bir gün dükkânlarının önünde Kur'ân-ı kerîm okurken, oradan geçen biri; "Burada bu şekilde Kur'ân-ı kerîm okuman uygun değildir. Hem okumanı düzelt." dedi. Bunun üzerine babasından izin alarak, o zaman Şam'daki meşhûr kırâat âlimlerinden Şeyh-ül-Kurrâ Saîd-ül-Hamevî'ye gitti. Ondan tecvîd ilmine dâir Meydâniyye, Cezeriyye ve Şâtibiyye kitaplarını okudu ve ezberledi. Kur'ân-ı kerîmin doğru ve tam okunmasını bildiren kırâat ilmini iyice öğrendikten sonra, sarf, nahiv ve Şâfiî fıkhını öğrendi. Bu ilimlere dâir ana metinleri de ezberledi.Bundan sonra, o zamânın en meşhûr âlimlerinden olan Seyyid Muhammed Şâkir Sâlimî'nin derslerine devâm etti. Fen ve sosyal ilimlerin, yanısıra, tefsîr, hadîs ve fıkıh ilimlerini de öğrendi. Hocası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin tavsiyesi üzerine, Hanefî mezhebine geçti. Daha on yedi yaşındayken, fıkıh kitapları üzerine hâşiye ve şerhlerle açıklama ve îzâhlar yaptı. Kıymetli eserler yazmaya başladı.Hadîs ilminde de, Şam'da bulunan muhaddis Kuzberî'den icâzet, diploma aldı. İlimde o kadar yükseldi ki, daha hocaları hayattayken büyük bir şöhrete kavuştu.

İbn-i Âbidîn, zâhir ilimlerini öğrendikten sonra, kelâm ve tasavvuf ilimlerini de zamânın en büyük âlimi ve tasavvuf ehli, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'den öğrendi. Onun sohbeti ile şereflenerek kemâle geldi. İbn-i Âbidîn'in ilimdeki üstün derecesini, ahlâkını ve hizmetlerini oğlu Alâeddîn Muhammed şöyle anlattı: "Babam uzun boylu, heybetli ve vakârlı idi. Yüzünde nûr parlardı. Vaktini, devamlı, ilim öğretmek ve talebe yetiştirmekle, ibâdet ve tâatla geçirirdi. Geceleri devamlı kitap yazar, az uyurdu. Gündüzleri ders okutur ve sorulan sorulara cevap (fetvâ) verirdi. Ramazanda her gece hatim okur ve göz yaşı dökerdi. İnsanlara faydalı olmak husûsunda çok titiz davranır, hiç abdestsiz durmaz ve vaktini boşa geçirmezdi."

İbn-i Âbidîn hazretlerinin dîne uymaktaki hâlleri meşhûrdur. Haram, mekruh ve şüphelilerden kesinlikle uzak durur, mübahları çok az kullanır, ibâdetlerinde sünnetlere, müstehaplara, edeplere uymakta son derece titiz davranırdı. Beş vakit namazda, tahiyyâtı okurken, Resûlullah efendimizi baş gözü ile görürdü. Göremediği zaman o namazı yeniden kılardı.

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin kıymetli talebelerinden olan İbn-i Âbidîn, ondan ders aldığı sıralarda, bir gece rüyâda Resûlullah efendimizin üçüncü halîfesi hazret-i Osman'ın vefât ettiğini ve Câmi-i Emevî'de namazını kendisinin kıldırdığını gördü. Sabahleyin derse gidip Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerine bu rüyâyı olduğu gibi anlatınca, o da; "Senin rüyânın tâbiri, Allahü teâlâ bilir ki şöyledir: "Ben yakında vefât ederim, sen benim cenâze namazımı Câmi-i Emevî'de kıldırırsın. Çünkü ben, hazret-i Osman'ın torunlarındanım." buyurdu. Aradan birkaç gün geçince Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî tâûn, vebâ hastalığından şehîd olarak vefât etti. Namazını İbn-i Âbidîn kıldırdı.

İbn-i Âbidîn hazretleri, fakirlere pekçok sadaka verir, akrabâsını ziyâret eder, annesine, babasına çok iyilik ve hürmet ederdi.

Onun meclisinde boş söz konuşulmazdı. Şam'da ve diğer şehirlerdeki şer'î mahkemelerde ihtilaflı hüküm verilse, derhal ona mürâcaat olunarak düzeltilirdi. En mühim ve zor meseleler ona sorulurdu. İhtilaflı bir şey hakkında ona mürâcaat edilmeden hüküm verilmezdi. İlim kitapları üzerine kendi güzel yazısıyla öyle açıklamalar kordu ki, böylece en zor meseleler kolaylıkla anlaşılırdı. Kendisine sorulan sorulara verdiği cevapları güzel bir üslupla yazardı. Birçok talebe yetiştirip icâzet, diploma vermiştir.

İbn-i Âbidîn, fıkıh âlimlerinin yedinci tabakasındandır. Yâni önceki tabakalarda bulunan fıkıh âlimlerinden doğru olarak nakil yapanlar derecesindedir.

İbn-i Âbidîn, 1836 (H.1252) senesinde elli dört yaşında Şam'da vefât etti. Vefât haberini duyan müslümanlar, böyle büyük bir âlimi kaybetmelerinden dolayı çok üzülüp göz yaşı döktüler. Cenâzesine gelenler görülmemiş bir kalabalık teşkil etti. Cenâze namazı Sinân Paşa Câmiinde kılındıktan sonra, Şam'da "Bâb-üs-sagîr" denilen yerdeki kabristana götürüldü. Vefâtından yirmi gün önce, hocalarının ve büyük zâtların kabirlerinin yanında kendisi için kazdırmış olduğu kabre defnedildi.

İbn-i Abidîn'in en meşhûr eseri Redd-ül-Muhtâr'dır. Bilhassa bu eseriyle tanınmıştır. Bu kitabı, Dürr-ül-Muhtâr kitabına yaptığı beş ciltlik hâşiyesidir. Dürr-ül-Muhtar'a haşiye yazarken önce Vakıf bahsinden başlamış, daha sonra başa dönmüştür. Önceki yazdıklarını temize çekmeden vefât edince bu kısımlar oğlu Alâeddîn tarafından temize çekilmiştir. Kitap, İbn-i Âbidîn ismiyle meşhûr olmuştur. Bu eseri Hanefî mezhebindeki fıkıh kitaplarının en kıymetlisi ve en faydalısıdır. Fukahâ (fıkıh âlimleri) tarafından, üzerinde söz edilmiş her meselenin hülâsası, bütün İslâm âlimlerinin kabûl ve takdir ettiği bir şekilde bu kitapta toplanmıştır. Hanefî mezhebinde kendi zamânına kadar yazılmış fıkıh kitaplarının sanki bir özetidir. Bu kitaba kendi oğlu tarafından Kurret-ül-Uyûn-il-Ahyâr adında bir tekmile yazılmıştır. Şam âlimlerinden Ahmed Mehdî Hıdır da, İbn-i Âbidîn kitabının bir fihristini hazırladı ve 1962'de basıldı. Bundan başka; Tefsîr-ül-Beydâvî Hâşiyesi, El-İbâne, El-Ukûd-üd-Dürriyye, İthâf-üz-Zekî, Bugyet-ül-Menâsik, Tahrîr-ül-İbâre, Tahrîr-ün-Nükûl, Şifâ-ül- Alîl, Ukûd-ül-Le'âlî, İcâbet-ül-Gavs, Sell-ül-Hisâm-il-Hindî li Nusreti Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî, Nesemât-ül-Eshâr.

Dört mezhebin inceliklerine vâkıf, derin âlim, kâmil velî Seyyid Abdülhakîm Efendi; "Hanefî mezhebindeki fıkıh kitaplarının en kıymetlisi, en faydalısı İbn-i Âbidîn'dir. Her sözü delîl, her hükmü senettir..." buyurdu.

İbn-i Âbidîn, buyurdu ki:

"Âdem aleyhisselâmdan beri, her dinde bir vakit namaz vardı. Hepsinin kıldığı, bir araya toplanarak bize farz edildi. Namaz kılmak, îmânın şartı değil ise de, namazın farz olduğuna inanmak, îmânın şartıdır. Namaz, duâ demektir. Dînin emrettiği, bildiğimiz ibâdete, namaz "salat" ismi verilmiştir. Mükellef olan yâni âkil ve bâliğ olan her müslümanın, her gün beş vakit namazı kılması "Farz-ı ayn"dır. Farz olduğu, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiştir. Mîrâc gecesinde, beş vakit namaz emrolundu. Mîrâc, hicretten bir yıl önce, Receb ayının yirmi yedinci gecesinde vukû buldu. Mîrâcdan önce, yalnız sabah ve ikindi namazı vardı."

"Kur'ân-ı kerîm, Kadir gecesinde inmeğe başlamış ve hepsinin inmesi yirmi üç sene sürmüştür. Tevrât, İncil ve bütün kitaplar ve sahifeler ise, hepsi birden, bir defâda inmişti. Hepsi, insan sözüne benziyordu ve lafzları mûcize değildi. Onun için çabuk bozuldu, değiştirildiler. Kur'ân-ı kerîm ise, Muhammed aleyhisselâmın mûcizelerinin de en büyüğüdür ve insan sözüne benzememektedir."

YAPTIĞINIZ HİZMET

Hocası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî'nin kendisine yazdığı bir mektup aşağıdadır.

"Her sözü sened olan büyük âlim Mevlânâ Muhammed Emîn Âbidîn'e en güzel duâlarımı ve en latîf medhlerimi bildiririm.

Sizinle görüşüp buluşma arzumuz çoğaldı. Size olan muhabbet ateşimiz arttı. Şeyh İsmâil Enârânî'nin sizden tarafa gitmesini vesîle ederek bu mektubu yazıyorum. Yazdığınız pek kıymetli eserlerle İslâm âlemine yaptığınız büyük hizmet için, pekçok duâlara mazhar oldunuz.

Siz de bizim hâlimizi sorarsanız, sevdiklerimizden uzak kalmamızın acısı içindeyiz. Allahü teâlâdan dileğimiz, sizin de öyle olmanızdır. Hâllerinizi bize bildirmeyi ihmâl etmeyiniz. Allahü teâlânın izniyle, her sıkıntınızda bütün gücümüzle size yardım edeceğiz.

Selâm eder, bütün kalbim ve rûhumla yanınızda olduğumu bildiririm."

1) Rehber Ansiklopedisi; c.8, s.23
2) Tabakât-ül-Usûliyyin; c.3, s.147
3) Sefînet-ül-Evliyâ; c.4, s.133
4) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (49. Baskı) s.1088
5) Fâideli Bilgiler; (6. Baskı) s.125
6) Redd-ül-Muhtâr
7) Kurretü Uyûn-il-Ahyâr; s.3
8 İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c.18, s.45
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #1 : 12 Ağustos 2009, 15:33:47 »

keşke O'nun zamanında yaşasaydım.. Üzgün

bu arada böyle demek kaderi tenkit olur mu?
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
halidi
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 850


hamuş


« Yanıtla #2 : 12 Ağustos 2009, 15:37:58 »

ESERLERİ :

1 - Reddu'l-Muhtâr ala'd-Durri'l-Muhtâr.
«İbn Abidîn'in Hâşiyesi» diye tanınan bu eser, et-Timurtâşî'ye (v. 1004/ 1595) ait «Tenvîru'l-Ebsâr» adlı esere el-Haskefî'nin (v. 1088/1677) «ed-Durru'l-Muhtâr» adıyla yaptığı şerhin haşiyesidir.
İbn Âbidîn, bu eserin te'lifine hocası Muhammed Şâkir'in 1222 h. yılında vefat etmesinden sonra 24 yaşlarında iken başladı.
a. g. e.. s.e
Müellifin ifadesinden de anlaşıldığı gibi eserde, «ed-Durru'l-Muhtâr»ın ibareleri tankih, rumuz ve işaretleri tavzih, sahih ve mutemed olan görüşleri ile tenkid edilen ve muteriz olanları beyan edilirken daha evvel kimsenin vuzuha kavuşturmadığı müşkil meseleler ve mudil havadisler de zikredilmiştir. Mütekaddimîn ulemanın eserleri ve müteahhirîn ulemanın eserlerinin hulasasıyla, bu ulemanın garib havadislerle ilgili olarak yazdıkları risalelerden istifade edilerek meselelere ışık tutulmuştur. Eserde bilhassa İbn Nuceym'in (v. 970/1562) 40, eş- Şurunbulâlî'nin (v. 1069/1658) 60 risalesi ile Alîyu'l-Kârî (v. 1014/1605), Abdulğanî en-Nâb-lusî (v. 1143/1731) ve Allâme Kâsım'a (v. 879/1474) ait muhtelif risalelerle «el-Bahru'r-Râik», «el-Mineh», «el-Eşbâh, «Câmi ul-Fusûleyn»in Hayruddîn er-Remlî'ye (v. 1081/1671) ait haşiyeleri ve «Fetâvâ»sı. ibnu'ş-Şel-bî (v. 947/1540)'nin «Fetâvâ»sı, er Rahîmî (v. 1104/1692) ve Şeyh İsmail (v. 1113/1701)'in Fetâvâ'larıyla «el-Fetâvâ'z-Zeyniyye», et-Timurtaşiyye, el-Hâmidiyye ve diğer bazı fevta kitaplarından büyük ölçüde istifade edilmiştir. Ayrıca kendilerine itimad edilen seçkin ulemanın eserlerinden istifade edildiği gibi bu eserlerde vuku bulan hata ve sehivler de beyan edilmiştir. Bilhassa fetva kitapları ve şerhlerle, «el-Bahru'r-Râik», «en-Nehru'l-Fâık, «el-Mineh», «el-Eşbâh», «Dürer» ve haşiyelerini bu cümle-den sayabiliriz.
İbn Âbidin, Reddu'l-Muhtâr, c. III, s. 215-216
İbn Âbidîn, eserini, baştan sona kadar müsvedde olarak yazdıktan sonra, Kitâbu'l-İcâre'den eserin sonuna kadar olan kısmı temize çekti. Daha sonra eserin başından başlayıp «Bâbu kitâbi'l-kddî ile'l-kâdi» ile «Kıtâbu'ş-şehâdet» arasında «Mesâilu'ş-şettâ» adındaki bölüme gelince vefat etti. Bu bölümden «Kitâbu'l-hibe»nin sonuna (Kitâbu'l-icâre'nin başına) kadar olan kısım temize çekilmediği için, eser tabedilirken bu bölüm müellifin oğlu tarafından müsveddelerden olduğu gibi çıkarılmıştır.
a. g. e.. c. IV. s. 362, 523; Alâuddîn M.. a. g.e., s. 34
Müellifin oğlu Alâuddîn Muhammed (d. 1244/1828, Dımaşk; v. 1306/1889, Dımaşk) tarafından, babasının eserine «Kurretu Uyûni'l-Ahyâr li-Tekmileti Reddi'l-Muhtâr» adıyla bir tekmile yapılmıştır.
Alauddîn Muhammed, 1285 h. yılında İstanbul'a gelip «Mecelle Cemiyeti ne katıldı. Üç yıl sonra dönüşünde Ahmed Cevdet Paşa'nın da ısrarı üzerine, babasının «ed-Durru'l-Muhtâr»ın nüshası üzerinde bıraktığı bir takım talikat, tahrirat ve itirazları da nazara alarak tekmileyi yazmıştır.
Şeyh Saîd ve Abdurrahman el-Kezberî'den ders alan Alauddin Muhammed, Trablus katıldığı ve Dimaşk Maarif Meclisi ikinci reisliği vazifelerinde de bulunmuştur.
Alauddin M.. a. g. e, s. 3-4; el-Bağdadî, Hediyye. II. 388; Sarkis. I. 100; Zirlklî. 7. 152; Kehhâle. 11. 193.
İbn Âbidîn'in eserine, Abdulkadir b. Mustcrfa er-Râfiî el-Fârukî (1238/ 1822; v. 1323/1906) «et-Tahrîru'1-Muhtâr li-Reddi'l-Muhtâr» adlı «Takrirâ-tu'r-Râfiî» diye de bilinen talikatı yazmıştır.
İbn Âbidîn'in haşiyesinin, Ahmed Mehdî el-Hıdr tarafından modern hukuk tanzimi de nazara alınarak yapılan bir mevzu fihristi vardır. Alfabetik esasa göre tertip edilen eser 316 s. olup ilk baskısı 1962 yılında yapılmıştır.
bk. İslâm Araştırmaları Enstltüsü Kütüphanesi Nu: R-3843
İbn Abidîn haşiyesinin ve bu haşiye üzerine yazılan eserlerin baskı yılı ve yerleri :
Sarkis. I. 152, 924; Brockelmann, S, II, 428. 773
Reddu'l-Muhtâr:.Kahire 1263, 1307, 1317, 1323/6; Bulak 1272, 1286, 1299; Ind. 1288; İstanbul 1307 (5c.).
Kurretu Uyûni'l-Ahyâr: Beyrut 1272; Bulak 1299; Kahire 1327, İstanbul 1293.
Takrirâtu'r-Râfiî: Mısır 1323.

2 - el-Ukûdu'd-Dürriyye fî Tenkîhı'l-Fetâvâ'l-Hâmidıyye. Hâmid b. Alî b. ibrahîm b. Abdurrahman el-imâdî ed-Dımaşkî (d. 1103/ 1692; v. 1171/1757)'nin «el-Fetâvâ'l-Hamidiyye» adlı eserinin tankihidir.
el-Bağdadî. İzâhu'l-Meknûn. II. 113
Hamid Efendi'nin 1137-1155 h. yılları arasında Dımaşk müftülüğü yaptığı 18 yıllık müddet zarfında verdiği fetvaları muhtevidir. İbn Âbidîn, müellifin son devirde yaşamış olması, sika müteahhirin ulemanın görüşlerini kaydetmesi ve bu hususta geniş bir ıttılaa sahip olması bakımından eseri en faydalı ve mutemed kitablardan sayar. Fakat müellifin eseri iyi tertip etmemesi, mükerrer ve iştihar bulan meseleleri düşürmemesi, çoğu zaman cevabı bir yerde verip ona uygun nakli başka bir yerde vermesi gibi sebeplerle İbn Âbidîn bu eserin ihtisar ve tankihine karar verdiğini belirtir. İbn Âbidîn, meşhur mesaili ve mükerrerleri çıkarıp bazı yerlerde takdim ve tehir yaparak lüzumlu kayıt ve teyidlerde bulunmuştur.
İbn Âbidin;elUkûdu'd-Dürriyye,Bulak l300,l,2;II.335. Eser, Bulak 1300. Kahire 1310 yıllarında basıldı. bk. Brockelmann. S. II, 434, 773
Brockelmann, Hamid Efendi'nin eserini «Muğnî'l-Müstefti on suâli'l-Müftî fi'l-Fetâvâ» diye verirken, (dipnotgoster61693) el-Bağdadî de bu eseri «el-Fetâvû'l-Hâmidiyye»den ayrı olarak kaydetmektedir.
(18)Brockelmann. S. II, 434; (19)el-Bagdadî, Hecliyye. I. 261; İzâhu'l-Meknûn. II. 520
Brockelmann ve Sarkis'in, İbn Âbidîn tarafından tankih edilen eseri, Hamid b. Muhammed el-Kastamûnî el-Konevî'nin (v. 985/1577) «el-Fetâ-vâ'l-Hâmidiyye» adlı eseri olarak kaydetmeleri hatadır.
(20)Sarkis. 1. 739; Brockelmann. G, II. 572, S. II, 644
Hamid Efendi'nin ayrıca, «Şerhu'l-lzâh fi'l-Furû, el-Metâlibu's-Seniy-ye li'l- Fetâvâ'l-Âliyye, el-Akdu's-Semin fî tercümeti sahibi'l-Hidâye Bur-hâniddin, Salâhu'l-Âlem bi-İftâi'l-Âlim, el-Kavlu'l-Akvâ fî Ta'rifi'd-Da'vâ, Teka'ku u's-Sin fî Nikâhi'i-Cinn, el-Luma' fi Tahrimi'l-Muta'» adlı eserleri vardır.
el-Bağdadî. Hediyye, I, 261; Ziriklî. II. 166

3 - Nesemâtu'l-Eshâr.
en-Nesefî (v. 710/1310)'nin «Menâru'l-Envâr» adıyla fıkıh usulüne dair yazdığı esere el-Haskefi (v. 1088/1677) tarafından «İfâdetu'l-Envâr» ismiyle yapılan şerhin haşiyesidir.
ul-Bagdadî, İzahu-l Meknun. II, 554;
Eserin baskı yıl ve yerleri: istanbul 1300, Kahire 1328
Brockelmann, S. H. 264. 773

4 - Minhetu'l-Hûlik ala'l-Bahri'r-Râlk. Ibn Nuceym'e (v. 970/1562) ait «el-Bahru'r-Raik» adlı eserin haşiyesi olup eserin hamişinde olarak Mısır 1311 yılında basıldı.
el Bağdadî, a.e., II, 578; Sarkis, I, 265; Brockelmann. S, H. 252

İbn Âbidîn'in ks Risaleleri :

1 - el-İbâne an Ahzi'l-Ücre ani'l-Hidâne Dımaşk 1301 (18 s.)
Sarkis, I. 150; Brockelnnann, S, II. 773. 32 risale birarada İstanbul 1325'de basıldı. 1325 tarihliler bu eserin içindedirler. El Bağdadi, a. e., I, 7
2 - İthâfu'z-Zekiyyi'n-Nebîh bi-Cevâbi mâ Yekülu'l-Râkih Dımaşk 1301, İstanbul 1325 (14 s.)
a.g.e.,1,18
3 - İcâbetu'l-Ğavs bi-Beyâni Hâli'n-Nukebâ ve'n-Nucebâ ve'l-Eb-dâl ve'l-Evtâd ve'l-Ğavs. İstanbul 1325 (20 s.)
el-Bağdadî. İzâhu'l-Meknûn, I, 25
4 - Ecvibe Muhakkika an Es'iletin Müteferrika. Dımaşk 1302 İstanbul 1287 (21 s.)
a. g. c., I, 28
5 - İIâmu'I.AIâm li-İkrâri'1-Âmm Dımaşk 1301 (26 s.)
a. g. e., I, 100
6 - el-Akvâlu'l-Vâdihatu'l-Celiyye li-Mes'eleti Nakzi'l Kısme ve Mes'eleti'd-Dereceti'l-Caliyye. Dımaşk 1301 (21 s.)
a. g. c., I, 111
7 - Buğyetu'n-Nâsik fi ed-iyyeti'l-Menâsik. İstanbul 1325
8 - Tahbîru't-Tahrîr fî İbtâli'l-Kadâ bi'1-Fesh bi'l-Ğabni'l-Fâhiş bilâ Takrir Dımaşk 1301 (30 s.)
a. g. e., I, 229
9 - Tahrîru'l-İbâre fî Men Huve Evtâ bi'l-İcâre Dımaşk 1301, İstanbul 1287,1325 (25 s.)
a. g. e., I, 232
10 - Tenbîhu'l-Ğâfil ve'l-Vesnân ala Ahkâmi Hilâli Ramazân. Dımaşk 1301 (30 s.)
11 - Tenbîhu'l-Vukûd ala Mesâili'n-Nukûd. Dımaşk 1301 (14 s.)
12 - Tenbîhu'l-Vulât ve'l-Hukkâm ala Ahkâmi Şâtimi Hayri'IEnâm ve Ehadi Eshâbihi'l-Kirâm. Dımaşk 1301 (29 s.)
13 - er-Rahiku'l-Mahtüm şerhu Kalâidi'l-Manzûm li-Abdurrahman b. İbrahim b. Ahmed el-Hanefi, Feraiz. Dımaşk 1302 (97 s.)
a. g. e., I, 552
14 - Refu'l-İştibâh an İbâreti'l-Eşbâh. Dımaşk 1301 (12 s.)
a. g. e., I, 576
15 - Refu'l-İntikâd ve Defu'l-tirâz atâ Kavlthim el-İmânu Mebniyye-tun ala'l-Elfâz lâ ala'l Ağrâz. Dımaşk 1301 (19 s.)
a. g. e., I, 577
16 - Refu't-Tereddüd fî Akdi'I.Esâbi İnde't-Teşçhhüd. Dımaşk 1301 İstanbul 1325 (22 s.)
17 - Sellu'l-Husâmi'l-Hindî li-Nusreti Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî. Dımaşk 1301 (61 s.)
18 - Şifâ'u'l-AIîl ve Bellu'l-Ğalîl fî Hukmi'l-Vasiyye bi'l-Hatâmât ve't-Tehâlîl. Dımaşk 1301 (71 s.)
a. g. e., II, 51
19 - El-Ukûdu'l-Lâlî fi'l-Esanidi'l-Avâlî Dımaşk 1302
a. g. e., II, 115
20 - el.Ukûdu'd-Dürriyye ti Kavli'l-Vâkıf ala'l-Ferâizi'ş-Şer-îyye. Dımaşk 1301 (28 s.)
21 - el-llmu'z-Zâhir fi'n-Nesebi't Tâhir. Dımaşk 1301, İstanbul 1325
a. g. e., II, 118
22 - Ğâyetu'l-Beyân fî enne Vakfe'l-İsneyn atâ Enfusihimâ Vakfun lâ Vakfân Dımaşk 1301
el-Bağdadi, a. g. e.. II. 138
23 - Ğâyetu'l-Matlab fi'ş-Tirâti'l-Vâkıf avde'n-Nasib itâ Ehli'd-Dere-ceti'l-Ekrab fe'l-Ekrab. Dımaşk 1301 (12 s.)
a. g. e., II, 141
24 - el-Fevâidu'l-Aribe fî irâbi'l-Kelimâti'l-Ğarîbe. Dımaşk 1301 (23 s. hamişinde es-Saâlibî'nin «en-Nihâye fi't-Tarîz ve'l-Kinâye»si olarak).
a. g. e., II. 207
25 - el-Fevâidu'l-Muhassese fî Ahkâmi Keyyi'l-Himmisa. Dımaşk 1301, İstanbul 1287 (19 s.)
a. g. e., II 210
26 - Menâhilu's-Surûr li-Mubteği'l-Hisâb bi'l-Küsûr (7 s.) Dımaşk 1301
a. g. e., II. 564
27 - Minnetu'l-Celit li-Beyâni İskâti mâ ala'z-Zimme min Kesîr ve Kalîl. İstanbul 1325
a. g. e., II, 567
28 - Menhelu'l-Vâridîn min Bihâri'I.Feyz ala'z-Zuhri'l-Müteehhilîn fî Mesâili'l-Hayz. Dımaşk 1302 (69 s.) «ez-Zuhru'l-Müteehhilîn» el-Birgivî (981/1573)'nindir.
a. g. e., II, 595
29 - Neşru'I-Af fî Binâi Ba'zî'l-Ahkâm ala'l-Urf. Dımaşk 1301 (47 s.)
a. g. e., II, 638
30 - el-Hediyyetu'l-Âlâiyye li-Telâmizi'1-Medârisi'l-İbtidâiyye. Dımaşk 1299, 1301 (47 s.)
31 - Tahriru'n-Nukûl fi Nefakâti'l-Furu' ve'l-Usûl. Dımaşk 1301 (22 s.)
a. g. e., I, 234
32 - Tenbihu Zevi'l-Efhâm alâ Butlâni'l-Hukm bi- Nakzi'd-Da'vâ ba'de İbrâi'l-Âmm. Istanbul 1325 (10s.)
a. g. e., I, 324
33 - Şerhu'l-Manzumeti'l-Müsemma bi-Ukûdi Resmi'l-Müfti. İstanbul 1325
34 - Tenbihu Zevi'l-Efhâm alâ Ahkâmi't-Teblîğ Halfe'l-İmâm Dımaşk 1301, İstanbul 1325 (17 s.)
a. g. e., I, 325
İbn Abidîn'in ayrıca basılmamış şu eserleri vardır:
Alauddin M., a. g. e.. s. 6; el-Bağdadî, Hediyye. II. 307
«Hâşiyetu'l-Beydâvî, Hâşiyetu'l-Mutavvel, Haşiyetu'l-Mültekâ, Hâşiyetu'n-Nenr, Refu'l-İnti'zâr ammâ Evredehu'l-Halebi el-Mudâri ala'd-Durri'l-Muhtar, Fethu Rabbi'l-Erbâb alâ Lubbi'l-Elbâb, (dipnotgoster61769) ed-Düreru'l-Mudiyye fı şerhi Nazmi'l-Ebhuri'ş-Şiriyye, (dipnotgoster61770) Şerhu Nüzheti'l-Nisâb l'ibni'l-Haim, ve «Muradî Tarihi» ne bir zeyl.
el-Bagdadî, İzâhu-l-Meknûn, II, 163 a. g. e., I, 469 a. g. e., II, 638
Logged

“Madem ki Şam ve Mekke'de senin işinin düğümü açılmadı, o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”

Hazreti Pir Zülcenaheyn Mevlana Halid-i Bağdadi kaddesallahu sırrahulaziz
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  İbni Abidin ks « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: