|
_selma_
|
 |
« : 22 Temmuz 2009, 19:22:08 » |
|
Akşemsettin Hazretlerinin bir sözü: Fehm olunmaz hükm-ü sırr-ı hafiyyü’l bari, Çare yok şive-i takdire rızadan gayri. Ömer hayyam şöyle der: Eğer geçen geçmişse, sakın ondan hiç mi hiç bahsetme, Yarın da madem henüz gelmemiştir; onun için feryat etme, Geçmiş ve gelecek üzerine sakın hayat binası kurma etme, Hali hazır durumunu iyi değerlendir, ömrünü berbat etme. Mevlana hazretleri de şöyle der: Biz dünyaya ayrılık tohumları saçmak için gelmedik. Fakat biz, sadece ve sadece birleştirmek için geldik. Gel gel diyen Mevlana: -gel dedi sevgiye çağırdı -gel dedi saygıya çağırdı -gel dedi şevkate, merhamete ve kulluğa çağırdı. -hiç dışlayıcı olmadı. Herkesi kucakladı -Her gecesi kadir her rastladığı Hızırdı. Örneği önderi, kılavuzu Peygamber SAS efendimizdi. Daim aşkla şakıdı, ayrılıklardan yandı yakıldı. Dostu Allah’tı, o Mevlanaydı, başımızın tacıydı.
Şimdi yüreklerimiz daha bir yaralı, bekliyor Mevlana ahlaklıları, ilhamı Kur’an ve mesneviden alıp sevgiyi asra taşıyanları… Yeniden ve bir daha sevgiyi hakim kılmak için mevlana’şanları… Bekliyor yüreklerimiz daha bir yaralı, hep çağıran hep gel diyen Mevlanayı. Bütün bir insanlık çağırır oldu gözleri yaşlı. Bu yazı o candan davetlere bir cevap olmalı. Çünkü bütün detlerin devası islamda ve Kur’an’dadır. Zira halkın ve dünyanın emniyeti ve huzuru, ancak manevi kalelerle sağlanır.
Mevlana: Seyyidim, kurtarıcım, efendimsin; Mevlana, Adın anılsın gönülde, sevgilisin sen bana, Himmet eyleyiver de cümle ihvan yarana, Herdem muhtacız biz, senin o kelamına. Asırlar önce geldin, bizlere neler verdin, Anılırsın evrende, insanlığa ders verdin, Avrupa Amerika… tüm dünyada bilindin, Farsca söylemiş iken, her lisana çevrildin. Rubailer, gazeller mesnevi, divanı kebir senin. Hakkın yüce kelamı, fasih lisanı idin, Ondan bize armağan Mesneviyi getirdin. Mesnevi şerh ediyor Kur’an azimuş-şanı, Ehadisin-nebiyyi Muhammed Mustafayı(a.s) Adem’den ta… Ahmed’ e (a.s) nebiylerin diliyle, Sesleniyorsun sen hep, Mesnevinin içinde. Muhammed Mustafamız (a.s) feda ona canımız, Kur’an kelamullahtır, başımızda tacımız, Din-i İslam-ı mübin, yegane imdadımız, Lailahe illallah; işte bizim andımız. Bir düşünür de diyor ki:
Düşüp düşmediğiniz değil, düştüğünüzde ayağa kalkıp kalkmadığınız önemlidir.
|